Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Nazmi KARYAĞDI
07 Aralık 2016Nazmi KARYAĞDI
225OKUNMA

Vergi İncelemesinde 10 Yıl Öncesinden Tespitler ve Öneriler

Günümüzde, gelişmiş ya da gelişmekte olan  gelir idareleri incelendiğinde üç temel fonksiyonun ana hizmet fonksiyonu olarak ortaya çıktığı görülmektedir.

Bunlar;

  • Mükellef Hizmetleri,
  • Vergi İncelemesi ve
  • Tahsilat fonksiyonlarıdır.

Mükellef hizmetleri, sadece kavramsal olarak bile, günümüzde vergi toplama faaliyetini klasik vergi tanımındaki "zor alımdan" ziyade artık bir "hizmet" olarak da algılanması gereken bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır.

Kendiliğinden yasalara uyarak vergisel yükümlülüğünü yerine getirmek isteyen kişi ve kurumlara karşı gelir idarelerinin yaklaşımı mükellef memnuniyetini göz önünde bulunduran bir hizmet yaklaşımı çerçevesinde gerçekleşmek zorundadır.

Bu durum esas itibariyle "Devlet, vatandaş için vardır" şeklinde özetlenen çağdaş yönetim anlayışının, demokratik ve ekonomik gelişimin bir sonucudur.

İdarelerin ikinci fonksiyonuinceleme (denetim de bu kapsamda yer almaktadır) olup, bu fonksiyon da vergi yasalarının uygulamasının zorlama ile sağlanması yoludur.

Uygulamada mükellef odaklı yaklaşımın gerçekleşemeyeceği ve bunun bir ütopya olduğu yönünde bir düşünceye sahip olanların ileri sürdükleri örnek "denetimde ve incelemede nasıl mükellef odaklı olunacağı, verginin bir zor alım olduğu bu nedenle de mükellef odaklılığın kesinlikle olmayacağı" şeklindedir. Görüldüğü üzere bu örnek oldukça uç bir örnek olup gerçekte vergicilik hizmetlerinde mükellef odaklılığı tamamıyla yok sayan bir niteliktedir.

Zorlama ile ilgili alanda temel prensip, yasalara uymayan kişilerin yasalar yoluyla ve yasaların öngördüğü şekilde yasalara uyumunun sağlanmasıdır. Dolayısıyla da bu alandaki mükellef odaklılık, yasaların öngördüğü vergi tutarını yasaların belirlediği yetki ve yükümlülükler çerçevesinde toplamaktır.

Daha açık bir ifadeyle, çağdaş bir gelir idaresinde vergi incelemesi alanında mükellef odaklılık ilkesi ele alındığında; mükellef hakları gözönünde bulundurularak, incelemede mükelleflerin yükümlülükleri olduğu gibi idarenin de bir takım yükümlülükleri olduğu ve ödenmesi gereken vergi tutarının yasaların öngördüğü tutardan ne daha fazla ne de daha az gerçekleşeceği şeklinde bir sonuca ulaşmak mümkündür.

İdarelerin üçüncü temel fonksiyonu datahsilattır. Tahsilatla ifade edilmek istenen gönüllü olarak yapılan ödemeler dışında kalan, tıpkı inceleme gibi zorlama yoluyla gerçekleşen uygulamalardır.

Bugün Amerikan Gelir İdaresi IRS'in en önemli özelliği dünyanın en iyi gelir idaresi olmasından ziyade dünyanın en iyi tahsilatçısı olmasıdır.

Tahsilat fonksiyonu beyan edilip zamanında kısmen ya da hiç ödenmeyen tutarlar ile idare tarafından beyanname verildikten sonra tespit edilen beyan dışı bırakılan kazançlara ilişkin vergilerin tahsilatı ile ilgilidir.

Nasıl ki bir banka kredi verdiği bir kişinin borcunun zamanında ödememesi durumunda çok kısa sürede takibe geçer ve öncelikle kısa sürede likide çevrilen kaynaklara yönelir, daha sonra nakde dönüşmesi zor olan kaynaklara yönelirse vergi idareleri de bu şekilde davranmak zorundadırlar.

Aynı şekilde zor durumda olan mükellefin ekonomik varlığını sürdürmek suretiyle borcunu ödemesini sağlamasına imkân vermek ya da daha açık bir ifadeyle mükellefe ekonomik yaşam imkânı vermek suretiyle hem idarenin hem de mükellefin kazanmasına imkân veren yaklaşımlar da tahsilat fonksiyonunun mükellef odaklı yaklaşımına çağdaş bir örnek teşkil etmektedir.

Vergi yasalarının uygulanmasında "gönüllü uyum" artık temel bir anahtar haline gelmiştir.

Gönüllü uyumun en basit tanımı, mükelleflerin vergi yasalarının getirmiş olduğu düzenlemelere kendiliklerinden uyum göstermeleridir.

Dünyanın neresinde olursa olsun hiç kimsenin kolaylıkla ve büyük bir arzuyla vergi ödemeyeceği psikolojik, sosyolojik daha da önemlisi ekonomik bir gerçekliktir.

Ancak yapılan yasal düzenlemelerin ve gerçekleştirilen uygulamaların adil, hukuku uygun, eşitlikçi bir yapıda olması, haksız rekabete yol açmıyor olması, toplumun  tüm kesimlerinin yasaların kapsamına girdiğinin herkes tarafından biliniyor olması ve uygulamaların en kısa sürede, en az masrafla ve doğru bir şekilde gerçekleştirilmesi gönüllü uyumun arttırılmasında temel unsurlardır.

Uluslararası literatür irdelendiğinde vergi ödeme gayreti ile Devletçe sunulan kamu hizmetleri arasında (vergi idaresinden alınan hizmetler de dahil olmak üzere) çok güçlü bir bağın olduğu görülecektir.

Gelir idarelerinin adil, tarafsız, hukuka uygun, etkin, verimli ve kaliteli hizmet sunmaları mükellef hizmetleri kapsamında değerlendirilebilecek unsurlar olup bunlar gönüllü uyumu pozitif bir yaklaşımla arttırmaya yönelik uygulamalardır.

Vergi incelemesi de gönüllü uyumu dolaylı yoldan arttıran bir diğer unsurdur. Mükellefler, inceleme riski ve inceleme sonrası ortaya çıkacak olan ek vergi ve cezaya muhatap kalmamak amacıyla vergi yasalarına uyum gösterirler ki, bu da gönüllü uyumun negatif bir unsur vasıtasıyla (vergi incelemesi) sağlanması anlamına gelir.

Vergi incelemesi, incelemeye tabi olan mükellefin ödemesi gereken gerçek vergi tutarını ortaya çıkarmak suretiyle mükellefin vergi yasalarını uyumunu sağlar.

Ancak bu gönüllü bir uyum olmayıp zorlama ile (vergi incelemesi aracılığıyla) sağlanan bir uyumdur.

Vergi incelemesine tabi olmayan mükellefler ise inceleme riskini ortadan kaldırmak, incelemeye tabi olmaları durumunda da ilave vergi, gecikme faizi ve ceza ile karşı karşıya kalmamak amacıyla gerçek gelir ve kazançlarını beyan ederler ki bu da incelemenin gönüllü uyuma katkı sağlayan diğer boyutu olup bu durum incelemenin prevantif (önleyici) yanı olarak vergi literatürüne girmiştir.

Vergi incelemesinde ABD sistemindeki bazı müesseseler

1- İnceleme Esnasında Mükellefin Gecikme Faizinin Artışını Önlemek Amacıyla Ek Beyanda Bulunması

Eğer mükellef inceleme sonunda ilave vergi borcu çıkabileceğini düşünüyorsa, tahmin ettiği tutarın bir kısmını ya da tamamını inceleme devam ederken ödemek suretiyle gecikme faizinin birikmesini engelleyebilir.

IRS mükelleften parayı tahsil ettiği anda ödenen tutara isabet eden kısma ilişkin olarak faizin işlemesi durmaktadır. Gecikme faizi, vergi ve cezalar üzerinde hesaplanan bir unsur olup eğer eksik ödenen vergi kısmı kalmışsa bu kısım için faiz normal dönemden itibaren hesaplanır.

2- Zamanaşımı Süresini Uzatma İzni (Vergi İncelemesinin 3 yıllık zamanaşımı süresinde yapılması)

Genel anlamda beyanname zamanaşımı, süre sınırlandırılması anlamında olup IRS'i incelemeyi yapma ve vergi farkını tespit etme konusunda zorlayan bir hükümdür. Vergi farkının belirlenmesi (Vergi incelemesi) beyanname doldurulduktan ve İdareye verildikten sonra 3 yıl içinde yapılmış olmak zorundadır.

IRS, beyannameler doldurulduktan sonra olabildiğince kısa sürede beyannameleri incelemek amacında olmasına karşın bazı durumlarda, beyannamenin incelenmesindeki zamanaşımını genişletmesini talep etmesini mükelleften isteyebilir.

Üç yıllık zamanaşımı süresinden sonra ilave fark bulunmuşsa bulunan farkın herhangi anlamı yoktur. IRS, zamanaşımı süresi bittikten sonra ilave vergi salma ya da iade yapma ve indirim imkânı sağlama gibi bir işlem yapamaz (mükellef zamanında süre uzatımı talebinde bulunmadıkça).

Diğer taraftan mükellef inceme sonucu hakkında İdare ile hemfikir değilse ve zaman aşımı için yeterli bir süre kalmamışsa, uyuşmazlık konusunu yargıya götüremez.

Zamanaşımının sınırlandırılması konusunda, eğer mükellefin incelemesini tamamlamak için yeni vergi tutarı tespit etmek için ve/veya itiraz hakkının kullanılabilmesi için zaman kalmamışsa mükellefin zamanaşımını uzatmayı talep etme hakkı vardır. Bu istek neticesinde mükellef, tespit edilen hususlar konusunda inceleme elemanı ile aynı fikirde değilse kendi iddiasını destekleyebilmesi için daha fazla döküman temin edebilme ya da vergi indirimi veya vergi iadesi talebinde bulunabilmesi imkânını sağlar.

Mükellefle İdare arasında düzenlenen yazılı bir anlaşma beyanname zamanaşımını uzatır ki bu anlaşma "izin" olarak adlandırılır. Zamanaşımını uzatma izini emlak vergisi hariç tüm vergi türlerinde uygulanabilir.

Uygulamada iki tür süre uzatımı formu kullanılmaktadır. Birinci form süreyi belirli bir tarihe kadar uzatmakta diğerinde ise açıkça belirlenmemiş bir zaman dilimi şeklinde uzatma sözkonusu olmaktadır. Sınırlandırılmış izin belgesi, beyannamede açık bir dille uzatma dışı bırakılan kalemleri kapsamaz.

Mükellefin beyannamesi zamanaşımı sınırına yaklaşıyorsa, mükelleften süre uzatımı konusunda bir cevap vermesi istenir. Mükellef;

  1. Zamanaşımının uzatılmasını reddetmek, 
  2. Süre uzatım iznini belli konularla sınırlandırmak,
  3. Süre uzatımını belirli bir periyotla sınırlandırmak,

şeklinde tercihini kullanabilir.

3- Mükellefin İnceleme Sonuçlarını Kabul Etmemesi Durumunda Arabuluculuk Müessesesi

Eğer mükellef inceleme sonucunda ortaya çıkan vergi artışı önerisini kabul ediyorsa bir form imzalayacak ve ilave vergiyi ödeyecek ya da borçlanacaktır. Mükellef ilave vergiye bağlı olarak gecikme faizi ve uygulanacak ceza tutarlarını ödemek zorundadır. Mükellef anlaşmayı imzaladığı zaman ödemede bulunursa gecikme faizi genellikle mükellefin beyannameyi verdiği tarihten ödemeyi yaptığı tarihe kadar olan süre için hesaplanır.

Mükellef vergi iadesi almaya hak kazanmışsa, incelemenin sonunda anlaşma formunu imzaladığında bunu hemen alır. Mükellefe iade yapılırken faiz de ödenir.

Eğer mükellef inceleme elemanı ile aynı fikirde değilse itiraz hakkına sahiptir. İtirazın olağan ilk aşaması inceleme elemanının yöneticisinden bir görüşme talep etmektir. Bu görüşmede mükellef ya da onun temsilcilisi mükellefin iddiasını yöneticiye anlatırlar. Yönetici ve mükellef bir uzlaşmaya varırlarsa yeni bir rapor imzalanır ve daha önce imzalanmış olan inceleme ortadan kaldırılmış olur. Eğer herhangi bir uzlaşmaya varılamamışsa ve mükellef ilave vergiye yönelik itirazını devam ettirme arzusunda ise IRS İtiraz Bürosu'ndan dinlenme talebine bulunur. IRS İtiraz Bürosu şu anda IRS içinde mükelleflerin itirazlarını değerlendirecek tek yönetsel birimdir.

Mükellef IRS'in bulduklarının bir kısmını ya da tamamını kabul etmiyorsa inceleme sonuçlarından kaynaklanan uyuşmazlıkları çözmek amacıyla kurulan "Hızlandırılmış Tamamlanan Arabuluculuk" hizmetlerinden yararlanabilir.

Hızlandırılmış Tamamlanan Arabuluculuk, eğitimli bir uzlaştırıcı başkanlığında mükellefe kısa sürede tamamlanan bir hizmet önerir. Arabulucu (mediator), taraflar arasında iletişimi tesis eder ve tarafsız bir durumdadır. Arabulucu uyuşmazlığın kökenine inebilmek için mükellefle ve IRS'le birlikte çalışacaktır.

Her iki tarafa da yardım etmekten amaç, her iki tarafında ortaklaşa ikna oldukları hukuksal olarak uygulanabilir bir sonuca ulaşmaktır. Arabulucunun taraflardan herhangi birine herhangi bir çözümü empoze etme yetkisi yoktur. Mükellef istediği zaman arabuluculuk sürecinden çekilebilir. Eğer çözülmemiş herhangi bir konu kalmışsa olağan itiraz haklarını devam ettirme hakkına sahiptir.

Eğer İtiraz Bürosu düzeyinde anlaşmaya varılamamışsa mükellefe 90 gün mektubu (Yasal Eksiklik Uyarısı olarak da adlandırılan) gönderilir. Bu form 90 gün mektubu ya da uyarı olarak adlandırılır çünkü mükellefe 90 gün içinde vergiyi ödemesi ya da alternatif olarak Vergi Mahkemelerinde Başkan'ın yasal eksiklik uyarısının yeniden gözden geçirilmesini talep etmesi gerekir.

4- İncelemenin Başlangıç Aşamasında Bitirilmesi: Tekrarlanan İnceleme İşlemi

Bir inceleme sonucunda mükellefin beyanında herhangi bir farklılık bulunmamışsa ya da çok küçük bir farklılık bulunmuşsa mükellefin sonraki yılları IRS'in "Tekrarlanan İnceleme İşlemi" uygulaması kapsamına girer. Tekrarlanan İnceleme İşlemi, bir yönetsel politika olup, mükelleflerin daha önce incelenmiş olan aynı konulardan gereksiz yere yeniden incelenmesini önlemek amacıyla ihdas edilmiştir. Mükellefin beyannameleri aynı konulardan önceki iki yılda incelenmiş ve inceleme mükellefe herhangi bir yeni yük getirmeksizin sonuçlanmışsa, yönetim inceleme elemanını bu konudan haberdar edecektir. İnceleme elemanının önceki durumları onaylaması üzerine inceleme bitirilmiş olacaktır.

5- Mükellefin İncelemesinin Şekilsel Başvuru Dışında Yeniden Açılması: İncelemenin Yenilenmesi

İdarenin sıklıkla karşılaştığı sorunlardan biri de mükellefin çeşitli nedenlerle, IRS'ten gönderilen çağrı yazısına hiç cevap vermemesi ya da gerçekten böyle bir incelemenin varlığından haberdar olmamasıdır (örneğin mükellefin taşınmış olması nedeniyle). Mükellef bazan ilk bilgiyi kendisine belli bir tutarda vergi borcunu içeren bir yazıdan öğrenir ve bu yazı Vergi Tahsil Bölümünden gelir; vergi tutarının artık kesinleştiğini ve bu tutarın tamamının ödenmesini istemektedir.

Karmaşık konularda mükellef mali açıdan bildirilen vergi borcunun tamamını ödeyecek durumda olmayabilir ve nihayetinde ödeyemez ve idareye başvuruda bulunur. Bu noktada, İdare bu sorunun çözülmesi için alternatif bir idari yol olan "İncelemenin Yenilenmesi" konusunu gündeme getirmelidir.

İncelemenin yenilenmesi, IRS tarafından kullanılan ve önceki incelemenin sonuçlarının yeniden değerlendirilmesine yönelik bir yöntemdir. Mükellef kendisinin bilgisi dışında yapılan incelemede dikkate alınmayan ancak kendisinde mevcut bir takım bilgi ve belgeleri İdareye sunarak bildirilen ilave vergi konusunda İdare ile farklı görüşte olduğunu ifade etme hakkına sahiptir. İncelemenin yenilenmesi için bir başka neden de mükellefin beyanname vermemesi halinde İdare tarafından hazırlanan ve Eşdeğer Beyanname (Substitute Return) olarak tanımlanan beyannameyi mükellefin itiraz konusu yapması halidir. Her durumda ilave değerlendirme ödenmemiş olarak durmaktadır.
Aşağıdaki şartlar gerçekleşmişse IRS incelemenin yenilenmesi talebini kabul eder:

  • IRS'in mükellefin vergi borcundaki tutarın değişmesi konusunda daha önce bir değerleme yapmadığını mükellefin bilmesi ya da borçlu gözüken mükellefin daha önce bir miktar ödemede bulunduğuna inanması,
  • IRS, Eşdeğer Beyannameyi hazırladıktan sona mükellefin beyanname doldurmuş olması,
  • Mükellefin IRS'in matematiksel ya da işlemsel bir hata yaptığına inanması.

IRS'in mükellefin talebini reddetmesi için aşağıdaki şartların meydana gelmiş olması gerekir:

1. Mükellefin daha önce belirli bir tutarda vergiyi borçlanarak bunu ödeyeceğine dair bir anlaşma imzalaması, örneğin;

  • Nihai durumda olan son ve özetleyici Kapanış Anlaşması,
  • Uzlaşma tutanağı,
  • İtiraz Bürosunda Form 870-D ile yapılan bir anlaşma.

2. 1982 tarihli Vergi Varlığı Mali Sorumluluk Yasası uyarınca ortaklık indirim kalemlerinde indirim sonucunda ortaya çıkan mükellefin nihai vergi borcu,

3. Amerika Birleşik Devletleri Vergi Mahkemesinin ya da bir diğer mahkemenin mükellefin vergi borcunun tutarı konusunda verdiği nihai bir kararın olmasıdır.

6- Üst Düzey Yetkililerin Vergi İncelemesini Etkilemesi Durumunda Hapis Cezası Uygulaması

Zaman zaman Hükümetin yüksek düzeydeki görevlilerinin vergi incelemesi ya da vergi tahsili (Gönüllü ya da cebri tahsil) sürecinde IRS'i etkilemeye çalıştığı yönünde kamuoyunda bir takım kaygılar oluşabilmektedir. Geçmişte yasalarda yüksek düzeydeki kişilerin etkisini önleyecek herhangi bir düzenleme yer almamaktaydı. 23 Temmuz 1998 tarihinden geçerli olmak üzere bu durum değişmiştir.

1998 IRS Yeniden Yapılandırma ve Reform Yasası, herhangi bir resmi kişinin herhangi bir IRS çalışanından ya da inceleme elemanından bir incelemeye başlamasını ya da kesmesini ya da herhangi bir mükellefin vergi yükümlülüğü ile ilgili bir soruşturmayı başlatmasını veya bitirmesini istemesini kanunsuz bir eylem olarak tanımlamıştır. Bu yasaklama ABD Başkanını, Başkan Yardımcısını, üst düzeydeki yargısal konulara bakan savcıları da kapsamaktadır. Yasaklama hem doğrudan üst düzey yetkililerce yapılan taleplere hem de orta düzey yöneticilerin aracı olarak kullanılması yoluyla yapılan talepleri kapsamaktadır.

Kendisinden herhangi bir talepte bulunulan IRS çalışanı Vergi İdaresi işlerine bakan Hazine Genel Soruşturma Birimine yasayı çiğnemek şeklinde yapılan bu talebi rapor etmek zorundadır. Bu yasayı çiğnemekle hüküm giyen kişiler 5 yıldan az hapis cezası ya da 5.000 ABD Dolarından az para cezası ya da her ikisiyle birden cezalandırılırlar.

Sonuç

Bu yazımızda Amerika Birleşik Devletleri vergi sisteminde yer alan ancak ülkemizde yer almayan vergi incelemesine ilişkin kimi müesseseler ele alınmıştır. Her ülkenin vergi sistemi o ülkenin ekonomik ve sosyal geçmişinin bir ürünüdür. Dolayısıyla da bir vergi sistemini o ülkenin sosyal, ekonomik ve kültürel yapısından bağımsız düşünmek mümkün değildir. Her düzenleme büyük bir olasılıkla geçmişte yaşanan bir takım olaylara ya da bir takım gereksinimlere istinaden ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda Amerikan Vergi Sisteminde yer alan bu müesseseleri de bu çerçevede ele almak yararlı olacaktır.

Şunu da göz önünde bulundurmak gerekir ki bu düzenlemelerin uygulanabilirliği hukuksal, teknolojik ve insan kaynakları altyapısı ile ilgilidir. Ancak yazımızda belirtilen düzenlemelere ileri düzeyde hizmet üreten bir gelir idaresinin sahip olduğu düzenlemeler gözüyle bakmak da bizler açısından ileriye dönük bir vizyon oluşturacaktır. 

Bu makale 10 yıl önce Vergi Dünyası dergisinin Ağustos 2006 sayısında “ABD VERGİ SİSTEMİNDE VERGİ İNCELEMESİ KONUSUNDAKİ FARKLI DÜZENLEMELERbaşlığı ile yayınlanmıştır.
- ABD vergi sisteminde inceleme süreciyle ilgili olarak Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının internet sitesinde e-kitap olarak yayınlanmakta olan “Amerika Birleşik Devletleri Gelir İdaresi’nde Vergi İncelemesi” adlı kitabımızı da ilgilenenlere tavsiye ederiz.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor