Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Mükellef Hakları

30 Temmuz 2020
226OKUNMA

Vergi/Ceza İhbarnamesine Karşı Açılan Davalarda Kanun Yolundan Vazgeçme

05.012.2019 tarih ve 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda, mükellefler ile Vergi İdaresi arasında yaşanan vergisel işlemler ve süreçlerde mükellefler lehine önemli düzenlemeler yapılmıştır. 7194 sayılı Kanunla 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yapılan düzenlemelerle, vergiye gönüllü uyumu arttıracak şekilde her aşamada mükellefe tarh edilen vergi ve kesilen cezaları ödemeyi teşvik edici indirim mekanizmaları getirilmiştir. Bunlardan bir tanesi izaha davet uygulamasında mükellefler lehine yapılan düzenleme, diğeri cezalarda indirim uygulamasında mükellefler lehine yapılan değişiklik, çalışmamızın konusu olan üçüncü düzenleme ise 7194 sayılı Kanunun 27. maddesi ile Vergi Usul Kanununun 379. maddesinde vergi sistemimizde yeni bir “Kanun yolundan vazgeçme” müessesesinin ihdas edilmesidir. Bu yeni uygulama ile mükelleflerin kanun yolundan vazgeçmeleri halinde hem tahakkuk hem de ödeme aşamasında indirim imkanı sağlanmıştır.

Vergilendirme sürecinde kendisine vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ edilen bir mükellefin, bu idari işleme karşı uzlaşma ve cezalarda indirim uygulamasından yararlanmanın dışında bir diğer hakkı da bu işlemi yargıya taşıyıp hakkını aramasıdır.

Bugüne kadar bir ihtilafı yargıya taşıyan bir mükellefin yargı sürecinde bu hakkından vazgeçerek Vergi İdaresi ile arasında oluşan bu ihtilafı ortadan kaldıracak bir müessese bulunmamaktaydı. Bu imkan ancak belli dönemlerde çıkan borçların yapılandırılması kanunları ile getirilmekteydi. Hayata geçirilen bu kanun yolundan vazgeçme imkanı ile mükelleflere yenir hak daha verilmiş ve mükellef haklarında yeni bir kazanım daha sağlanmıştır. Mükellefi merkeze alan ve vergilendirmenin yargısal sürecinde onlara bir imkan ve kolaylık sağlayan bu yasal düzenleme, yargının ve vergi idaresinin iş yükünü azaltmasının yanı sıra mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunu artıran ve vergiye uyum maliyetini azaltan bir uygulama olarak da vergi sistemimizdeki yerini alacaktır. Bu çalışmamızda vergi usul sistemimize yeni giren bu uygulama hakkında açıklamalar yapılacaktır.

Kanun Yolundan Vazgeçme Düzenlemesinin Gerekçesi

7194 sayılı Kanunla 213 sayılı VUK’da yapılan bu düzenlemenin genel ve madde gerekçesinde belirtildiği üzere; İdare ile mükelleflerin vergi ve cezalarla ilgili olarak her aşamada anlaşabilmesi, vergi ihtilaflarının süratle çözümlenebilmesi ve yargı mercilerinin iş yüklerinin azaltılması amacıyla Vergi Usul Kanununun mülga 379 uncu maddesi “Kanun yolundan vazgeçme” başlığıyla yeniden düzenlenmektedir. Bu kapsamda, yargılama aşamasında mükelleflerin istinaf veya temyiz yolundan vazgeçmeleri halinde verilen karara göre, dava konusu edilen verginin bir kısmı ve/veya cezanın bir kısmı ya da tamamından vazgeçilmesi ve idarece de ihtilafların sürdürülmemesi yönünde düzenleme yapılmaktadır. Bu şekilde tahakkuk eden vergi ve cezaların vadesi geçirilmeksizin gecikme faiziyle birlikte ödenmesi halinde ise ayrıca indirim yapılması öngörülmektedir.

Vergi sistemimizde re’sen, ikmalen ve idarece yapılan vergi tarhiyatları ile kesilen vergi cezalarına ilişkin ihbarnamelerin tebliğ edilmesi sonucunda, mükellefler sahip oldukları yasal hakları çerçevesinde çeşitli mekanizmaları kullanabilmektedir. Mükellefler kendilerine tebliğ edilen vergi/ceza ihbarnamesi üzerine 30 gün içinde uzlaşma talebinde veya cezada indirim talebinde bulunabilir ve böylece yargılama sürecine gerek kalmaksızın ihtilaf İdare ile mükellef arasında çözümlenmiş olmaktadır. Mükelleflerin tebligattan sonra var olan bir hakkı da 30 gün içinde (1) bu tarhiyat ve cezalara karşı dava açmak suretiyle ihtilafın yargı birimlerince çözümlenmesi yoluna da gidebilmektir. Söz konusu tarhiyat ve cezaların mükelleflerce yargı denetimine götürülmesi Anayasal ve kanuni bir hak olup, verilecek yargı kararına göre İdarece işlem yapılması da yine Anayasal ve kanuni bir gerekliliktir. Bununla birlikte, vergi yargısında istinaf ve temyiz yolu açık olan kararlar, bu kararlara karşı söz konusu kanun yollarının taraflarca kullanılması hâlinde kesin olma mahiyetini taşımamakta, yargılama süreci devam etmekte ve yargı mercilerince verilen kararlara göre nihai hâlini almaktadır. Getirilen bu yeni müessese öncesinde, mükellefler ve idare tarafından yargılama sürecinin sonuçlanmasını beklemeksizin tarhiyat ve cezalara ilişkin uyuşmazlıkların yargılama aşamasında da çözümlenmesini ve böylece İdare ile mükellefler arasında tarhiyat ve cezalara ilişkin çözüm ve uyumu her aşamaya yaymayı sağlayacak bir müesseseye yoktu ve mükellefler uzun yargılama süreçlerinin bitmesini beklemek durumundaydı.

İdare ile mükellefler arasında vergi ve cezalara ilişkin olarak ortaya çıkan ihtilafların yargı aşamasında da mükelleflerin tercihlerine bağlı olarak sonlandırılması, yargı mercilerinin iş yüklerinin azaltılması ile uyuşmazlık konusu vergi ve cezaların müessese kapsamında tahakkuku ve tahsilinin sağlanması amacıyla 7194 sayılı Kanunla 213 sayılı VUK’nun 379. maddesinde yapılan düzenlemeyle vergi usul sistemimize “Kanun yolundan vazgeçme” adında bu yeni müessesesi ihdas edilmiştir. Kanun yolundan vazgeçme uygulamasıyla özetle; vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda mükelleflerin, istinaf veya temyiz başvuru süresi içerisinde kanun yolundan vazgeçmeleri hâlinde, İdarece de ihtilaflar sürdürülmeyecek, verilen yargı kararının niteliğine göre vergi ve/veya cezalar indirimli olarak tahakkuk edecektir. Bu şekilde tahakkuk eden vergilerin ve/veya cezaların vergiye ilişkin gecikme faiziyle süresinde ödenmesi hâlinde ise ayrıca indirim uygulanacaktır.

Kanun Yolundan Vazgeçme Müessesesinin Usul ve Esasları

Yasal Düzenleme

 7194 sayılı Kanunun 27 nci maddesiyle 213 sayılı Kanunun 379 uncu maddesi “Kanun yolundan vazgeçme” başlığı altında yeniden düzenlenmiş olup anılan madde de; “Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda, vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık kararlarda (Danıştayın bozma kararı üzerine verilen kararlar hariç);

  1. Kaldırılan vergi tutarının %60’ı, tasdik edilen vergi tutarının tamamı ile tasdik edilen vergi tutarına ilişkin vergi ziyaı cezasının %75’i,
  2. Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan veya 359 uncu maddede yazılı fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılan tutarının %25’i ve tasdik edilen tutarının %75’i,

mükellef için geçerli olan kanun yoluna başvuru süresi içerisinde, dava konusu vergi ve/veya vergi cezalarının tümü için kanun yolundan vazgeçildiğine ilişkin dilekçenin ilgili vergi dairesine verilmesi şartıyla kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih itibarıyla başkaca bir işleme gerek kalmaksızın tahakkuk eder.

Bu şekilde tahakkuk eden tutarlar tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezalarının %80’inin, hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte bu sürede tamamen ödenmesi şartıyla, vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim yapılır. Şu kadar ki, tasdik edilerek tahakkuk eden vergi tutarında indirim yapılmaz. İndirim hükmünden yararlanılabilmesi için dava konusu yapılan ve bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezaları ile gecikme faizlerinin birlikte bu fıkra kapsamında ödenmesi şarttır.

Kanun yolundan vazgeçme dilekçesi vergi dairesince ilgili yargı merciine gönderilir ve bu dilekçenin vergi dairesine verildiği tarih kanun yolundan vazgeçme tarihi olarak kabul edilir. Kanun yolundan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaf sürdürülmez. Kanun yolundan vazgeçildiği hâlde istinaf veya temyiz yoluna başvurulması durumunda ise bu başvurular incelenmez. Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve vergi ziyaı cezası için bu maddeye göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi ve gecikme zammı da dâhil tutarlar, bu madde hükmüne göre ödenecek tutarlara mahsup edilir. Bu madde uyarınca istinaf ve temyiz yolundan vazgeçilen davaya ilişkin kararlarda hükmedilen yargılama giderleri, avukatlık ücretleri ve fer’ileri karşılıklı olarak talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.” hükmü yer almaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığına verilen bu yetki kapsamında yayımlanan 517 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Kanun yolundan vazgeçme” başlıklı 379. maddesine ilişkin usul ve esaslar detaylı olarak açıklanmıştır.

 Kanun Yolundan Vazgeçme Kapsamındaki Kararlar

Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda, vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık kararlar (Danıştayın bozma kararı üzerine verilen kararlar hariç) kanun yolundan vazgeçme kapsamındadır. Dolayısıyla bir yargı kararının kanun yolundan vazgeçme kapsamında olması için;

  • Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan dava sonucu verilen karar olması,
  • Vergi mahkemesince verilen karara karşı istinaf veya bölge idare mahkemesince verilen karara karşı temyiz yolunun açık olması,
  • Kararın Danıştay’ın bozma kararı üzerine verilmemiş olması,

şartlarını birlikte taşıması gerekmektedir.

 Kanun Yolundan Vazgeçme Kapsamında Olmayan Kararlar ise şöyledir;

  • Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde dava açılmaması nedeniyle davanın süre aşımı gerekçesiyle reddi yönünde verilen,
  • Davanın ehliyet yönünden reddi şeklinde verilen,
  • İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı gerekçesiyle davanın reddi yönünde verilen,
  • Vergi mahkemesince verilip istinaf yolu açık olmayan kesin nitelikli,
  • Bölge idare mahkemesince verilip temyiz yolu açık olmayan kesin nitelikli,
  • Danıştay’ın bozma kararı üzerine verilen,
  • Vergi/ceza ihbarnamesine karşı açılmamış olan davalarda verilen,
  • Beyanname verilmesi üzerine tahakkuk fişi esasına göre yapılan tarhiyatlara açılan davalarda verilen,
  • 213 sayılı Kanun kapsamında yapılan şikâyet yoluyla müracaatın reddi üzerine açılan davalarda verilen,
  • Ödeme emrinin tebliği, haciz gibi takip ve tahsilat işlemlerine karşı açılan davalarda verilen kararlar ile buna benzer kararlar,
  • kanun yolundan vazgeçme müessesesi kapsamında değildir.

Kanun Yolundan Vazgeçme Uygulamasından Yararlanmak İçin Gerekli Şartlar

Mükelleflerin kanun yolundan vazgeçme müessesesinden yararlanabilmesi için;

  • Bu müessese kapsamında olan yargı kararının mahkemece mükellefe tebliği üzerine, mükellef için geçerli olan istinaf veya temyiz başvuru süresi içerisinde, kanun yolundan vazgeçildiğine ilişkin dilekçenin dava konusu edilen vergi/ceza ihbarnamesini düzenleyen vergi dairesine verilmesi,
  • Kanun yolunun kullanılmasından vazgeçilen kararın mükellefe tebliğ edildiği tarihi gösteren belge (mahkemeden alınan belge, tebliğ tarihini gösteren tebligata ilişkin belge vs.) ile birlikte verilen karar örneğinin bu dilekçeye eklenmesi,
  • Verilen dilekçede dava konusu vergi ve/veya vergi cezalarının tümü için kanun yolundan vazgeçildiğinin beyan edilmesi,

gerekmektedir.

Buna göre, başvuruların, mükellef için geçerli olan istinaf ve temyiz süreleri içerisinde yapılması gerekmekte olup, bu sürelerden sonra yapılan başvurular için 213 sayılı VUK’nın 379. maddesi hükümlerinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır. Yapılan başvuruların taahhütlü posta veya APS ile gönderilmesi hâlinde postaya verildiği tarih, adi posta ile gönderilmesi veya özel dağıtım şirketleri tarafından getirilmesi hâlinde ise vergi dairesinin kayıtlarına intikal ettiği tarih başvuru tarihi olarak dikkate alınacaktır. Dava konusu edilen vergi ve/veya cezaların bir kısmı için veya birden fazla ihbarnamenin tek davaya konu olması durumunda ihbarnamelerin biri ya da bir kısmı için başvuru yapılmış olması hâlinde söz konusu madde hükmünden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır. Kanun yolundan vazgeçme başvurusu, mükellefin veya vekilinin ya da temsilcisinin ad ve soyadları veya unvanları ile imzalı olarak ve dava konusu vergi/ceza ihbarnamesini düzenleyen vergi dairesine hitaben yazılan dilekçe (Ek-1) ile yapılacaktır. Kanun yolundan vazgeçilen her bir karar için ayrı ayrı dilekçe verilmesi gerekmektedir.

Kanun Yolundan Vazgeçme Durumunda Tahakkuk Edecek Vergi ve/veya Cezalar

Kanun yolundan vazgeçilmesi hâlinde, tahakkuk edecek vergi ve/veya cezaların hesaplanmasında istinaf veya temyiz yolu kullanılmayan yargı kararı dikkate alınacaktır. Genel Tebliğde yapılan açıklamaya göre örneğin, vergi mahkemesince verilen karara karşı bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve bunun üzerine bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık olan karara karşı kanun yolundan vazgeçilmiş olması hâlinde, kaldırılan ve/veya tasdik edilen vergi ve/veya ceza tutarı üzerinden tahakkuk edecek vergi ve cezaların hesaplanmasında, vergi mahkemesince verilen karar değil bölge idare mahkemesince verilen karar esas alınacaktır. Kanun yolundan vazgeçilmesi hâlinde, istinaf veya temyiz yolu kullanılmayan yargı kararına göre;

  • Konusu sadece vergi olan davalarda, bu verginin kaldırılması durumunda verginin %60’ı tahakkuk edecek, verginin kalan %40’ı terkin edilecek, bu verginin tasdik edilmesi durumunda ise verginin tamamı tahakkuk edecek,
  • Vergi ve buna bağlı vergi ziyaı cezasının kaldırılması durumunda, verginin %60’ı tahakkuk edecek, verginin kalan %40’ı ve vergi ziyaı cezasının tamamı terkin edilecek,
  • Vergi ve buna bağlı vergi ziyaı cezasının tasdik edilmesi durumunda, verginin tamamı ve vergi ziyaı cezasının %75’i tahakkuk edecek, vergi ziyaı cezasının kalan %25’i terkin edilecek,
  • Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan veya 213 sayılı VUK’nın 359. maddesinde yazılı fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması durumunda, bu cezaların %25’i tahakkuk edecek, kalan %75’i terkin edilecek, bu kapsamdaki cezaların tasdik edilmesi hâlinde ise cezaların %75’i tahakkuk edecek, kalan %25’i terkin edilecektir.

Yargı mercilerince vergi ve/veya cezaların kısmen tasdik edilmesi kısmen kaldırılması durumunda da vergi ve/veya cezalar, tasdik edilen ve kaldırılan kısmına göre yukarıda yer verilen oranlarda tahakkuk edeceğinden tahakkuk edecek kısımlar dışında kalan tutarlar terkin edilecektir.

Mükellefin Talebi Üzerine Vergi Dairesince Yapılacak İşlemler

Mükelleflerin kanun yolundan vazgeçmeye ilişkin dilekçelerini vermeleri üzerine vergi dairesince dilekçe;

  • Başvuruya ilişkin yargı kararının, kararın mükellefe tebliğ edildiği tarihi gösteren belgeyle birlikte dilekçeye eklenip eklenmediği,
  • Başvuruya ilişkin yargı kararının kanun yolundan vazgeçme kapsamında olup olmadığı,
  • Başvurunun ilgisine göre 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 8. maddesi de dikkate alınarak istinaf veya temyiz süresinde yapılıp yapılmadığı,
  • yönlerinden incelenecektir.

Yapılan başvurunun gerekli şartları sağlaması hâlinde başvuru tarihi itibarıyla vergi ve/veya cezalar 213 sayılı VUK’nın 379. maddesinde belirlenen oranlarda tahakkuk edeceğinden, buna ilişkin tahakkuk fişi düzenlenecektir. Tahakkuk fişi ile ilgili olarak 213 sayılı VUK ve diğer mevzuat uyarınca vergi dairesince gerekli işlemler yapılacaktır. Tahakkuk tarihinden başlamak üzere 1 aylık ödeme süresi esas alınmak suretiyle vade belirlenecektir. Kanun yolundan vazgeçilmesinden evvel mahkeme kararına göre tahakkuk eden tutarlar var ise terkin edilecektir. Kanun yolundan vazgeçme kapsamında verilen dilekçeler, dilekçe ekinde verilmiş olan kararlar ve tebliğ tarihini gösteren belgelerle birlikte 213 sayılı VUK’nın 379. maddesinde yer alan hükümlere ve söz konusu madde kapsamında İdarece de ihtilafın sürdürülmeyeceğine ilişkin açıklamalara da yer verilmek suretiyle yazılacak Genel Tebliğ ekinde yer alan üst yazı örneğine (Ek-2) uygun olarak hazırlanan yazıyla birlikte ilgili yargı merciine gönderilecektir.

Ödeme ve Süresinde Ödemeye Bağlı Olarak Yapılacak İndirim

Kanun yolundan vazgeçme kapsamında tahakkuk eden tutarlar tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenecektir. Tahakkuk eden tutarların vadesinde ödenmemesi kanun yolundan vazgeçilmediği anlamına gelmeyecek, ancak vadesinde ödenmeyen tutarlar için 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır. Tahakkuk eden vergilere 213 sayılı VUK’nun 112. maddesinin 3/c bendi uyarınca, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin vergi dairesine verildiği tarihe kadar gecikme faizi hesaplanacaktır. Kanun yolundan vazgeçme kapsamında tahakkuk eden vergi ve cezaların %80’inin, hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte bir ay içinde tamamen ödenmesi şartıyla vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim yapılacaktır. Bu durumda, gecikme faizi verginin indirimden sonra kalan %80’lik kısmı üzerinden hesaplanması gerekmektedir. Ancak, mahkeme kararında tasdik edilerek tahakkuk eden vergi tutarında bu indirim yapılmayacaktır. Dolayısıyla, vergide söz konusu indirim ancak, kanun yolundan vazgeçme kapsamındaki kararda verginin kısmen ya da tamamen kaldırılan kısmı üzerinden tahakkuk eden tutardan yapılabilecektir.

Mükelleflerin indirim hükmünden yararlanılabilmesi için dava konusu yapılan ve bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve vergi cezaları ile gecikme faizinin birlikte ve tamamen (indirilen kısımları hariç) süresinde ödenmesi şarttır. Ödemenin süresinde yapılmaması veya ödenmesi gereken gecikme faizi, vergi ve cezaların tamamı yerine bir kısmının ödenmesi durumunda, söz konusu indirimden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır. Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve cezalar için VUK’nın 379. maddeye göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi ve gecikme zammı da dâhil tutarlar, kanun yolundan vazgeçme kapsamında ödenecek tutarlara mahsup edilecektir. Söz konusu mahsup işleminden dolayı iadesi gereken bir tutar bulunması hâlinde ise 6183 sayılı Kanun kapsamında ret ve iade işlemi yapılacaktır.

Kanun Yolundan Vazgeçilmesi Halinde Gecikme Faizinin Hesaplanacağı Süre

Kanun yolundan vazgeçme uygulaması hakkında yapılan düzenlemenin uygulanmasında vergi/ceza ihbarnamesine dayanarak tarh ve tahakkuk edecek vergi için hesaplanacak gecikme faizi uygulamasına netlik kazandırmak için bir düzenleme daha yapılmıştır. 7194 sayılı Kanunun 23. maddesiyle 213 sayılı VUK’nın 112. maddesinin gecikme faizinin hesaplanmasıyla ilgili (3) numaralı fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere, “379 uncu madde kapsamında kanun yolundan vazgeçilmesi durumunda söz konusu maddeye göre hesaplanacak vergilere, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin vergi dairesine verildiği tarihe kadar;” hükmünün yer aldığı (c) bendi eklenmiştir. 213 sayılı VUK kapsamında kanun yolundan vazgeçilmesi halinde aynı Kanunun 112. maddesi uyarınca uygulanacak gecikme faizinin hesaplanma süresi belirlenmektedir. Böylece, kanun yolundan vazgeçilmesi durumunda söz konusu maddeye göre hesaplanacak vergilere, kendi vergi kanunlarında belirtilen ve tarhiyatın ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden itibaren, kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin vergi dairesine verildiği tarihe kadar faiz hesaplanacağı belirtilerek yaşanabilecek tereddütler giderilmiş bulunmaktadır.

 Sonuç

Kanun yolundan vazgeçme uygulamasıyla, Vergi İdaresi ile adına vergi ve ceza tarh edilen mükelleflerin her aşamada anlaşabilmesi, vergi ihtilaflarının süratle çözümlenebilmesi ve yargı mercilerinin iş yüklerinin azaltılması amaçlanmıştır. Mükellefler tarafından kanun yolundan vazgeçilerek hem tahakkuk hem de ödeme aşamasında indirim sağlanmakta olup getirilen bu yeni müessesenin önümüzdeki süreçte mükellefler tarafından etkin bir şekilde kullanılacağı muhakkaktır. Mükelleflere sunulan kanun yolundan vazgeçme müessesi, dava neticesinde ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesinin temyiz yolu açık kararının olumlu olması halinde, üst mahkemenin vereceği kararın neticelerinin hesaplanamadığı durumlarda daha ekonomik tercih haline gelmektedir. Dava süresinin uzamasına bağlı olarak gecikme faizinin daha da yükseleceği malumu ile bu şekilde yapılabilecek bir uzlaşma, mükellefleri ileride üst derece mahkemesinin verebilme ihtimali olan olumsuz karar riskinden korumaktadır. Ancak, ilk derece mahkemesi veya bölge idare mahkemesinin temyiz yolu açık kararının olumsuz olması halinde, mükellefler açısından daha önce yararlanılmayan uzlaşma ve cezalarda indirim müessesesi ile elde edebilecekleri arasındaki fark alternatif maliyet durumundadır. Böyle bir kararın sonrası mükellefler için iki seçenek bulunmaktadır; birincisi üst derece mahkemesine başvurarak yargılamayı devam ettirmek ki böyle bir durumda bu mahkemece yürütmeyi durdurma kararı alınmadığı takdirde idarece tahsilata başlanma riski doğacak, ayrıca karar olumsuz olması halinde gecikme faizindeki artış ile beraber hiçbir indirim müessesi elinde kalmayacaktır. (2)

Vergi usul sistemimize yeni giren bu uygulamayı özetlemek gerekirse; mükelleflere tebliğ edilen vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda mükelleflerin, istinaf veya temyiz başvuru süresi içerisinde kanun yolundan vazgeçmeleri halinde, Vergi İdaresince ihtilaflar sürdürülmeyecek, verilen yargı kararlarının niteliğine göre vergi ve/veya cezalar indirimli olarak tahakkuk edecektir. Bu şekilde tahakkuk eden vergilerin ve/veya cezaların vergiye ilişkin gecikme faiziyle süresinde ödenmesi halinde ayrıca indirim uygulanacaktır.(3) [1]İstinaf ve temyiz yolundan vazgeçilen davaya ilişkin kararlarda hükmedilen yargılama giderleri, avukatlık ücretleri ve fer’ileri karşılıklı olarak talep edilemeyecek ve bu alacaklar için icra takibi yapılamayacaktır. Ayrıca, mükellefin vadesinde ödeme yapmaması, kanun yolundan vazgeçilmediği anlamına gelmeyecek, ancak bu durumda ödemeye bağlı indirim imkânından yararlanılamayacak ve 6183 sayılı AATUHK hükümleri uygulanacaktır. Bu imkandan yararlanmak isteyen mükelleflerin, 1.1.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe giren 517 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar ve örnek olaylara bakmasında fayda vardır.

(Yaklaşım Dergisinin Nisan/2020 sayısında yayınlanmış olup Sn. Türkay’ın özel izni ile yayınlanmaktadır.)

(1) 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesine göre dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde 60 gün ve vergi mahkemelerinde 30 gündür
(2) Muhammed Kutub Bağırgan, Kanun Yolundan Vazgeçilmeli Mi, Yoksa Geçilmemeli Mi?, http://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/muhammedkutubbagirgan/002, erişim tarihi:08.03.2020.
(3) Yaklaşım Dergisi, sayı: 327, Mart/2020, Yaklaşım Haber, s.7

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor