Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Nazmi KARYAĞDI
20 Temmuz 2020Nazmi KARYAĞDI
5000OKUNMA

Türkiye’nin Yeniden Büyüme Patikasına Girmesi İçin Vatandaşa Nakit Desteği Gerekiyor

Koronavirüs salgını sonrası dünya genelinde yaşanan ekonomik ani duruş nedeniyle ülkeler farklı farklı tedbirleri aldılar. Alınan tedbirler ülkelerin ekonomik gelişmişliklerine, ekonomik güçlerine ve Koronavirüs öncesinden taşıdıkları ekonomik problemlere bağlı olarak farklılık gösterdi.

Bu destekleri iki ana başlık altında görülüyor: 1) Harcamalar ve gelir destekleri, 2) Borç verme, şirketlerin hisselerini alma, kefalet verme.

Ülkelerin gelirlerindeki ani azalış ve harcamalardaki ani artış öncelikle önemli tutarda bütçe açıklarını doğurdu ve açığın artmaya edeceği anlaşılıyor. Bu çerçevede bütçe açığının finansmanı için Merkez Bankaları yoğun bir şekilde para basmaya başladılar. Kamu borçlarında artış da kaçınılmaz olarak büyümeye başladı.

IMF’in internet sitesinde Bryn Battersby, W. Raphael Lam, and Elif Türe tarafından yayınlanan makalede belirtildiği üzere, COVİD-19’la mücadele kapsamında ülkeler Mayıs 2020 itibariyle ekonomiye 9 trilyon Dolarlık bir mali destekte bulunmuşlar. Öte yandan G20 ülkelerindeki mali desteklerin GSYH’a oranının ortalamada %4,5 civarında olduğu belirtiliyor. 

Türkiye’nin durumu

Türkiye’nin 18 Haziran 2020 itibariyle 88 milyar ABD Doları civarında bir mali desteği yaptığı bunun da GSYH’nın yaklaşık %3,8’ine karşılık geldiğini görüyoruz. (IEA internet sitesi)

Türkiye’de uygulanan kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izne çıkanlara nakdi ücret desteği, düşük gelir grupları için sosyal destekler ve Kredi Garanti Fonu tarafından desteklenen krediler, kamu bankalarının öncülüğünde düşük faizli konut, otomobil, turizm konaklama alanlarında kredi imkânları sağlandı. Türkiye Varlık Fonu mevzuatında yapılan değişiklikle Fonun şirketlere ait hisse senetlerini satın alabilme imkânı getirildi.

Ancak buna rağmen Türkiye’nin kısa sürede ve güçlü bir şekilde büyüme patikasına girebilmesinin yolunun hanehalkının nakit ile desteklenmesinden geçtiğini düşünüyoruz. Mart ortalarında başlayan ekonomideki ani duruş hem talep hem de arz cephesini olumsuz şekilde etkiledi. İşletmelerin hasılatları ciddi hasara uğradı, alacak tahsilatlarında sıkıntılar yaşanmaya başlandı. İşsizler/çalışanlar cephesinden baktığımızda ise salgın sürecine oldukça düşük istihdam oranı ve yüksek işsizlik oranı ile girdiğimizi de göz önünde bulundurmak gerekiyor.

İnşaat sektörüne yönelik kredi hacminin genişlemesi nedeniyle sektör elindeki birikmiş stokları azaltıyor, bu arada %30’lara vardığı söylenen fiyat artışıyla da kendisine ek bir gelir sağlıyor. Bankalar ise karşılarında bir borçlu varken şimdi binlerce borçluya sahip oluyor. Sonuçta kredi olarak aktarılan bu kaynağın istihdam artışına ve büyümeye etkisi oldukça düşük seviyede olacak.

Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu, Prof. Dr. Gökhan Sönmezler, Prof. Dr. Orçun Gündüz tarafından hazırlanan kredi kartı harcamalarının detayı çalışması incelendiğinde harcamaların (Mayıs 2019/Mayıs 2020) giyimde %44.1, havayolu ve seyahatte %89.8, sağlık ve kozmetikte %28.3, konaklamada %83.2 mobilya ve dekorasyonda %15.8, eğitim ve kırtasiyede %9.5, akaryakıtta %44.1 oranında azaldığı görülüyor. Artış ise sadece market, AVM, çeşitli gıdada %4 ve elektrik, elektronik, bilgisayar harcamalarında %43,8 oranında gerçekleşmiş.

İşte bu nedenle büyümeyi sağlamanın yolu dört aya yakın süredir daralan iç talebi canlandırmak için hanehalkına doğrudan nakit desteği mutlaka gündeme alınmalıdır. Bölgesel yaşam maliyetleri dikkate alınarak ailedeki 18 yaşından büyük her ferde kişi başına aylık 1.500 lira ila 2.000 lira destek bedeli verilmeli ve bu tutarlar mobil ödeme yoluyla kişileri mobil cüzdanlarına suretiyle aktarılmalıdır.

Dış piyasalardaki talep daralmasını dikkate aldığımızda ülkemizin dinamik ve büyük iç pazarını harekete geçirerek iç talep yoluyla yeniden büyümeyi sağlamak mümkün olacaktır.

Kaynak nereden diyecek olursanız; kaynak öncelikle Merkez Bankası olacaktır. Sonrasında ise %70’ye yakın harcama vergilerinden (ÖTV, KDV) oluşan vergi sistemimiz. Zira Devlet tarafından verilen ve vatandaş tarafından harcanan bu paralar vergiler yoluyla geri çekilmiş olacaktır.

Kırsal alanlarda tulumbadan su çekmek için önce bir sürahiye yakın suyu boş tulumbanın ağzından içeriye doğru dökerler. Sonra tulumbanın kolunu aşağıya yukarıya doğru hareket ettirdiğinizde sürahinin onlarca, yüzlerce fazlasını kuyudan çekersiniz. Şimdi de yapılması gereken kuyuya birkaç sürahi su boşaltmak yani hane halkına doğrudan nakit desteği vermektir.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor