Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Nazmi KARYAĞDI
01 Temmuz 2021Nazmi KARYAĞDI
519OKUNMA

Türkiye değerler bunalımından geçiyor!

1980’lerle birlikte açık ekonomi yönünde kendisine rota belirleyen Türkiye, bugün geldiğimiz noktada niceliksel olarak büyümesine rağmen değerlerini koruyup geliştirebildiğinden söz etmek mümkün değil.

Maalesef ülkemiz, maddi anlamda değerlenirken manevi anlamda; ahlak, etik ve değerler yönünden ciddi bir yıpranma içerisine girmiş durumda.

Şirketlerde hisse başına kârlılık, konulan sermayenin getirisi, bireylerde kişi başına düşen gelir artarken bizi biz yapan, bizi geleceğe taşıyan değerlerin ayaklarımızın altından kayıp gittiğini gözlemledik.

Ancak şurası bir geçek ki; iş dünyasında kısa vadeye, hızlı kazanıma (quick win) odaklanan fakat sürdürülebilirliği göz ardı eden işletmeler, sağlam bir değerler sistemine sahip olmadıklarından orta ve uzun vadede yozlaşma ve bir müddet sonra da iflas kaçınılmaz hale geliyor.

Sadece kısa sürede yüksek kâr veya rant elde etmeye odaklanan işletmeler paydaş yaklaşımını benimsemedikleri için sadece kendilerinin kazandığı ancak herkesin kaybettiği iş modellerini üretiyorlar.

Günün sonunda işletmenin sahibi ya da sahipleri kazanırken çalışanlara, müşterilere, tüketicilere, tedarikçilere, Devlete, topluma ve çevreye ise zarar kalıyor.

Doğaya verilen zarar, doğal kaynakların israf edilmesi, doğadaki canlıların yaşam haklarının ortadan kaldırılması, çalışanların karın tokluğuna çalışması söz konusu olurken şirketler aşırı kârlar elde ediyorsa temel değerlerin varlığından söz etmek mümkün değildir.

Öte yandan ülkenin doğal kaynaklarından ve her türlü imkanından yararlanıp yüksek kazançlar elde edilmesine rağmen, her türlü yolsuzluk veya yıkıcı vergi planlamaları ile vergi kaçırılması da toplum açısından temel bir insan hakları ihlali durumundadır. 

Sihirli kelime; sürdürülebilirlik

Günümüzün en önemli kavramı sürdürülebilirliktir. İçinde yaşadığımız dünyayı bizden sonraki nesillere kaynakları tükenmiş ve yaşanması imkansız bir halde devretmemeliyiz. İşte sebeple de sürdürebilirliğin en önemli koşullarından biri değerlere sahip çıkmak ve değerlerle yönetmektir.

Bu değerler evrensel kaynaklardan da beslense özü itibariyle ulusal bir temele dayanmak zorundadır. 100 yıllık şirketler kulübüne girebilen şirketleri incelediğimizde sahip oldukları temel özelliklerden birinin, değerlere dayanan yönetim anlayışı olduğunu tespit ediyoruz.

Bugün geldiğimiz aşamada ülkemiz tam bir değerler bunalımı içindedir. Maddi hedeflere ulaşmak için her ne olursa olsun yapılmasını uygun gören anlayış, işletmeleri de bireyleri de farkında olmadan tüketiyor. Sadece doğal kaynakları değil insanlığımızı da tüketiyoruz.

İş yaşantısının doğası gereği her gün onlarca karar almak zorunda kalıyoruz. Çağımız artık hız ve esneklik çağı. Bu nedenle de hızın arttığı bir ortamda hızlı karar almak ve uygulamak gerekiyor. Ancak hız çağında alınan kararlar adalet, insan onuruna saygı güven, dürüstlük vb. değerlere mi dayanıyor? Yoksa hiçbir değer dikkate alınmaksızın sadece maddi değerlerler mi esas alınıyor? Bunlar acilen cevaplanması gereken sorular. Ancak bu sorulara günümüzde olumlu yönde cevap verebilmek ne yazık ki mümkün değil.

Oysaki çevreye, topluma ve iyi yönetişime ilişkin genel kabul görmüş kurallar ister özel sektör isterse kamu olsun kurumları değer temelli yönetime geçmeye zorluyor. Bu nedenle de kurumlar hedeflerine ulaşırken hangi değerlerle (ulusal ve evrensel) hareket edeceklerini belirlemek ve buna göre davranmak durumundalar.

Tabii ki temel değerleri belirlemiş olmak, Değer Temelli Yönetime geçmiş olmak anlamına gelmiyor. Bu nedenle de “özü sözü bir olmak” yani “tutarlı olmak” önemli bir unsur haline geliyor. Söyledikleri ile vadettikleri ve yaptıkları arasında uyumsuzluk olan üst yöneticiler olumsuz bir kurum kültürünün oluşmasına neden oluyorlar.

Kurumun tepesindeki kişiden/kişilerden (patron, genel müdür ve diğer üst düzey yöneticiler) üretimde, satın almada, pazarlamada, satışta, insan kaynaklarında, müşteri hizmetlerinde ve finansta çalışanlara yansıyan kararlar ve uygulamalar kurumda değer temelli yönetimin oluşmasını yardımcı olur. Asıl olan tutarlılığın kurum kültürü haline dönüşmesidir.

Ülkemizin yaşamakta olduğu değerler bunalımından çıkması için yeniden temel değerlerini belirleyen, buna göre kararlar alan ve aksiyona dönüştüren liderlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Kurum kültürünün önemli bir bileşeni olan değerlerimizi arayıp bulmak ve onları yeniden hayata kazandırmak zorundayız. Bu nedenle de adalet, insan onuruna saygı, çoğulculuk, liyakat (yetkinlik), doğruluk ve dürüstlük, yaratıcılık, yenilikçilik, sağduyu ve cesaret, adanmışlık, tevazu, empati, güven ve güvenilirlik, çevreye duyarlılık gibi değerleri yeniden keşfe çıkmanın tam zamanı. Aksi takdirde yarın çok geç olabilir. 

Değer Temelli Yönetim » Vergi Algı (vergialgi.net)

Yorumlar

  • e
    erol sönmezocak
    Yorumunuza aynen katılıyorum. Önerilerinizi ülke bazında dikkate almadan önce üyesi olduğumuz sivil toplum örgütlerinde yaşama geçirmemiz gerekmez mi? Saygılarımla

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor