Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Bülent TAŞ
01 Mart 2021Bülent TAŞ
3516OKUNMA

Türkiye Bilgi Almak mı Vermek mi İstemiyor?

23 Eylül 2019 tarihinde Vergi Algıda yayınlanan Vergi Alanında Uluslararası Otomatik Bilgi Değişimi ve Türkiye başlıklı yazımda Türkiye’nin vergi alanında otomatik bilgi değişimi konusunda geçirdiği ve oldukça uzun süren aşamaları yazmıştım.

O tarihten sonraki aşamalar da önceki kadar ilginç görünmektedir.

Önceki yazımın sonuç bölümünde otomatik bilgi değişimi için çok taraflı anlaşmanın imzalandığını ancak yürürlüğe konulmadığını bunun yerine ikili anlaşma yapmaya başlandığını, otomatik bilgi değişimi için gerekli olan ikincil mevzuat düzenlemelerin akıbetini de belli olmadığını ifade etmiştim.

31 Aralık 2019 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanı kararıyla söz konusu çok taraflı anlaşmanın onay süreci tamamlanmıştır. Gelir İdaresi Başkanlığı anlaşmanın uygulanması ile ilgili bir rehberi de 2020 yılı içinde yayınlamıştır. 

Otomatik Bilgi Değişiminin Önemi

Gelir İdaresi Başkanlığınca yayınlanan Rehberin giriş bölümünde konunun gelişimi ve önemi aşağıdaki gibi ifade edilmektedir.

  • Vergi alanında uluslararası işbirliği, pek çok ülkenin katılımıyla sürdürülen ve Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye’nin de bir parçası olduğu Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve G20 gibi uluslararası kuruluş ve oluşumlarca da takip edilen bir süreçtir.
  • Ülkeler çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının kendilerine sağladığı sınırlar dâhilinde talep üzerine bilgi değişimini uzun yıllardır yürütmekteyken, vergi kayıp ve kaçaklarını önlemek konusundaki iş birliğinin hem çok taraflı hem de otomatik temelde gerçekleşmesini sağlamak üzere OECD tarafından Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi oluşturulmuştur.
  • Avrupa Birliği üyesi ülkelerin tamamının yanı sıra İsviçre, Norveç, Brezilya, Hindistan gibi ülkeler de dâhil bugün itibarıyla 136 ülkenin Anlaşmaya taraftır.
  • Sözleşme, uluslararası vergisel iş birliği ve şeffaflığın bir gereği olarak 2011 yılında Türkiye tarafından da imzalanmıştır.
  • Bu tarihten 6 yıl sonra, uygulamayı düzenleyen ve sayıları her yıl artmakla birlikte bugün itibarıyla 107 ülkenin taraf olduğu Finansal Hesap Bilgilerinin Otomatik Değişimine İlişkin Çok Taraflı Yetkili Makam Anlaşması’nı da Türkiye 21.04.2017 tarihinde imzalamış ve 31.12.2019 tarihinde onaylanmıştır.
  • Bu anlaşmaya göre, imzacı ülkelerin, karşılıklılık temelinde, ilgili ülkelerin mukimlerine ait finansal hesap bilgilerini, finansal kuruluşlardan toplayıp ayrı bir talep gerekmeksizin (otomatik olarak) her yıl ilgili ülkeyle paylaşacaktır.
  • Türkiye’de otomatik bilgi değişimi için bilgileri toplamaya ve paylaşmaya yetkili makam, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Gelir İdaresi Başkanlığıdır.
  • Esasen 10 yıllık bir geçmişi bulunan, karşılıklılık (mütekabiliyet) esasına dayalı ve global bir konu olan otomatik bilgi değişimi mekanizması çerçevesinde diğer ülkelerle birlikte ülkemiz de 2018 yılında bilgi değişimine başlama taahhüdünde bulunmuştur.
  • AB ülkeleri ile pek çok diğer ülke ise kendi aralarında otomatik bilgi değişimine 2017 ve 2018 yıllarında başlamıştır.
  • Otomatik bilgi değişimi taahhüdünün yerine getirilmesi hususunun hem OECD hem de Avrupa Birliği nezdinde “kara liste” olarak da adlandırılan vergisel açıdan iş birliği yapmayan veya şeffaf olmayan ülke listeleri ve benzeri uygulamalar ile takip edilmekte ve muhtelif tedbirler üzerinde çalışılmaktadır.
  • Uluslararası finans ve kredi kurumları nezdinde de bu listeleme çalışmalarının dikkate alındığı Anlaşmaya taraf ülkelerden Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya ve Fransa, Türkiye’nin (2019 yılına ait bilgilerin paylaşılacağı) 2020 yılı bilgi değişimi takvimine alınamamıştır.
  • Bununla birlikte, Avrupa Birliği, tüm üye devletlerle otomatik bilgi değişimi yapmayan ülkeleri listeleme yoluyla izlemekte ve bu ülkelere yaptırım uygulamayı tartışmaktadır.
  • Önümüzdeki süreçte bilgi değişimi yapılan ülke sayısının arttırılmasının söz konusudur. 

Bilgi Değişimi Ne Zaman Başlayacaktır?

Rehbere göre Türkiye’nin ilk otomatik bilgi değişimi, 2018 yılında Norveç ve Letonya ile başlamış olup, Türkiye’nin 21.08.2020 itibarıyla 54 ülkeye otomatik temelde bilgi göndermesi (ve karşılıklılık temelinde bilgi alması) söz konusu olacaktır. Söz konusu ülkelerin listesi rehbere eklenmiştir. Listenin önümüzdeki yıllarda da değişiklik gösterebilmesi, yeni ülkelerin eklenmesi ya da çıkması söz konusu olabilecektir. Otomatik bilgi değişimi süreci zaman içerisinde Anlaşmaya taraf tüm ülkeleri kapsayacak şekilde ilerleyecektir. Bu yazının kaleme alındığı tarihte sayı 59’a yükselmiştir. Ancak Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve Avusturya Türkiye’nin (2019 yılına ait bilgilerin paylaşılacağı) 2020 yılı bilgi değişimi takvimine alınamamıştır. 

Avrupa Birliği ve OECD’nin Türkiye’nin Bilgi Değişim Performansını Takibi

Rehberde de ifade edildiği üzere otomatik bilgi değişimi taahhüdünün yerine getirilmesi hususu hem OECD hem de Avrupa Birliği nezdinde “kara liste” olarak da adlandırılan vergisel açıdan iş birliği yapmayan veya şeffaf olmayan ülke listeleri ve benzeri uygulamalar ile takip edilmekte ve muhtelif tedbirler üzerinde çalışılmaktadır.

Avrupa Birliği “Code of Conduct Grup” 15 Şubat 2021 tarihinde Komisyona vermiş olduğu raporda Türkiye ile yapılan son görüşmelerde Türkiye’nin AB üyesi ülkelerle tam anlamıyla bilgi değişimini aktif hale getirebilmesi için açık olan bazı sorunları çözmesi gerektiği ve bunun için zamana ihtiyacı olduğunu ifade ettiği belirtilmiştir. Türkiye’nin öne sürdüğü sorunlar çok fazla sayıda olan ve oldukça mobil olan kişilerin vergi bakımından mukimliğinin belirlenmesinde karşılaşılan güçlükler olarak ifade edilmiştir.

Raporda ayrıca Türkiye’nin Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve Avusturya ile bilgi değişimine başlayacağı tarihi 2021 yılında belirleyebileceğini ancak Güney Kıbrıs ile ilgili herhangi bir gelişmenin olmadığı da ifade edilmektedir.

Grup, Türkiye’ye açık sorunları çözmek için süre vermeyi kabul ettiğini, ancak Türkiye’nin 31 Mayıs 2021 tarihinden öncepolitik düzeyde taahhütte bulunarak Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Avusturya ve Güney Kıbrıs ile 30 Haziran 2021 tarihinden önce bilgi değişimini aktif hale getirmesi, 2019 yılı ile ilgili bilgilerin 1 Eylül 2021 tarihi itibariyle 27 AB üyesi ülkeye gönderilmesi gerektiği, 2020 ve 2021 yılına ilişkin bilgilerin ise OECD takvimine uygun olarak sırasıyla 30 Eylül 2021 ve 30 Eylül 2022 den önce gönderilmesi gerektiği, bu şartların yerine getirilmediği takdirde Türkiye’nin kara listeye alınacağı ifade edilmektedir.

AB Komisyonu 22 Şubat 2021 tarihli kararında Türkiye’nin, AB üyesi ülkelerle etkin bir etkin bir otomatik bilgi değişimi yapma konusunda hiçbir kayda değer ilerleme göstermemiş olmasından ve bu yöndeki taahhütlerini yerine getirmemiş olmasından hayal kırıklığına uğradığını ifade etmiştir. 21 AB üye ülkesi ile bilgi değişiminin aktive edilmesine rağmen hiçbir AB üyesi ülke ilefiilen herhangi bir bilgi değişimi gerçekleştirilmemiş olması da Komisyon’da hayal kırıklığı yaratmıştır. Komisyon kararında yukarıda “Code of Conduct Grup” raporunda yer alan süreler çerçevesinde bilgi değişimin gerçekleşmemesi halinde Türkiye’nin kara listeye alınma koşullarını yerine getirmiş olacağını ifade etmekte ve 21 Ekim’de konunun Komisyonda ele alınacağı ifade edilmektedir.

Kara Listeye Alınmanın Sonuçları

AB’nin iş birliği yapmayan ülkeler listesine Türkiye’nin alınması Türkiye bakımından önemli sıkıntılar yaratacaktır. Öncelikle uluslararası yatırımcılar nezdinde Türkiye algısı negatife dönüşecek, yatırımcılar Türkiye’ye gerek doğrudan gerekse portföy yatırımı yapma konusunda tereddüt yaşayabilecektir.

Bu çerçevede öncelikle Avrupa Birliği’nin kullandırdığı Sürdürülebilir Kalkınma İçin Avrupa Fonu, Stratejik Yatırımlar İçin Avrupa Fonu, Dışsal Borçlanma Görevi gibi fonların kullanımı söz konusu kara liste ile ilişkilendirilebilecek, dolayısıyla kara listede yer alan ülkelerin bu fonları kullanamaması söz konusu olabilecektir.

Ayrıca,

  • AB Komisyonu kara listede yer alan ülke üzerinden herhangi bir vergi yapılanmasını otomatik olarak ilgili üye ülkeye bildirebilecektir.
  • Kara listede yer alan ülkeler AB’nin kara para aklamaya karşı alınacak tedbirlerin belirlenmesi sürecinde öncelikli olarak gözden geçirilebileceklerdir.
  • Kara listede yer alan ülkelerde bulunan şirketlerin ülke bazlı raporlama bakımından daha katı kurallara tabi tutulması söz konusu olabilecektir.
  • Zaman içinde AB Komisyon başkaca tedbirler geliştirip kara listede yer alan ülkelere karşı uygulamanın yollarını da arayabilecektir.

AB üyesi ülkeler ve diğer ülkeler AB’nin kara listesini esas alarak kendi kara listelerini oluşturabileceklerdir. Ülkeler kara listede yer alan ülkeler için gerek yönetsel gerekse yasal bazı vergisel önlemler geliştirebilecektir.

Yönetsel anlamda ülkeler kara listede yer alan ülkelere kendi ülkesinden yapılan yatırımları veya bu ülke üzerinden başka ülkelere yapılan yatırımları ve bununla ilgili işlemleri daha yakından takip edebilecek ve incelemeye tabi tutabilecektir.

Yasal anlamda alabilecekleri tedbirler ise kara listede yer alan ülkeden kaynaklanan giderlerin vergiye tabi kazancın tespitinde indirimine izin vermeyebileceklerdir. Ayrıca kara listede yer alan ülkede bulunan şirketlere kontrol edilen şirket muamelesi uygulayabilecekleri gibi bu ülkede bulunanlar tarafından elde edilen gelirlere stopaj uygulayabileceklerdir.

Kısacası kara listedeki ülke bir vergi cenneti gibi kabul edilerek bu ülke üzerinden vergi kayıp kaçağını önlemek üzere her türlü vergisel tedbir alınabilecektir. 

Sonuç

Türkiye otomatik bilgi değişimi konusunda oldukça yavaş hareket etmiştir. Taahhütlerine rağmen etkin bir bilgi değişim sistematiği ortaya koymamıştır. Yurt dışında önemli ölçüde parası bulunan ülkemizin diğer ülkelerden gelecek bilgiler çerçevesinde bu paraları vergilendirmesi ve ülkeye dönüşünü sağlaması kaçınılacak veya ihmal edilecek bir husus değildir. Bu çerçevede ülkemizin bu tür bilgilere bir an önce kavuşması stratejik öncelikli bir konu olmalıdır.

Ayrıca bilgi verilmesi boyutuyla Türkiye’nin yurtdışında bulunan vatandaşları ile ilgili olarak tereddüt yaşaması muhtemeldir. Ancak Türkiye’nin kara listeye alınmasının yaratacağı sorunlar ve bilgi değişiminden sağlayacağı önemli avantajlar göz önünde bulundurarak bilgi değişimi konusunda taahhütte bulunmadan önce bu hususları değerlendirerek karara bağladığını varsaymak gerekir.

Diğer bir husus AB’nin Güney Kıbrıs ile bilgi değişimine girmesi konusunda Türkiye’ye baskı uygulamasıdır. Türkiye’nin bu haksız talebi karşılaması mümkün değildir. Türkiye bilgi değişimine imkân sağlayan tüm anlaşmaları imzalarken Güney Kıbrıs ile ilgili olarak çekince koymuştur. Buna rağmen Türkiye’den Güney Kıbrıs ile bilgi değişimine girmesinin talep edilmesi haksız olduğu kadar hukuksuzdur.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor