Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
İmdat TÜRKAY
03 Temmuz 2019İmdat TÜRKAY
155OKUNMA

Türk Vergi Sisteminde Mükellef Hakları-5

 “Vergi mükellefleri/vergi sorumluları/meslek mensupları, Devletin tatil izni, hastalık izni ve resmi izni olmayan çalışanlarıdır.” Anonim

 I. GİRİŞ

Türk Vergi Sisteminde mükellef haklarını inceleyen ve beş bölümden oluşan çalışmamızın son bölümünde, mükellef haklarının korunması için yapılması gereken bazı hususlar ile en nihayetinde mükellef haklarının yasal güvenceye kavuşturulması için Mükellef Hakları Bildirgesinin bir adım daha ileriye taşınması sonucunda yapılması düşünülen yasal düzenlemeye değinilecektir.

II. BAZI ÖZEL SEKTÖR UYGULAMALARININ GELİR İDARESİNE UYARLANMASI DEĞERLENDİRİLMELİDİR

Gelir İdaresinin 2023 Vizyonu kapsamında mükellef hakları ve mükellef hizmetleri konusunda, kendi iç dünyasının dışına çıkarak, iyi uygulama örneklerini incelemeli ve özel sektördeki tahsilat, müşteri ilişkileri ve farklı yönetim anlayışlarından yararlanmalıdır. Bu konuda, Devletini ve milletini seven ve katkı sunmak isteyen kişi ve kurumlardan destek alınmalıdır. 2005 yılında yeniden yapılandırılan Türk Gelir İdaresi, Gelir İdaresi Başkanlığı olarak yapılanmış ve kendi bünyesinde ilk defa mükellef hizmetleri birimini ihdas etmiştir. İşte Gelir İdaresi Başkanlığında mükellef hizmetleri birimini kuran ve birçok hizmeti (Vergi İletişim Merkezi, vergi dairelerinde çalışan personele yönelik profesyonel hizmet sunulmasını amaçlayan mükellef hizmetleri temel teknikleri eğitimi vb.) hayata geçiren Karyağdı, yeni dönemde (2023 vizyonu kapsamında) gelir idaresinin nasıl olması gerektiği konusunda çarpıcı tespitler ve önerilerde bulunmaktadır.

Karyağdı’ya göre, yeni ekonomi yönetimi yavaş yavaş belli olmaya başlarken yeni dönemde nasıl bir Gelir İdaresi olması gerektiği de yine gündemdeki konular arasında yer alıyor. Malum Gelir İdaresi vergi politikalarının ve vergi yasalarının hayata geçtiği yerdir. Bilindiği üzere Gelir İdaresi bu fonksiyonunu Ankara’daki merkez teşkilatı ve buna bağlı vergi daireleri aracılığıyla yerine getiriyor. Tüm yasalarda olduğu gibi, vergide de etkin bir uygulama, aslında kilit bir öneme sahip bulunmaktadır. En başarısız düzenlemeler gayretli uygulama ile bir nebze iyileştirilebilirken en iyi düzenlemeler de başarısız uygulamalarla kötü sonuçlar doğurabiliyor. Yeni dönemde sadece organizasyonel değişikten değil her alanda bir felsefe değişikliğinden, bir üslup değişikliğinden ve neticede de bir yöntem değişikliğinden söz etmeye ihtiyacımız var. İnanıyorum ki Türkiye olarak yeni dönemde yazacağımız başarı hikâyeleri de işte bu yenilikçi ve yapıcı bakış açısından doğacaktır. Karyağdı, yeni Gelir İdaresinin sahip olması gereken ilkeler ve özellikleri şöyle belirtmektedir.

  • Güven oluşturma, öngörülebilirlik ve nezaket temel değerler olmalı ve kolaylıkla mükellef yardıma erişebilmeli,
  • Vergi mükellefi kavramı yerine “vergi ödeyicisi” kavramına geçilmeli,
  • Vergi ödeyicisi ile iletişimde yol gösterici, tutarlı ve adil bir yaklaşım esas alınmalı,
  • İdare mükellefin değerli hissetmesini sağlamak için önce kendi çalışanlarını değerli hissettirmeli, “Önce Çalışan, Önce Vergi Ödeyicisi” ilkesi hayata getirilmeli,
  • Gelir İdaresinin, vergi dairelerinin en önemli varlığı olan beşeri sermayesini yani çalışanlarını yetkin, donanımlı ve işinden memnun hale getirecek projeler hayata geçirilmeli,
  • Bürokratik ve şekilci kurallar ortadan kaldırılmalı, vergi yasalarına uymak için katlanılan zaman ve para maliyeti minimum düzeye indirilmeli,
  • Yasalardaki boşluklar, bir düzenleme ile doldurulmadığı takdirde “vatandaş lehine” yorumlanmalı ve uygulanmalı,
  • Piyasa koşullarına duyarlı bir şekilde vergi mükellefine hizmet sunulmalı ve piyasa ile aynı frekansta çalışan bir gelir idaresi oluşturulmalı,
  • Aynı anda vatandaşın hem bir hakkı hem de bir yükümlülüğü varsa önce vatandaşın hakkı teslim edilmeli sonra yükümlülüğü uygulanmalı,
  • Denetim fonksiyonu piyasadaki gelişmelere hassas ve uyumlu olmalı,
  • Vergisel bir kayıp ve kaçak olmaksızın gri alanlardan hareket ederek yorumla vergi salma anlayışı yerine gerçekten vergi kaybının olduğu alanlara odaklanılarak kayıtdışılık önlenmeli,
  • Kısa zamanda sorun çözmek, gri alanları gidermek Gelir İdaresinin temel hedefi olmalı, bunun için sistem yaklaşımı ile vergi dairesinin iş süreçleri verimlilik, kalite ve etkinlik odaklı olarak uçtan uca yeniden dizayn edilmeli,
  • Tek tek problem çözmekle uğraşmak yerine süreklilik arzeden sorunları bir defa da yapıcı bir şekilde düzenleme yapılarak kalıcı bir şekilde çözülmeli,
  • Mükellef hizmetleri anlayışı, mükellef hakları anlayışı ve uygulamaları ile geliştirilmeli
  • Usule ilişkin tüm uygulamalar dijital vergi sistemine dönüştürülmeli ve yeni ekonomiye uygun bir vergi usul sistemi oluşturulmalı,
  • Kayıtdışılığın önlenmesi için risk yönetimi sistemine geçilmek suretiyle etkinlik sağlanmalı,
  • Gelir idaresi teknolojiyi, mükelleften daha az sayıda bilgi ve belge isteme ve de mükellef hizmetlerini geliştirmek için kullanmalı,
  • Sağlıklı performans yönetim sistemi getirilerek vergi daireleri tüm yönleriyle hedeflerle yönetilen bir yapıya dönüştürülmeli,
  • Vergi dairesi uygulamalarında doğrudan vergileri (gelir ve kurumlar vergisini) artırma yönünde stratejiler geliştirilerek enflasyonist etkisi olan dolaylı vergilerin (ÖTV, ÖİV ve KDV’nin) vergi gelirleri içindeki payı azaltılmalı,
  • Vergi dairelerine işe alımda ve görevlendirmede doğru kişiyi doğru yerde görevlendirecek personel yönetimi oluşturulmalı,
  • Vergi dairesinin fiziksel ortamı bir aile ortamı sıcaklığında iş motivasyonunu artıracak şekilde “Vergi Ödeyicisi Hizmetleri Merkezi” konseptinde yeniden dizayn edilmeli,
  • Vergi dairesi içinde “Vergi Ödeyicisinin/Mükellefin Avukatı” birimi kurularak sorunların ilk elden, kısa sürede ve kalıcı bir çözülmesine imkan sağlanmalıdır.

Sonuç olarak Karyağdı, yeni dönemin, 2005 yılında büyük ümitlerle başlatılan Gelir İdaresi reformunun tamamlanması için bir fırsat olduğunu düşünmektedir.

III. VERGİ DAİRESİ ÇALIŞANLARI MÜKELLEF HAKLARINI İÇSELLEŞTİRMELİDİR

Bir vergi dairesi başkanlığı çalışanları nezdinde yapılan ankette, “Vergi dairesi başkanlığı çalışanları, mükellef hakları konusunda yeterli bilgiye sahiptir ve iletişim teknikleri konusunda güçlüdür” ile “Aksi ispatlanmadığı sürece, mükellefin dürüst olduğu ve kendisine bu şekilde davranılması gerektiği” düşüncesine katılanlar arasında farklılıklar olmuştur. Çalışanlar, büyük ölçüde yaklaşık %70 oranında mükelleflerin dürüst olduğu düşüncesine katılmaktadır. Kendilerini mükellef hakları konusunda orta derecede bilgi sahibi olarak görseler de bu bir hak olarak Mükellef Hakları Bildirgesi’nde yer almasa da uygulamada bu şekilde yaptıkları veya düşündükleri görülmektedir.

Anket sonuçlarına göre; vergi idaresi çalışanları, mükellefleri mali konularda bilgisiz bulmaktadır. Bilgi eksiklikleri beraberinde mükellef haklarının kullanılması konusunda da sorunları beraberinde getirmektedir. Mükelleflerin,  hakları konusunda bilgisiz olmaları ise devlete olan güvenlerinde ve yükümlülüklerini yerine getirmelerinde sorunlara yol açmaktadır. Bu yüzden mükelleflerin mali konularda eksik olan yönlerinin tamamlanması gerekmektedir.  Ayrıca vergi idaresi çalışanlarına da mükellef hakları konusunda dünyada bu konuda uzman örnek olabilecek nitelikteki ülkelerdeki uygulamalar doğrultusunda bilgilendirilmeler yapılmalı, eğitim seminerleri düzenlenmeli,  mükellef ve çalışanların iletişimleri güçlendirilmelidir. Mali ve ekonomik açıdan baktığımızda idare ve mükellef ilişkileri iyi olduğu durumda, gelir idaresinin etkinliğinde de bir artış olacaktır. Gelir otoritesi gelir elde etmede,  mükellef haklarını geliştirerek gönüllü uyumu sağlamış olacaktır. Vergi idaresi çalışanları, mükellef haklarındaki gelişmelerin mükelleflerin yükümlülüklerini fark etmesine pek neden olmadığını düşünmektedir. Gelir idaresi çalışanlarının bu yöndeki düşüncesi ile mükelleflerin düşüncesi aynı değildir. Mükellefler, mükellef haklarındaki gelişmelerin onların yükümlülüklerini de arttıracağını düşünmektedir.

Bu anket üzerinden genelleme yapmak elbette mümkün değildir. Ancak, vergisel işlemlerde vergi dairesi çalışanlarının mükellefe sahip oldukları genel ve özel haklarını her an anlatması ve mükellefin bu haklarını kullanmasını sağlaması gerekmektedir. Mükelleflerin yapılan vergisel işlemler karşısında nerelere başvuruda bulunacağı, hangi süreçleri ve yöntemleri izleme hakkına sahip olduğu çalışanlar tarafından sistematik olarak mutlaka mükelleflere anlatılmalıdır. Mükellef hakları konusunda Gelir İdaresinin merkez ve taşra teşkilatındaki tüm personeli aynı hassasiyeti gösterdiği oranda mükellefler kendilerini güvende hissedecek ve vergiyi öderken daha istekli davranacaklardır.

IV. VERGİNİN TAHSİLATINDA MÜKELLEF HAKLARINI ESAS ALAN BİR TAHSİLAT SİSTEMİ KURULMALIDIR

Özel sektörde tahsilat yöntemleri üzerine faaliyet gösteren bazı firmalar kendilerinin kullanmakta olduğu tahsilat sistemlerinin kamuda da kullanılabileceğini ileri sürmektedirler. Bu konuda, “Ekonomik Krizle Mücadelede Etkili Bir Çözüm Modeli Gelir İdaresi Sisteminin Geliştirilmesi” adlı çalışmada yapılan tespitler gerçekten kamunun tahsilat sistemi içinde uygulanabilir niteliktedir.  Buna göre, 2002-2017 yılları arasında vergi gelirleri yaklaşık 10 kat artmış ve 625 milyara ulaşmıştır. Bu dönemde sıkı mali disiplinin uygulanması ile kamu kesimi borçlanma gereğinin azaltılması, faiz giderlerinin bütçe içindeki payının ve kamu kesimi borcunun GSYH içinde oranın olağanüstü derecede düşürülmesi sağlanmıştır. Bu anlamda kamu maliyesi büyük bir başarı hikayesi yazmıştır.

Ancak, detaylı inceleme yapıldığında tahsilat oranı ve mükellef memnuniyeti alanlarında yüksek oranda iyileşme alanlarının olduğu görülmektedir. Şöyle ki, 2010-2015 yılları arasında tahakkuk/tahsilat oranı %85-87 aralığında gerçekleşmiştir.  Ancak, ödeme alışkanlıklarında özellikle 2016 yılından itibaren ciddi değişiklikler meydana gelmiş ve tahsilat oranları %81’lere kadar gerilemiştir. Bu trendin dikkatle takip edilmesi gerekmektedir. Zira azalış trendi, bütçe dengesinde beklenin ötesinde açıkların oluşması, bu açıkların vergi artışları ile kapatılması, bunun da tahsilat oranını daha da düşürmesi ve yeni afların gündeme gelmesine neden olmuştur. Nitekim kamu kesimi borçlanma gereği 70 milyar liranın üzerine çıkmış ve ekonomik parametreler üzerinde baskılayıcı bir unsur olmuş, ardı ardına mali afların çıkmasına neden olmuş, faiz giderleri yüzde %28 oranında artmıştır. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, 2018 yılının ilk 7 ayında giderler %22 artarken, bütçe gelir artışı  %18 olarak gerçekleşmiştir.  Bütçe dengesi -44 milyar olmuş ve yılsonunda bütçe açığının 66 milyar olacağı öngörülmektedir.

Son dönemlerde yapılandırma için başvurulan oran, af kapsamındaki alacağın %50’sine karşılık gelmektedir. Yapılandırılan alacaklarında %60’nın tahsil edildiği öngörülmektedir. Dolayısı ile af kapsamındaki tahsilat oranı %30’la sınırlı kalmaktadır. Sık tekrarlanan aflar, düzenli olarak borcunu ödeyen mükelleflerin ödeme alışkanlıklarını olumsuz etkilemiştir. Diğer taraftan, GİB idaresinin yaptırdığı anketlere göre mükellef memnuniyeti %75 seviyesindedir. Maliye Bakanlığında, stratejik hedefleri doğrultusunda, bu memnuniyetin arttırılmasına yönelik çabalar sürdürülmektedir. Ancak bu konuda da alınacak önemli mesafeler vardır. Bütün bu indikatörler, devletin gelir idaresinde yeni açılımlara, yeni strateji ve hikâyeye ihtiyaç duyulduğunu, bunun karşılanması halinde gelecekte yaşanabilecek risklerin yönetilebileceğini göstermektedir.

İhtiyaç duyulan çözüm tahsilat hız ve oranın yükseltilmesi, af ve mükellef yönetim sürecinin geliştirilmesidir. Her bir puanlık iyileşme yaklaşık 7-8 milyar liraya karşılık gelmektedir. Bu da 2018’de hedeflenen faiz dışı fazlanın iki katına çıkması demektir. 9 puanlık iyileşme 65 milyar olarak hedeflenen bütçe açığının tamamının kapatılması anlamına gelmektedir. Peki bu nasıl sağlanacaktır? Özel sektör alacak yönetim modelinin, kamuya uyarlanması ile sağlanacaktır. Dünyada ve Türkiye’de telekomünikasyon, bankacılık ve enerji başta olmak üzere müşteriye en çok hitap eden sektörlerde başarılı tahsilat modelleri geliştirilmiştir. Bu sayede Türkiye’de bankacılık sektöründe tahsilat oranı %97, telekomünikasyon sektöründe %98-99, enerji sektöründe %99-99,5 tür. Hukuki süreçle takip ve tahsilat oranı son derece düşüktür. Neden?

Çünkü müşteri merkezli ve risk esasına dayanan, son teknolojinin ve modern iletişim araçlarının kullanıldığı, analize dayalı aksiyonların alındığı modeller uygulanmaktadır. Ve bunun dikkatle değerlendirilmesi önerilmektedir. Özel sektör tecrübesinin, metodolojisinin devlet dinamikleri dikkate alınarak, uyarlanması halinde mükellef memnuniyetini düşürmeden, hatta arttırarak tahsilatlarda ciddi iyileşmelerin sağlanacağı öngörülmektedir. Bu metodolojiyi uygulayan Türk Telekom’da, tahsilat %99,5 olmuştur. Bu model bir enerji şirketinde uyarlanmış tahsilat oranı %65’ten %95 bandına çıkarılmış, tahakkuk eden gelirler ikiye katlanmıştır. Geliştirilen müşteri merkezli ve sistem temelli bu metodoloji ile müşterilerin sadece binde 2’si, hukuki takibe alınmıştır. Özel sektör af kampanyası süreçlerinde önemli başarı ve tecrübe elde etmiştir. Müşteri memnuniyeti çerçevesinde de önemli tecrübeler kazanmıştır. Peki ekonomik dengeleri değiştirecek hangi çözümler önerilmektedir?

  • Özel sektör tecrübesinin, kamu tahsilat modeline uyarlanması,
  • Kamu kesiminde tahsilat oranın kademeli olarak %92’ye çekilmesi hedefinin konması, bu hedefin OVP’de yer alması,
  • Bütçe açıklarının bu yöntemle süratle kapatılması,
  • Vatandaşların zamanında vergilerini ödemelerinin bu dönemde ülkelerinde yapılacak en önemli hizmeti olduğu hususunun vurgulanması ve gönüllü vergi ödemesinin teşvik edilmesi,
  • Önümüzdeki 5 yıl içinde kesinlikle başka bir af uygulamasının yapılmayacağının kamuoyuna deklare edilmesi,
  • Özel sektör metodolojisinin devlete uyarlanması, yeni bir iletişim dili ve stratejisinin hayata geçirilmesi, mükellef memnuniyetinin arttırılması, günümüzün teknolojik imkanlarının tahsilat süreçlerinde kullanılması.

Bu konuda proje ve pilot çalışmaların başlatılması ve başarılı olması halinde yaygınlaştırılması gerekmektedir. Tahsilat gelirlerinin beklentilerin üzerinde artması, kamu kesimi borçlanma gereksiniminin ve faiz giderlerinin azaltılması, ekonomik krizle mücadelede mükellef ve vatandaşlarla birlikte büyük bir başarı hikayesinin yakalanması beklenmektedir.

V. MÜKELLEF HAKLARI KONUSUNDA YASAL DÜZENLEME YAPILMALIDIR

Dünyada vergi dairelerinin “mükellef odaklı” yaklaşımla yeniden yapılandırılması ve mükellef haklarının ön plana çıkmasına paralel olarak, birçok ülkede bunların açıklanmasına ve duyurulmasına yönelik düzenlemeler yapılmaya başlanmıştır. Mükellef haklarının belirlenmesi ve açıklanması ile ilgili yoğun çalışmalar yürüten ülkelerin öncülüğünü İngiltere, ABD ve Avustralya yapmıştır. Daha sonra, pek çok ülke bu yöndeki çalışmalarına hız vermiştir. Gelir İdaresi tarafından Şubat/2006 da yayınlanan “Mükellef Hakları Bildirgesi” sonrasında bu konuda hiçbir yasal ve idari düzenleme yapılmamıştır. Vergilendirme işlemlerinde, vergi dairelerine tanınan yetkilerin kullanımı ile mükelleflere sağlanan haklar arasındaki çatışmaların azaltılması gerekmektedir. Mükellef hakları konusunda yapılacak iyileştirmeler sonucunda mükelleflerin vergi idaresine olan güveni artacak ve vergiye gönüllü uyumları da sağlanacaktır.

Bu nedenle;

  • Mükellef haklarının sistematik olarak açıklanması gerekmektedir. Vergi kanunlarında Vergi Sisteminde mükellef hakları konusunda var olan yasal hükümler ortaya konmalıdır.
  • Mükellef haklarının korunmasına yönelik yasal düzenlemenin yapılması gerekmektedir.
  • Mükellef hakları konusunda vergi daireleri ve merkez birimler kurumsal bir bakış açısına sahip olması gerekmektedir.
  • Mükellef hakları konusunda ülke genelinde aynı uygulamanın yapılması gerekmektedir.

Bu kapsamda yapılması gerekenler;

  • 213 sayılı Vergi Usul Kanununa eklenecek bir bölüm ile mükellef hakları koruma altına alınmalıdır.
  • GİB merkez ve taşra birimlerinde çalışan personeli mükellef hakları konusunda eğitilmelidir.
  • Mükellef haklarının neler olduğu konusunda mevcut vergi kanunlarında olan haklar ortaya konmalı ve tek bir metin olarak yayınlanmalıdır.
  • Mükellefin vergi kanunlarında var olan haklarının belli aralıklarla, iletişim kanalları kullanılmak suretiyle duyurulması sağlanmalıdır.

Bir görüşe göre, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve OECD ülkelerinde belirlenen vergi mükelleflerinin hakları konusundaki düzenlemelerin benzeri hükümleri Anayasamızda yer alabilir. Anayasa’nın 73. maddesi değişikliği ile mükellef haklarının anayasal güvence altına alınmasıyla mükellefleri ilgilendiren her türlü işlemde hukuka uygun hareket etmek zorunluluğu daha güçlü bir şekilde sağlamlaştırılacaktır. Tüm ülkeler, hukuka saygılı ve anayasal vergilemeyi uygulamaya geçirmeyi amaçlayan, yargı kararlarına uyumlu, mükellef haklarına saygılı, mükellef odaklı vergi idareleri kurma eğilimindedir. Mükellef hakları, ülkelerin gelir toplama konusundaki kurumsal alt yapılarının da gelişmesine katkı sağlayabilecektir. Mükellef haklarının gelişmesi, çağdaş demokrasi ortamında mükelleflerin vergiye gönüllü uyumlarını da artıracaktır.

Gönüllü uyum konusunda mükellef haklarının önemi çok büyüktür. Mükelleflerin isteklerini ve vergi idaresiyle ilgili görüşlerini bilmek gönüllü uyumlarını arttırmaktadır. Dolayısıyla, mükellef hakları da bu aşamada ortaya çıkmaktadır. Mükelleflerin haklarını korumaya yönelik bu yaklaşımlar onları gönüllü uyum konusunda isteklendirmektedir. Gönüllü uyum vergi idarelerindeki kaliteli hizmet sunulmasını sağlamada etkilidir. Bu yüzden mükellef haklarının

idarece korunmasında çaba gösterilmesi gerekmektedir. Bu durum beraberinde gönüllü uyumu getirecektir. Mükellef hakları, yükümlülükler kadar önemlidir. Gönüllü uyumun sağlanabilmesi için vergi idareleri, “mükellef avukatlığı sistemi, ücretsiz telefon bilgi edinme hatları, kurum içi verilen mükellef odaklı eğitimler, vergi uyumu ölçme programları, düzenli aralıklarla yapılan profesyonel standartlarda anket uygulamaları” gibi yöntemleri geliştirmektedirler. OECD üyesi bazı ülkelerle Ülkemizin mükellef hakları konusundaki mevcut yasal ve idari düzenlemelerinin karşılaştırılması şöyledir.
  

  OECD Üyesi ÜlkelerKanun Olarak
Ya Da Diğer Yasal Statüde Düzenleme
İdari Bir Belge Niteliğinde DüzenlemeMükelleflerin Şikâyetleriyle İlgilenen Özel Bir Yapılanma
ABDVarVarVar
AlmanyaVarYokYok
AvustralyaVarVarVar
FransaVarVarVar
İngiltereVarVarVar
İspanyaVarVarVar
JaponyaVarYokVar
KanadaVarVarVar
KoreVarVarVar
TürkiyeYokVarYok

2015 yılı itibariyle, OECD Gelir İdareleri ile ilgili Raporuna göre; 56 ülkeden 50’sinde Mükellef Hakları ile ilgili yasal düzenleme yapılmıştır. 56 ülkeden 43’ünde ise Mükellef Hakları Bildirgesi yayınlamıştır. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanmakta olan Vergi Usul Kanunu Taslağı “İkinci Kitap” başlıklı bölümünde, “Mükellefin Hak ve Ödevleri” başlığı altındaki 122. maddede genel haklar şu şekilde sıralanmıştır:

  • Vergi mevzuatı, mükelleflere adil, eşit ve kaliteli hizmet alma hakkı gözetilerek uygulanır. İdare, vergilendirme işlemlerinde uygulanacak hizmet standartlarını belirler.
  • Mükelleflerin hak ve yükümlülükleri ile ilgili düzenleyici işlemler, sade, açık ve anlaşılır bir dille hazırlanarak uygun araçlarla duyurulur.
  • Mükelleflerin şahsına veya faaliyetine ilişkin olup vergi muameleleri nedeniyle elde edilen sırlar ile gizli kalması gereken husus ve bilgiler, bu Kanunda belirtilen vergi mahremiyetinin ihlali sayılmayan haller hariç olmak üzere açıklanamaz.
  • Mükellefler, kendileriyle ilgili bilgileri (henüz işleme konulmamış bilgiler, vergi incelemesi ya da araştırma safhasında bulunan ihbarlar ile Gelir İdaresi Başkanlığı veri merkezindeki bilgiler hariç) istemek ve öğrenmek, kontrol etmek ve hatalı bilgilerin düzeltilmesini talep etmek hakkına sahiptir.
  • Mükellefler hak ve yükümlülükleri konusunda, güncel mevzuat bilgilerine ulaşabilme hakkına sahiptir. Gelir İdaresi Başkanlığı, internet, telefon ve benzeri elektronik iletişim araçları ile yazılı, görsel ve yüz yüze iletişim araçlarını kullanarak mükelleflerin hakları ve yükümlülükleri konusunda doğru ve zamanında bilgi almalarını sağlayacak tedbirleri alır.
  • Mükellefler, vergi ile ilgili işlemlere karşı bu Kanunda belirtilen uzlaşma, düzeltme talebinde bulunma ve şikâyet yoluyla Gelir İdaresi Başkanlığına başvuru yapma hakkına sahiptir.
  • Mükellefler vergilendirmeyle ilgili işlemlerini, ilgili mevzuatta yer alan kısıtlayıcı hükümler saklı kalmak şartıyla bizzat kendileri yürütebileceği gibi açıkça yetkilendirmiş olmak şartıyla bir temsilci de kullanabilir veya idareyle olan görüşmelerinde temsilcisinden yardım isteyebilir.
  • Mükellefler, aynı konuda yargıya intikal etmiş ve müstakar hale gelen kararlar doğrultusunda aynı durumda olan tüm mükellefler bakımından uygulamaya yön verilmesini ve açıklık getirilmesini isteme hakkına sahiptir.

Vergi Usul Kanunu Taslağının 123. maddesinde belirtilen özel haklar ise şu şekilde açıklanmıştır: Mükellefler, bu bölümde yer almayan düzenlemeler saklı olmak kaydıyla, vergi kanunları uygulamasında aşağıdaki özel haklara sahiptir;

  • Yükümlülüklerini süresi içinde yerine getirmelerini engelleyen zor durum hallerinin varlığını ileri sürerek, idareden kendilerine uygun bir süre verilmesini isteme hakkına sahiptir.
  • Beyana dayanan vergilerde beyan edilen matrah üzerinden tarh edilen vergiye karşı dava açma hakkını saklı tutmak için itiraz kaydı koyabilir.
  • Vergiye ilişkin hesaplarda ve vergilendirmede yapılan hataların düzeltilmesini isteme hakkına sahiptir.
  • İlgili mevzuatına göre iadesi gereken vergilerin nakden veya mahsuben iadesini isteme hakkına sahiptir.
  • Bu Kanunda yer alan hükümlere dayanılarak ceza kesilmemesi ve gecikme faizi hesaplanmamasını isteme hakkına sahiptir.
  • Bu Kanunda belirtilen şartların sağlanması hâlinde pişmanlık hükümlerinden yararlanma, kesilen cezalarda indirim yapılmasını isteme, uzlaşmadan yararlanma, vergi borçları ve cezalarının terkinini isteme haklarına sahiptir.
  • Bu Kanunda belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmesi hâlinde zamanaşımı ileri sürülerek verginin tarh ve tebliğ işlemleri ile ceza kesilmesine itiraz etme hakkına sahiptir.
  • Yoklama, vergi incelemesi, arama ve bilgi toplama faaliyetlerinin bu Kanunda belirtilen usullere uygun yapılmasını talep etme hakkına sahiptir.
  • Vergi incelemelerinde, rapor değerlendirme komisyonlarından kendisinin dinlenmesini isteme hakkına sahiptir.

Her ne kadar genel özel haklar bu şekilde yer almışsa da anılan taslak incelendiğinde, idarenin ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik maddeler olduğu, mükellefin bakış açısından yaklaşılmadığı ve mükellefin ihtiyaçlarının göz önüne alınmadığı bir genel görünümün göze çarptığı söylenebilir. Ayrıca Taslakta, vergi incelemesi açısından mükellef haklarına sınırlama getirdiği görülmektedir. Vergi Usul Kanunu Tasarı Taslağı'nın mükellef haklarını pek gözetmediğini belirten Doğrusöz, “Taslakta, idarenin yetkilerinin güçlendirilmesi ve her konuda esası düzenleme yetkisinin idareye verilmesi konusunda gösterilen hassasiyetin, mükellef hakları yönünden de gösterilmesi gerekmektedir” demektedir. Doğrusöz Taslağın 2. Kitap, Birinci Kısım Birinci Bölümü'nde mükellef haklarının iki maddede sayıldığını belirttikten sonra mükelleflerin genel ve özel haklarını belirtikten sonra mevcut durumun idareye “Hakları çiğneme hakkı” verdiğini ileri sürmektedir. Taslakta yer alan bir maddeye göre, İdareye hakları çiğneme hakkını veriyor ve yargının elini kolunu bağlıyor. Madde aynen şöyle: “Vergi kanunlarının uygulanmasıyla ilgili olarak, idare mevzuat ile kendisine verilen görevleri yerine getirirken yaptığı işlemlerin dava konusu edilmesi halinde, bu Kanunun 122'nci ve 123'üncü maddelerinde sayılan hakların ihlal edildiği gerekçesiyle, bu işlemlerin iptaline karar verilemez.” Yani madde diyor ki, idare bu mükellef haklarını çiğneyebilir, çiğnenirse yargı mükellef haklarından bahisle iptal kararı veremez. 

VI. SONUÇ

Son çeyrek yüzyılda dünya genelinde mükellef haklarının gelişmesi insan haklarında yaşanan gelişmelere paralel olarak devam etmektedir. 1946 yılından bu yana faaliyetini sürdüren Gelirler Genel Müdürlüğü, 2005 yılında “Mükellef Odaklı” yaklaşımla yeniden yapılanmış ve gelir İdaresi Başkanlığı olarak faaliyetini sürdürmektedir. Bu yaklaşımın sonucunda Gelir İdaresi bünyesinde kurulan Mükellef Hizmetleri Daire Başkanlığı toplumsal vergi bilincinin artırılması, mükellefleri mevzuat konusunda bilgilendirme, mükellef haklarının korunması, mükellef şikâyetlerini değerlendirme ve mükellef memnuniyetini ölçme gibi konularda çalışmalar yapmaktadır. Mükellef haklarının korunması konusunda OECD ve Avrupa Birliği ülkelerinde var olan mevcut düzenlemeler de Ülkemizdeki uygulamaları yönlendirmektedir.

Özellikle son yıllarda gerek kamu mali yönetiminde yaşanan şeffaflık ve hesap verilebilirlik ilkeleri gerekse internet ve sosyal medya yoluyla toplumsal iletişimin çok güçlü olması nedeniyle diğer kamu idarelerinde olduğu gibi Gelir İdareleri de mükellefin sahip olduğu genel ve özel hakları korumak ve gözetmek durumundadır. Çünkü, Vergi İdareleri tarafından vergisel işlemlere ilişkin olarak yapılacak tüm idari işlemlerde mükellef haklarına riayet edildiği, mükellefle saygılı ve eşitlik ilkesi doğrultusunda iletişim kurulduğu ölçüde mükelleflerin vergiye gönüllü uyumları artacaktır. Bu nedenle, mükellef hakları konusunda 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yapılacak yasal düzenleme ile iç ve dış paydaşların görüşlerini de alarak hem Gelir İdaresini hem de mükellefleri memnun edecek bir çalışmanın yapılmasında fayda vardır. Sonuç olarak mükellef hakları konusunda yapılacak yasal düzenlemede, mevcut vergi kanunlarında var olan hakların sistematik olarak sayılması değil; bu hakların ihlal edildiği durumlarda vergisel işlemleri yapan idarenin sorumluluklarının da açık olarak ortaya konması ve mükelleflerin yasal güvenceye kavuşturulması gerekmektedir.

- Bu yazıda yapılan açıklamalar, tamamıyla yazarına ait olup hiçbir şekilde yazarın çalıştığı kurumunu bağlamaz, kurumunun görüşü olarak kullanılamaz ve değerlendirilemez.
- Nazmi Karyağdı, Yeni Dönemde Yeni Ekonomi ve Yeni Gelir İdaresi, https://vergialgi.net, 2.9.2018.
- Güneş Çetin, Ramazan Gökbunar, Mükellef Haklarına Vergi İdaresi Çalışanlarının Bakısı, Yönetim ve Ekonomi, Yıl:2010, Cilt:17, Sayı:1.
- Abdullah Sevimli, Ekonomik Krizle Mücadelede Etkili Bir Çözüm Modeli Gelir İdaresi Sisteminin Geliştirilmesi, Dünya Gazetesi, Serbest Kürsü, 6.10.2018 (https://www.dunya.com). - Seçilmiş Bazı OECD Ülkelerinde Mükellef Haklarının Özellikleri, OECD, 2013: 281-282.
- Hülya Tamzok, Mükellef Hakları Bildirgesi, Vergi Dünyası, Mayıs/2018.
- Bumin Doğrusöz, Mükellef Hakları Şakası, Dünya Gazetesi, 26.01.2016.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor