Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Mehmet Nuri ASLAN
14 Mayıs 2020Mehmet Nuri ASLAN
4772OKUNMA

Şimdi Borçlanma Vakti: Ya Sonra?

Vergi Algı sayfasında yayınlanan Vakit Borçlanma Vakti başlıklı yazısında Sayın İbrahim Attila Acar hocamız bu kriz ortamda devletin borçlanmasının doğru bir politika olduğunu gayet duru bir şekilde ifade ediyor.

Başka yerlerde, başka uzmanlar da net aktif vergisi ya da servet vergisi gibi son zamanlarda konuşulan seçenekleri bu aşamada düşünmenin hiç zamanı olmadığını, bunları anmanın bile kriz ortamında yanlışlığını vurgulamaktalar. Bu kısa yazı ise konunun orta vadedeki muhtemel risklerine dikkat çekmeyi, enflasyonist baskıların yakın zamanda yönetilmeyecek düzeylere çıkabileceğini anımsatmayı amaçlıyor; temkin ve hazırlık öneriyor.

Kanımızca öyle bir hazırlığın odağında, üretimin ve özellikle tarımsal üretimin yeniden yapılandırılması ile vergi sisteminin acilen güçlendirilmesi bulunmalıdır. Tarım kesimindeki sorun, son yıllarda tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır. Türkiye sürekli olarak et ve tarım ürünleri ithal etmektedir. O sektörde önlenemeyen fiyat artışları enflasyonu beslemektedir. Her alanda ama özellikle tarım kesiminde üretimin artırılması öteden beri aciliyet taşımaktadır, sorunu cömertçe dağıtılan parasal teşviklerle çözemediğimiz de onca harcamadan sonra iyice anlaşılmış olmalıdır.

Vergi sisteminin temel işlevlerini yapamaz hale geldiği de kanımızca aynı ölçüde aşikardır. Sorun kriz nedeniyle piyasalara ister istemez pompalanmış aşırı likiditenin er geç talebe dönüşmesi ile birlikte çok daha büyük önem arz edecektir. Vergi sisteminin, yaygın kayıt dışılığı ve buna bağlı devasa vergi kaçağını dizginleyecek biçimde kapsamlı bir  reforma tabi tutulmadan, durgunluktan çıkış süreci ile birlikte ekonominin nasılsa kendiliğinden dengeleneceğinin hiçbir garantisi yoktur; tam tersine, böyle bir durumda vergi sisteminden beklenen otomatik istikrar işlevinin büyük ölçüde aksaması ihtimalini ciddiye almak daha basiretli bir tavır olur. Çünkü, bize pek de düşük görünmeyen  bu ihtimal gerçekleşirse, kısa bir zaman sonra hızla tırmanacak enflasyon zaten kırılgan ekonomimizde bugünkünden çok daha kapsamlı ve derin dengesizliklere yol açabilir.

Bu derin durgunluk ortamında, her önlemle likiditeyi artırarak firmalara destek veren devletin bir yandan da ek vergi veya yeni vergi almak istemesi bu aşamada elbette söz konusu değildir. Yoksa, Deli Dumrul  hikayesinin yeni bir versiyonu yaratılmış olur. Benzer şekilde ve aynı nedenlerle, Sayın Acar’ın yazısındaki temel fikre katılmamak olanaksızdır. Gerçekten de, ekonomilerin fiziksel olarak neredeyse tamamen durduğu bu ortamda devlet için borçlanmadan ve hak eden kesimlere destek vermekten başka çaresi yoktur. Başka deyişle, bu şartlarda, genişleyici para ve maliye politikasından sapmak büyük hata olur.

Ancak hemen  eklemek gerekir:

Bu politika, hem geçici olmak zorundadır, hem de seçici biçimde uygulanmalıdır. Kriz koşulları aşılınca sona erer. Geçici olmasından kasıt budur.  Öte yandan, kamu desteği finansal yapısı güçlü ve gerçekten üretken firmaların geçici nakit darlığını gidermek üzere verilmelidir. Bu desteklerin, mesela inşaat sektörü gibi üretken olmayan sektörlere can suyu diye aşı altında kamu kaynağı sağlanması hatalı olur; Spor kulüplerinin kurtarılması ise başka ve çok daha üç bir örnek olabilir. İhracat, üretim ve istihdam kapasitesi olmayan firmalara yöneldiği ölçüde, bu destekleri israf kabul etmek gerekir.  Üretken olmayan alanlara aktarılan kaynakların ve kara delik diye anılan tüm hesapsızlıkların enflasyonu kolayca körükleme ihtimali ise kriz döneminde de olsa azımsanamaz.

Ana konumuza dönmek için tekrarlayalım: Bu koşullarda bile üretimi sürdürmek ve mümkünse artırmak, en azından ülkenin üretim ve istihdam kapasitelerini elbette korumak gerekiyor. Aynı zamanda, ekonomik ve sosyal kaygılar nedeniyle işgücüne ve dar gelirliye yönelik destekleri de uygulamak şarttır. Kaynakları ne yazık ki çoktan tükenmiş devlet, bunu borçlanarak da olsa yapmak zorundadır. Halen yüzde on civarında dolaşan enflasyona rağmen bu mantık kanımızca tutarlı ve geçerlidir.

Ne var ki, ortada deve dişi gibi duran iki büyük soruyu yok saymak büyük hata olur:

  1. Kurdan er geç gelecek maliyet enflasyonu baskısının reel kesimde yaratacağı hasar nasıl önlenecek?
  2. Genel durgunluktan çıkışla birlikte oluşacak talep baskısı orta vadede nasıl dizginlenecek?

Ekonomik faaliyetlerin canlanması ile birlikte, ekonomik denge kendiliğinden sağlanır, diye umutlanmak bize yanıltıcı görünüyor. Büyüme elbette devasa boyutlara ulaşmış bütçe açıklarını düzeltici yönde etki yapacaktır, ama bu etkinin enflasyona yol açmayacak hızda ve çapta olacağına umut bağlamak aşırı bir iyimserliğin eseri olur. Öngörülü bir yönetime, bu durumda umut etmek yerine temkinli olmak yakışır.

Piyasa mekanizmaları zinde, ulusal paraları tamamen konvertibl, dış borç ödeme sorunu yaşamayan olgun ve dengeli ekonomilerle ülkemiz ekonomisini aynı kefeye koyup aynı kantarda tartmaya kalkarsanız, kantarın topuzunun kaçtığını bir süre sonra talep patlayınca görebilirsiniz. Üretken kapasitemiz ve aksak hatta topal piyasa mekanizmamız bu denli büyük bir likiditeyi dengeli biçimde ve hele ödenecek onca dış borç ertelenmemişken uzun süre taşıyamaz.

Bu görüşün gerekçeleri için, son yıllarda enflasyonun ve özellikle gıda maddeleri fiyatlarında ve kurlardaki tırmanmanın, ihracattaki tıkanmanın ve tasarrufların hızla azalmasının nedenlerine bakmak gerekiyor. İnşaat sektöründe donmuş varlıkları ve iş gücüne katılma oranındaki hızlı düşüşün nedenlerini düşünmek ise tehlikeyi algılamak için bonus olacak.

Kurlardan gelecek şokla birlikte, durgunluktan çıkış sürecine girildiği dönemde dengelerin büsbütün bozulma ihtimali kanımca ihmal edilmeyecek ölçüde yüksektir, bu ihtimale karşı tam da bu dönemde hazırlanmak gerekir.

Öte yandan ciddi bir boşluğumuz daha var:

Bu sorunları algılayan veya algılasa da çözme iradesi gösteren şeffaf ve öngörülü bir ekonomi yönetimi henüz görünürde yoktur.

Evet, şimdilik borçlanma.. Ya sonrası?

Temkinli olma zamanı.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor