Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Mükellef Hakları

İmdat TÜRKAY
13 Eylül 2021İmdat TÜRKAY
1745OKUNMA

OECD Üyesi Ülkelerde ve Türkiye’de Mükellef Haklarının Karşılaştırılması-I

Literatürde, mükellef hakları konusunda geniş çapta kabul görmüş bir tanım bulunmamaktadır. Bir tanıma göre mükellef hakları; anayasa, sözleşme, yasa gibi asli-tali kaynaklar aracılığıyla hukuken vergi mükellefine tanınan, mükellefin devletten, vergilendirme yetkisi çerçevesinde, vergi hukuku kurallarını oluştururken, uygularken bir şeyi yapmasını veya yapmamasını talep edebileceği haklardır.(1)Bir başka tanımlamaya göre ise vergi mükellefinin vergi ile ilgili işlemlerde kendini korumak amacıyla ortaya koyabileceği iddialar, durumlar ile mükellefe olumlu ya da olumsuz talepte bulunma yetkisi veren, ihlal edildiğinde hukuki korunma sağlayan haklardır. Genel olarak bu haklar, hem mükellefin gönüllü uyumunu hem idarenin mükellef odaklı bakmasını sağlayan anayasal ve yasal haklar olarak düşünülebilir. Mükellef haklarının çok net bir tanımı olmasa da farklı tanımlamalar yapılmaktadır. Yapılan tanımlardan birine göre,  mükellef hakları temel insan haklarından kaynaklanan ve anayasa, uluslararası anlaşma, kanun veya idari düzenlemeler aracılığıyla hukukun vergi mükelleflerine tanıdığı mükellefin devletten, vergilendirme yetkisi çerçevesinde vergi hukuku kurallarını uygularken bir şey yapmasını veya yapmamasını takip edebileceği yetkilerdir.

Vergi hukukunda tanımı en çok yapılan kavramlardan biri olan “vergi” olgusunun en klasik tanımını; “Devletin egemenlik gücüne dayanarak, kamusal hizmetleri karşılamak amacıyla, vatandaşlarından kanun gücüne dayanarak zorla aldığı parasal tutarlardır.” şeklinde yapabiliriz. Özgür bir şekilde, hak ve adalet çerçevesinde, güven içinde yaşayabilmemiz ile eğitim, sağlık, alt yapı ve yerel hizmetlerden mahrum kalmaksızın yararlanabilmemizin yolu devlete ödenen vergilerden geçmektedir. Gerçekten de Devlet vergiyi toplarken, mükellefler vergiyi ödeyip ödememe konusunda bir seçim hakkına sahip değildirler. Ancak bu zorunluluk, mükellefe olduğu kadar vergiyi alan Devlete de bir yükümlülük getirmektedir. Türk Vergi Sisteminde var olan tüm vergi kanunların temel dayanağı, 1982 Anayasa’sının “Siyasî Hakları ve Ödevler” bölümündeki “vergi ödevi” başlıklı 73. maddesinde yer alan hükümlerdir. Mükelleflerin vergilendirme işlemleri sürecindeki; bilgi alma hakkı, başvuru hakkı, vergilemede belirlilik hakkı, adil, eşit ve saygılı hizmet alma hakkı, dinlenilme hakkı ve gizlilik ve sır saklama hakkı gibi genel hakları bulunmaktadır. Mükelleflerin özel haklar kapsamına ise; vergi tahsilatı sırasındaki haklar, vergi ihtilaflarının çözümü sırasındaki haklar ve vergi denetimi sırasındaki haklar girmektedir.

Küreselleşmenin ya da bir başka ifadeyle serbest piyasa ekonomisinin gelişmesi ve yaygınlaşması geçmişte yer alan “Devlet birey için mi vardır?” yoksa “Birey devlet için mi vardır” sorusunun “Devlet, birey için vardır” şeklinde toplumlarda kabul görmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu bakış açısı, temel insan haklarının gelişmesi amacıyla birebir örtüşen bir sonucu da yansıtmaktadır. İnsan hakları kişilerin, kanun karşısında cins, ırk, din, dil, yaş, tabiiyet, düşünce farkı gözetilmeksizin eşit oldukları ve insan olmak sıfatı ile doğuştan, devredilemez doğal birtakım haklara sahip oldukları esasını içermektedir. Kişi kakları ise insan kişiliğine bağlı, doğuştan dokunulmaz, devredilmez haklardır. Her iki kavramı bir arada dikkate aldığımızda insan haklarının, kişi hakları ile birlikte diğer siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik hakları da kapsadığını görmekteyiz.(2)Anayasa Mahkemesi 2.7.2009 tarihli bir Kararında, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devletini; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet olarak tanımlamıştır.(3)Dolayısıyla hukuk devleti ile mükellef hakları birbiriyle çok sıkı ilişki halinde olup esasen mükellef hakları hukuk devletinin bir konusudur. Vergi, mükellefle Gelir İdareleri arasındaki idari işlem sürecinde alınan bir parasal değerdir. Devlet tarafından yapılan vergisel işlemler birer idari işlem olduğundan, mükelleflerin genel ve özel hakları anayasadan ve vergi kanunlarından doğmaktadır. Dolayısıyla, mükellef hakları hukuk devletinin güvencesi altındadır ve mükellefler her türlü haklarını kullanıp kullanmamakta özgür iradeye sahiptirler.

Dünyada Mükellef Haklarının Tarihsel Gelişimi

Dünyadaki mükellef haklarının tarihsel gelişimine ve mükellef haklarına ilişkin uygulamalara baktığımızda ilk olarak İngiltere’de mükellef haklarının temellerinin atıldığı, daha sonrada ABD ve Fransa gibi ülkelerde bu konuda önemli gelişmelerin olduğu anlaşılmaktadır. Mükellef hakları, mükelleflere olumlu veya olumsuz istekte bulunma yetkisi veren ve ihlal edildiğinde hukuki koruma sağlayan haklardır. Genel ve özel haklar şeklinde sınıflandırılan mükellef haklarının kaynaklarına bakıldığında, dayanakları ve nerelerde düzenlediklerine göre ikili bir gruba ayrılmaktadır. Birinci grup kaynaklar, temel düzenleme olarak nitelendirilen anayasa, uluslararası anlaşmalar ve kanunlardır.  İkinci grup kaynaklar ise idari düzenlemeler olarak nitelendirilen ve daha çok mükellef hakları imtiyazları veya mükellef hakları bildirgesi şeklinde yapılan düzenlemelerdir. Mükellef hakları tarihsel süreçte anayasal hareketler, demokrasinin gelişimi ve vergilendirme yetkisinin sınırlandırılması paralelinde ve insan hakları temelinde gelişmiştir. Vergi alanı, tarihte hak arayışına ilişkin önemli mücadelelerin verildiği alanlardan birisi olmuştur. Vergi alanında hak arayışına ilişkin mücadelelerin ilki ise 1215 tarihli Magna Carta Libertatum (Büyük Özgürlükler Sözleşmesi)’dur. Bu doğrultuda İngiltere’de imzalanan ve kralın vergilendirme yetkisini sınırlandıran bu sözleşme, mükellefleri koruma altına alan ilkeleriyle mükellef haklarının başlangıç noktası olarak değerlendirilmekte ve kabul edilmektedir.

İngiltere’deki haklar konusunda yaşanan gelişmeleri Fransa’daki gelişmeler takip etmiş ve 1789 yılında Fransız İhtilali ortaya çıkmıştır. Fransız İhtilali ile İngiltere’de olduğu gibi kralın vergilendirme alanındaki yetkileri sınırlandırılmış ve ardından da “İnsan Hakları Bildirgesi” yayımlanarak vergileme alanında (mükellef haklarında) önemli düzenlemeler getirilmiştir. İngiltere’de başlayan vergi alanındaki hak arayışı, Fransa ile birlikte diğer ülkelerde de devam etmiş ve hak arayışı olaylarından sonra çeşitli bildirgeler ve belgeler yayımlanmıştır. Yayımlanan söz konusu bildirge ve belgelerin, devletlerin vergileme alanını sınırlamayı ve mükellef haklarının önemini vurgulamayı amaçlayan belgeler olduğu söylenmektedir.

Mükellef haklarının açıklanması ile ilgili çalışmalar yürüten ülkelerin başında İngiltere, Fransa, ABD ve Avustralya gelmiştir. Daha sonra, birçok ülke bu yönde çalışmalar yapmıştır. Gerek genel insan haklarıyla olan bağı nedeniyle gerekse mükellef bilincinin oluşturulması ve gönüllü uyumun temin edilmesi açısından gittikçe değer kazanan mükellef hakları, özellikle son yirmi yılda önem taşıyan bir konu haline gelmiştir. Mükellef hakları olarak adlandırılan ve devletin vergilendirme yetkisi karşısında vergi ödemekle yükümlü olan kişilere hukuki bir güven sağlayan haklar, çeşitli ülkelerde farklı şekillerde kabul görse de artık günümüzde küreselleşmenin etkisiyle genel kabul gören bir anlayış içerisinde uygulanmaktadır. Öte yandan mükellef haklarındaki gelişime bakıldığında; mükelleflere sağlanmış olan haklar ilk başta daha az ve belirli konulara odaklı iken vergi sistemlerinin karmaşık hale gelmesi, hızlı teknolojik gelişmelerin yaşanması, mükelleflerin seçmen olarak görülmesi ve uluslararası alanda gelişmelerin olması gibi nedenlerle değişim gösterdiği görülmektedir.(4)

1.1. OECD Gelir İdareleri Raporunda Mükellef Haklarını Koruyan Mevcut Yapılar

Mükellef hakları konusunda dünyada son otuz yıla baktığımızda, 1990 yılı OECD Raporunda; mükellef hakları bildirgesi, mükellef odaklı yaklaşım ve vergiye gönüllü uyum kavramlarının öne çıktığı ve OECD üyesi ülkelerde bu kavramların benimsenmeye başlandığı görülmektedir. 2017 yılı itibariyle, OECD Gelir İdareleri Raporunda yer alan bilgilere göre;

  • 56 ülkeden 48’inde Mükellef Hakları ile ilgili olarak kanun ya da diğer yasal statüde düzenleme yapılmıştır.
  • 56 ülkeden 45’inde Gelir İdareleri idari bir belge niteliğinde Mükellef Hakları Bildirgesi yayınlamıştır.
  • 56 ülkeden 38’inde mükellef ile Gelir İdaresi arasındaki uyuşmazlıkları çözecek özel yapılar (Ombudsman) vardır.

ABD Kongresi, Mükellef Hakları Bildirgesini 1999 yılında kabul edip ilan etmiştir. Daha sonra 1998’de Mükellef Hakları Bildirgesi yasalaştırarak vergileme sürecinde mükelleflerin sahip olduğu hak ve ödevlerin kapsamını daha ayrıntılı bir şekilde kamuoyuna açıklamıştır. Modern anlamda İsveç’te doğan ombudsmanlık kurumu ve benzeri kurumlar özellikle 1970’li yıllarda çoğalmıştır. Örneğin Avustralya’da 1976, Avusturya’da 1977, İspanya’da 1976, Portekiz’de 1975, İrlanda’da 1984, Hollanda’da 1982 yıllarında kurulmuştur. Türkiye’de 14.06.2012 kabul tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu (Ombudsmanlık) ile kabul edilmiştir. Genel olarak ombudsmanın idarenin haksız eylem ve işlemlerine karşı bireylerin korunması, idarî yargının yükünün azaltılması, idare ve bireyler arasındaki ilişkinin geliştirilmesi, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasında etkinlik sağlama işlevleri veya görevleri vardır. Ombudsmanlık kurumunun yanında bazı ülkelerde ihtisaslaşmış özel bir Vergi Ombudsmanlığı müessesesi de kurulmuştur. Genel olarak ombudsman, vatandaşları idarenin yanlış işlem, eylem ve davranışlarına karşı savunuyorsa, Vergi Ombudsmanı da mükellef haklarının korunmasında etkili işlevler görmektedir. Birçok OECD üyesi ülkede ve diğer ülkelerde özel olarak vergi ombudsmanlığı bulunmaktadır.

2015 OECD Raporunda yer alan “Seçilmiş OECD Ülkelerinde Mükellef-Gelir İdaresi İlişkilerini Değerlendiren Özel Kurumsal Yapılar ve Temel Özellikleri”(5) tablosu aşağıda yer almaktadır.

OECD ÜYESİ ÜLKELER
ÜlkeKurumsal YapıAyrı Bir Yasal DüzenlemeGelir İdaresinden BağımsızlığıSistematik Sorunlara İlişkin Raporlama
ABDMükellef Savunma ServisiVarVarVar
AvustralyaVergi Ombudsmanı ve Genel MüfettişliğiVarVarVar
AvusturyaVergi Ombudsmanlık HizmetiVarVarVar
BelçikaVergi ArabulucusuVarVarVar
Birleşik KrallıkHakemlik OfisiVarVarVar
ÇekyaVergi OmbudsmanıVarVarYok
DanimarkaMükellef TemsilciliğiVarYokVar
FinlandiyaMeclis OmbudsmanıVarVarVar
FransaVergi ArabulucusuVarVarYok
Güney KoreVergi Mükellefi SavunucusuVarYokVar
HollandaUlusal OmbudsmanVarVarVar
İspanyaMükellefler Konseyi (Mükellefleri Savunma Konseyi)VarYokVar
İtalyaVergi OmbudsmanıVarVarYok
ÜlkeKurumsal YapıAyrı Bir Yasal DüzenlemeGelir İdaresinden BağımsızlığıSistematik Sorunlara İlişkin Raporlama
İrlandaVergi Ombudsmanlığı OfisiVarVarVar
İzlandaMeclis OmbudsmanıVarVarVar
İsrailKamu Şikayetleri KomisyonuYokVarVar
JaponyaMükellef Destek BirimiVarYokVar
KanadaVergi Ombudsmanlığı OfisiVarVarVar
LüksemburgVergi OmbudsmanıVarVarVar
MacaristanTemel Haklar KomisyonuVarVarVar
MeksikaVergi Mükellefi SavunucusuVarVarVar
NorveçVergi OmbudsmanıVarVarVar
PortekizVergi OmbudsmanıVarVarVar
YunanistanVergi OmbudsmanıVarVarVar
Türkiye(6)Mükellef Hakları KuruluVarVarVar

OECD üyesi olamayan bazı ülkelerdeki mükellef haklarını koruyan yapılar ve özellikleri aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

OECD ÜYESİ OLMAYAN ÜLKELER
ÜlkeKurumsal YapıAyrı Bir Yasal DüzenlemeGelir İdaresinden BağımsızlığıSistematik Sorunlara İlişkin Raporlama
BrezilyaVergi Ombudsmanlık HizmetiYokVarVar
BulgaristanUlusal OmbudsmanVarVarVar
ÇinMükellef Hizmetleri Dairesi Mükellef Hakları Koruma BölümüYokYokVar
EndonezyaVergi Denetim KomitesiVarVarVar
Güney AfrikaVergi Ombudsmanlığı OfisiVarVarVar
Güney KıbrısVergi OmbudsmanıVarVarVar
HırvatistanVergi OmbudsmanıVarVarVar
HindistanVergi OmbudsmanıVarVarVar
Hong KongVergi Ombudsmanlığı OfisiVarVarVar
KolombiyaVergi Mükellefi SavunucusuVarVarVar
MalezyaKamu Şikayet BürosuVarVarVar
MaltaVergi Ombudsmanlığı OfisiVarVarVar

OECD üyesi olan veya olmayan ülkelerde yer alan mükellef haklarının korunmasına yönelik kurumsal yapılara baktığımızda; ayrı bir yasal düzenleme ile kuruldukları, gelir idarelerinden bağımsız bir yapıda oldukları ve gelen başvurulara ilişkin olarak raporlama sistemlerinin olduğu görülmektedir. Bu kapsamda, Nisan/2020 tarihinde ülkemizde kurulan Mükellef Hakları Kurulunun da benzer bir yapıda olacağı söylemek mümkündür. Aksi takdirde, vergisel idari işlemleri yapan Gelir İdaresi ile Vergi Denetim Kurulundan bağımsız bir yapıda olmayan bir Kurulun mükelleflerin beklentilerini karşılaması mümkün değildir. Yukarıdaki tabloda yer alan bazı OECD üyesi ülkelerde yer alan mükellef haklarının korunmasına yönelik organizasyonları şöyledir. Ombudsmanlık, ofis, servis, kurul veya diğer adlarla kurulan bu tür yapıların ortak amacı, tüm dünyada gelişen insan hakları çerçevesinde vergi idaresinin yapmış olduğu işlemlerin mükellef haklarına uygunluğunun bir şekilde tarafsız bir gözle denetlenmesine aracılık etmektir.

1.1.1. ABD- Mükellef Savunma Servisi

ABD’de yer alan Mükellefi Savunma Servisi, 1996 yılında Mükellef Hakları Kanunu ile Ombudsmanlık yerine kurulmuştur. Amerikan Gelir İdaresi (IRS) içinde bağımsız bir organizasyondur ve görevi, her mükellefe adil davranılmasını, haklarını bilmeleri ve anlamalarını sağlamaktır. Normal süreçlerle çözüme kavuşturulamayan vergi sorunlarının çözümü ile ekonomik zorluk yaşayan ve IRS sisteminin olması gerektiği gibi çalışmadığına inanan mükelleflere yardım için çalışır. Ulusal Mükellef Savunucu Programı yönetir. Her eyalet ve kampüste yerel IRS ofisinden bağımsız olan doğrudan Ulusal Mükellef Savunucusuna rapor veren en az bir yerel Mükellef Savunucusu bulunur. Mükellef Savunma Servisi, mükelleflerin çıkarlarını iki yolla temsil etmekte olup bunlar;

  • Normal yollarla çözüme kavuşturulamayan mükellef sorunlarının çözümüne, idarenin uygun ve adil yaklaşmasını garanti altına almak,
  • Mükelleflerin üzerindeki yükleri artıran ve sorun oluşturan genel nitelikli alanlara ilişkin Gelir İdaresinin dikkatini çekmek ve gerektiğinde bu alanda kanun değişikliği önerilerinde bulunmak.

Mükellef Savunma Servisi;  gelecek mali yıla ilişkin temel amaç ve planlarına ilişkin raporu ve de içinde bulunulan mali yılda gerçekleştirilen faaliyetlere ilişkin raporu yıllık olarak Kongreye sunmaktadır. Çözüme kavuşturduğu konuları ise “başarı hikâyeleri” başlığı ile internet sitesinde duyurmaktadır. Söz konusu başarı hikâyeleri arasında, mükellefe eksik ödenen iadelerden, kimlik hırsızlığı mağduru olanların karşılaştığı sorunların çözümüne kadar pek çok husus yer almaktadır.

1.1.2. Kanada-Vergi Ombudsmanlığı Ofisi

2007 yılında Mükellef Hakları Kanunu ile birlikte kurulmuş ve 2008’de ilk Ombudsman atanmıştır. Sorumluluğu, Kanada Gelir İdaresi tarafından mükelleflere sunulan hizmetlere ilişkin her konu hakkında Ulusal Gelir Bakanlığına yardım, tavsiye ve bilgilendirme yapmaktır. Görevleri şöyledir;

  • Mükellef Hakları Kanununda sayılan hakları korumak,
  • Gelir İdaresinin sunduğu hizmetler ve idare çalışanlarının mükelleflere davranış şekline ilişkin şikâyetleri tarafsız ve bağımsız bir şekilde değerlendirmek,
  • Sistemik sorunların çözümüne ilişkin Bakanlığa doğrudan tavsiyelerde bulunmak,
  • Mükellef hakları bilincini geliştirmektir.

Ombudsman bağımsız çalışır ve doğrudan Bakana rapor verir. Ombudsman, hizmetlere ilişkin sorunları, kendi inisiyatifiyle, vergi mükellefinden veya temsilcisinden gelen bir şikayet üzerine veya Bakanın talebi üzerine inceler. Genel olarak mükellef tarafından iletilen şikayetleri değerlendirir. Hizmetleri iyileştirmek için sistemik ve sorunları tespit eder.

1.1.3. Birleşik Krallık- Hakemlik Ofisi

Hakemlik Ofisi, Gelir ve Gümrük İdaresi ile Değerleme Ofisi Kurumuna yönelik şikâyetler için adil ve tarafsız bir hakemlik yapmakla yükümlüdür. Hakemin bakabileceği şikâyet konuları şunlardır;

  • Hatalı uygulamalar,
  • Makul olmayan gecikmeler,
  • Yetersiz veya yanlış yönlendirici nitelikteki bilgilendirmeler,
  • Kurum çalışanlarının uygunsuz davranışları,
  • Ayrımcılık içeren uygulamalar.

Hakemlik Ofisi şikâyetlerin değerlendirilmesinde üç aşamalı bir süreç işletmektedir:

  1. Şikayetin Alınması: İlgili idareye yapılan şikâyetlerin, söz konusu idarece yeterince değerlendirilme imkânının bulunup bulunmadığı araştırılır. İlgili idarenin şikâyet konusu olayla ilgili herhangi bir değerlendirme yapma imkânı olmamışsa, Hakemli Ofisi öncelikle, idarenin konuyu incelemesini talep eder. Bunun üzerine ilgili idareler şikâyet konusu üzerine hassasiyetle eğilir. Şikâyetlerin önemli bir kısmı bu aşamada çözüme kavuşturulur.
  2. İnceleme: İlgili idarece konu değerlendirilmiş ve idare içindeki şikâyet değerlendirme mekanizmaları tüketilmiş olmasına rağmen sorun çözülememiş ise, bu aşamada gerek idarelerden gerekse müştekiden gerekli bilgi ve belgeler talep edilmekte, ihtiyaç duyulduğunda yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmektedir. Bir karara ulaşmayı sağlayacak nitelikte gerekli bilgi ve belgelerin temin edilmesi sonrasında üçüncü aşamaya geçilmektedir.
  3. Çözüm: Mükellef ile idare arasındaki sorunların çözümünde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. uzlaştırma yoluyla çözüm, tavsiye yöntemi ile çözüm. Ayrıca, ilgiliden özür dilenmesi, maliyetlerin ya da tazminat ödenmesi de istenebilir.

Söz konusu şikâyetlerin çözüme kavuşturulmasında uzlaştırma yoluyla çözüm yöntemi %55’lik bir paya sahip bulunmaktadır. İlgili idarelerin Hakemlik Ofisinin kuruluşundan bu yana, Ofis tarafından geliştirilen ve idareye iletilen tüm tavsiyelere uyduğu belirtilmektedir.

1.1.4. Güney Afrika-Vergi Ombudsmanlığı Ofisi

2013 yılında Kanada, ABD ve Birleşik Krallıktaki modelleri esas alarak kurulmuştur. Ombudsmanlık, doğrudan Maliye Bakanı tarafından atanmakta, Gelir İdaresinden bağımsız olarak çalışmakta ve raporlarını Maliye Bakanına sunmaktadır. Ombudsman, şikâyetleri incelemekte ve değerlendirmekte, gerektiğinde çözüme yönelik olarak mükellef ile idare arasında arabuluculuk da yapabilmektedir. Ancak mükelleflerin Ombudsmana başvurma sürecinden önce, Gelir İdaresi içinde oluşturuluş şikâyet değerlendirme ve çözüm mekanizmalarını tüketmeleri gerekmektedir. Kurumda; operasyon, iletişim ve sosyal yardım, ofis yönetimi (destek) ve hukuk hizmetleri olarak dört birim faaliyet göstermektedir.

1.1.5. Hollanda-Ulusal Ombudsmanlık

Hollanda da özel olarak bir vergi ombudsmanlık kurumu bulunmamakta olup, ulusal düzeyde vergi ve diğer konulardaki şikayetlere bakan 1981 yılından bu yana faaliyette bulunan genel bir Ulusal Ombudsmanlık bulunmaktadır. Hollanda’da yaşayan Hollanda ve diğer ülke vatandaşları veya Hollanda’yı turistik amaçlarla ziyaret eden tüm üçüncü ülke vatandaşlarının Ombudsmana Hollanda resmi makamlarıyla ilgili şikâyetlerini iletme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede Hollanda’da yaşayan veya Hollanda’yı turistik amaçlarla ziyaret eden tüm kişiler belediye, emniyet ve vergi idarelerinin yanı sıra yabancı ülkelerdeki Hollanda Büyükelçilikleri ile Konsolosluklarını da kapsayacak şekilde Hollanda resmi makamlarının eylemleriyle bağlantılı kişisel mağduriyetleriyle ilgili şikâyetlerini yazılı veya şifahi olarak Ombudsmana bildirme hakkına sahiptir. Bununla birlikte, Ombudsman hükümet politikaları veya kanunların içeriyle ilgili şikâyetlerle ilgilenmemektedir. Hollanda’da ki Ombudsman geniş kapsamlı bir soruşturma yetkisini haiz olup, kendisine ulaşan sorunla ilgili olarak resmi makamlarca kullanılan her türlü alana erişim yetkisi bulunmaktadır. Ombudsman, bireysel başvuruların yanı sıra kendi inisiyatifiyle de soruşturma başlatabilmektedir. Kamu Denetçisinin soruşturma sonucundaki kararı bağlayıcı olmayıp tavsiye niteliğindedir. Bununla birlikte resmi makamları bulguları yönünde hareket etmeye ikna edebilmektedir.

Sadece kurumsal eylemlerin şikayeti tek konu değildir, asıl olarak bu kurumların yetkililerinin uygun olmayan davranışlarının şikayeti söz konusudur. Yasal olmayan davranış söz konusu olduğunda mahkemeye gidilmesi gerekiyor. Burada kastedilen davranışın şekli ile ilgili yani terbiye nezaket gibi. Kurumların ve yetkililerin görevi kötüye kullanmamaları amaçlanıyor. Ombudsman şikayet dışında da kendisi araştırmalar yapabiliyor ve tüm bu faaliyetleri halka açık şekilde yapıyor. Ombudsmanın kararları bağlayıcı değil, ancak kurumlar genelde dikkate alıyor. Şayet bakanlıklar kararı dikkate almazsa meclise bilgi veriliyor. Bugüne kadar Ombudsmanın verdiği tavsiye kararlarının %99’inden fazlasının resmi makamlarca uygulandığı görülmüştür. Yıllık faaliyet raporu hazırlanarak meclis de değerlendiriliyor. Ancak, öncelikle kuruma şikayet başvurusu yapılması ve sonuçlanması gerekiyor veya şikayet başvurusu için belirlenen yasal sürenin dolmasına rağmen cevap verilmemesi durumunda şikayet başvurusu kabul ediliyor.

1.2. OECD Ülkelerinde ve Türkiye’de Gelir Eşitsizliğinin Karşılaştırılması

Mükellef hizmetlerinde, iş yapma kolaylığında ve mükellef haklarında Türkiye ve OECD üyesi ülkeler arasındaki makas giderek kapanırken, gelir dağılımındaki eşitsizlik konusundaki makas ise aynı derecede kapanmamaktadır. OECD tarafından en son 2019 yılı hesaplamaları esas alınarak yapılan çalışmaya göre, Türkiye OECD ülkeleri içinde gelir dağılımı en adaletsiz 5. ülke konumundadır. Araştırmada gelir, belirli bir yıl içinde hane halkının harcanabilir geliri olarak tanımlanmaktadır. Gelir; kazançlardan, serbest meslek ve sermaye gelirlerinden ve nakit kamu transferlerinden oluşur; hane halkları tarafından ödenen gelir vergileri ve sosyal güvenlik primleri düşülür. Hane halkının geliri, farklı büyüklükteki hanelerin ihtiyaç farklılıklarını yansıtacak bir düzeltmeyle, her bir üyesine atfedilir. Bireyler arasındaki gelir eşitsizliği burada “Gini katsayısı” ile ölçülmüştür. Gini katsayısı, elde ettikleri gelirin kümülatif oranları ile nüfusun kümülatif oranlarının karşılaştırılmasına dayanır ve mükemmel eşitlik durumunda 0 ile mükemmel eşitsizlik durumunda 1 arasında değişmektedir. Buna göre Gini katsayısı ne kadar yüksek ise gelir eşitsizliği o kadar yoğun demektir. Görüldüğü gibi Gini katsayısı ülkemizden yüksek olan sadece 4 ülke vardır. Bunlar; Meksika, Şili, Kostarika ve Güney Afrika’dır. Sonuncu Güney Afrika’nın, ülkede uzun yıllar uygulanan ırk ayrımcılığı politikasının etkilerini halen şiddetli bir şekilde yaşadığı görülmektedir.(7)

Devamı bir sonraki yazımızda…

(Yaklaşım Dergisinin Ekim 2020 ayında yayınlanmış olup Sn. Türkay’ın özel izni ile yayınlanmaktadır.

1-Billur Yaltı, Vergi Yükümlüsünün Hakları, 1. Baskı, İstanbul, Beta Yay. 2006.
2-Nazmi Karyağdı, Mükellef Hakları Bildirgesi ne demektir?, vergialgı.net, 29.07.2012.
3-Anayasa Mahkemesinin 2.7.2009 tarihli ve Esas No: 2005/66, Karar No: 2009/102 sayılı Kararı (7.10.2009 tarihli ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır).
4-Okan ATAK, İngiltere, Fransa ve ABD’de Mükellef Haklarına İlişkin Uygulamalar ve Türkiye İle Karşılaştırma, Vergi Dünyası Dergisinin, Kasım 2019, Sy: 459.
5-Tax Administration 2015 Comparative Information on OECD and Other Advanced and Emerging Economies.
6-Ülkemizde 18.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 60 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine eklenen 238/A maddesi ile “Mükellef Hakları Kurulu” kurulmuştur.
7-Hasan Halil GÖNÜL, OECD Ülkelerinde ve Türkiye’de Gelir Eşitsizliği Ne Durumda?, 24 Temmuz 2020, https://vergialgi.net.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor