Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Gökhan USLU
15 Temmuz 2021Gökhan USLU
850OKUNMA

Kıyı Tesislerinin KDV Karşısındaki Durumu

Ülkemizde deniz turizmi son yıllarda artış göstermektedir. Deniz turizmine katkı sağlayan kıyı tesisleri ise uluslararası pazarlarda deniz turizmi için cazibe merkezi olmuştur. Bu çalışmanın amacı, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ülke ekonomisine olumlu katkı yapabilmesi amacıyla liman sahalarına getirilen vergisel avantajların diğer kıyı tesisleri için de uygulanıp uygulanmayacağına açıklık getirmektir.

Son yıllarda önemi hızla artan deniz turizmi, özellikle turizm endüstrisi için temel bir faktör olmuş ve ülkeler için bir gelir kaynağı yaratmıştır. Dünya genelindeki bu durum ve Türkiye’nin sahip olduğu coğrafi konum, kıyılarda yapılabilecek tesislerin kurulmasını hızlandırmıştır. Bu hızlanmayla beraber birçok yat limanı, marina, yanaşma yeri, çekek yeri gibi kıyı tesisleri kurulmuştur.

Bu gelişmelere bağlı olarak limanlara belirli durumlarda vergisel avantaj sağlanmıştır. Katma Değer Vergisinde liman sahaları için getirilen istisna şöyledir:

 A. Katma Değer Vergisi

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu (KDVK) 13/b maddesi ile “Deniz ve hava taşıma için liman ve hava meydanlarında yapılan hizmetler vergiden müstesnadır.

Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nin II/B-2 bölümünde, kanunun 13/b maddesine ilişkin usul ve esaslar aşağıdaki gibi düzenlenmiştir.

“Buna göre istisnanın uygulanması için hizmetin;

  • Liman ve hava meydanlarında,
  • Deniz ve hava taşıma araçları için,

yapılması gerekmektedir. Dolayısıyla liman ve hava meydanlarında yapılmayan hizmetler deniz ve hava taşıma araçları için yapılsa bile istisnaya tabi olmazken; liman ve hava meydanlarında yapılmakla birlikte deniz ve hava taşıma araçları için yapılmayan hizmetlere de istisna uygulanması mümkün değildir.

İstisna kapsamına, liman ve hava meydanlarında yük ve yolcuya verilen tahmil, tahliye ve benzeri hizmetler de dâhil olmak üzere, deniz ve hava taşıma araçları için yapılan seyrüsefere ilişkin her türlü hizmet girmektedir. Bu kapsamda deniz ve hava taşıma aracına verilen temizlik, güvenlik gibi hizmetler istisna kapsamında değerlendirilir. İstisna kapsamındaki hizmetin nev’inin yanı sıra, hangi deniz veya hava taşıma aracı için verildiğinin faturada gösterilmesi şarttır.

İstisna kapsamındaki liman ve hava meydanlarının sınırları, alanları İdare tarafından belirlenmiş ve liman veya hava meydanı olarak tanımlanmış yerler olması gerekmektedir.

Bu kapsamda liman, sınırları İdare tarafından belirlenen, gemilerin güvence içinde yük ve yolcu alıp verebilecekleri veya yatabilecekleri, barınabilecekleri, rıhtım, iskele, şamandıra demir yerleri ve yaklaşma alanları ile kapalı ve açık depolama alanlarını, atık alım tesislerini, idari ve hizmet amacıyla kullanılan bina ve yapıları veya bunların bazı kısımları ve bu bölümlerin hepsine girişin kontrollü olduğu yerleri, diğer tüm yapıları, kullanımlı veya boş sahaları içine alan bölümleri içeren doğal ya da yapay deniz yerlerini ifade etmektedir.”

Tebliğin ilgili bölümünde limanın tanımı yapılmıştır. Ancak marina, yanaşma yeri, çekek yeri gibi farklı nitelikteki kıyı tesislerinin bu tanım kapsamına girip girmeyeceği konusu mükellefler nezdinde netleşmemiştir. Bu durum haksız olarak istisna hükmünden faydalanmasına sebebiyet verebileceği gibi, istisna hükmünden faydalanabileceği halde faydalanmayan mükelleflerin varlığına sebebiyet vermiştir. Konuyu daha iyi analiz edebilmemiz için bu kıyı tesislerinin kurulum sürecine değineceğiz.

B. Sektöre İlişkin İkincil Mevzuat

Ülkemizde son yıllarda çeşitlilik gösteren kıyıda yapılabilecek tesislerin kurulmasına ilişkin olarak Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca “Kıyı Tesislerine İşletme İzni Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”(1) yayımlanmıştır.

Yönetmeliğin amacını açıklayan Birinci Bölüm:

1. Kıyı Tesislerine İşletme İzni Verilmesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik

“Madde 1- Bu Yönetmeliğin amacı, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına göre kıyıda yapılabilecek liman, kruvaziyer liman, yat limanı, marina, yolcu terminali, iskele, rıhtım, barınak, yanaşma yeri, akaryakıt/sıvılaştırılmış petrol gazı boru hattı ve şamandıra sistemleri ve benzeri kıyı tesisleri ile deniz ulaşımına yönelik diğer üst ve altyapı tesislerine Denizcilik Müsteşarlığınca işletme izni verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”

Yönetmelikte her bir kıyı tesisi ayrı ayrı sayılmış; bu kıyı tesisleri, işlevi, proje yapısı, kapasitesi, büyüklüğü gibi ölçütler ile birbirinden ayrılmıştır. Ayrıca madde hükmünde; bir kıyının hukuki olarak yukarıda sayılan tesis statüsünü kazanabilmesi için Denizcilik Müsteşarlığı’ndan (Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü) izin alınması gerektiği belirtilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) vermiş olduğu muhtelif özelgeler ile mükellefler nezdinde konuya açıklık getirmeye çalışmıştır. Bu özelgelerin tetkik edilmesi neticesinde yat limanları (marinalar) için; ilgili istisna hükmünden faydalanabileceği, yat limanlarının Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde açıklanan liman tanımı kapsamında olduğu yönünde görüşler bildirmiştir. Nitekim 93 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliğinde liman tanımına parantez içi ibare ile yat limanları da alınmıştır. Ancak Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde herhangi bir kıyı tesisi ismi sayılmadan doğrudan liman tanımı yapılmıştır.

Türkiye’de mukim bazı yat limanı işleten şirketler ticaret unvanına marina takısını da eklemektedir. Özellikle son dönemlerde ülkemizde kurulumu hızlanan bu kıyı tesisleri marina takısı almasının sebebi; marina kelimesinin Türkçe kelime anlam karşılığının yat limanı olması ve yabancı yatçıların algısını bozmamaktır. Çünkü uluslararası literatüre yat limanları marina olarak girmiştir. Bu yüzden yat limanı ve marina olarak adlandırılan kıyı tesisleri aslında aynı özelliklere sahip olan kıyı tesisleridir.

Yat limanları için GİB’in görüşü net olmakla birlikte yat yanaşma yeri ve çekek yeri gibi daha küçük ölçekli kıyı tesislerine bu istisnadan faydalanamayacağı yönünde görüşleri mevcuttur. Örnek olarak Muğla Vergi Dairesi Başkanlığınca(2) verilen özelgeyi analiz edelim:

“Yat yanaşma yerlerinde bağlama hizmetlerinin KDV’den istisna olup olmadığı”  konulu özelge:

“İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Deniz ve İçsular Düzenleme Genel Müdürlüğü tarafından verilen Kıyı Tesisi İşletme İzin Belgesi aldığınızı belirterek, bu doğrultuda yat yanaşma iskelenizde vermiş olduğunuz yat bağlama hizmeti ücretlerinin KDV den istisna olup olmadığı sorulmaktadır.

Buna göre, şirketinizce işletilen yat yanaşma yeri liman olarak değerlendirilmediğinden yat yanaşma yerinde verilen hizmetlerin KDV Kanununun 13/b maddesine göre KDV den istisna tutulması mümkün değildir.”

Yukarıda yer verilen özelgede şirketin İşletme İzin Belgesi alarak (hukuki şartları sağlayarak) işlettiği yat yanaşma yerinde, deniz taşıma araçlarına verdiği yat bağlama hizmetinin istisna olup olmadığı sorulmuş, idare kıyı tesisi kurulum şartlarını taşımasına rağmen yat yanaşma yerlerini liman kapsamında değerlendirmeyerek ilgili istisna hükmünden faydalanamayacağı yönünde görüş bildirmiştir.

Görüldüğü üzere mükellefler nezdinde çözüm yolu olarak özelge talep etmek olan bu husus, hem mükellefler açısından hem de vergi idaresi açısından iş yükünü artırmaktadır. Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde yapılan liman tanımlamasının düzeltilmesi iş yükünü azaltacaktır.

SONUÇ

Bir kıyı tesisinin hukuki statü kazanabilmesi için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca yayımlanan “Kıyı Tesislerine İşletme İzni Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” kapsamında izin alınması gerektiğini belirtmiştik. Ayrıca GİB’in de vermiş olduğu muhtelif özelgelerde kıyı tesisi statüsü kazanabilmek için bu şartın sağlanması yinelenmiştir. GİB nezdinde oluşan genel görüş hukuki olarak yat liman statüsünde olan kıyı tesislerinin bu istisnadan faydalanabileceği ancak yanaşma yeri, çekek yeri, iskele gibi kapasite ve ölçek bakımından daha küçük olan kıyı tesislerinin liman kapsamında değerlendirmeyerek istisna hükmünden faydalanamayacağı yönündedir. Her mükellefe özelge ile bildirim yapmak yerine Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğindeki liman tanımını kıyı tesislerinin ismini de belirterek tekrar tanımlamak hem mükelleflerin nezdinde daha açıklayıcı olacak, hem de idarenin iş yükünü azaltacaktır.

1 - 18.02.2007 tarihli 26438 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
2 - 22/07/2014 tarih ve 96620903-130[13/b-2014/22]-80 sayılı özelge
   - 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu,
   - Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği
   - Kıyı Tesislerine İşletme İzni Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik
   - Muğla Vergi Dairesi Başkanlığının 22/07/2014 tarih ve 96620903-130[13/b-2014/22]-80 sayılı özelgesi

Yorumlar

  • D
    Dursun Erişen
    Çok teşekkürler, güzel bir aydınlatma olmuş.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor