Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Nazmi KARYAĞDI
16 Ocak 2019Nazmi KARYAĞDI
120OKUNMA

Kaçak Lahdin Türkiye’ye Getirilmesinde ABD Vergi Kanunlarının Katkısı

1989’un son günlerinde New York’ta görevli olan, Türk Basınının duayenlerinden Özgen Acar’ın telefonu çalar:

“Bay AZGIN AKAR, tarihsel mirasın korunması ve kaçakçılığın önlenmesi ile ilgili mücadelenizi biliyorum. Adımı vermeyeceğim. Ben Brooklyn Müzesi’nde görevli bir arkeoloğum! Kaçakçılığa karşıyım! Brooklyn Müzesi’nde, Türkiye’den birkaç yıl önce kaçırılmış dev bir mermer lahit ver! Gördünüz mü bilmiyorum! Görmediyseniz ilgilenmenizi öneririm!”

İngilizcede “Ö” harfi olmadığı için “O” ile “A” arası bir söyleyişle “Özgen” “Azgın” olmuş, Acar soyadı da “rent-a-car” sözünü çağrıştırdığı için “Akar” olmuştu.

Ancak dostlar arasında Özgen beye, Türk Telekom Finans’taki değerli dostun Murat Yılmaz’ın oğlu Osman Kaan da olduğu gibi, “Ozi” diye hitap ediyorlarmış.

Bu hikayeye nereden ve neden girdik diye düşünebilirsiniz sevgili dostlar.

Bu hafta sonu Ankara’da Özgen Acar’ın yeni kitabı “Çoban Herkül’ü Yordu!” kitabının tanıtım söyleşisi ve imza günü vardı.

O günkü söyleşide Özgen Acar’ın anlattığı ve kitabında da yer alan hikaye yukarıdaki gibi başlıyordu.

Dilerseniz hikayeye devam edelim.

Özgen bey ertesi gün Brooklyn Müzesi’ne gider.

Lahit büyük bir salonun ortasında sergilenmektedir.

Lahdin dar köşelerinden birinde şu açıklama yer almaktadır:

“Çelenkli lahit!...

Bu lahit, Yunan şarap tanrısı Dionysos ile bağlantılı bezemelerle süslüdür. Ölenini sonunda yeniden dirileceği anlatılıyor. Çelenklerdeki çiçeksi öğeler ve yılanların çevrelediği Gorgun Medusa’nın yüzü de bu bezemelere dahildir. Köşelerde, elinde palmiye dalı tutan zafer tanrısı Nike betimlenmiştir. Ölünün, ölüme karşı son zaferini simgeliyor. Prokennessos (Marmara Adası) mermeridir... İS 150, kökeni bilinmiyor. TL 1987.76

Bay Damon Mezzacappa tarafından ödünç verilmiştir.

Bu galerinin yenilenmesi Bay Damon Mezzacappa’nın cömertliği ile gerçekleştirilmiştir!

Lahdin Türkiye’den kaçırıldığını kanıtlayacak hiçbir ipucu yoktu. Ödünç veren Bay Mezzacappa dışında. Ve normal olarak da bu alanda dava açabilmek için bu parçanın “Anadolu çıkışlı” olduğunu ispatlamak gerekiyordu.

Özgen bey, işe bu kişiyi araştırmakla işe koyulur.

Ancak o yıllarda Google türü arama motorları olmadığı için fiziki kayıtlarda bu araştırmayı yapmak gerekiyordu.

New York Ticaret Odası kayıtlarında kişinin kaydına rastlar:

Bay Mezzacappa, iş dünyasının başkenti New York’un da başkenti olan Wall Street Borsası’nda dünyaca ünlü sermaye yatırımlarını yöneten “Lazard Fréres” şirketinin “Başkan Yardımcısıdır.”

Şirket’in ortaklarının uzmanlık konularından biri tarihi eserlerin pazarlanmasın aracılık etmektir.

Özgen beyin verdiği bir başka detay ise Bay Mezzacappa’nın Harvard Üniversitesi mezunu olduğu ve o yıllarda Turgut Özal hükümetinin New York’taki mali danışmanı olduğu ve “Türkiye’nin maliyesi hakkında” Özal’a ve ilgili bakanlara akıl verdiğidir.

1999’da şirketten emekli olduktan sonra 2006’da kurduğu kendi şirketinde 1,1 milyar dolarlık sermaye hareketini yöneten Bay Mezzacappa bu lahde neden ilgi duymuştu.

Düşünsenize evinizin orta yerinde bir mezar.

İnsana sürekli ölümü hatırlatan.

Özgen bey, bugün artık neredeyse nesli tükenmekte olan araştırmacı gazeteciliğin örneğini sergileyerek çok önemli bilgilere ulaşır.

Bay Mezzacappa, 1987’de Brooklyn Müzesine ödünç verdiği lahit hakkında üç yıl boyunca herhangi bir ülkeden tepki gelmezse (mesela Türkiye), Lahit aklanmış olacaktı.

Peki, bu ne sağlayacaktı.

ABD vergi kanunlarına göre, bir sanat yapıtını bir müzeye, bir üniversiteye, bir vakfa bağışlayana, o yapıtın “alış değeri” üzerinden değil “rayiç bedeli” üzerinden vergiden düşme olanağı sağlanıyordu. (NOT: Mevzuat sonraki yıllarda satın alma bedeli olarak değiştirilmiş)

Brooklyn Müzesi sorumlularından Robert Bianchi, lahdin değerini o gün için 10-11 milyon dolar olarak öngörmüştü!

Özgen bey araştırmalarını bu kez ülkemizdeki arkeologlarla temasa geçerek sürdürür.

Lahit, Marmara Adası mermerinden yapılmamış, Dokimeion (Afyon-İncehisar) mermerinden yapılmıştır.

Lahit ilk olarak 1 Temmuz 1969’da Sotheby’s müzayede kataloğunda 137. sırada yer almış. Kataloğa göre bu parça ilk kez 1882’de İngiltere’de saptanmış.

Alman Arkeoloji Enstitüsü Lahit-Corpus Üyesi de olan Prof. Dr. Fahri Işık’ın hazırladığı ve20 Temmuz 1990’da Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzelere Genel Müdürlüğü’ne sunulan rapora göre bu lahit Anadolu topraklarından kaçırılmıştı.

Dönemin Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Türk Hükümetinin New York’taki avukatlarına lahdin geri alınması konusunda talimat verir.

Ancak avukatlara ve uzmanlara göre eldeki kanıtlar lahdin Türkiye’ye iadesi konusunda yeterince güçlü değildi.

Geriye tek bir seçenek kalıyordu.

Bay Mezzacappa’nın, Lahdi Brooklyn Müzesi’ne bağışlamasını önlemek.

Ancak Bay Mezzacappa parçayı müzeye bağışlayacağını çoktan bildirmişti.

Özgen bey, bu kez Brooklyn Müzesi uzmanları, kurulları nezdinde uzun soluklu ve yılmaz girişimlerde bulunur. Ve 18 Temmuz 1991 tarihinde Müze Yönetim Kurulu şu kararı alır:

“Kaynağı kuşkular yarattığı ve kökeni kesinlikle belli olmadığı gerekçesiyle bu lahdin müzeye bağışlanması önerisi kabul edilmemiştir.”

Nasıl olur da böylesine görkemli bir lahdin bağışı kabul edilmezdi.

Müzeler, sanat galerileri, basın, özel koleksiyoncular hayretler içindeydi.

Ancak bu sonuç Özgen beyin yılmaz ve akılcı stratejisinin bir ürünüydü.

Peki, Bay Mezzacappa şimdi ne yapacaktı?

New York’taki görev süresi sona eren Özgen Bey Ankara’ya dönmüştü.

Ancak Lahit hala müzede sergilenmeye devam ediyordu.

Dönemin New York’taki Başkonsolosu Volkan Bozkır ve Türk Hükümetinin avukatına “Bay Mezzacappa’ya bağışı ABD’de kurulan bir Türk Vakfına yapması ve sonuçta da 11 milyon dolarlık vergi avantajından yararlanması önerisi götürülmesi” fikrini iletir.

Bu görüş kabul görür ve Ahmet Ertegün’ün başkanlığını yaptığı American Turkish Society (Amerikan-Türk Vakfı)’na bağış yapılır.

Müzede üç yıllık sergileme süresi 31 Aralık 1993’te sona erdiğinden bu tarihten sonra vergi indiriminden yararlanmak mümkün hale gelmişti.

Neticede anlaşma sağlanır ve Lahit son günlerde “Bay Mezzacappa ödünç verdi” yerine “Türkiye Cumhuriyeti Hükümet ödünç verdi” açıklamasıyla sergilenir.

Lahdin vergiden düşülecek değerli 11 milyon dolar olarak belirlenir ve Bay Mezzacappa bu tutarı ödeyeceği vergisinden düşer.

Bir başka ifadeyle Amerikan vergi mükelleflerinin üzerine yüklenen bedel 11 milyon dolar olur.

Türk hükümeti ise Bay Mezzacappa’ya hiçbir bedel ödemeden Lahdi öz vatanına getirme imkanına kavuşur.

Lahit, 24 Nisan 1994’te İstanbul’a gelir.

Böylece Sayın Özgen Acar’ın ısrarlı çabaları ve Türk Hükümetlerinin yetkilileri sayesinde, ancak ABD Vergi Mevzuatı vasıtasıyla ülkemizden 1882’de kaçırılan tarihi eser 1994’te yurduna dönmüş olur.

Lahit, şu anda Antalya Müzesi’de “Lahitler Salonunda” sergileniyor.

Özgen beye bir Türk vatandaşı olarak ne kadar teşekkür etsek azdır.

Hemen bazı okuyucularımızın aklına şu soru gelmiş olabilir?

“Bizim kanunlarımızda da böyle bir düzenleme var mı?”

Evet.

Beyanname üzerinde gösterilmek kaydıyla, Gelir Vergisi Kanununun 89/7 ve Kurumlar Vergisi Kanununun 10/1-d maddelerinde, diğer indirimler başlığı altında, benzeri bağış düzenlemeleri yer alıyor.

Bu düzenlemeler gerçek kişilerde gelir vergisi matrahından, şirketlerde ise kurumlar vergisi matrahından %100 oranında indirim imkanı sağlıyor.

Tarihi eser olarak yapılan bağışın parasal tutarının belirlenmesinde GVK’nun 89. maddesinin 2. fıkrasındaki genel hüküm çerçevesinde kayıtlı değer (çoğu kez bu maliyet, satın alma bedelidir) bu bilinmiyorsa Takdir Komisyonunca belirlenen değeri esas alınıyor.