Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Ferit ÖZ
08 Eylül 2014Ferit ÖZ
98OKUNMA

Yurt Dışına Çıkış Harcı Kaldırılmalıdır!

2001 yılında ülkemizde yaşanan ekonomik kriz döneminde “uygulanmakta olan ekonomik program çerçevesinde ihtiyaç duyulan ek malî kaynağın sağlanabilmesi amacıyla” alternatif finansman yöntemi olarak vadeli mevduat hesaplarından özel işlem vergisi tahsil edilmesi ve yurt dışına çıkışlardan harç alınmasına karar verilmiştir. Daha önce yurt dışına çıkışlarda Toplu Konut Fonu kesintisi alınmasına ilişkin Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin, adı geçen Fonun kaldırılması sebebiyle uygulanabilirliği kalmadığından, 4705 sayılı Kanunla (12/7/2001) yurt dışına çıkış yapan (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hariç) Türk vatandaşlarından çıkış başına 50 ABD Doları karşılığı Türk lirası tutarında harç alınması hükmü getirilerek önceki uygulamaya süreklilik kazandırılmıştır.

Esas olarak Türkiye'nin döviz sıkıntısı çektiği 1970'li yıllarda yurt dışına çıkışları caydırmak ve döviz tasarrufu yapabilmek amacıyla dış seyahat harcamaları vergisi adı altında başlayan 1980'li yıllarda Toplu Konut Fonu içinde sürdürülmeye çalışılmış; fon uygulamasının başarısız olması üzerine 2001 yılında yurt dışına çıkış harcı uygulamasına geçilmiştir.

01/8/2001 tarihinde 50 ABD Doları tutarla başlayan harç uygulaması, 4736 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle 01/02/2002 tarihinden itibaren 70.000.000 lira (70TL) olarak sürdürülmüştür.

4705 sayılı Kanunda Bakanlar Kurulu bu harçtan muaf tutulacakları belirleme yetkisi verilmiştir. Bakanlar Kurulu ilk iki yılda çıkartılan 5 adet Kararname ile çok çeşitli gruplara muafiyet tanımış, 2006 yılında muafiyetlerde (z) bendine kadar (toplam 23 bent) gelinmiştir.

Muafiyet tanınanlardan bazıları şunlardır:

  • Uluslararası spor müsabakalarına iştirak etmek üzere yurt dışına çıkan sporcu ve antrenörler,
  • Türkiye Seyahat Acentaları Birliğine üye (A) ve (B) Grubu Seyahat Acentası İşletme Belgesi sahibi firma temsilcisi (her firma için iki kişi),
  • Kara yolu (demir yolu dahil) veya ticari amaçla sefer yapan deniz taşıtları ile günübirlik sınır komşusu ülkelere seyahat edenler,
  • Hac seyahatine ilk defa gidenler.
  • İhracatçı birliklerine üye firma temsilcileri (her firma için iki kişi)
  • Uluslararası sempozyum, seminer, konferans, toplantı, fuar, panayır, festival gibi etkinliklere katılmak amacıyla yurt dışına çıkış yapan meslek odaları ve bunların birlikleri temsilcileri,
  • Bilimsel, sosyal, kültürel ve spor etkinliklerine katılmak veya eğitim amacıyla yurt dışına çıkış yapan üniversite öğretim elemanları ile öğretmenler ve öğrenciler,
  • Uluslararası tarih, kültür ve güzel sanatlar şenlikleri ve festivalleri, kongreler, konferanslar ve panayırlar nedeniyle yurt dışına çıkacak topluluklar, folklor grupları,
  • Yurt dışında gerçekleştirilecek ticari fuar ve iş gezilerine çıkan heyetler ile fuar organizasyonunda görev alanlar.

Örneklerden de anlaşılacağı üzere muafiyet kararlarında net bir kriter bulunmamakta, çeşitli baskı grupları etkinlikleri ölçüsünde kararnameler yoluyla muafiyet hakkı kazanmış görünmektedirler. Öyle ki muafiyet hakkının açıkça kötüye kullanıldığı uygulamalara o dönemde rastlanılmıştır. Örneğin resmi tatil dönemlerinde ailecek iş gezisine çıkmaya karar veren kişiler ticaret odalarına başvurarak 70 TL harç ödemek yerine odaya 30 TL ödeyerek muafiyet belgesi almaktaydılar!

Konuyla ilgili 2006 yılında Gelir İdaresi Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü arasında yapılan çalışmalarda olayın vahameti gün yüzüne çıkmıştır. 1/4/2007 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 5597 sayılı Kanunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, pasaport ile yurt dışına çıkış yapanlardan yaklaşık olarak 2003 yılında % 15’i, 2004 yılında % 13’ü ve 2005 yılında da % 14’ü harç ödemiştir. 5597 sayılı Kanunla harç tutarı 15 TL’ye düşürülürken muafiyetler de yalnızca çıkış tarihi itibarıyla yurt dışında oturma izni bulunanlar ve 7 yaşını doldurmamış olanlar ile yurt dışına ticarî amaçla sefer yapan kara, deniz, hava ve demiryolu toplu taşıma ve yük taşıma araçlarının mürettebatıyla sınırlandırılmıştır. Ayrıca Kanunun bu ilk halinde Bakanlar Kuruluna muafiyet konusunda yetki verilmemiştir. Ancak 6455 sayılı Kanunla (11/4/2013) Bakanlar Kuruluna yeniden muafiyet tanıma hakkı ile harç tutarını sıfıra kadar indirme yetkisi tanınmıştır.

Aslında 6455 sayılı Kanun, Plan Bütçe Komisyonunda görüşülürken birleştirilen (2/1304) sayılı Kanun Teklifi harcın kaldırılmasına yönelik olarak verilmesine karşın Komisyonun nihai metninde Bakanlar Kuruluna verilen yetkiyle sınırlı kalınmış ve Kanun bu şekliyle yasalaşmıştır.

İşin ilginç yanı, 23 kalem muafiyet maddesi nedeniyle yurtdışına çıkanlardan yaklaşık %15’i 70 TL harç öderken elde edilen gelire göre muafiyetlerin neredeyse tamamının kaldırılarak 15 TL’ye harç tutarının indirilmesi sonucunda elde edilen tahsilat düşmüştür.

Yurt dışına çıkış harcının 70 TL olduğu2006 yılında 102,3 milyon TL gelir elde edilmişken, harcın 15 lira olduğu 2011 yılında 88,6 milyon TL, 2012 yılında 67 milyon TL, 2013 yılında 86,4 milyon TL, 2014 yılının ilk üç ayında 20,8 milyon TL gelir elde edilmiştir.

Çeşitli dönemlerde sık sık kaldırılması gündeme gelen yurt dışına çıkış harcından elde edilen gelirin tamamı TOKİ’ye aktarılmakta ve tartışma dar gelirli vatandaşlara yapılan konutların finansmanında kullanılma eksenine kaydığında uygulamanın ekonomik yönünden ziyade siyasi etkileri öne çıkmaktadır.

Açıkçası TOKİ’nin günümüzde geldiği ekonomik büyüklük, yapılan projelerin niteliği ve elde edilen harç gelirinin TOKİ gelirleri içindeki payı düşünüldüğünde harcın kaldırılmasında mali gerekçeler ileri sürülemez konumdadır. Ayrıca bu gelirin doğrudan TOKİ’ye aktarılması bütçe ilkelerinden adem-i tahsis ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir.

Öte yandan, olayın bir başka boyutu Anayasada düzenlenen seyahat özgürlüğüne ilişkindir. 2010 yılında gerçekleşen Anayasa değişiklikleri sonucunda vergisel yükümlülük kapsamında yurt dışına çıkış yasağı getirilmesi uygulamasına son verilmiştir. Bu bağlamda hukuki olarak engel olmamasına karşın yurt dışına çıkış harcı uygulaması ile fiili bir engel getirildiği ileri sürülmektedir.

AB’ye tam üyelik iddiasında olan ve tam üyelik öncesinde de serbest dolaşım hakkının tanınması için çaba gösterilen, ayrıca birçok ülkeyle vize uygulamalarını kaldıran anlaşmaların yapıldığı ülkemizde yurt dışına çıkan vatandaşlardan harç alınması çelişkili bir uygulamadır.

Harç tutarının düşük olması, gelirin sosyal amaçlar için kullanılması gibi gerekçeler uygulamanın genel yapısındaki aksaklıkların önüne geçecek düzeyde değildir. Geçmişe göre kolaylıklar sağlanmış olsa bile harcın tahsili ve gümrük çıkış noktalarında kontrolü başlı başına bir sorun olmaya devam etmektedir.

Özetle, Türkçemizdeki ünlü tabirle “ettiği hayır, ürküttüğü kurbağaya değmeyen” yurt dışına çıkış harcının kaldırılması günümüz koşullarında artık bir gerekliliktir.