Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Dr. A. Engin ERGÜDEN
27 Mayıs 2021Dr. A. Engin ERGÜDEN
322OKUNMA

Yeni Bir İşletmecilik Modeli: Start-Up Şirketler ve Melek Yatırımcılar

Önceleri Amerika’da başlayan daha sonra dünyayı kasıp kavuran –Türkiye’nin geriden geldiği ve eksikliğinin hâlâ hissedildiği- bir iş modeli akımıdır. Fakat son zamanlarda bu alandaki çalışmaları arttırarak dünyaca ünlü Start-Up lar çıkartmış bulunmaktayız. Sözlük, bu kelimenin anlamını, “sıfır noktasından işe başlayan bir şirket için kullanılan terim, başlangıç” olarak tanımlamaktadır. Bazı kaynaklarda “yeni girişim” veya “girişim” olarak geçen “Start-Up” kelimesi sitemizin isminde de geçtiği gibi “girişim” olarak Türkçeye yerleşmiştir. Hızlı büyüme için tasarımlanmış ve buna müsait, teknolojiyi sunan ve kullanan, geniş kitlelere hitap eden ve sunduğu hizmeti kullanıcıya ulaştıran, ihtiyaç gideren (yeri geldiğinde ihtiyaç haline dönüştüren), sürekliliğe sahip ve gelişmeye -geliştirmeye- müsait girişim fikirlerine kısaca START-UP diyoruz. Start-Upları çok kısa sürede çok fazla yol etmeye çalışan şirketler olarak da adlandırabilirsiniz. 

START- UP NEDİR?

Start-Up kavramı farklı girişimciler tarafından farklı şekillerde açıklanmıştır. En genel anlamıyla, herhangi bir soruna çözüm bulmak amacıyla yola çıkan ve başarılı bir sonucun garanti edilmediği şirketlere verilen isimdir. Bu tanım start-Up şirket nedir sorusunun cevabını belirli bir düzeyde vermektedir. Fakat daha derinlere indiğimizde kavramın zannettiğimizden daha belirsiz olduğunu görürüz.

Örneğin, genel kanının aksine, şirketin yaşının tanım üzerinde bir etkisi yoktur. Bir yıllık şirketler start-up olarak kabul edilebileceği gibi beş yıllık şirketler de aynı kategoride değerlendirilebilir. Yine de on yıllık bir şirketin start-up olarak kabul edilmesi zordur. Çünkü on yıllık süre içerisinde, şirketin belirli bir düzeyde ilerleme ve büyüme elde etmiş olması gerekir.

Start-Up ne demek sorusuna cevap verirken herkesin aynı fikirde olduğu tek bir konu vardır. O da şirketin büyüme yeteneğidir. Bu tür şirketler hızlı bir şekilde yukarıya doğru ölçeklenmektedir. Yani diğer bir şekilde ifade edersek: Büyüme eğilimi. Bu tür şirketler, herhangi bir coğrafi kısıt olmadan büyümek isterler. Türkiye’de kurulan bir Start-Up ’ın İngiltere ya da Amerika’da faaliyet gösterebilmesi gerekir. İşte bu nokta, Start-Up ile girişim arasındaki farklı belirler. Girişimler yerel sınırlarla kısıtlanabilir. Örneğin yeni bir pizza dükkânı açmak bir girişimdir ama start-up değildir. İlerleyen dönemlerde yeni şubeler açılsa bile.

START- UP İLE GİRİŞİMCİLİK ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Girişimcilik ve Start-Up çoğu zaman yanlış ilişkilendiriliyor, bende bu durumu -kendi açımdan- şu şekilde açıklığa kavuşturmak isterim: Girişimciliği dünya, Start-Up ise galaksi olarak düşünebiliriz. Start-Up gözümüze daha soyut olarak gözükebilir fakat asıl boşlukları dolduran ta kendisidir. Fizibilite etüdünün can alıcı noktasıdır. Start-Up ‘’Sonsuzluğun Başlangıcı’’ olarak adlandırmaktadır.

Start-Up yerelden ziyade, global dünyaya hizmet eder. İşte tam da bu yüzden fikrimize start vermeden önce bu fikri karşımıza alıp soracağımız ve cevaplarını tam anlamıyla alabileceğimiz sorular türetmemiz gerekiyor. 

Hangi Alanlarda Start-Up Şirketler Bulunur?

Start-up’lar söz konusu olduğunda genel kanı bu şirketlerin teknoloji alanında faaliyet göstermesidir. Aslında durum tam olarak bu şekilde değildir. Start-up projeleri çoğunlukla teknoloji ve yazılım alanında olur. Bu doğru. Ama günümüzde finans teknolojileri, finans, pazarlama gibi farklı alanlarda start-up şirketleri ortaya çıkmıştır. Tasarım, mimarlık ve teknolojinin birleştirilerek kullanıcı ihtiyaçlarına yönelik ürünler üreten start-up şirketler de vardır.

Start-Up Nasıl Kurulur? Türkiye’de Startup

Kuruluş aşamasında kurucuların ilk olarak bir soruna bir çözüm sunması gerekir. Çözümün başarılı bir şekilde uygulanması önemli değildir. Çözüm, start-up projeleri kapsamında değerlendirilir. Daha sonra kitle fonlaması gibi yöntemlerle şirket finansmanı sağlanabilir. Kickstarter gibi siteler, Start-Up’lar için iyi bir fon toplama aracıdır. Diğer bir seçenek ise bankalardan girişim kredileri almaktır. Bankalardan Start-Up kurmak için kredi almak, Türkiye’de yaygın bir uygulama değildir. Yine de ABD veya İngiltere gibi önemli Start-Up’ların olduğu ülkelerde, bu şirketleri destekletici uygulamalar vardır. Tüm bunlar tamamlandıktan sonra kurucular kendi Start-Up’larını kurabilirler.

Start-Up’ın Türkiye’de de başladığını ve süreklilik sağladığını bazı şirketlerde görebiliyoruz, her ne kadar Silikon Vadisi kıvamına gelmemizin çok zor olduğunu bilsek bile bu bizi karamsarlığa götürmemesi gerektiği inancını taşıyorum. Zaten Silikon Vadisi’nden sadece bir tane olduğunu ve başka bir tane daha olamayacağını biliyoruz.

Bilginin potansiyel güç olduğu global dünyada asıl kişisel güç, harekete geçme ve bilgilerimizi uygulama yetisidir. Bu sebepten dolayı kişisel gücümüzü ve bilgilerimizi ortaya koymaktan çekinmemeliyiz. Eğer inovatif düşünüp fikirlerimizi hayata geçirebiliyorsak işte o zaman Start-Up başlattık demektir!..

Start-Up tanımlarında mutabık olunan yön, firmaların büyüme yeteneğidir diyebiliriz. Bütün Start-Up şirketleri kendilerini büyümeye odaklamıştır. Tam anlamıyla durmaksızın, belli bir ivmeyle büyümek, sınır tanımaksızın genişlemek Start-Up mantığını açıklayan unsurdur. Start-Up’ın Dünya’ya açılması, büyük ülkelerde kendine yer bulması beklenir. Yerel bir girişimcilik olarak kalması, kabul edilemez bir durumdur. Bu nedenle her girişim asla bir Start-Up olarak değerlendirilemez. Genelde bu iki kavram birbiriyle karıştırılıyor.

Start-Up’ta A tamamen çok hızlı büyüme mantığı olduğu için vaat edilen içeriğin de buna uygun olması gerekir. Örneğin teknoloji alanında sunduğunuz yeni hizmet, potansiyel olarak buna uygun düzeyde olmalıdır. Bu nedenle startup geleneğinde girişimcilik fikri çok önemlidir.

Bu nedenle ilgisiz bir sektörün Start-Up kategorisi altında değerlendirilmesi anlamsız olur. Bir nevi yeni bir iş modeli olarak karşımıza çıkan Start-Up, finans teknolojilerinden satış pazarlama alanına dek pek çok sektörle bağ kurar. Kullanıcı ihtiyaçlarını çok doğru şekilde analiz eden girişimciler bunları kolayca para getiren evrensel fikirlere dönüştürebiliyor. Start-Up projelerinde sürekliliğin, işlevselliğin ve yaratıcı fikirlerin önemi büyüktür. Özellikle geniş kitlelerin uzun vadede ihtiyaçlarına yanıt verecek hizmetlerin üretilmesi son derece kritiktir.

Bilgiyi uygulama ve global düzeyde bir potansiyele dönüştürme becerisi, belki de çağımızın en değerli anahtarıdır. İnovatif düşünme refleksi göstermek ve bilgimizi ortaya koymak, Start-Up’ı başlatmanın altın kuralı olarak kabul edilebilir. Bir Start-Up projesinin global düzeyde başarıya ulaşması adına o hizmeti çok sayıda insanın talep etmesi şarttır. Diğer yandan da söz konusu hizmeti hedef kitleye ulaşacak organizasyon sağlanmalıdır. Bütün bunlar bir araya geldiğinde Start-Up projesinin başarıya ulaşmaması adına hiçbir neden yoktur. Buna rağmen bugün hala kimlerin Start-Up olduğu, kimlerin olmadığı konusunda belli muğlaklıklar söz konusu. Bu anlamda Start-Up tanımına odaklanmak yeterli olacaktır. 

MELEK YATIRIMCILAR (ANGEL INVESTOR)

Melek yatırımcı, genellikle start-up veya küçük girişimciler için finansal destek sağlayan yüksek net varlığa sahip bir yatırımcıdır. Genellikle melek yatırımcılar bir girişimcinin ailesi ve arkadaşları arasında bulunur. Melek yatırımcıların sağladığı fonlar, şirketin hızlıca büyümesine yardımcı olmak için tek seferlik bir yatırım veya zorlayıcı, erken aşamalarında olan bir şirketi desteklemek/taşımak için sürekli gerçekleşen bir yatırım da olabilir.

Melek Yatırımcıların Özellikleri

  • Geleneksel yatırım çeşitlerine göre %25 veya üzeri getiri sağlayan yatırımlara destek olur.
  • Yatırım yaptıkları firmalarda danışmanlık yaparlar.
  • Ortaklarına mali destek sağlarlar. Geri dönüş olarak yine mali beklentiler olsa da manevi tatmin bekleyenler de vardır.
  • Bilgi ve tecrübelerini yatırım yaptıkları firmalara danışmanlık, pazarlama veya yönetim hizmeti şeklinde aktarırlar.

Melek yatırımcılar, Start-Up'ların ilk aşamalarında yatırım yapmak isteyen kişilerdir. Bu tür yatırımlar risklidir ve genellikle melek yatırımcı portföyünün maksimum %10'unu oluşturur. Çoğu melek yatırımcının hali hazırda fazla sayıda yatırım fonu vardır ve bu nedenle geleneksel yatırım fırsatlarından elde ettiklerinden daha yüksek getiri oranlarını kovalarlar.

Melek yatırımcılar, girişimcilerin olası getiri ve karlarından ziyade ilk adımlarını atmalarına odaklanırlar. Bu özellikleriyle girişim sermayesi yatırımcılarından ayrılırlar.

İlk aşamalarında başarısız olan girişimlere finansal destek sağlayan melek yatırımcılar yatırımlarını tamamen kaybederler. Bu nedenle profesyonel melek yatırımcılar; tanımlanmış, güçlü stratejiler, güven veren satın alımlar veya halka arzlar için fırsat kollarlar. Melek yatırımcılar tipik olarak yedek nakit paraları olan ve geleneksel yatırımların verebileceğinden daha yüksek bir getiri oranı arayan bireylerdir. Bir melek yatırımcı genellikle % 25 veya daha fazla bir getiri ister.

Melek yatırımı bir tür özkaynak finansmanıdır: yatırımcı şirkette özkaynak pozisyonu karşılığında fon sağlar. Hisse senedi finansmanı normalde, finansal kurumlardan ticari kredi temin etmek için yeterli nakit akışı veya teminatı bulunmayan ve yerleşik olmayan işletmeler tarafından kullanılır.

Melek Yatırımcıların Avantajları

  • En büyük avantaj, melek yatırım finansmanının borç finansmanından çok daha az riskli olmasıdır. Bir krediden farklı olarak, melek yatırımda yatırılan sermayenin iş başarısızlığı durumunda geri ödenmesi gerekmez. Çoğu melek yatırımcı işini bilir ve uzun vadeli bir fikre sahip olur.
  • Melek yatırımcılar her sektöre yatırım yapabilirler. Bu nedenle her sektörden start-up melek yatırımlardan faydalanabilir.
  • Melek yatırımcıların sağladıkları finansal destek fiyatlarda oynaklık yaratmaz. Ayrıca bu yatırımcılardan sağlanan para kaldıraç etkisi gösterir. Yani melek yatırımcının bir şirkete yatırım yapması, diğer finansman sağlayıcılarını o şirkete çeker.
  • Melek yatırımcılar çoğunlukla yatırım yapsa da kredi imkânı da sunabilir. 

Melek Yatırımcıların Dezavantajları

  • Melek yatırımcıları kullanmanın birincil dezavantajı, bir şirket sahibi olarak kontrolün bir kısmının kaybedilmesidir. Melek yatırımcı işin nasıl yürütülmesi gerektiğini söyleyecek ve iş yapıldığında kârın bir kısmını da alacaktır.
  • Bu nedenle melek yatırımcılar aniden tek başına hareket eden bir patrona dönüşebilir. Borç finansmanı ile kredi veren kurumun ise şirket operasyonları üzerinde bir kontrolü yoktur ve kardan pay almaz.
  • Melek yatırımcıların güvenilirliği tartışılır olabilir. Genelde ülke içinde veya dışında büyük bir prestij sahibi değillerdir.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor