Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Bülent TAŞ
14 Temmuz 2019Bülent TAŞ
710OKUNMA

Ya Merkez Bankası Zarar Ederse?

Son günlerde ekonomi gündeminde tartışılan konuların başında Merkez Bankası ihtiyat akçelerinin Hazineye aktarılması gelmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan kanun teklifi ile Merkez ihtiyat akçesi hariç tüm birikmiş ihtiyat akçelerinin genel kurul kararı aranmaksızın hazineye aktarılması hüküm altına alınmaktadır. Dolayısıyla Merkez Bankası %10 oranında ayırabileceği (fevkalade) ihtiyat akçesini sadece bir yıl süre ile bilançosunda tutabilecektir. İhtiyat akçelerinin bilançoda birikmesi artık mümkün olamayacaktır.

Ayrıca Merkez Bankası Kanununa eklenmesi öngörülen bir geçici madde ile Merkez Bankası bilançosunda birikmiş ihtiyat akçelerinin tamamı, birikmiş fevkalade ihtiyat akçelerinin ise son yılın karından ayrılmış kısmı hariç tamamının Genel Kurul kararı aranmaksızın Hazineye aktarılması hükme bağlanmaktadır.

Düzenlemenin Gerekçesi

Kanun teklifinde söz konusu düzenlemeye ilişkin yer verilen gerekçe aynen şöyledir.

“Merkez Bankalarının sermayesi ile karı arasında bir bağlantı bulunmamaktadır. Buradaki kar sermayenin semeresi değildir. Merkez bankasının karı da kanunla kendisine verilen kamusal görevlerin yerine getirilmesinden ve yetkilerin kullanılmasından kaynaklanmaktadır.

1211 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca bu kardan yüzde 20 ihtiyat akçesi ayrılırken Türk Ticaret Kanununun aksine sermaye ile bağ kurulmamıştır. Bu nedenle, Türk Ticaret Kanununda öngörülen daha yüksek oranda ve sermaye ile sınırlı olmaksızın ihtiyat akçesi ayrılmakta, bu meblağ devamlı büyümektedir.

Bu durumun önlenmesini teminen (a) bendi kaldırılarak Türk Ticaret Kanunun 519 ncu maddesinde sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar ayrılması düzenlenen ve Merkez Bankasının 25.000 TL’lik sermayesi dikkate alındığında 5.000 TL gibi simgesel bir tutara tekabül edecek olan birinci tertip yedek akçenin, Merkez Bankası için hiç ayrılmaması öngörülmektedir.

İkinci tertip yedek akçenin yüzde on oranında ayrılmasını öngören mevcut düzenleme ise Türk Ticaret Kanunu ile uyumlu biçimde ve fevkalade nitelemesi olmaksızın korunmaktadır. Ayrıca yine bu maddeye son fıkra olarak eklenmesi öngörülen düzenleme ile, ihtiyat akçelerinin son yıl karından ayrılan hariç olmak üzere, kara katılarak ödenmesi suretiyle devamlı olarak büyümesinin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.”

Kısaca gerekçe çelişkili bir şekilde Merkez Bankası karının sermayenin bir getirisi olmadığını ancak buna rağmen kar dağıtımının Ticaret kanunu hükümlerine paralel olması ve bilançoda ihtiyat akçesi birikiminin önüne geçilmesi gerektiğini iddia etmektedir.

Merkez Bankası Zarar Ederse

Merkez Bankası kar edebildiği gibi zarar etmesi de söz konusudur. Nitekim geçmişte 2003,2004 ve 2005 yıllarında Merkez Bankası üst üste zarar açıklamıştır. Öte yandan bu düzenleme sonrası Merkez Bankası zarar ederse zararın nasıl bir muameleye tabi tutulacağı ile ilgili bir öneride bulunulmamaktadır. Mevcut halinde Merkez Bankası zarar ederse zarar dönem karından değil bilançoda birikmiş olan ihtiyat akçesinden mahsup edilmektedir. Merkez Bankası Kanunun 60 ncı maddesi kar dağıtımı yapılırken önceki yıl zararlarının kardan mahsubuna imkân tanımamakta, geçmiş dönem zararı kardan ayrılan birikmiş ihtiyat akçelerinden mahsup edilebilmektedir.

Kanun teklifi ile 60 ncı maddede yapılan düzenleme sonrası da dağıtıma tabi tutulacak karın tespitinde önceki yıl zararlarının indirimi mümkün olamayacaktır. Ayrıca ihtiyat akçesi birikimine izin verilmediği için zararın mahsubunu mümkün kılacak miktarda ihtiyat akçesi bilançoda yer alamayabilecektir. Bunun yaratacağı sonuç bilançoda geçmiş yıl zararlarının birikmesidir. Kanun teklifi ihtiyat akçesi birikiminin önüne geçmek isterken zarar birikimi sonucuna yol açabilecektir. Kanun teklifinin dayandığı anlayış çerçevesinde zararların birikimin önlenmesi için Hazinenin Merkez Bankasının görev zararını karşılaması gerekir.

Sonuç

Merkez Bankası karının otomatik olarak tamamen dağıtılması, ayrılacak ihtiyat konusunda Merkez Bankasının inisiyatif sahibi olmaması doğru bir yaklaşım gibi görünmemektedir. Merkez Bankasının yapacağı öngörüler çerçevesinde ne kadar ihtiyat akçesini bünyesinde tutacağına karar vermesi risk yönetimi anlayışının bir gereğidir. Kanun teklifinin Mecliste görüşülmesi sırasında konun bu boyutları ile birlikte ele alınacağını ve gerekli iyileştirmelerin yapılacağını ümit etmekteyiz.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor