Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Mustafa BALCI
18 Ocak 2021Mustafa BALCI
6492OKUNMA

Vergi Yargısında Parasal Tutar Olarak Kesin Kararlar ve Kanuni Hâkim Yönünden Bazı Sakıncalı Durumlar

1982 yılından itibaren 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri Ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu Ve Görevleri Hakkında Kanun[1] hükümleri uyarınca vergi mahkemelerinin tek hâkimli olarak verdiği kararlara karşı itiraz kanun yolu olarak Bölge İdare Mahkemeleri[2] nezdinde itiraz yolu, heyet halinde verilen kararlarına karşı Danıştay nezdinde temyiz yolu öngörülmüş iken, 20.07.2016 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun[3] ile 2576 sayılı Kanun ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda[4] önemli değişiklikler yapılmış ve adli yargıda olduğu gibi idari yargıda da İstinaf Kanun Yolu Sistemine geçilmiştir.

20.07.2016 tarihi itibariyle, Ankara Bölge İdare Mahkemesi, Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, İzmir Bölge İdare Mahkemesi, Konya Bölge İdare Mahkemesi ve Samsun Bölge İdare Mahkemesi olmak üzere yedi bölgede faaliyet gösteren idari yargı istinaf sistemine, 01.09.2020 tarihi itibariyle Adana Bölge İdare Mahkemesinin de eklenmesiyle[5], sayı 8’e[6] çıkmıştır.

6545 sayılı Kanun ile Danıştay’ın iş yükünün yüzde seksen oranında azaltılması[7] ve içtihat mahkemesi rolünü yerine getirebilmesi amacıyla Danıştay’ın görev alanı daraltılarak, bölge idare mahkemelerinin görev alanı genişletilmiş ve pek çok uyuşmazlığın bölge idare mahkemesinde, başka bir ifadeyle istinaf aşamasında kesinleşmesi öngörülmüştür.    

6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler öncesinde tek hâkim olarak verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine itiraz yolu, heyet halinde verilen kararlara karşı Danıştay’a temyiz yolu öngörülmüş iken, 6545 sayılı Kanun sonrasında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun, “İstinaf” başlıklı 45.maddesinin 1’inci bendi uyarınca, vergi mahkemelerinin tek hâkimli[8] veya heyet[9] halinde verdiği kararlar, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf kanun yoluna tabi olduğu kurala bağlanmıştır[10].

Bu hüküm nedeniyle özel kanunlarında kanun yolu olarak Danıştay’a temyiz edileceği öngörülen düzenlemeler dahi idare ve vergi mahkemesinin istinaf parasal sınırını (2021 yılı için 7.000-TL) aşan tüm kararları (idare mahkemesinin ivedi yargılamaya tabi olan kararları hariç) istinaf yoluna tabidir.

Örneğin, VUK’un mükerrer 49’uncu maddesinin (b) fıkrasında; “(İptal birinci cümle: Anayasa Mahkemesinin 31/5/2012 tarihli ve E.: 2011/38,      K.: 2012/89 sayılı kararıyla) (…) Vergi mahkemelerince verilecek kararlar aleyhine onbeş gün içinde Danıştaya başvurulabilir.” İfadesi yer almakta ise de, 2577 sayılı Kanun’un 45’inci maddesi uyarınca emlak vergisi asgari m2 birim değerlerinin tespitine yönelik takdir komisyonu kararına ilişkin vergi mahkemesi kararına karşı Danıştay’a temyiz yoluna değil, Bölge İdare Mahkemesine istinaf yoluna tabidir.     

Kanun maddesinde, beş binTürk lirasını (01.01.2021 tarihi itibariyle7.000-TL)[11] geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu hükme bağlandığından, bu tutarı aşmayan kararlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz[12].                    

20.07.2016 tarihi öncesinde verilen kararlar itiraz/temyiz yoluna tabi olduğu gibi bu tarihten sonra Danıştay tarafından verilen bozma kararları sonrasında mahkemece verilecek kararlar da istinaf yoluna değil temyiz yoluna tabi olduğu[13] kanunda açıkça hükme[14] bağlanmıştır.

Vergi mahkemelerinin 01.01.2021 tarihi itibariyle konusu 7.000-TL’yi aşan vergi davaları ile konusu para olmayan işlemler hakkında verdikleri kararlar istinaf kanun yoluna tabi olup,  istinaf incelemesi Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Daireleri[15] tarafından yerine getirilmektedir.

Mahkeme kararının istinafa tabi olabilmesi için uyuşmazlık konusu tutarın 7.000-TL’yi aşması gerekmekte olup, uyuşmazlık konusu 7.000-TL olan uyuşmazlıkta[16] mahkemece verilen karar kesin olup, karara karşı istinafa yolu kapalıdır.

2021 yılı Ocak ayı itibariyle bölge idare mahkemesi bünyesindekivergi dava (istinaf) daireleri; Ankara Bölge İdare Mahkemesinde 4 daire, Adana Bölge İdare Mahkemesinde 2 daire;  Erzurum Bölge İdare Mahkemesinde 1daire; Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinde 2 daire; İstanbul Bölge İdare Mahkemesinde 6 daire,  İzmir Bölge İdare Mahkemesinde 3 daire, Konya Bölge İdare Mahkemesinde 3 daire ve Samsun Bölge İdare Mahkemesinde 2 daire olmak üzere, toplam 23 istinaf dairesi şeklinde faaliyet göstermektedir.

577 sayılı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 46’ncı maddesinin birinci fıkrasında konusu yüz bin Türk lirasını (100.000-TL) aşan uyuşmazlıklara ilişkin vergi istinaf daireleri kararlarının temyize tabi olduğu kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun’un Ek 1’inci maddesi[17] uyarınca, 2577 sayılı Kanun’da belirlenen tutarlar, Maliye ve Hazine Bakanlığı’nca her yıl belirlenen yeniden değerleme oranına bağlı olarak artmakta olup, 01.01.2021 tarihi itibariyle 192.000.-TL’yi aşan[18] uyuşmazlıklara ilişkin vergi istinaf daireleri kararları temyize tabi bulunmaktadır.

2577 sayılı Kanun’da öngörülen tutarların (tek hâkimle karara bağlanacak uyuşmazlık tutarı, istinaf/temyiz sınırı) her yıl Maliye ve Hazine Bakanlığı tarafından belirlenen yeniden değerleme oranları uyarınca artırıldığından, davaların açıldığı tarihte yasal mevzuata göre istinaf yolu açık bir uyuşmazlığın, karar verildiği tarih itibariyle istinaf sınırının altında kalması gibi bir durumla veya mahkeme kararının verildiği tarih itibariyle temyiz yolu açık olan bir uyuşmazlığın, vergi istinaf dairesinin karar tarihi itibariyle temyiz sınırının altında kalması gibi bir durumla karşılaşma ihtimali her zaman mümkündür.

İstinaf/Temyiz sınırı; vergi mahkemesinde davanın açıldığı tarihe göre mi? Vergi mahkemesi kararı tarihine göre mi? Vergi dava dairesi karar tarihine göre mi? belirlenecek sorusu, aklımıza gelen ilk soru olarak karşımıza çıkmaktadır.

Danıştay Onuncu Dairesi[19] ve Danıştay Onüçüncü Dairesince[20] verilen kararlarda; bölge idare mahkemesi kararı tarihindeki güncel temyiz parasal sınır esas alınarak temyiz talebi hakkında incelenmeksizin ret kararı verilmiştir. Bölge idare mahkemesi vergi dava dairelerinin kararlarında da[21]; istinaf sınırı, kararın verildiği tarih dikkate alınarak istinaf isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

Diğer taraftan, bazı durumlarda dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu tutar açıkça belirtilmese de, dava konusu işlemin istinaf sınırını aşmadığı anlaşılabildiği hallerde de[22], mahkeme kararına karşı istinaf yolunun kapalı olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin incelenmeksizin reddine karar verilebilmektedir.

Kanuni Hâkimlik İlkesi Yönünden Sakınca

 Kanuni hâkim ilkesi özelikle fiil işlendikten sonra teşekkül ettirilen mahkemeler yönünden engelleyici bir kural olmakla beraber,bu ilkeyi sadece olay anında mevcut olmayan mahkemenin sonradan teşekkül ettirilmesi ile sınırlı olmayıp, kanun yollarının da önceden belli edilmiş olmasını da kapsadığının kabulü gerekir[23].

Bu nedenle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan tutarların yeniden değerleme oranına tabi tutulmasında sakınca olmamakla beraber, gerek mahkeme kararına karşı istinaf yolunun açık olup olmaması gerekse istinaf dairesinin kararına karşı temyiz yolunun açık olup olmaması açısındanvergi mahkemesi/veri istinaf dairesi karar tarihinin değil, davanın açıldığı tarihteki kanun yollarının esas alınması gerekirken, 2577 sayılı Kanun’un 45 ve 46’ncı maddeleri uyarınca mahkeme/daire kararının verildiği tarihin esas alınmasının ve bu şekilde davanın açıldığı tarih itibariyle istinaf/temyiz kanun yolu açık bir uyuşmazlığın, yargılama süreci devam ederken istinaf/temyiz yolu kapalı bir uyuşmazlık haline gelmesinin kanuni hâkim ilkesi yönünden sıkıntılı bir durum olduğu düşüncesindeyiz.

İstinaf Yolu Kapalı Kararların Anayasaya Uygunluğu Sorunu

01.01.2021 tarihi itibariyle 7.000-TL’nin altında kalan uyuşmazlıklar tek hâkim tarafından karara bağlanmakta olup ayrıca istinaf yolu da kapalı olduğundan, tek hâkim tarafından verilen karar kesin niteliktedir.

 Her dava önemli ve değerli olmakla beraber, kanun koyucu tarafından, özellikle yargının iş yükünü azaltılması gibi sebeplerle belli bir tutarı aşmayan davalarda, mahkemece verilen karar ile uyuşmazlığın bu aşamada sonlandırılması ve istinaf kanun yolunun kapalı olması öngörülebilmektedir.

Nitekim Anayasa Mahkemesinin 2020 yılında verdiği bir iptal kararında mahkeme kararının bir başka mahkeme tarafından denetlenmesinin hak arama özgürlüğünün bir uzantısı olduğu[24] belirtildikten sonra, bu hakkın mutlak olmadığı ve ölçülü şekilde sınırlandırılabileceği ve muhatap kitle üzerinde ekonomik etkisinin nispeten daha düşük olan işlemler yönünden orantılı bir sınırlama[25] getirilebileceği ifade edilmiştir.

Bahsi geçen AYM kararında, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’un 8. maddesinin dördüncü fıkrasının dördüncü cümlesi, belli bir tutara kadar sınırlama olmaksızın tüm idari para cezalar yönünden mahkeme kararının kesin olmasının, yüksek tutarda işlemler yönünden, mahkeme kararının denetime tabi kılınmamasının kişiye aşırı bir külfet yükleyeceği gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin bakış açısına göre, 2021 yılı itibariyle 7.000-TL’yi aşmayan uyuşmazlıkların istinaf yolunun kapalı olmasının makul ve ölçülü bir sınırlama olduğu söylenebilir.

Burada üzerinde durulması gereken asıl konu, istinaf sınırının dava konusu işlemin parasal tutarının 7.000-TL’nin altında olup olmamasına göre istinaf yolunun açık veya kapalı olması belirlenmiş olup, bu kıstas uygulamada bazen haksızlığa da yol açabiliyor.

Şöyle ki; 2577 sayılı Kanun, davaların tek hâkimli/heyet halinde görülmesinde ve istinaf ve temyiz sınırı hususlarında idari işlemin parasal tutarını esas almış olmasına karşın, özellikle vergi davalarının kendine özgü durumu burada kendini göstermekte olup, birazdan vereceğimiz örnekte daha iyi görüleceği ve anlaşılacağı üzere, gerek tek hâkim/heyet sınırında gerekse istinaf sınırında dava konusu işlemin parasal tutarından ziyade hukuki ihtilaf konusu tutarı esas almanın daha doğru ve adil olacağı kanaatindeyiz.

Örnek 1: Bir firmanın 2015 yılı hesaplarının incelenmesi sonucunda 100.000-TL tutarında mal/hizmet alımını sahte fatura ile belgelendirdiğinden bahisle, firmanın 2015 yılı kdv beyan tablosunun yeniden oluşturulması sonucunda, devreden kdv tutarının da bulunmaması nedeniyle hakkında yapılan 72.000-TL tutarında üç kat vergi ziyaı cezalı kdv tarhiyatına karşı açılacak dava heyet olarak karara bağlanacak ve istinaf yolu açık bir uyuşmazlık olacakken,

Örnek 2: Bir başka firmanın 2015 yılı hesaplarının incelememesi sonucunda 1.000.000-TL tutarında mal/hizmet alımını sahte fatura ile belgelendirdiğinden bahisle, firmanın 2015 yılı kdv beyan tablosunun yeniden oluşturulması sonucunda, firmanın yüksek tutarda devreden katma değer vergisi nedeniyle, çok yüksek tutarda kdv matrahı bulunmasına karşın aynı şekilde devreden kdv tutarının da yüksek olması nedeniyle ödenecek vergi tutarının 1.500-TL olarak hesaplandığını ve üç kat vergi ziyaı cezası ile birlikte toplamda 6.000-TL tarhiyat yapıldığını varsaydığımız olayda, tarhiyata karşı açılacak dava tek hâkim tarafından karara bağlanacak ve 7.000-TLnin altında bir uyuşmazlık olması nedeniyle, vergi mahkemesi hâkimi tarafından verilen karar kesin olacaktır.

İlk örnekte 100.000-TL tutarında mal/hizmet alımını sahte fatura ile belgelendirdiği iddia olunan mükellef yönünden heyet olarak karar verilmesi ve istinaf yolunun açık olması söz konusu iken, daha yüksek tutarda 1.000.000-TL mal/hizmet alımını sahte fatura ile belgelendirdiği iddia olunan mükellef yönünden davanın tek hâkim tarafından karara bağlanması ve kararın kesin olması bir çelişki olarak karşımıza çıkmaktadır.  

Bu nedenle vergi davaları yönünden, gerek davanın tek hâkim veya heyet halinde bir uyuşmazlık mı olduğu gerekse istinaf ve temyiz sınırının tespitinde, davaya konu işleminparasal tutarından ziyade hukuki ihtilaf konusu tutarının esas alınmanın daha adil olduğunu ve bu yönde yasal değişiklik yapılmasında fayda olduğunu söyleyebiliriz.

Vergi İstinaf Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları

Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairelerinin sadece konusu yüz bin Türk lirasını (01.01.2021 tarihi itibariyle 192.000-TL) aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında verdikleri kararlar temyiz yoluna açık olup, konusu yüz bin Türk lirasını (01.01.2021 tarihi itibariyle 192.000-TL) aşmayan vergi davaları ile;

  • Vergi istisna belgesi verilmesi başvurusunun reddi,[26]
  • Özel esaslara alınma işlemi,[27]
  • Emlak vergisine esas arsa/arazi metre kare birim değerine ilişkin takdir komisyonu kararı[28]
  • Vergi mükellefiyetinin iptali[29]
  • Konusu kanunda belirtilen sınırın altında kalan özel usulsüzlük cezası ve dayanağı vergi inceleme raporu ile vergi tekniği raporu[30]
  • Engellilik indiriminden yararlandırılmaması işlemi[31]
  • Mülkiyetin kamuya geçirilmesine dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin işlem[32] gibi konusu belli parayı içermeyen uyuşmazlıklar, bölge idare mahkemesi vergi dava dairelerince verilecek karar ile kesinleşecek olup, bu kararlara karşı Danıştay nezdinde temyiz yolu kapalıdır.

Diğer taraftan, Adalet Bakanlığı Adli Sicil Ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan “Adli İstatistikler 2019 Raporunda”[33], 2019 yılında vergi mahkemelerinin toplam 140 bin davaya baktığı ve 100 bin dosyanın karara bağlandığı ve yaklaşık 40 bin dosyanın bir sonraki yıla devrettiği, 2019 yılında Bölge İdare Mahkemelerinde (idari ve vergi dava daireleri toplamı) bakılan toplam dava sayısının 265 bin olduğu ve 145 bin dosyanın karara bağlandığı ve yaklaşık 120 bin dosyanın bir sonraki yıla devrettiği, Vergi İstinaf Dairelerinin 46 bin  davayı karara bağladığı ve bu kararların 35 bin kadarının vergi mahkemesi kararının onanması kararı olduğu görülmektedir.

Bakanlık çalışmasında paylaşılan Danıştay’ın vergi dava dairelerinin 2019 yılı verileri aşağıda tablo halinde verilmiştir. Tabloya göre 74.493 temyiz başvurusunun 34.918’i karara bağlanmış,  39.575’inin sonraki yıla devredildiği görülmektedir.

 DAİRETOPLAM SAYIKARAR SAYISIDEVREDEN
DANIŞTAY 3.D.17.63876499959
DANIŞTAY 4.D.25.14611.28313.863
DANIŞTAY 7.D.17.1437.05810.085
DANIŞTAY 9.D.16.3677.6278.740
DANIŞTAY VDD.2.1991.301898

Bölge İdare Mahkemelerinin istinaf kanun yoluna geçmeden önceki yıllarda ve istinaf kanun yoluna geçtiği (20.7.2016) 2016 yılı ve sonrasına ilişkin istinaf sayıları aşağıda yer verilmiştir.

20122013201420152016201720182019
118.582155.968   173.695190.288249.486316.402262.526265.729

2016 yılında 100.000-TL olarak başlayan temyiz sınırı her yıl uygulanan yeniden değerleme oranında artırılması neticesinde 2021 yılı itibariyle 192.000-TL’ye yükselmiş olup,    yukarıda yer verilen veriler bölge idare mahkemesinin iş yükünün arttığını ve idari yargı içinde öneminin daha da arttığını göstermektedir.      

[1] 20.01.1982 tarih ve 17580 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[2] Bölge İdare Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 1982 yılından istinaf kanun yolu sistemine geçildiği 20.07.2016 tarihine kadar; Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kırıkkale, Konya, Malatya, Manisa, Ordu, Sakarya, Samsun, Sivas, Trabzon, Van ve Zonguldak Bölge İdare Mahkemesi olarak faaliyette bulunulmuştur.

[3] 28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Kanun ile kabul edilen idari yargıda istinaf kanun yolu, 20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle uygulanmaya başlanmıştır.

[4] 20.1.1982 tarih ve 17580 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

[5] 03.06.2020 gün ve 31144 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Adalet Bakanlığı kararı ile Adana Bölge İdare Mahkemesi kurulmuş, HSK tarafından 01.09.2020 tarihi itibariyle faaliyete geçirilmesine karar verilmiştir.

[6] https://www.adalet.gov.tr/Birimler/B%C4%B0M,  (erişim tarihi 13.01.2021).

[7] 6545 sayılı Kanun’un gerekçesinde; “2577 sayılı Kanun’un 46’ncı maddesinde yapılan değişiklikle, istinaf mahkemelerince karara bağlanacak konulardan hangisinin temyiz yolu ile Danıştay’a gideceği belirlenmekte olup, bu maddede tahdidi olarak sayılan bu konular dışındaki davaların bölge idare mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşmesi öngörülmektedir. Böylece Danıştay’ın temyizen karara bağladığı iş yükünün yaklaşık yüzde seksen oranında azaltılarak Danıştay’ın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.” ifadelerine yer verilmiştir.

[8] 2576 sayılı sayılı Bölge İdare, İdare ve Vergi Mahkemeleri Hakkında Kanun’un, “Tek hakimle çözümlenecek davalar” başlıklı 7’inci maddesinin 2’nci bendinde; (Değişik: 8.6.2000 - 4577/3. md.) “6 ncı maddenin (a) ve (b) bentlerinde belirtilen uyuşmazlıklardan kaynaklanan toplam değeri yirmi beş bin Türk Lirasını aşmayan davalar, vergi mahkemesi hâkimlerinden biri tarafından çözümlenir” hükmü yer almış, Ek 1’nci maddesinde ise (Ek: 24.2.1988 - 3410/4. md.; Değişik : 8.6.2000 - 4577/4 md.) “Bu Kanunun tek hakimle çözümlenecek davalara ilişkin 7’nci maddesindeki parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz” ifadesine yer verilmiş olup, tek hâkimle bakılacak davalarda sınır 01.01.2021 itibariyle 57.000 TL ( 2017 yılı itibariyle 32.000-TL, 2018 yılı için 36.000-TL, 2019 yılında 44.000 TL, 2020 yılında 53.000-TL)  olup, bu tutarı aşan uyuşmazlıklar mahkeme başkanı ve iki üyenin katılacağı heyet halinde karara bağlanır.

[9] Tek hâkim sınırını aşan davalar ile konusu para olmayan işlemlere ilişkin davalar, bir başkan ve iki üyenin katılımıyla yapılan müzakere sonucunda karara bağlanmaktadır.

[10] 2577 sayılı Kanun’un 47’nci maddesinin 8’inci bendi uyarınca, ivedi yargılama usulüne tabi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Kanunun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinde, vergi mahkemesinin veya Danıştay Vergi Dairesinin ilk derece sıfatıyla baktığı uyuşmazlıklara yer verilmediğinden, vergi uyuşmazlıklarında ivedi yargılama usulü geçerli değildir.

[11] 2577 sayılı Kanun’un Ek 1’nci Maddesinde (Ek: 5.4.1990-3622/26 md.; Değişik : 8/6/2000-4577/9 md.); “Bu Kanunda öngörülen parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz” ifadesi uyarınca yıllar içinde bu tutar değişebilmektedir (2017 yılı için 5.000-TL, 2018 yılı için 5.000-TL, 2019 yılı için 6.000-TL, 2020 yılı için 7.000-TL).

[12] İzmir BİM. 3.İDD. 16.12.2020 tarih ve E. 2020/2109, K. 2020/1836 sayılı kararında; “her ne kadar ilk derece Mahkemesi Hakimliği'nce istinaf yolu açık olarak karar verilmiş ise de; ilk derece Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen karar tarihi itibarıyla dava konusu edilen 6.442,44-₺'lik tutarın, 2020 yılı için geçerli bulunan 7.000,00-₺'lik yasal haddin altında  kaldığı anlaşılmış olup, yukarıda anılan Kanun hükmüne göre, Mahkemesince verilen karar kesin olduğundan, istinaf başvurusunun incelenmesine olanak bulunmamaktadır.” ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.) ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

[13] İzmir BİM. 6.İDD. 12.11.2020 tarih ve E. 2020/1585, K. 2020/1439 sayılı kararında; “Bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarih olan 20/07/2016 tarihinden önce idare veya vergi mahkemelerince verilmiş olan kararların bozularak mahkemelere gönderilmesi üzerine mahkemelerce verilecek kararlar ilk kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına tâbi olduğundan, Dairemizde istinaf başvurusuna konu edilen ve Danıştay 10. Dairesinin önceki bozma kararı üzerine  ilk derece Mahkemesince verilen kararın  istinaf değil, doğrudan temyiz kanun yolu incelemesine tâbi tutulabileceği açıktır.“

[14] 2577 sayılı Kanun’un Geçici 6’ncı maddesinin 2’nci bendinde (Ek: 2.7.2012-6352/62 md); “Bu Kanunun 45 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasında yazılı uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen nihaî kararlardan, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımı tarihinden önce verilen kararlar ile Danıştayın bozma kararı üzerine kararı bozulan mahkemece verilen kararlar, Danıştay’da temyiz edilebilirhükmü yer almaktadır.

[15] 2576 sayılı Kanun’un “Dairelerin görevleri” başlıklı 3/D maddesinin 1’inci bendinin (a) fıkrasında (Ek: 18.6.2014-6545/7 md.); “1. Bölge idare mahkemesi dairelerinin görevleri şunlardır:  a) İlk derece mahkemelerince verilen ve istinaf yolu açık olan nihai kararlara karşı yapılan istinaf başvurularını inceleyerek karara bağlamak” ifadesi yer almaktadır.

[16] Gaziantep BİM. 1.İDD. 30.11.2020 tarih ve E. 2020/1405, K. 2020/594 sayılı kararında; “Olayda;  davacının katıldığı KPSS sınavı sonucunda 2017/1 dönemi atamalarında, Haliliye Belediyesi Başkanlığı'na memur olarak yerleştirilmesine rağmen, 657 sayılı Kanunun 48. maddesi uyarınca davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin davalı idare işleminin Mahkeme kararıyla iptal edilmesi sonrasında göreve geç atanması nedeniyle manevi olarak zarara uğradığı iddiasıyla 7.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada; davacı tarafından istenilen miktarın yeniden belirlenen ve yukarıda açıklanan 7.000,00-TL kesinlik sınırının üstünde olmadığı anlaşılmaktadır.Bu durumda, istinaf istemine esas teşkil eden kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulu Kanunu'nun 45. maddesine göre istinaf yolu açık olmayan "kesin" kararlardan olduğu anlaşıldığından, istinaf isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun incelenmeksizin REDDİNE” .ifadeleri yer almaktadır.

Gaziantep BİM. 4.İDD. 09.11.2020 tarih ve E. 2019/1563, K. 2020/3298 sayılı kararı da aynı yöndedir. (Kararlara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

[17] 2577 sayılı Kanun’un Ek 1. Maddesinde; (Ek: 5/4/1990-3622/26 md.; Değişik : 8/6/2000-4577/9 md.) “Bu Kanunda öngörülen parasal sınırlar; her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların bin Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.” ifadeleri yer almaktadır.

[18] Yeniden değerleme oranlarının uygulanması sonucunda; 2017 yılı için 103.000-TL, 2018 yılı için 117.000-TL, 2019 yılında 144.000-TL ve 2020 yılında 176.000-TL olarak temyiz sınırı uygulanmıştır.

[19] Dan.10.D.  26.10.2020 tarih ve E. 2020/4748, K.3610 sayılı kararında; “toplam 170.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte  ödenmesine karar verilmesi  istemiyle açılan davaya konu edilen parasal miktarın, bölge idare mahkemesi kararı tarihindeki güncel temyiz parasal sınırın altında kaldığı görüldüğünden, Ankara Bölge İdare Mahkemesince davacıların istinaf başvurusunun kabulü, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen karar her ne kadar temyiz yolu açık olmak üzere verilmiş ise de kesin olup, temyizen incelenmesine hukuki olanak bulunmamaktadır.ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

[20] Dan.13.D. 10.09.2020 tarih ve E. 2020/2231, K.2039 sayılı kararında; Konusu para ile ölçülebilen davalara ilişkin olarak idare mahkemelerince verilen kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, bölge idare mahkemelerince verilen kararların temyize tabî olup olmadığının, istemde bulunulan parasal tutarın bölge idare mahkemelerince karar verildiği tarihteki temyiz sınırının altında olup olmadığına göre belirlenmesi gerekmektedir.” ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

[21] İzmir BİM. 3.VDD. 10.09.2020 tarih ve E. 2020/626, K. 2020/918 sayılı kararında; “ilk derece Vergi Mahkemesi Hakimliğince verilen karar tarihi itibarıyla dava konusu tutarın, 2020 yılı için geçerli bulunan 7.000,00-₺'lik yasal haddin altında  kaldığı anlaşılmış olup, yukarıda anılan Kanun hükmüne göre, Mahkemesince verilen karar kesin olduğundan, istinaf başvurusunun incelenmesine olanak bulunmamaktadır.” ifadeleri yer almaktadır

Ankara BİM. 12.İDD. 19.11.2020 tarih ve E. 2020/1049, K. 2020/1368 sayılı kararı aynı yöndedir. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

[22] İstanbul BİM. 12.İDD. 19.11.2020 tarih ve E. 2020/2412, K. 2020/1582 sayılı kararında; “Davacı tarafından, iş akdi işverenle yapılan ikale  ile 10/11/2013 tarihinde sona erdirilmesi kapsamında taahhüt edilip ödenen brüt 14.688,00-TL ek ödeme üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin iptali ve iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ve kesintinin yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada İstanbul 2. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce verilen davanın kabulü yönündeki  kararın,  davalı idarece istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.

Bu durumda; istinaf incelemesine ilişkin hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih olan 20/07/2016 tarihinden sonra verilen İstanbul 2. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nin 09/06/2020 tarihli kararına ilişkin yapılan istinaf başvurusunun, her ne kadar kararda istinaf yolu açık olmak üzere karar verilmiş ise de dava konusu kesintinin miktarı 2020 yılı için 7.000,00 Türk Lirasını aşmadığından incelenmesine olanak bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusunun incelenmeksizin reddine ”
ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)


[23] “Birden fazla işlemin aynı dilekçe ile idari davaya konu edilebilmesi için ayrıca bu işlemlerin müstakilen davaya konu edilmeleri durumunda verilecek kararların kanun yollarının ve temiz mercilerin aynı olması da gerekmektedir.” Turgut Candan, Açıklamalı İdari Yargılama Usulü Kanunu, Adalet Yayınevi, 4.Baskı, Ankara, 2011, s. 279.

[24] 17/11/2020 tarih ve 31307 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 1/10/2020 tarih ve E.2020/21, K.2020/53 sayılı kararında; “22. Bunun yanında hükmün denetlenmesini talep etme hakkının mahiyeti dikkate alındığında bu hakkın mutlak bir hak olarak kabulü mümkün değildir. Dolayısıyla bu hak kanun koyucu tarafından bazı sınırlamalara tabi tutulabilir. Ancak bu sınırlandırmaların Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ölçütlere uygun olarak yapılması gerekir.” ifadeleri yer almaktadır.

[25] Anayasa Mahkemesinin 1/10/2020 tarih ve E.2020/21, K.2020/53 sayılı kararında; “37. Kuşkusuz hükmün denetlenmesini talep etme hakkının kategorik olarak Kanun kapsamındaki tüm idari para cezaları hakkında verilen hükümlere karşı bu denetimi talep etme imkânı tanınmasını zorunlu kılan bir yönü bulunmamaktadır. Bu bakımdan özellikle muhatap kitlesi üzerinde yaratacağı ekonomik etki itibarıyla nispeten düşük olarak değerlendirilebilecek miktarlardaki idari para cezalarına ilişkin hükümlerin kesin olması, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına yönelik orantılı bir sınırlama olarak nitelendirilebilir. Ancak itiraz konusu kural kapsamındaki idari para cezalarının tümünün bu bağlamda düşük nitelikte olduğu söylenemez. 

 Yargılamanın makul bir sürede sonuçlandırılması ve usul ekonomisinin sağlanması amacıyla da olsa bu denli yüksek idari para cezalarını konu alan hükümlerin denetime tabi kılınmamasının kişiye aşırı bir külfet yükleyeceği açıktır. Dolayısıyla söz konusu hükümlerin denetime kapalı tutulmasıyla kişiye yüklenen külfet, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması ve usul ekonomisinin sağlanması amaçlarıyla haklı kılınamaz. Başka bir deyişle belirtilen nitelikteki hükümlerin denetlettirilmesi vasıtasıyla elde edilecek bireysel yarar, makul sürede yargılanma hakkı ve usul ekonomisi ilkesine feda edilemez. Bu itibarla itiraz konusu kural, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına yönelik orantısız bir sınırlama getirmektedir.

Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. “ ifadeleri yer almaktadır.

[26] Dan.9.D., 30.01.2020 tarih ve E: 2020/125, K: 2020/306 sayılı kararında; “2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde sayılan konusu yüz bin Türk Lirasını aşmayan davalar ve konusu belli parayı içermeyen davalar hakkında vergi mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemelerince verilen kararlar kesinleşeceğinden, bu kararların temyiz istemine konu yapılmayacağı açıktır. Bu nedenle, konusu belli para içermeyen idari işlem niteliğindeki, vergi resim ve harç istisnası belgesi düzenlenmesi talebiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin 24.12.2018 tarih ve 93738882-451.03 sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davayı kabul eden Ankara 5. Vergi Mahkemesi'nin 21/05/2019 tarih ve E:2019/207, K:2019/562 sayılı kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile vergi mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. Vergi Dava Dairesinin 31/10/2019 tarih ve E:2019/1396, K:2019/1737 sayılı kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz başvurusunun incelenme olanağı bulunmamaktadır.” ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

[27] Dan.3.D., 09.10.2017 tarih ve E: 2017/2991, K: 2017/6697 sayılı kararında; “konusu para olmayan vergiye ilişkin idari işlem niteliğindeki özel esaslara tabi mükellefler listesine alınma işlemini iptal eden İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 21.12.2016 tarih ve E:2016/1090, K:2016/1820 sayılı kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki İzmir Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 9.5.2017 tarih ve E:2017/854, K:2017/1243 sayılı kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz başvurusunun incelenme olanağı bulunmamaktadır.ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

[28] Dan.9.D., 11.03.2019 tarih ve E: 2019/1502, K: 2019/1680 sayılı kararında; “2018 yılı emlak vergisi asgari metrekare birim değerinin tespitine ilişkin takdir komisyonu kararının ilgili kısmının iptali istemiyle açılan davada, karar verilmesine yer olmadığına hükmeden vergi mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddeden İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesi'nin 10/12/2018 tarih ve E:2018/1233, K:2018/8845 sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan temyiz istemi, davanın konusu idari işlem niteliğinde olduğundan, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesi'nin 10/12/2018 tarih ve E:2018/1233, K:2018/8845, Temyiz No:2018/1226 sayılı kararıyla incelenmeksizin reddedilmiştir. (…) Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.” ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

[29] Dan.9.D., 05.09.2019 tarih ve E: 2019/4775, K: 2019/3464 sayılı kararında; “konusu belli para içermeyen emlak vergisi mükellefiyetinin iptali talebiyle yapılan 15/05/2018 tarih ve 1576 sayılı başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden Muğla Vergi Mahkemesinin 11/01/2019  tarih ve E:2018/689, K:2019/87 sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunu reddeden İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3.Vergi Dava Dairesinin 23/05/2019 tarih ve E:2019/302, K:2019/1235 sayılı kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz başvurusunun  incelenme olanağı bulunmamaktadır.” ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

[30] Dan.9.D., 21.12.2017 tarih ve E: 2017/2985, K: 2011/10045 sayılı kararında; “2577 sayılı Kanun'un 46'ncı  maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılan konusu yüz bin Türk Lirasını aşmayan davalar ve konusu belli para içermeyen davalar hakkında vergi mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemelerince verilen kararlar kesinleşeceğinden, bu kararların temyiz istemine konu yapılamayacağı açıktır. Bu nedenle, konusu kanunda belirtilen sınırın altında kalan özel usulsüzlük cezası ve dayanağı vergi inceleme raporu ile vergi tekniği raporuna karşı açılan davayı kısmen reddeden, kısmen incelenmeksizin reddeden Muğla Vergi Mahkemesinin 07.12.2016 tarih ve E:2016/149, K:2016/1121 sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunu kısmen kabul eden, kısmen reddeden İzmir Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 13.04.2017 tarih ve E:2017/85, K:2017/1005 sayılı kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz başvurusunun incelenme olanağı bulunmamaktadır.” ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

[31]Dan.4.D., 05.04.2018 tarih ve E: 2018/1755, K: 2018/3348 sayılı kararında; “Bu bakımdan, dava konusunun herhangi bir parasal miktar içermeyen, davacının engellilik indiriminden yararlandırılmayacağına yönelik işlem olduğu ve bozulması istenilen kararın 2577 Sayılı Kanunun 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan konular dışında kaldığı anlaşıldığından, işbu davaya ilişkin olarak verilen kararının bozulması istemiyle yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine ilişkin Ankara Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesi'nin 06/12/2017 gün ve E:2017/1173, K:2017/2156 sayılı kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz başvurusunun incelenme olanağı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin incelenmeksizin reddine ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

[32] Dan.7.D., 25.10.2019 tarih ve E: 2019/4966, K: 2019/5693 sayılı kararında; “Anılan mevzuat hükümleri ve 6545 sayılı Kanun'un gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirlenen miktarı aşmayan ve konusu para olmayan davalar hakkında vergi mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu; dolayısıyla, bu kararların temyiz istemine konu edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bu bakımdan; dava konusu işlemin konusunun para olmadığı dikkate alındığında, vergi mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusu üzerine verilen kararın bozulması istemiyle yapılan temyiz başvurusunun incelenme olanağı bulunmamaktadır.” ifadesine yer verilmiştir. Oy çokluğu ile alınan kararın azlık oyu görüşünde; “        İlke olarak; konusu para içermeyen idari işlemler ile miktarı yasal üst sınırı aşmayan  idari işlemler hakkındaki kararların temyiz yoluyla incelenmeden istinaf aşamasında kesinleşmesi, idari yargının bir “içtihat hukuku” olması olgusunu ve idari yargı teşkilatının en üst mercii olma sıfatıyla en önemli işlevlerinden biri de içtihat oluşturmak olan Danıştay’ın belirtilen işlevini ortadan kaldıracağından, idari işlem niteliğindeki uyuşmazlıkların miktar sınırı gözetilmeksizin temyiz yoluyla Danıştay tarafından incelenmesi gerekmektedir.

Öte yandan; aksi bir uygulamanın belirli uyuşmazlıklarda, vergiyle ilgili bazı idari işlemlerin istinaf aşamasında kesinleşmesine, bu işleme bağlı parasal tutar içeren uyuşmazlıkların ise, miktarın yasal sınırlar üzerinde olması durumunda Danıştay’da görülmesi sonucunu doğurabilecek, alt derece mahkemesinin içtihat mahkemesi, Danıştay’ın ise alt derece mahkemesi konumunda bulunmasına da yol açabilecektir.

Bu durumda; “idari işlemler” ile ilgili vergi davalarında son inceleme merciinin temyiz yoluyla Danıştay olduğunun açık bulunduğu”
ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 13.01.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)


[33] https://adlisicil.adalet.gov.tr/Resimler/SayfaDokuman/1062020170359HizmeteOzel-2019-bask%C4%B1-%C4%B0SA.pdf  (erişim tarihi 16.01.2021).

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor