Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
H. İbrahim YUMUŞAK
01 Haziran 2014H. İbrahim YUMUŞAK
49OKUNMA

Türk Girişimcinin Tercihi Limited Şirketten Yana

Gerek 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanununda sağlanan olanaklara, gerekse vergi kanunlarındaki avantajlarına rağmen istatistikler Türkiye’deki girişimcilerin yeni işlerini “Limited Şirket” bünyesi altında yapmayı tercih ettiklerini gösteriyor.

2013 yılsonu itibariyle Türkiye’deki 972.491 şirketin % 81,5’i limited, %11’i Anonim Şirket statüsünde. Daha yalın bir ifade ile 2013 yılı sonunda ülkemizde 792.580 Limited Şirkete karşılık, 106.974 tane Anonim Şirket bulunmakta. Bu eğilimin 2014 yılında da devam ettiğini görmekteyiz. İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Şubat ayında 4.771 şirket kurulurken bunların 3.916 sı Limited, 758’i Anonim Şirket olmuş. Bu arada kurulan 95 kooperatif ve 2 de Kollektif Şirket var.

Dikkatlice incelendiğinde Anonim Şirketi Limited Şirkete nazaran daha avantajlı kılan düzenlemelerin hem yeni TTK’dan hem de vergi kanunlarından kaynaklandığı görülmektedir. Bu avantajlardan en belirgin olanı şirketin amme borçlarından dolayı ortaklarının sorumluluklarıyla ilgili olanıdır.

Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.

Üstelik bu sorumluluk hissenin devredilmesi durumunda da devam ediyor. Limited şirket ortağının şirketteki sermaye hissesini devretmesi halinde, hisseyi devreden ve devralan şahıslar, devir öncesine ait ve vadesi devir tarihi itibarıyla geçmiş olan amme alacaklarının ödenmesinden, 6183 sayılı Kanun uyarınca müteselsilen sorumlu olmaktalar. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde ise bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu olurlar.

Limited şirket ortaklığının ağır sorumluluk şartlarına karşın anonim şirketlerin ortaklarının,  şirketlerinin ödenmemiş amme borçlarından sorumlu tutulacağına ilişkin herhangi bir yasal düzenleme yoktur ve bu ortakların şirketlerin ödenmemiş amme borçlarından sorumluluğu bulunmamaktadır.

Vergi yasalarında Anonim Şirket lehine olan bir başka düzenleme de ortaklık paylarının devrinde sağlanan kazanç istisnasıdır. Gerçek kişilere ait anonim şirket hissesi, iki yıl geçtikten sonra “hisse senedi devri” şeklinde yapılırsa, elde edilen kazanç, tutarı ne olursa olsun vergilendirilmez (GVK. Mük. Md. 80/1). Limited şirketlerde ise, hisse senedi devri söz konusu olmadığından, pay devri 10 yıl sonra da yapılsa, “değer artışı kazancı” olarak gelir vergisine tabi (GVK Mük. Md. 80/4).
Sosyal güvenlik mevzuatı açısından da Anonim Şirketler lehine bir düzenleme bulunmakta. Anonim şirketin ortağı olan emeklilerin, emekli aylıklarındanyüzde 15 Sosyal Güvenlik Destekleme Primi (SGDP) kesilmez. Limited şirket ortağı emeklilerden ise yüzde 15 SGDP kesilir.

Yeni Ticaret Kanununda da Çok Ciddi Avantajlar Var
Eskiden Anonim Şirket kurabilmek için en az 5 ortak gerekiyordu. Yeni TTK’da tek kişiyle bile artık kurulabiliyor. Keza Anonim şirkete, dışarıdan bir kişi “yönetim kurulu üyesi” olabiliyor. Limited şirkette ise yönetim kurulu olmadığından sevk ve idare müdürler aracılığıyla yapılmakta. Ancak müdürlerden en az birinin şirket ortağı olması gerekmekte. Yani ortaksanız bir şekilde tüm malvarlığınızla şirketin SGK ve vergi borçlarından dolayı sorumlu olmak durumundasınız. Başka bir ise avantaj hisselerin devriyle ilgili: Limited şirketlerde, pay devri için diğer ortakların onayı ve ardından ticaret sicilinde tescil ve ilanı gerekiyor. Anonim şirket pay devrinde, bunların hiçbiri gerekmiyor. 

Anılan bu hususlar yasalarımızda Anonim Şirket lehine yapılan düzenlemelerin sadece bir kısmını içermekte. Buna rağmen yazımızın başında açıklandığı üzere Türk girişimciler şirket kuruluşlarında hala “Limited” olanını tercih ediyor. Nedenini tam olarak söylememiz mümkün değil. Belki kuruluşta gerekli sermayenin azlığı (A.Ş’ lerde 50.000 lira kuruluş sermayesi gerekirken bu tutar limited şirketlerde 10.000 lira), belki organizasyonunun daha kolay bulunması, belki de girişimcilerimizin yasal teşviklere karşı duyarsızlığı bu tabloyu yaratmakta.