Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Bülent TAŞ
07 Ocak 2021Bülent TAŞ
3187OKUNMA

Şirketlerin Hisselerini Geri Çağırması Neden Kâr Dağıtımı Olsun?

7256 sayılı Kanun ile vergi sistemimize yeni bir vergi güvenlik müessesesi olduğu iddia edilen bir müessese kazandırılmıştır. Ancak düzenleme vergi sistematiğimize aykırıdır.

Yapılan düzenleme

MADDE 17- 193 sayılı Kanunun 94’üncü maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Tam mükellef sermaye şirketlerinin iktisap ettikleri kendi hisse senetlerini veya ortaklık paylarını,

  1. Sermaye azaltımı yoluyla itfa etmeleri hâlinde iktisap bedeli ile hisse senetlerinin veya ortaklık paylarının itibari değeri arasındaki fark tutar sermaye azaltımına ilişkin kararın ticaret sicilinde tescil edildiği tarih,
  2. İktisap bedelinin altında bir bedel karşılığında elden çıkarmaları hâlinde iktisap bedeli ile elden çıkarma bedeli arasındaki fark tutar elden çıkarma tarihi,
  3. İktisap ettikleri tarihten itibaren iki tam yıl içerisinde, sermaye azaltımı yoluyla itfa etmemeleri veya elden çıkarmamaları hâlinde, iktisap bedeli ile hisse senetlerinin veya ortaklık paylarının itibari değeri arasındaki fark tutar iktisap tarihinden itibaren iki tam yıllık sürenin son günü,

itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılır ve bu tutarlar üzerinden %15 oranında vergi tevkifatı yapılır. Bu fıkra kapsamında tevkif edilen vergiler herhangi bir vergiden mahsup edilemez. Cumhurbaşkanı, tam mükellef sermaye şirketinin paylarının Borsa İstanbul’da işlem görüp görmemesine, işlem gören paylarının toplam payları içindeki oranına, geri alınan payların Borsa İstanbul’da işlem gören paylardan olup olmamasına, tam mükellef kurumlardan geri alınıp alınmamasına, tam mükellef sermaye şirketinin yıllık satış hasılatı ve diğer gelirlerinin toplam tutarına göre ayrı ayrı ya da birlikte, bu oranı sıfıra kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmak suretiyle yeniden tespit etmeye yetkilidir.”

Düzenlemenin amacı

Düzenlemenin amacı gerekçede, “Bu suretle tam mükellef sermaye şirketlerinin kendi hisselerini iktisap etmek suretiyle vergisiz bir şekilde kâr dağıtımı yapmalarının önüne geçilmekte ve şirket kârlarının dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın tevkif yoluyla alınacak vergiye ilişkin bir vergi güvenlik müessesesi ihdas edilmektedir.” denilmektedir.

Bu gerekçe şirketlerin kendi hisselerini itibari değerinin üzerinde geri çağırmasının aslında bir kâr dağıtımı olduğunu varsaymaktadır. Ancak mevcut mevzuatın bunun kâr dağıtımı olarak tanımlamamış olmasının vergi kayıp kaçağına yol açtığı iddia edilmektedir.

Gerekçede şirket hisselerinin geri çağrılmasının hangi şekilde bir vergi kayıp kaçağına yol açtığı belirtilmemektedir. Şirketin kendi hisselerini emsaline nazaran daha yüksek bir bedelle geri çağırmasına bir başka vergi güvenlik müessesesi olan transfer fiyatlandırma kurallarının izin vermemesi gerekir. 

Düzenlemenin değerlendirilmesi

Düzenlemeyi anlaşılabilir kılmak için bir örnek oluşturmakta yarar var.

Örnek: İtibari değeri 100 olan hisse senetlerinin şirket tarafından 500 bedelle geri çağrıldığını varsayalım. Dolayısıyla Şirket hisseler için itibari değerinin 400 üzerinde bir ödeme yapmış olacaktır.

Bu örneğe göre;

  1. Şirket geri çağırdığı bu hisseleri sermayesine 500 üzerinden mahsup ederse İtibari değerin üzerindeki 400, kâr payı olarak %15 oranında stopaja tabi tutulacak,
  2. Şirket geri çağırdığı hisselerini çağırdığı bedelin altında bir bedelle satarsa, diyelim 300 bedel ile satarsa oluşan 200 zarar, kâr payı stopajına tabi tutulacaktır. Burada neden itibari değer ile geri çağırma bedeli arasındaki fark değil de geri çağırma bedeli ile elden çıkarma bedeli arasındaki farkın stopaja tabi tutulduğunu anlamak da mümkün değil. Ayrıca ortaya çıkan bir soru, bu zararın vergiye tabi kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınamayacağıdır.
  3. Şirket geri çağırdığı hisseleri iki yıl geçmesine rağmen hala aktifinde tutuyorsa iki yılın sonunda geri çağırma bedeli ile itibari değer arasındaki fark olan 400 kâr payı olarak stopaja tabi tutulacak.

Kâr payı addedilerek stopaja tabi tutulan bu tutarı elde eden veya elde ettiği varsayılacak olan gerçek kişi ortaklar tarafından beyan edilip edilmeyeceği ile ilgili herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ancak Gelir İdaresi yapılan düzenlemenin 94’üncü maddede yapıldığı, dolayısıyla sadece stopaj bakımından kâr payı addedileceği görüşünde olabilir. Ancak düzenlemenin uygulanma sürecinde tartışmalara, ihtilaflara yol açma potansiyeli yüksektir.

Sonuç

Açıkça ifade edilmemiş olmakla beraber düzenlemenin aslında vergi ile çok fazla bir ilgisi bulunmamaktadır.

Esas itibariyle hisselerin geri çağrılmak suretiyle şirket bünyelerinin, şirket finansman yapılarının zayıflatılmasının önüne geçilmek istenmektedir. Bu amaçla böyle bir vergi düzenlemesi yapılması, vergi sistematiğini bozucu niteliktedir. Olmayan kârın vergilendirilmesi, sermayenin vergilendirilmesi, zararın vergilendirilmesi gibi olumsuzluklara yol açmaktadır.

Bu düzenleme yerine daha başka düzenlemelerle aynı amaca ulaşılabilirdi.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor