Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Soner ALTAŞ
16 Mart 2017Soner ALTAŞ
1259OKUNMA

Şirketin Adres Değişikliğini Bildirmemek Neden Fesih Sebebi Olsun?

Şükrü KIZILOT Hocamız, yazılarında zaman zaman Vergi Hukuku’ndaki fıkra gibi olaylara değinir. Biz de yazılarımızda yeri geldiğince Ticaret Hukuku’muzda sorgulanmadan uygulanan bazı yanlışlara değinmeye çalışıyoruz. Bürokratik bir kural bazen yıllar boyu uygulanabiliyor ve konunun uzmanları da dahil olmak üzere hiç kimse kuralın doğruluğunu/yanlışlığını sorgulamayıp istisnasız kabul ediyor. Bugünkü yazımızda yıllardır uygulanan böyle bir kurala değineceğiz.

Bildiğiniz gibi, anonim ve limited şirket kuruluşu için, kurucuların kendi aralarında yazılı bir şirket sözleşmesi tanzim etmeleri ve bu sözleşmeyi noter huzurunda imzalayıp ticaret sicili müdürlüğüne vermeleri gerekmektedir. Bu sözleşme, şirketin kuruluşundan sona ermesine kadar yürürlükte kalmakta ve bir anlamda şirket ortakları yönünden anayasa işlevini haiz bulunmaktadır.

Halihazırda faaliyet gösteren anonim ile limited şirketlerin birçoğunun sözleşmesi, mülga 6762 sayılı eski Ticaret Kanunu döneminde çıkarılan Anonim ve Limited Şirketlerin Kuruluş ve Ana Sözleşme Değişikliği İşlemlerine İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (İç Ticaret 2003/3)’e göre düzenlenmiş ve Ticaret Sicili Müdürlükleri de bu Tebliğ hükümlerini esas alıp şirket sözleşmelerini inceleyerek tescil etmişlerdir.

Anılan Tebliğin anonim şirketlerin kuruluş işlemlerini düzenleyen (A) kısmının bb.Merkez başlıklı bölümünde;

Şirketin merkezi il ve ilçe olarak ana sözleşmede gösterilir Ayrıca açık adresi de ana sözleşmeye yazılır. Buna göre ana sözleşmenin şirketin merkezinin gösterildiği maddesi;

Şirketin merkezi … dır.  Adresi … dır.     Adres değişikliğinde yeni adres, ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ nde ilan ettirilir. Tescil ve ilan edilmiş adrese yapılmış tebligat şirkete yapılmış sayılır. Tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum fesih sebebi sayılır." şeklinde düzenlenir.

Aynı sicil bölgesinde olmak kaydıyla yalnız adres değişikliği için ana sözleşmede değişiklik yapmak zorunlu değildir. Ancak, merkez değişikliği ana sözleşme değişikliğini gerektirir.”,

Limited şirketlerin kuruluş işlemlerini düzenleyen (A) kısmının cc.Merkez başlıklı bölümünde de;

Şirketin merkezi il ve ilçe olarak ana sözleşmede gösterilir. Ayrıca açık adresi de ana sözleşmeye yazılır. Buna göre ana sözleşmenin şirketin merkezinin gösterildiği maddesi;

"Şirketin merkezi … dır. Adresi … dır. Adres değişikliğinde yeni adres, ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan ettirilir. Tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum fesih sebebi sayılır." şeklinde düzenlenir.

Aynı sicil bölgesinde olmak kaydıyla yalnız adres değişikliği için ana sözleşmede değişiklik yapmak zorunlu değildir. Ancak, merkez değişikliği ana sözleşme değişikliğini gerektirir.” denilmiştir.

Eski Ticaret Kanunu döneminde kurulan anonim ile limited şirketlerin tamamı da mezkûr Tebliğ ile getirilen zorunluluk gereği, sözleşmelerinde şirket merkezinin açık adresine yer vermek durumunda kalmışlardır. Anılan Tebliğ hükümlerinin uygulanmasına, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın 3 Temmuz 2012 tarihli ve 4880 sayılı Genelgesi uyarınca TTK’nın yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren de devam edilmiş, 15 Kasım 2012 tarihli, 28468 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ ile yürürlükten kaldırılıncaya –15 Kasım 2012 tarihine- kadar, uygulamada kalmıştır. Yeni Tebliğ’de ise şirket sözleşmesinde adres belirtilmesine dair bir hükme yer verilmemiştir.

Oysa, 6762 sayılı eski Ticaret Kanunu’nun 279’uncu maddesine göre, anonim şirketlerin esas sözleşmesinde “şirketin ticaret unvaniyle merkezinin bulunacağı yer”in, 506’ncı maddesine göre de limited şirketin sözleşmesinde “şirketin ticaret unvaniyle merkezi”nin belirtilmesi zorunlu tutulmuş, her iki maddede de şirket merkezinin açık adresinin sözleşmede yer alacağına dair emredici bir hükme yer verilmemişti.

Esasına bakılırsa, 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nun bu konudaki düzenlemesi de, ufak kelime değişiklikleri dışında eski kanun hükümleri ile aynıdır. TTK’nın 339’uncu maddesine göre, anonim şirketin esas sözleşmesinde “şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunacağı yer”in, 576’ncı maddesine göre de limited şirketin sözleşmesinde “şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunduğu yer”in belirtilmesi zorunludur. Böylece, TTK’da da anonim ile limited şirketlerin açık adreslerinin şirket sözleşmesinde belirtilmesine dair emredici bir hükme yer verilmemiştir.

Buna karşılık, ilgili Bakanlık, eski Kanunda yer alan  “şirket merkezinin bulunacağı yer” ifadesini, şirket merkezinin bulunduğu yerin açık adresi olarak değerlendirmiş, buna göre şirketlerin sözleşmelerinde yer alacak merkez maddesini bağlayıcı bir şekilde düzenlemiş, bu nedenle de eski kanun döneminde kurulan anonim ile limited şirketlerin tamamı zorunlu olarak bahsigeçen tebliğe uyup merkez adreslerini şirket sözleşmelerine açıkça yazmışlardır.

Hatta, Bakanlık anonim ile limited şirketleri, sözleşmelerinde “Adres değişikliğinde yeni adres, ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan ettirilir. Tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum fesih sebebi sayılır.” şeklinde standart bir hükme yer vermeleri konusunda bağlayıcı bir düzenleme yaparak, şirketleri adeta kendi elleri ile bir fesih sebebi oluşturmaya zorlamıştır. Anonim ile limited şirketlerin birçoğunun sözleşmesinde hala bu yönde hükümleri görmek mümkündür. Şirket ortakları ve yönetimleri sözleşmelerine bakarak bu hususu teyit edebilirler.

Ancak, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi, 15/04/2014 tarihli, E.2013/18727, K.2014/7406 sayılı kararında “6102 sayılı TTK'nın 339. maddesinde esas sözleşmede bulunması gereken hususlar sınırlı sayıda sayılmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasının a bendinde şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunması gerektiği belirtilmiş ise de, şirketin açık adresinin esas sözleşmede bulunması şart koşulmamıştır. Nitekim mülga 6762 sayılı TTK'nın 279. maddesi de aynı mahiyettedir.” diyerek, eski Kanunda ve de TTK’da, anonim ile limited şirketin sözleşmesinde şirketin merkezinin bulunması gerektiği belirtilmiş ise de, şirketin açık adresinin sözleşmeye yazılması zorunlu tutulmadığının altını çizmiştir.

Peki, Yargıtay kararı sonrasında durum düzelmiş midir? Bu konuda kesin bir şey söylememiz mümkün değildir. Zira, uygulamada, hala yukarıda belirtilen Tebliğin etkisiyle ve yürürlükten kaldırıldığı dahi dikkate alınmaksızın, bazı Ticaret Sicili Müdürlüklerinin, sözleşmede açık adresin belirtilmemesi nedeniyle şirketin kuruluş sözleşmesini veya esas sözleşme değişikliklerini tescilden kaçındıkları ve reddettikleri; diğer yandan, MERSİS üzerinden gerçekleştirilen şirket kuruluşlarında bu ibarelerin otomatik olarak sözleşmeye eklendiği yönünde duyumlar almaktayız.

Umarız hatalı olan bu uygulamadan bir an önce dönülür ve yeni adresi süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durumun fesih sebebi sayılması yönündeki mesnetsiz ve anlamsız hüküm sözleşmelerden çıkarılır.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor