Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Şenol KOCAER
22 Şubat 2015Şenol KOCAER
138OKUNMA

Sahte veya Yanıltıcı Belgeden Suçlusun Suçlu!

<p>Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde; vergi kaçakçılığı suçunda hem suçun faillerine hem de iştirak edenler bakımından bir yandan ceza kanununa göre yaptırım teşkil eden hapis cezası diğer yandan idari para cezası teşkil eden üç kat (iştirak edenler için bir kat) vergi ziyaı cezası uygulanması öngörülmüştür.<br /><br /> Hapis cezası yaptırımı için Vergi Suçu Raporu ile Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulmakta ve ceza yargılamasına konu olmaktadır. Vergi ziyaı cezası ise vergi dairesi tarafından idari usullere göre kesilmekte ve idari yargılama konusu yapılmaktadır.<br /><br /> Cumhuriyet Savcısının iddianame düzenleyip dava açması ve Vergi Dairelerinin de Vergi/Ceza ihbarnamelerini tebliğ etmesi sonrasında; Mükellefler ile bunların kanuni temsilcisi ve yöneticileri bakımından zorlu, sıkıntılı ve genellikle eş zamanlı olarak yürüten bir davalar süreci başlayabilmektedir.<br /><br /> Vergi kaçakçılığı suçlarında, idari yaptırımlara ilişkin süreç ile ceza yargılamasına ilişkin süreçlerin genellikle eş zamanlı ilerlese dahi bağımsız bir şekilde yürütülmeleri esası benimsenmiştir. <br /><br /> Nitekim, VUK’un 367 nci maddesinde, hapis cezasına hükmedilmesinin idari para cezalarının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği belirtilerek Ceza mahkemesi kararlarının idari merci ve yargı organlarının işlem ve kararlarına etkili olmadığı gibi, idari merci ve yargının kararlarının da ceza hâkimini bağlamayacağı belirtilmiştir. Ayrıca, aynı Kanunun 340 ncı maddesinde, idari para cezalarının kesilmesinin ceza muhakemesine engel olmadığı belirtilmiştir. Yine, aynı Kanunun 359 uncu maddesinde hapis cezalarının uygulanmasının vergi ziyaı cezasının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmediği belirtilmiştir.<br /><br /> Vergi suçlarında, ceza ve idare yargılamasının ayrı ve bağımsız şekilde yürütülmesi ilkesinin altında yatan gerekçe vergi ziyaı değerlendirmesinin vergi hukuku; vergi kaçakçılığı değerlendirmesinin ise ceza hukuku ilke ve kurallarına göre yapılmasıdır. Örneğin, Ceza Hukuku anlamında suç kabul edilen VUK’un 359 uncu maddesinde sayılan fiiller için önemli olan bunların kasten işlenmesidir. Bu fiiller, ancak kasıtla işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Vergi hukukunda vergi cezası uygulanabilmesi için gereken temel öğe ise verginin kayba uğratılmış olmasıdır. Bu vergi kaybı, ister hatadan, ihmalden veya bir usulsüzlükten doğmuş olsun, isterse nitelikli ve kasıtlı olsun vergi ziyaı cezası kesilmesi konusunda farklılık arz etmezler.<br /><br /> Ceza Hukuku anlamında suç kabul edilen VUK’un 359 uncu maddesinde sayılan fiiller için önemli olan bunların kasten işlenmesidir. Bu fiiller, ancak kasıtla işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Vergi hukukunda vergi cezası uygulanabilmesi için gereken temel öğe ise verginin kayba uğratılmış olmasıdır. Bu vergi kaybı, ister nitelikli ve kasıtlı olsun isterse hatadan, ihmalden veya bir usulsüzlükten doğmuş olsun vergi cezası kesilmesi konusunda farklılık arz etmezler.<br /><br /> Buna göre, açılmış olan bir kamu davasında, örneğin belgede sahtecilik suçunun manevi unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş olabilir. Ancak, bu belgelerin düzenlenmesi suretiyle bir vergi ziyaına sebebiyet verilmiş olabilir. Belgede sahtecilik suçunun manevi unsurunun oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararının verilmiş olmasına rağmen, vergi ziyaına sebebiyet verilmiş olması dolayısıyla idari para cezası olarak vergi cezası verilebilmelidir. Keza, Maliye Bakanlığı ile arasında anlaşma bulunmayan kişiler tarafından basılan örneklerin kullanılması suretiyle fatura düzenlemiş olması dolayısıyla kişi hakkında cezaya hükmedilmiş olabilir. Ancak, düzenlenen fatura gerçek bir ticari ilişkiyi yansıtmış ve dolayısıyla bir vergi ziyaına sebebiyet verilmemiş olabilir. Bu nedenle, 359 uncu maddenin (c) bendindeki suç oluştuğu gerekçesiyle mahkumiyete rağmen, şayet bu örnekler kullanılmak suretiyle fatura düzenlenmiş olması dolayısıyla vergi ziyaı doğmamışsa idari para cezası olarak vergi cezası verilmez.<br /><br /> <strong><em><span style="text-decoration: underline;">Ancak, ceza yargılaması ile idari yargılamanın birbirinden bağımsız olarak yürütülmesi ilkesi, mutlak değildir</span></em></strong><strong><em>.</em></strong> Bir ticari ilişkide tutulan defter, kayıt ve belgelerin sahte olmadığı, defter, kayıt ve belgelerin gerçek bir ticari ilişkiyi yansıttığı ve içerikleri bakımından doğru olduğu gerekçesiyle beraat kararı vermiş olan ceza mahkemesinin kesinleşmiş hükmü, bu belgelere konu ticari ilişkiler dolayısıyla vergi ziyaına sebebiyet verildiği gerekçesiyle idari para cezası olarak vergi cezası verilmesine engel teşkil eder. Hatta, resen araştırma ilkesine göre maddi gerçeği araştıran ceza mahkemesinin bu bağlamdaki hükmünün, sadece vergi mevzuatı uygulayıcıları tarafından değil, vergi mahkemeleri tarafından da göz önünde bulundurulması gerekir.<br /><br /> Peki ya Cumhuriyet Savcılarının kovuşturmaya yer olmadığı kararları (takipsizlik kararı) Vergi Mahkemesini bağlar mı? Takipsizlik kararları, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi halinde verilen bir tür beraat kararıdır. Kesinleşen takipsizlik kararı üzerine aynı fiile ilişkin kamu davası açılması için yeni bir delil elde edilip Sulh Ceza Hâkimliğinden karar alınması şarttır. Yani, takipsizlik kararı, kamu davasının açılmamasını sağlayan bir tür beraat kararıdır. Ceza mahkemesinin beraat kararının vergi mahkemesi vergi cezası verilmesini engellediği bir durumda; takipsizlik kararı, kamu davasının açılmaması anlamı da taşıdığından Vergi Mahkemesi tarafından tarhiyat ve üç kat vergi ziyaı cezasının onanmasını öncelikle engeller.   <br /><br /> Fakat, uygulamada ise genellikle ceza mahkemelerinin vergi suçlarının teknik niteliğini gözeterek vergi mahkemesinde açılan davaların sonuçlanmasını bekletici mesele yaptığı görülmektedir. Bu nedenle, genellikle vergi mahkemesi kararları kesinleşmekte bundan sonra ceza mahkemesi kararlarında bu kararları dikkate alarak beraat veya mahkumiyete dayanak yapabilmektedir.<br /><br /> Sonuç olarak, Cumhuriyet Savcılarının kesinleşmiş takipsizlik kararı ile Ceza Mahkemesinin fiilin suç olarak tanımlanmaması nedeniyle verdiği beraat kararı üzerine; Vergi Mahkemeleri tarafından tarhiyatın ve/veya üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.</p>