Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

09 Kasım 2020
4795OKUNMA

Prof. Dr. Refet GÜRKAYNAK: Memleketteki Temel Mesele, Merkez Bankası Başkanının Kim Olduğunun Çok Ötesinde

Memleketteki temel meselenin Merkez Bankası başkanının kim olduğunun çok ötesinde olduğunu biliyorsunuz. Kendi atadığı iki başkanı bir yıl arayla görevden alanın işe uygun insan seçmekteki sorunlarını not ederek başlayalım.

Para politikasının Merkez Bankası'nda yapılmadığını da biliyorsunuz. Kendisine yap denileni yapan bunun doğal sonuçlarından yine de sorumludur. Bu şekilde göreve gelmeyi kabul etmek de, en temel iktisadi anlayışı reddedip duvara toslamak da seçimdir.

Bu çıkar yol olmadığı, işleri daha da kötüleştireceği bariz politikaları sözde bağımsız Merkez Bankası'na dayatmak büyük sorundu, artık bunu yapmamak çözüm değil.

Yazın nasıl bu hale geldiğimizin yakın dönem para politikası kısmına dair bir seriyi şurada arz etmiştim: https://twitter.com/RefetGurkaynak/status/1292106700909096960?s=20

Şimdi ne bekleyebiliriz?

Liranın bu derin değer kaybının ve enflasyonun yine kontrolden çıkmasının el ayak dolaşmasına yol açtığı ve ihalenin eski başkana bırakıldığı belli. Ülkede aslında bir merkez bankası olduğuna dair sinyal vermek kısa ve az bir rahatlama yaratacaktır.

Ancak, şu anda para politikasıyla yapılabilecek çok az şey, para politikasının da çok az hareket alanı var. Berbat politikalara rağmen lira hızlı değer kaybetmesin diye satılmış olan rezervlerin durumu Merkez Bankası'nı bağlıyor.

Daha önemlisi, maliye politikası alanı da yok.

2018'de fâş olan özel sektör borç krizinin kamu borcuna dönüşeceği ve kamu borç sorunu olarak tezahür edeceği aşikardı. Ancak beklemediğim şekilde özel sektör borçlarına dokunmadan ayrıca kamu borcu sorunu da yaratmayı başardılar.

Türkiye'nin şu anki risk primi ve dövizle borç alırken dahi ödediği fahiş faiz kamu maliyesi alanının da kalmadığının göstergesi.

Merkez Bankası'nın epey çalışanı zaten Ümraniye'de gariban bir binaya sürülerek cezalandırıldı. Maliye Bakanlığı filan ile koordine olacak halleri yok. Merkez Bankaları bir nedenle başkentlerde olur (Bundesbank diye başlamayın) özellikle krizi bol gelişmekte olan ülkelerde.

Bu altyapı, hukuk sistemi ve idare ile İstanbul elbette finans merkezi filan olmayacak. Maksat inşaat olsun. O inşaat da battığı için kamunun sırtında. Vergilendirilmiş kutsal kazançlar nasıl bu aralar? Vergiler betonda.

Neyse, bugün yarın faiz artırmak, istersek daha da artırırız demek kuru biraz ve bir süre stabilize eder. Ama artık sorun Merkez Bankası'nın işini yapmaması olmaktan çıktı. Negatif rezervi, borç sorununu para politikası ile çözemiyorsunuz, kaynak lazım.

En nihayetinde bir tane devlet var. İşler patladığında bütün devlet kurumlarının açıkları konsolide oluyor. Hangisi Hazine, hangisi Merkez Bankası, hangisi KİT, hangisi Varlık Fonu, fark etmiyor.

Merkez Bankası'nın bunu değiştirecek hali yok. Satılan rezerv satıldı, alınan borç alındı, dövizle verilen kamu garantileri verildi, filan. Anlıyorsunuz.

Türkiye, birçok bakımdan, hala, doğru düzgün bir ülke. Venezüela, Suriye olmayız, bu ülkeler hiçbir zaman Türkiye olmamıştı. (Bu benim uzmanlığım değil, vatandaş olarak fikir beyan ediyorum.) Ülkede hala ciddi bir kamu politikası beşeri sermayesi var.

Bu sistem eldeki kaynakların kullanılmasına izin vermiyor. Ancak hakikaten düzgün iş yapmaya karar verildiğinde--ki gelirin azaldığı, acılı bir dönem olacak--bunu yapacak insan kaynağı da mevcut, ne yapılacağı da belli.

Hasılı, içinde olduğumuz koşullarda Merkez Bankası başkanının değişmesinin kalıcı, büyük bir etkisi olmasını beklemeyiniz. Ancak, işlerin ilanihaye bu dağınıklıkta gitmeyeceğini, bundan çok iyisinin sadece mümkün değil, bu ülkede zaten yapılmış olduğunu da hatırlayınız.

(Prof. Dr. Refet GÜRKAYNAK’ın 8.11.2020 tarihinde @RefetGurkaynak Twitter hesabındaki paylaşımından alınmıştır.)

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor