Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Araştırmalar

Cennet Yılmaz
04 Haziran 2020Cennet Yılmaz
8235OKUNMA

Koronavirüs Salgınının Ülke Ekonomilerine Etkisinin Küreselleşme ve Kamusal Mallar Çerçevesinde Değerlendirilmesi

Aralık 2019’da ilk kez Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan Koronavirüs (covid-19), Antarktika hariç hızla bütün dünyaya yayılmış ve Dünya Sağlık Örgütünce küresel salgın ilan edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2 Mayıs 2020 itibariyle dünya genelinde 3.272.202 Koronavirüs vakası görülmüş ve 230.104 kişi Koronavirüs salgını nedeniyle hayatını kaybetmiştir.

2 Mayıs 2020 itibariyle Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; Koronavirüs salgını nedeniyle en çok vakanın görüldüğü ve en çok ölümün gerçekleştiği ilk beş ülke; ABD, İspanya, İtalya, İngiltere ve Fransa olmuştur. Türkiye’de ise Sağlık Bakanı Koca’nın açıklaması doğrultusunda ilk Koronavirüs vakası 11 Mart 2020 tarihinde görülmüş, 2 Mayıs 2020 itibariyle Türkiye’de 124.375 kayıtlı vaka tespit edilmiş ve 3.336 kişi yaşamını yitirmiştir.

Neredeyse bütün dünya yayılan ve bu noktada bütün dünyayı tehdit eden Koronavirüs küresel salgını nedeniyle ülkeler sıkı tedbirler uygulamaktadırlar. Olağanüstü bir dönemden geçildiği için olağanüstü önlemler alınmaktadır. Bu doğrultuda; ülkeler Koronavirüsün yayılmasını, sağlık ve ekonomi sistemlerinin çökmesini önlemek için başta sağlık olmak üzere hukuki, siyasi, idari, sosyal, ekonomik ve mali olarak birçok tedbir almaktadırlar.

Koronavirüs nedeniyle milyarlarca insan; sokağa çıkma yasağı, toplu ortamlarda bulunmama, sosyal mesafeye uyma, çeşitli kısıtlamalar, salgın tedirginliği ve devletlerin ve işletmelerin evden çalışma uygulaması (home office) gibi nedenlerle işe gitmemektedir. Bu sebeple, başta üretim olmak üzere küresel ekonominin büyük tehlike altında olduğu görülmektedir. Ülkeler, ekonomilerinin 2020 yılında küçüleceğini düşünmekte, bu noktada üretim ve istihdam dengelerini Koronavirüsün neden olduğu ekonomik durgunlukta (resesyonda) ayakta tutmak için birbirinden farklı uygulamaları hayata geçirmektedirler. Bu doğrultuda ülkeler, Koronavirüs salgını nedeniyle oluşan ekonomik zararı azaltmak için birçok ekonomik önlem paketleri açıklamaktadırlar.

Ülkelerin Koronavirüs nedeniyle almış olduğu sıkı tedbirler dolayısıyla birçok sektör olumsuz etkilenmekte, ekonomik faaliyetler keskin bir şekilde düşmekte ve artan küresel belirsizlik güvensizliği daha da artırmaktadır. Ülkeler küresel sistemin içinde yer aldığı için domino taşı gibi gelişmiş ülkelerde başlayan üretim düşüşü diğer ülkelere doğru yayılmakta ve yayılma hızına paralel olarak başta Çin olmak üzere alınan tedbirlerin yarattığı ekonomik riskler uluslararası finans piyasalarını kaygılandırmaktadır. Bu doğrultuda, ülkeler Koronavirüsün neden olduğu sağlık krizini atlatsalar bile bu seferde ekonomik kriz ile mücadele edecekler gibi görünmektedir.

Diğer yandan; OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü), Koronavirüs salgınının finansal krizlerden bu yana küresel ekonomi için en ciddi tehdidi oluşturduğunu söylemektedir.

Bölünemeyen, birlikte tüketilen, dışlamanın ve rekabetin söz konusu olmadığı mal ve hizmetler maliye literatüründe kamusal mal olarak adlandırılmaktadır. Toplumsal ihtiyaçlardan doğan bu tür malların sunumu devletin en temel görevi ve bu yönüyle önemli bir konudur. Bu noktada, Koronavirüs salgını nedeniyle ortaya çıkan sağlık sorunu bir kamusal maldır. Küreselleşmeyle birlikte temelde toplumsal ihtiyaçlardan kaynaklanan bu tür kamusal mallar uluslararası açıdan ele alındığında küresel kamusal mallar ortaya çıkmaktadır. Bu noktada; küresel kamusal malların rekabete konu olmaması, faydadan yararlanmada dışlamanın söz konusu olmaması ve faydasının ülkelerle sınırlı kalmadan dünyayı hatta gelecek nesilleri de kapsaması küresel kamusal malların özellikleri olarak nitelendirilmektedir. Bu bağlamda; günümüzde ülkelerin tamamı bütün dünyayı ilgilendiren çevre, sağlık, güvenlik, ekonomik istikrar gibi alanlarda kamusal mal niteliğinde ancak küresel ölçekli mal ve hizmetlere ihtiyaç duymaktadır.

Açıklamalar doğrultusunda; bütün dünyaya yayılmış olan Koronavirüs salgını ve bu salgının neden olduğu ekonomik istikrarsızlık, bütün ülkeleri etkilediği ve ilgilendirdiği için küresel kamusal mal olarak nitelendirilmelidir. Bu doğrultuda; ülkeler, Koronavirüs salgını ile mücadele ederken (hem sağlık hem de ekonomik yönden) küresel kamusal mallarda olduğu gibi birlikte hareket etmeli, ortak bir politika ve ortak bir finansman sağlamalıdır. Alınacak olan tedbirler de bu doğrultuda alınmalıdır.

Toparlanacak olursa Koronavirüs küresel salgınının ülke ekonomilerine etkisi şu şekilde olacaktır:

  • Fabrikalar üretim yapamadığı için üretim düşüşü olacaktır.
  • İthalat ve ihracat olumsuz etkilendiği için ödemeler dengesi bozulacaktır.
  • İnsanlar çalışamadığı için gelir ve talep düşüşü olacaktır.
  • Üretim ve satış süreçlerinin aksaması nakit akışını etkileyecektir.
  • Üretim düşeceği için işsizlik artacaktır.
  • Hükümetler vergi toplayamayacak ve gelir kaybı olacaktır.

Kısaca salgın nedeniyle ülkelerin büyüme oranında düşüş, işsizlik oranında artış, enflasyon oranında artış, ödemeler dengesinde bozulma, bütçe dengesinde bozulma ve dış finansmanda zorluklar yaşanacaktır.

Ülkelerin, Koronavirüs salgınının neden olduğu sağlık ve ekonomik krizi önlemede başarılı olması için;

  • Öncelikle salgın tamamen kontrol altına alınmalı ve salgın tamamen kontrol altına alınmadan ekonomik faaliyetlere devam adına salgın kontrol önlemleri elden bırakılmamalıdır.
  • Önleyici ve tamamlayıcı sağlık tedbirleri alınmalı (maske ve eldiven kullanımının zorunlu hale getirilmesi, dezenfektasyon kullanımının yaygınlaştırılması, mesafe kuralları gibi), böylece üretimin durması engellenerek ekonomik kayıpların minimize edilmesine yardımcı olunmalıdır.
  • Bu süreçte en önemli durumun üretimin devamlılığı olduğu unutulmamalı, üretimin devamı için çalışan kesimin korunması yönünde tedbirler ivedilikle alınmalıdır.
  • Veriye dayalı, koordineli, mahallelere kadar inen ve kısa sürede sonuç verecek bir eylem planı hayata geçirilmelidir.
  • Koronavirüs küresel krizi boyunca üretim ve dağıtım kapasiteleri iyi ayarlanmalıdır.
  • Ekonomiye gelir desteği sağlanmalı ve parasal kolaylaştırmaya gidilmelidir.
  • Gelir transferleri, borç ertelemeleri, vergi ve kredi kolaylıkları gibi tedbirler alınmalıdır.
  • Koronavirüs farklı yaş aralıklarını farklı olarak etkilediğinden, yaş kriteri dikkate alınarak tedbirler alınmalıdır.
  • Sürecin uzaması ihtimaline karşı bazı sektörlere kalıcı çözümler üretilmelidir.
  • Hem sağlık yönünden hem de ekonomik istikrar yönden, toplumsal uyum ve desteğin artırılması için şeffaflık, bilgilendirme ve ikna konularındaki hassasiyete devam edilmelidir.

Kısaca ülkelerin amaçları, insanların ve işletmelerin sağlık krizi bitene kadar ayakta durabilmelerini sağlamak ve böylece en kötüsü geçtikten sonra ekonominin toparlanmasına yardımcı olmak olmalıdır. Bu doğrultuda ülkeler; küresel kamusal mal olan Koronavirüs salgını ve bu salgının neden olduğu ekonomik kriz ile mücadele ederken birlikte hareket etmeli, birlikte genişletici para ve maliye politikalarını hayata geçirmeli, piyasalara güven vermeli ve gelir kayıplarını telafi etmelidirler. Bu şekilde hareket edilirse o zaman hem virüs ile hem de virüsün ortaya çıkardığı kriz ile mücadele başarılı olacaktır.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor