Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Osman ARIOĞLU
14 Eylül 2015Osman ARIOĞLU
238OKUNMA

KDV’de İşlemin Yapıldığı Yerin Önemi

Katma değer vergisi uygulaması bakımından vergiye tabi işlemin belirlenmesinde bazen işlemi yapanlar, bazen de işlemin yapıldığı yer önem arz etmektedir. Bu konuda en sık karşılaşılan durum; normalde işlemi yapanlar nedeniyle vergiye tabi olmayan bir mal veya hizmet tesliminin, yalnızca işlemin yapıldığı yer nedeniyle vergiye tabi olmasına neden olan, müzayede mahallinde yapılan satışlardır.

Örneğin bir tabloyu vergi mükellefi olmayan bir kişi ya da vergiden muaf bir esnaf satıyorsa normalde bu tablo satışı katma değer vergisine tabi değildir. Zira gerçek kişi bu satışı yapıyorsa ortada ticari, sınai veya zirai kapsamda bir teslim olmadığı için, vergiden muaf esnaf bu satışı yapıyorsa KDVK 17/4-a maddesi gereğince vergiden muaf veya basit usule tabi olanların teslimleri KDV den istisna edildiği için vergileme söz konusu değildir. Aynı kişi aynı tabloyu müzayede mahallinde satıyorsa o zaman durum değişiyor ve satan kişinin kimliğinden bağımsız olarak bu tablonun satışı vergiye tabi hale geliyor. Zira verginin konusunu teşkil eden işlemlerin belirlendiği KDVK 1/3-d maddesinde müzayede mahallinde yapılan satışların vergiye tabi olduğu belirtilmiştir.

Bu nedenle aslında vergi mükellefi olmayan bir kişinin satış şekline bağlı olarak vergileme yapılan durumlar söz konusudur. Aynı durum tablo örneğinde olduğu gibi aslında normalde vergi mükellefi olmayanlarca yapılması durumunda vergiye tabi olmayan icra yoluyla ev eşyası, ev veya araba satışları durumunda karşımızsa çıkmaktadır. Bu durumda yapılan işlem, satış şekli nedeniyle KDV’ne tabi hale gelmektedir. Bunun nedeni yukarıda belirttiğimiz amir hükümdür.

KDV Kanununun 1. maddesinde verginin konusunu teşkil eden işlemler çok geniş kapsamlı olarak belirtilmiştir. Örneğin sırf bu belirleme nedeniyle şayet ayrıca 17/4-d maddesinde açıkça istisna edilmemiş olsaydı, tüm gayrimenkul kiralama işlemleri KDV’ne tabi hale gelirdi. Zira kanunun 1/3-f) bendinde “Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri,”nin KDV ye tabi olduğu belirtilmiştir. Kanunun 17/4-d maddesinde iktisadi işletmeye dahil olmayan gayrimenkul kiralama işlemleri istisna edilmek suretiyle, yalnızca iktisadi işletmeye dahil gayrimenkullerin kiralanması işlemleri vergili hale getirilmiştir.

Uygulamada sıklıkla yapılan hatalar

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız konu, aslında vergiye tabi olan bir işlemin, işlemi yapanlar veya işlemin yapılış yeri nedeniyle vergiye tabi olmadığı durumlarda işlemin icra yoluyla yapılması nedeniyle vergiye tabi olmasıdır. Yoksa aslında kendisi KDV’ne tabi olmayan bir mal teslimi sırf müzayede mahallinde yapıldı diye KDV’ne tabi hale gelmez. Örneğin Katma Değer Vergisi Kanunun 17/4-g maddesinde hisse senedi teslimlerinin Katma değer vergisine tabi olmadığı açık olarak belirtilmiştir. Bu istisna işlemin yapıldığı yerden bağımsızdır. Dolayısıyla hisse senedi satışının icra yoluyla yapılması onu vergili hale getirmez. Aynı şekilde kendileri KDV den istisna edilen döviz, para, değerli kağıt, damga pulu gibi kıymetlerin icra yoluyla satılması bu kıymetleri vergili hale getirmez. Çünkü burada istisna edilen satışa konu şeyin kendisidir. İstisna satışı yapan veya satışın yapıldığı yerden bağımsızdır.

Görüldüğü üzere genelde KDV özelde de vergi kanunları dikkatli uygulama gerektiren teknik mevzuatlardır. Çoğunlukla mevzuatın bu yanı göz ardı edilerek otomatik uygulama yapıldığında hatalı işleme neden olunabilmektir. Bu yazımızda işlediğimiz müzayede mahallinde yapılan satışlar bu hataların, yanlış vergileme veya vergilememe şeklinde en sık yapıldığı durumları oluşturmaktadır.

(İstanbul Ticaret Gazetesinde yayımlanmıştır.)

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor