Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Mert YILDIRIM
21 Haziran 2021Mert YILDIRIM
461OKUNMA

Kapitalizmin Kanayan Yarası: Çocuk İşçiliği

ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) tarafından 10 Haziran 2021 tarihinde yayımlanan raporunda(1) çocuk işçiliğinin mevcut ve vahim durumu gözler önüne serildi. Raporda yapılan hesaplamalara göre 2020 yılı başı itibariyle tüm dünyada yaklaşık 160 milyon çocuğun (63 milyon kız, 97 milyon erkek) çocuk işçi kategorisinde yer aldığı ifade ediliyor. Ayrıca son dört yılda çocuk işçiliğini geriletmeye yönelik çalışmaların sonuç vermediği ve çocuk işçiliğin bu süreçte yeniden arttığı belirtilirken pandeminin de artan yoksulluk başta olmak üzere çeşitli kanallardan çocuk işçiliğini tırmandırabileceğine dikkat çekiliyor.

Çocuk işçiliği kavramı, istihdam edilmesi sağlık, güvenlik ve manevi açıdan çeşitli zararlar oluşturabilecek çok genç yaştaki çocuklar için kullanılmaktadır. Yasal olarak belirli yaş grubundaki çocukların belirli bir minimum ücret düzeyinde ve tehlike oluşturmayacak niteliklerdeki hafif işlerde(2) çalıştırılması çocuk işçiliği kavramının dışında tutulmuştur. ILO tarafından yapılan tahmini hesaplamalara göre(3), 2020 yılı başı itibariyle yaklaşık 160 milyon çocuk (63 milyon kız, 97 milyon erkek) çocuk işçi kategorisinde yer almaktadır. Bu çocukların ise yaklaşık 80 milyonu ise tehlikeli niteliklerdeki işlerde çalışmaktadır.

ILO’nun 2000 yılından beri dört yıllık periyotlarla yaptığı hesaplamalarda azalış trendi gösteren çocuk işçiliği, 2016-2020 döneminde ilk kez 8 milyon kişi artarak (tehlikeli nitelikteki işlerde yaklaşık 6.5 milyon kişilik artış) 160 milyona ulaştı. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasında yer alan 2025 yılına kadar çocuk işçiliğin sıfırlanması açısından bu durumun kaygı verici olduğu ifade ediliyor (4).

Bölgesel düzeyde incelendiğinde çocuk işçiliğinin gelişiminin farklılık gösterdiği görülüyor. Dünya genelinde, Asya, Pasifik bölgesi, Latin Amerika ve Karayiplerde çocuk işçiliği, 2008 yılından itibaren azalış gösterirken Sahra-Altı Afrika bölgesinde 2012 yılından beri çocuk işçiliği çeşitli faktörlere(5) bağlı olarak artmaktadır (dünyadaki 5-17 yaş arası çocuk işçi nüfusunun yaklaşık %24’ü bu bölgededir).

Çocuk işçiliğinin profiline ve karakteristiğine bakıldığında ise, erkek çocukları arasında(6) ve kırsal kesimlerde(7) çocuk işçiliğinin yaygın olduğu görülüyor. Sektörel düzeyde ise çocuk işçiliğinde tarım ön plana çıkarken, bazı bölgelerde (Kuzey Amerika, Avrupa, Latin Amerika ve Karayipler) hizmet sektörü ve endüstrinin çocuk işçiliğinde ön plana çıktığı gözlemleniyor(8) .

Covid-19 pandemisinin de çocuk işçiliğinin artışına, özellikle okulların kapalı kalmasının aile yanında çalışmayı zorunlu kılması aracılığıyla, olumsuz yönde etki ettiği görülüyor. Yapılan modellemelerde pandeminin etkisiyle 2022 yılı sonunda yaklaşık 8.9 milyon çocuğun daha çocuk işçiler ordusuna katılacağı öngörülüyor.

Pandemi etkisiyle yoksulluğun arttığı ve buna ilişkin gerekli sosyal koruma politikalarının finansal darboğaz nedeniyle geliştirilemediği senaryoda 160 milyonluk çocuk işçi nüfusunun 2022 yılında 206 milyona ulaşabileceği tahmin ediliyor. Sosyal koruma programlarının kapsayıcı şekilde genişletildiği senaryoda ise çocuk işçi nüfusunun 144 milyona gerileyebileceği ifade ediliyor (9) .

Raporda yer verilen, çocuk işçiliği azaltmaya yönelik gelecekte alınacak önlemler ve geliştirilecek politikalar ise şu başlıklar altında toplanabilir:

  • Çocuk işçilerin eğitime katılımını kolaylaştırmak ve ailelerinin eğitim maliyetlerini azaltmak adına “evrensel çocuk yardımı” adı altında nakit transferi veya vergi desteği sağlanmalıdır.
  • Çocukların eğitime katılımını ve devamlılığı teşvik edilmelidir(10) . Bunun için de okul öncesi eğitim olanakları arttırılmalı; okul harcı, kitap, üniforma, ulaşım gibi masrafları karşılamak için finansman kaynaklar oluşturulmalıdır.
  • Çocukların sosyal hizmetlere ve temel haklara erişimini sağlamak adına doğum kaydının yapılmasına imkan verecek uluslararası yasal düzenlemeler ve regülasyonlar gerçekleştirilmelidir (11) .
  • Çocuk işçiliğinde cinsiyet ayrımının olumsuzluklarını(12) azaltmak adına kamu kesimince, sosyal yardım programları, çocuk koruma programları; okullarda buna yönelik eğitim programları geliştirilmelidir.
  • Kayıt dışı ekonominin azaltılması için bu kesimde yer alan işçilerin kolektif şekilde tepki göstermesi ve kamu kesimince bu kişilerin kayıtlı ekonomiye geçişinin ve temel haklarının kazanımı için gerekli çalışmalar yapılmalıdır (yeterli seviyede ücretin verilmesi, çalışma saatlerinin sınırlandırılması gibi.)(13) 
  • Kırsal kesimde çocuk işçilere ihtiyacı azaltacak ve tarımsal verimliliği arttıracak şekilde altyapı yatırımlarının yapılması gerekmektedir. Ayrıca, kırsalda çalışan genç nüfusun diğer sektörlere geçişini sağlayacak iş becerilerinin kazandırılması için gerekli çalışmaların yapılması önem arz etmektedir.
  • Arz zincirleri ile bağlantıları zayıf olan ve çocuk işçilerin yoğun şekilde talep edildiği mikro ölçekli işletmelerin çeşitli girişimler ve iş birlikleri ile bu durumunun düzeltilmesi için gerekli politikalar geliştirilmelidir.
  • Kriz, savaş, salgın gibi durumların baş gösterdiği bölgelerde çocuk işçiliğinin önlemesi için sosyal bütünleşmenin, ekonomik ve sosyal yapının yeniden inşası için hükümetlere ve hanehalklarına desteklemeler yapılmalıdır.(14) 

Raporda sonuç itibariyle çocuk işçiliğinin azaltılması ve bu alanda kalkınma hedeflerinin ulaşılması için, pandeminin de bizlere gösterdiği üzere, gerekli yasal düzenleme çalışmalarının başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası kurumlar, sivil toplum örgütleri ve hükümetler ile küresel bir iş birliği çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

(1) ILO (2021). Child Labour: Global Estimates 2020, Trends and The Road Forward. (https://www.ilo.org/ipec/Informationresources/WCMS_797515/lang--en/index.htm)
(2) Tehlike oluşturacak niteliklerdeki işler kavramı ile çocukların, ahlak ve sağlık açısından zarar görebileceği nitelikte işler ifade ediliyor. Çocukların yeraltı, sualtı gibi ortamlarda tehlikeli makine ve ekipmanlarla çalışması, sağlık açısından tehlike oluşturabilecek çok gürültülü, çok sıcak ortamlarda çalışması, fiziki ve duygusal anlamda sömürüye maruz kalacakları farklı koşullarda gecelere kadar süren uzun çalışma saatlerince çalıştırılmaları örnek gösterilebilir.
(3) Verilerin elde edilmesinde, küresel düzeyde 5-17 yaş aralığındaki nüfusun yaklaşık %66’ sını kapsayacak şekilde 100’den fazla hanehalkı anket çalışması gerçekleştirildi.
(4) Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması açısından çocuk işçiliğinin yıllık artış hızının 2025 yılına kadar %45, 2030 yılına kadar ise %22,6 oranında (son 20 yıldaki azalış trendinin yaklaşık 18 katı hızda) azaltılması gerektiği belirtilmiştir. Bu yönde çalışmalar yapılmadığı takdirde çocuk işçiliğinin 2025 yılında 140 milyona, 2030 yılında ise 125 milyona gerileyeceği öngörülüyor.
(5) Bu faktörler arasında başlıca; görece yüksek yoksulluk düzeyi, kayıt dışılığın fazlalığı, hızlı nüfus artışı (özellikle 5-17 yaş arası nüfus popülasyonu), çatışma ve krizler yer alıyor.
(6) Dünya genelinde 5-17 yaş aralığındaki çocuk işçi nüfusunun yaklaşık %60,7’si erkek çocuklardan, %39,3 ü ise kız çocuklarından oluştuğu tahmin ediliyor. Ayrıca birçok toplumda kız çocuklarının üstlendiği ev işlerinin çocuk işçi hesaplamalarına dahil edilmediği belirtiliyor.
(7) Dünya genelinde 5-17 yaş aralığındaki çocuk işçi nüfusunun yaklaşık %76,7’si kırsal kesimlerde, %23,3’ü ise kentlerde varlık göstermektedir.
(8) 2020 yılı itibariyle dünya genelinde 5-17 yaş aralığındaki çocuk işçi nüfusunun yaklaşık %70’i tarım, %10,3’ü sanayi, %19,7’ si ise hizmetler sektöründe çalışmaktadır. Ayrıca bu nüfusun yaklaşık %70 i aile yanında çalışmaktadır.
(9) Ayrıca çocuk işçiliği her ne kadar düşük gelir düzeyindeki ülkelerde yaygın gibi görünse de (5-17 yaş aralığındaki çocuk işçi nüfusu bu ülkelerde tahmini 65 milyonken, dünyadaki tüm çocuk işçi nüfusunun %40’ı kadardır) düşük orta ve yüksek orta gelir düzeyindeki ülkeler de bu durumdan mustariptir (5-17 yaş aralığındaki çocuk işçi nüfusu bu ülkelerde tahmini 96 milyonken, dünyadaki tüm çocuk işçi nüfusunun %60’ı kadardır). Bu ülkelerde çocuk işçiliğini azaltmaya yönelik borç ertelemeleri ve borç yeniden yapılandırmaları için küresel düzeyde iş birlikleriyle mali kaynak yaratılmasının önem arz ettiği belirtiliyor.
(10) Çocuk işçilerin yaklaşık üçte biri eğitime erişemezken pandemi öncesinde dünya genelinde yaklaşık 258 milyon çocuk ve genç okul dışında kaldı.
(11) Dünya genelinde yaklaşık 237 milyon çocuğun doğun kaydı bulunmuyor.
(12) Özellikle kız çocuklarının pandemi nedeniyle okulların kapalı kaldığı dönemde ev işleriyle daha fazla uğraşmaları bu konudaki yüklerini arttırdı. Hesaplamalarda ve denetimlerde kapsam dışı kalan bu işler, çocukları sömürüye karşı daha zayıf hale getiriyor.
(13) Pandeminin başlangıcında yaklaşık 1,6 milyar kayıt dışı istihdam edilen işçinin kısıtlamalar nedeniyle gelir ve iş kaybı anlamında olumsuz etkilendiği belirtiliyor. Bu durumun ve kayıt dışılığın artışının çocuk işçilere talebi özellikle aile yanındaki işlere yardımcı olma noktasında arttırdığı ifade ediliyor.
(14) Dünya genelinde her dört çocuktan birisinin kriz, savaş ve salgın gibi durumların baş gösterdiği bölgelerde yaşadığı tahmin ediliyor.
(15) ILO’nun yaklaşık 60 yıldır bu alanda çalışmaları sürmektedir. 2020 yılında ILO tarafından çocuk işçiliğine yönelik tüm üye devletlerin mutabakat sağlamasıyla bir ilk niteliği taşıyan toplantısı gerçekleşti [The Worst Forms of Child Labour Convention (No. 182)]. Böylece çocuk işçiliğinin tehlikeli formlarına karşı yasal bir çerçeve oluşturularak çocuk işçiliğini bitirmeye yönelik önemli bir adım atıldığı belirtiliyor.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor