Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Abdulmenaf YAKUT
12 Nisan 2015Abdulmenaf YAKUT
294OKUNMA

Gıda ve Ürün Güvenliğine Köklü Çözüm: Güvenlikli Ürün Etiketi

Sorunun teşhisi adına;

Son yılların popüler konusu olan gıda ve ürün güvenliği sorunundan bahsediyoruz.

Gıda Güvenliği Dergisinin, Ülkenin önde gelen haber ajanslarından birine hazırlatmış olduğu bir rapora göre 1 Mayıs 2013 ila 30 Nisan 2014 tarihleri arasında yazılı ve görsel medyada yer alıp içerisinde ‘gıda güvenliği’ ifadesi geçen haber sayısı kaç, biliyor musunuz? Tam 5470.

Diğer yandan, aynı rapora göre, gıda güvenliği konusunda ister yerel ister ulusal basında olsun, haberlerde kullanılan dile genellikle korku ve endişenin hâkim olduğu ve ‘kıymada tavuk tırnağı’, ‘yoğurtta domuz kalıntısı’, ‘sağlığımız risk altında’, ‘rafta bekleyen büyük tehlike’ gibi başlıklı haberlerin sıklıkla yapıldığı ancak sakin bir dille ifade edilen gerçeklerin ise basında pek yer edinmediği tespit edilmiş.

Araştırmanın üzerinden çok zaman geçmiş değil gerçi ama bugün de yapılsa aşağı yukarı aynı sonuçların çıkacağı muhtemeldir. Çünkü -yerel ya da ulusal fark etmez- yazılı ve görsel medyayı az buçuk dikkatli bir gözle takip eden herkes, söz konusu iletişim kanallarından şimdi de neredeyse her gün, gıda güvenliğiyle bir şekilde ilintili moral bozucu haber ya da yorumların sıklığını hemen fark edecektir.

Buna bir de gıda dışındaki tüketim mallarına ilişkin ürün güvenliğiyle ilgili haberleri de eklediğimizde, bu tür olayların medya organlarında yer almasındaki sıklık ve yoğunluğun çok daha fazla olduğunu anlayabiliriz.

Bilindiği üzere, gıda ve ürün güvenliği konusunda öteden beri mevcut olmakla birlikte gerek kentleşme ve insanların tüketim alışkanlıklarındaki büyük değişimin, gerekse Ülkenin en ücra köşesindeki ufak bir hadisenin bile, gelişen iletişim teknolojileri sayesinde anında bütün bir topluma yayılma imkânı elde etmesinin bir sonucu olarak; özellikle son birkaç on yıldan beridir çok daha görünür bir hal alan ve buna bağlı olarak, bu konudaki toplumsal farkındalığın yükselmesiyle gıda güvenliği sorununun toplumsal algıyı bu denli etkilemesinin temelinde yatan diğer önemli etmenleri de şu şekilde sıralamak mümkün.

- Ekonomik refah ve alım gücünün belli ölçüde artmasıyla birlikte tüketim alışkanlıklarının değişmesi ve halkın gıda ve sair tüketim mallarıyla ilgili kalite beklentisinin artması.

- Tüketici bilincinin gelişmesi ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan tüketici sınıfının haklarının korunmasına yönelik olarak yürütülen mücadeleler sonucunda insanların kullanmış oldukları gıdalarla sair tüketim mallarına karşı daha hassas ve sorgulayıcı tutum sergilemeye başlaması.

- Üretim tekniklerinin yaygınlaşarak gittikçe daha çok kişi tarafından öğrenilmesiyle birlikte, eskisinden çok daha geniş bir kitlenin gıda ve diğer tüketim mallarını üretmeye kalkışması üretim endüstrisinde büyük bir bolluk ve ucuzluğa sebep olmasının yanında, “nerede o eski kaliteli mallar” dedirtecek şekilde, beraberinde ciddi kalite ve standart sorunlarını da getirmesi.

- Diğer yandan, bütün bu gelişmeler sonucunda artan haklı hassasiyetin bazı kişi ve gruplarca ya birtakım çıkar ilişkilerinin/çatışmalarının sonucu bilinçli olarak; ya da bilinçsizce abartılıp amacından saptırılması neticesinde, özellikle sanayi ürünü gıda mamulleri hakkında, insanları bu ürünlerden soğutup, bu çağda uygulanmasının düşünülmesi bile mümkün olmayan, herkesin kendi ürettiğini tüketmesini tavsiye edecek dereceye varan doğru-yanlış bilgilerin yayılması sonucu toplumda büyük bir endişe ve belirsizliğe neden olması.

İşte saydığımız bu gibi nedenlerle; birey ve halk sağlığı ile toplumun geleceği için göz ardı edilemez bir önemi bulunan, başta gıda maddeleri olmak üzere, hepimizin ekonomik hak ve menfaatlerini birinci derecede etkileyen, satın aldığımız mal ve malzemelerin standartlara uygun olup olmadığı meselesinin çözüme kavuşturulması aciliyet kazanmıştır.

Bu arada, sözünü ettiğimiz sorunun çok etkili bir biçimde, kökünden halledilmesinde kullanılabilecek; ürünlerin güvenliğini ve izlenebilirliğini sağlayacak kimliklendirme vs. yol, yöntem ve araçlar dünyada ve Ülkede yaygınlaşıp ucuzlamıştır. Hatta bu yol ve yöntemlerin, hâlihazırda, kısmi uygulamalar şeklinde, ürün ve vergi güvenliği gibi amaçlarla bazı kamu kurumlarınca; kimi özel sektör firmalarınca ise, marka koruma gayesiyle başarılı bir biçimde uygulandığını biliyoruz.

Ancak, teknolojik gelişmeler buna elverdiği, AB direktifleri ve hatta yerli mevzuat bunu gerektirdiği ve gıda/ürün güvenliğiyle ilgili olarak her Allahın günü duymuş olduğumuz skandalvari olaylara rağmen; tüketicilerin gittikçe artan bir sıklıkla karşılaştıkları bu problemin ortadan kaldırılmasına yönelik köklü çözümler neden üretilmez ve şu ana kadar uygulandığı ürün gruplarında başarısı kanıtlanmış bu yöntemlerin sahte ve kaçağın en sık rastlandığı sektörlerden başlamak üzere peyderpey ürün gruplarına da neden tatbik edilmez anlamak mümkün değil.

Çünkü toplumdaki gıda ve ürün güvenliğine ilişkin olumsuz algı ve endişelerin bir kısmı da bazı çevrelerin oluşturdukları manipülatif haberlerin payı olsa bile Ülkede ciddi bir ürün ve gıda güvenliği sorununun olmadığını iddia edilemez.

Hâlbuki gerek gıda ve ürün güvenliğinin sağlanmasıyla ilgili olarak halihazırda uygulanan geleneksel denetim ve kontrol sistemlerindeki yetersizlik, çarpıklık ve çağın gerisinde kalmışlık halinin; gerekse, bütün bu aksaklıklara bağlı olarak insanlarda meydana gelen kafa karışıklığıyla toplumda oluşan kaos ve belirsizliğin çözümü o kadar da zor değil.

Peki sorunu nasıl çözebiliriz?

Sorunun halledilmesi için kurulmasını önerdiğimiz sistem, tütün mamulleriyle alkollü içki ürünlerine yönelik olarak 8-9 yıldan beridir oldukça başarılı bir biçimde uygulamakta olan ve bu sayede, belirttiğimiz ürünlerdeki kayıp ve kaçağın önlenmesinde gözle görülür bir başarının elde edilmesini sağlayan yönteme benzer, ama onunla birebir aynı olmayan bir uygulamadır.

Önerdiğimiz ve piyasaya sürülecek yerli ve ithal ürünlerin birim iç ambalajlarının üzerine, bu ürünlerin, ilgili otoritelerce kontrol edildiğini ve piyasaya arz edilmesine izin verilmiş ürünler olduğunu sembolize edecek; tüketiciler dâhil, onlarla ilgili ticari vb. işlemler gerçekleştirenlerin görebilecekleri uygun bir yerlerine Güvenlikli Etiketler’ uygulanması esasına dayanan Ulusal Güvenlikli Ürün Etiketi Sistemi kurulup çalıştırılmasıyla ilgili olarak atılması gereken adımları şu şekilde sıralayabiliriz.

Atılacak adımlar neler?

  1. Öncelikle ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla özel sektör kurumları ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla hazırlanacak kapsamlı bir Gıda ve Ürün Güvenliği Eylem Planının hazırlanması;
  2. Bu arada, katılımcı kamu kurumlarından birisinin, kurulacak bu sistemin genel yürütücüsü ve söz konusu Eylem Planının genel koordinatörü olarak belirlenmesi;
  3. Ardından, katılımcı tüm kurum ve örgütlerin ortak çalışmalarıyla geniş bir mevzuat taraması yapılarak bu alandaki yasal boşlukların belirlenerek giderilmeye çalışılması;
  4. Bu arada, sistem kapsamında izleme ve takibe alınması mümkün/uygun olan ürünlerin genel bir listesinin çıkarılarak bunların, değişik kriter ve önceliklere göre ‘kısa, orta ve uzun vadede izlemeye alınacaklar’ diye gruplandırılması;
  5. Yapılacak bu yasal düzenlemelerle, yerli ya da ithal olduğuna bakılmaksızın, sisteme dâhil edilecek ürünlerin, bunlara uygulanmak suretiyle piyasada izlenip takip edilmelerine imkan tanıyacak, kopyalanamaz özellikte ve tek kullanımlık ‘Güvenlikli Etiketler’ taşımadan piyasaya sokulmasının önlenmesi;
  6. Takip edilecek ürünler bu şekilde belirlendikten sonra, bunlarla ilgili sistemin devreye sokulmasına ilişkin takvimin belirlenip topluma ve ilgili kamuoyuna medya vb. kanalarla ilan edilmesi;
  7. Sistemin etkili ve caydırıcı bir biçimde yürütülebilmesi bakımından, bu etiketleri taşımayan ürünlerin kaçak ve el konulması gereken ürünler statüsüne sokulması;
  8. Başta kolluk kuvvetleri olmak üzere, ilgili bakanlık ve kamu kurumlarının yerel saha denetim elemanlarıyla belediye zabıtalarının, etiketsiz olan ya da standartlara uygun etiket taşımayan ürünleri yakaladıklarında bunları ilgili yargı mercilerine intikal ettirmekle yetkilendirilmesi;
  9. Standartları yasayla belirlenecek olan söz konusu güvenlikli etiketleri belli dönemler için üretip dağıtmak üzere, Ürün Güvenliği Kurumunun yapacağı ihaleyle, 4-5 firmanın, yine bu kurumun gözetim ve denetimi altında faaliyet göstermek üzere, Yetkili Firma olarak belirlenmesi; sisteme tabi ürünleri üretecek ya da ithal edecek kişi ve firmaların, ürünlerine yapıştıracakları güvenlikli etiketleri bu firmaların birinden temin etme zorunluluğunun getirilmesi;
  10. Bu şekilde yetkilendirilen firmaların, güvenlikli etiket almak üzere başvuran üretici/ithalatçı firmalardan, bunları alabileceklerine dair, Genel Yürütücü Kuruluşun kendilerine vermiş olacağı Güvenlikli Etiket Alma İzin Belgesi vb. bir evrakıaramalarının şart koşulması;
  11. Genel Yürütücü Kuruluşun da, üretici ve ithalatçıların izlemeye tabi ürünlere ilişkin olarak; üretip veya ithal edip piyasaya sürebileceklerine dair Sağlık, Sanayi ve Gıda-Tarım Bakanlıkları ile Şeker Kurumu, TAPDK… gibi kuruluşların vermiş oldukları sertifika, lisans vb. izin belgelerinin ibrazı üzerine bu üretici ve ithalatçılara güvenlikli etiket alma yetki belgesini vermesi;
  12. Üretim, ithalat ve dağıtım izni veren saydığımız bu kurumların, firmaların ürettikleri ya da ithal ettikleri ürünleri bilimsel yöntemlerle etkili bir biçimde analiz ve kontrol ettikten sonra söz konusu lisansları, her bir ürün bazında ayrı ayrı vermesi;
  13. Yetkili firmaların, Ürün Güvenlik Kurumunun verdiği güvenlikli etiket alım belgesini ibraz eden üretici ve ithalatçılara teslim ettikleri etiketlere ve bunları alan firmalara ilişkin ilgili idarelerin öngördüğü bilgilerin aktarılıp işlendiği ve paydaş kurumların bağlanarak raporlar alabilecekleri ortak bir veri tabanının kurulması;
  14. Sıkı saha denetimleriyle, söz konusu etiket rejimine uygun olmayan ürünlere el konulup, -satıcı, toptancı vs. olduklarına bakılmaksızın-kimde yakalandıysa haklarında gerekli yasal işlemler yapılması, böylece, etiketsiz ya da uygun etiket taşımayan ürünler bulundurup satma işinin piyasanın her aşamasında önlenmesi;

Güvenlikli etiketler nasıl olmalı?

Sistem, tüm Ülkede, merkezi bir otorite tarafından piyasadaki izlemeye tabi tutulacak tüm ürünlere uygulanacağı için ‘ulusal ürün güvenlik etiketi’ isminin verilmesinin uygun olacağını düşündüğümüz bu etiketlerin şu özellikleri taşıması gerekmektedir:

  1. Öncelikle kopyalanamaz olmalı. Bunun için de, kopyalanmayı imkânsız kılacak, yeterli miktar ve evsafta; kâğıt yapısından baskı tekniğine, mürekkep karışımından elektronik vb. kriptolama yöntemlerine kadar, değişik teknik ve yöntemler kullanılarak oluşturulmuş görünür ve görünmez birtakım güvenlik unsurlarını içermeli;
  2. Görüntü itibariyle etiketlere benzetilmiş olsalar bile, yetkilendirilmiş firmalar tarafından basılmamış sahte etiketlerin, söz konusu güvenlik özelliklerini test etmek üzere geliştirilerek kamu adına denetim yapan memurlara dağıtılmış olacak özel güvenlikli portatif cihazlar tarafından denetim esnasında anlık olarak kolay ve seri bir biçimde tespit edilebilmeli.
  3. Tek kullanımlık olmalı, başka bir deyişle, ürün, tüketilmek üzere ambalaj açılınca yırtılıp imha olmalı;
  4. Açık güvenlik özelliklerini, tüketiciler de dahil herkes çıplak gözle anlayabilmeli; örtülü güvenlik unsurlarının varlığı ise, sadece ilgili kamu denetçilerinin elde taşıyabilecekleri özel portatif denetim cihazlarıyla kontrol edilebilmeli;
  5. Yapıştırılacakları ürünlere ve bu ürünleri piyasaya süren üretici/ithalatçı vb. firmalara ait bilgiler işlenebilmeli;
  6. Sistemdeki güvenlik zincirinin kırılmaması için, etiketlerin basımı sisteme dahil ürünleri üreten, ithal eden ya da dağıtan firmaların kendileri tarafından değil, bu iş merkezi olarak, sıkı kontrol altında ve tek elden yapılmalı;
  7. Etiketlerin basım ve dağıtımı tekel şeklinde gerçekleştirilmeli derken bu işin tek bir firma tarafından deruhte edilmesi gerektiğini söylemiyoruz. Aksine, sistemi merkezden yürütecek olan kamu kurumunun ihaleyle, 5-10 yıllık gibi belli bir süreliğine yetkilendireceği ve o kurumun sıkı denetiminde faaliyet gösterecek olan 4-5 firmanın bu iş için Yetkili Firma olarak belirlenmesi daha uygun olacağını düşünüyoruz.
  8. Yetkili firmalar, etiket alma izni olan üretici ve ithalatçı firmalara teslim edecekleri etiket sayısını firma, ürün türleri ve grupları itibariyle önceden kurulmuş olacak veri tabanına anlık olarak işlemeli.

Güvenlikli ürün etiketleri kimlere verilecek ve bunların ürünlere uygulanması nasıl olacak?

Etiketler sadece Ulusal Ürün Güvenlik Ajansı diye adlandırabileceğimiz merkezi etiket kurumunun akredite ettiği, Ülkeye ürün sokan ilk aktörler olan üretici ve ithalatçı firmalara verilmeli.

Diğer yandan üretici ve ithalatçılarca, Yetkili Firmaların birinden alacakları güvenlikli etiketlerin, duruma göre seri üretim hatlarında otomatik aplikasyon makineleri yardımıyla ya da manuel olarak ürün ambalajlarının ilgili idarece belirlenecek yerlerine uygun şekilde yapıştırıldıktan sonra, söz konusu ürünler nihai tüketime konu edildikleri aşamaya dek bir daha etiketlenmeyecektir. Bu nedenle toptancı, dağıtıcı ve perakendeciler gibi diğer aktörlerin güvenlikli etiket alma ve ürünlere yapıştırma yükümlülükleri olmayacaktır.

Ürün Güvenliği Kurumu da, tabiatıyla, etiketleme ve izleme rejimine tabi mallar üreten ya da ithal eden firmalar olsalar bile, her önüne gelen üretici ve ithalatçıya bu akreditasyonu vermeyecek, bunun için, yukarıda belirtildiği üzere, kendilerinden Gıda-Tarım, TAPDK, Şeker Kurumu, Sağlık, Bilim-Sanayi ya da Gümrük-Ticaret bakanlıkları gibi kurum ve kuruluşların, bu ürünler üretip dağıtabileceklerine dair kendilerine vermiş olduğu lisansların ibrazını isteyecektir.

Adlarını saydığımız bakanlık ve diğer kamu kurumları da, aynı şekilde, her isteyene bu lisansları vermeyecek ve ilgili yasalarda zaten var olan düzenlemeler çerçevesinde, henüz ürünler üretilip ithal edilmek suretiyle piyasaya girmeden evvel bilimsel kriterlere uygun gerekli analiz ve kontrolleri yaptıktan sonra bu belgeleri vereceklerdir.

Güvenliyse etiketle, etiketliyse güven!

Tekrar etmek gerekirse, öngördüğümüz sistem; bu sistemin bir nevi sloganı olarak da kabul edilebilecek olan bu özlü sözde de belirtildiği gibi, ilgili kamu kurumlarının yasal mevzuat ve bilimsel/objektif kriterlere göre güvenli ve uygun olduğunu belgeye bağlamak suretiyle onayladığı ürünlerin bu vasfının, ürünlerin piyasadaki dolaşımı sırasında tüketiciler nezdinde görünür kılınması için, kopyalanamaz mahiyetteki tek kullanımlık, veri işlenebilir güvenlikli etiketler uygulanması esasına dayanmaktadır.

Orijinal etiket taşıyan ürünler sorunlu çıkarsa ne olacak?
Prensipte, güvenlikli ulusal etiket taşıyan ürünlerin sorunsuz olduğu kabul edilecek.

Ancak uygulamada, üzerindeki etikete güvenerek satın alınmış olan ürünlerin herhangi bir yönden sorunlu çıkması durumunda da tüketicinin işi şimdikinden çok daha kolay olacaktır.
Çünkü üzerindeki etiket sayesinde, ürünün sahipliği konusunda, şu an sıkça yaşandığına benzer şekilde herhangi bir tereddüt ve tartışma olmayacağı için, tüketiciler ilgili merciler nezdinde haklarını çok daha etkili ve kolay takip edebileceklerdir.

Hatta bu sayede, sorunlu olduğu halde, görevini ihmal ya da kötüye kullanma gibi neden ve saiklerle ‘sorunsuz’ diye onay vermiş olan kamu personeli ve otoritelerinin kim olduğu da zincir halinde takip edilebileceği için, icap ederse, onlar da yaptıkları işlemlerden sorumlu tutulabileceklerdir.

Etiketsiz ürünler toplatılıp el konulmalı
En önemlisi, bu sistem, etiketlenmesi gerektiği halde, piyasadaki tedavül zincirinin herhangi bir aşamasında etiketsiz ya da sahte etiketli olarak dolaştığı tespit edilen ürünlerin; uzunca zaman alan başka herhangi bir analiz, laboratuvar tetkiki, uzman raporu vs. çalışmaya ihtiyaç duyulmaksızın, denetim yapan kolluk ve diğer kamu personeli tarafından doğrudan el konularak toplatılmasına imkân tanıyacaktır.

Bu durumun, sahte ve kaçak ürünlere yönelik piyasa denetimini şimdikine nazaran müthiş bir biçimde kolaylaştırıp etkinleştireceğini şimdiden tahmin etmek zor değildir.

Öte yandan, sistem kapsamında yapılacak denetimler sadece üretim ve ithalat safhasında yapılmakla sınırlı olmayacak; sorunlu ürünler, bu safhalar da dâhil, nihai tüketime onu edildikleri aşamaya kadarki her noktada denetim ve kontrol tehdidi altında bulundurulmuş olacaktır.

Yani ticari amaç dışında kendi tüketimi için satın aldıkları şeyleri bulunduran nihai tüketici vatandaşlar hariç, güvenlikli etiket rejimine aykırı ürünler kimin elinde yakalandıysa, bu ürünleri üretmek ya da ithal etmek suretiyle ilk kez piyasaya soktukları tespit edilenlerle birlikte onlar da sorumlu tutulacakları için, kimse etiketsiz ürün alıp satmak, hatta ticari amaçla bulundurup nakletmek istemeyecektir.

Caydırıcı cezalar öngörülmeli

Tabi, öngördüğümüz sistemin etkili bir biçimde işletilebilmesi için, öncelikle; söz konusu rejime aşamalı olarak tabi tutulacak olan ürünlerin etiketsiz, sahte etiketli ya da orijinal de olsa, üzerinde bulunduğu ürüne ve bu ürünün sahibine ait bilgiler içermeyen etiketler taşıyan ürünlerin üretimi, ithalatı, dağıtımı, satımı, bulundurulması ve nakledilmesi yasa hükmüyle kesin bir biçimde yasaklanmalıdır.

Bu yasaklara uymayanlara, üretim/ithalat ve dağıtım/satım lisanslarının askıya alınması ya da iptali, hapis, adli ve idari para cezaları gibi, suç fiilinin ağırlığı ile sisteme ve kamu sağlığı için oluşturduğu tehdide göre değişen ağırlıklarda, ama mutlaka caydırıcı olması gereken cezalar öngörülmeli.

Sistem ne gibi faydalar sağlayacak?

Tek tip bir ulusal güvenlikli ürün etiketi baz alınarak uygulanacak olan ancak bundan ibaret olmayan ve buna ilave olarak, sağlam ve iyi işleyen bir yasal ve teknik altyapıya sahip olması, daha da önemlisi, uygulama sırasında piyasadaki ürünlere yönelik sıkı saha denetimleriyle desteklenmesi gereken, birden fazla ayaktan oluşan Sistemin; gıda ve ürün güvenliğiyle bunların piyasada izlenmesinde, şu ana kadarki anlatımlarımızdan çıkarılabilecek genel anlamdaki faydalarının yanında, sağlayacağı birinci ve belki de en önemli yarar; piyasanın her aşamasındaki kaçak, sahte ve izinsiz üretilip satılmakta olan ürünleri tüketicilerle, her biri kendi mevzuatlarının gereği olarak bu ürünlerin çarşı-pazar denetimini yapan farklı kamu kurumlarına mensup denetim personeli ile ilgili kolluk kuvvetleri başta olmak üzere, herkesin gözünde görünür kılacak olmasıdır.

Özetle;

Böyle bir sistemin kurulması durumunda devlet; yaptığı kontrol ve testler neticesinde, güvenli ve uygun olduğunu tespit ederek piyasaya girmesini uygun bulduğu ürünlerin her birinin iç ambalajının üzerine güvenlikli etiketler uygulayacak;

Vatandaş ise; satın aldığı etiketli ürünlerin, ilgili otoritelerce gerekli kontrolleri yapılarak onay verilmiş, vergisi ödenmiş ve kaçak olmayan ürünler olduğundan emin olacak; daha da önemlisi, bunları alırken ödemiş olduğu paranın, söz konusu ürünün gerçek sahibine (markanın asıl sahibine) gideceğini bilmenin gönül rahatlığı içerisinde olacaktır.

Böylece marka hırsızlığı, merdiven altı üretim ve gümrük kaçağı mallar; anlattığımız şekilde tüm boyutlarıyla işleyecek olan Ulusal Güvenlikli Ürün Etiket Sistemi sayesinde büyük ölçüde baskılanacak ve standartlara uygun olmayan, bu şekildeki yasadışı malların piyasada dolaşması şimdikine nazaran çok daha zorlaştırılarak minimize edilebilecektir.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor