Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Emre AKIN
14 Ağustos 2016Emre AKIN
495OKUNMA

Gelir Vergisinde Temel Kavramlar

Temel kavramların önemi, bilimle uğraşanlar tarafından sürekli vurgulanmıştır: "Temel kavramları anlaşılmadan o bilim öğrenilemez."; "Temel kavramlar öğrenilmeden ekonomi ve finans öğrenilemez."(1)

Türk vergi sisteminde, gelir üzerinden alınan vergilerin temelini oluşturan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu yazılırken her kelime özellikle ve hedeflenen amaca ulaşılması saikiyle seçilmiştir. Bu nedenle kanun lafzında kullanılan her kavram yerli yerinde ve ilgili anlamıyla kullanılmıştır. Ancak gerek konuşma dilinde gerekse ilgili yazında farklı anlamları ihtiva eden kavramlar birbirleri yerine ve aynı anlamda olduğu yanılgısıyla kullanılmaktadır.

Kanundan beklenen ve kanun koyucu tarafından amaçlanan hedefin doğru anlaşılması ve kanun sistematiği içerisinde doğru mütalaa verebilmek için her kavramın kendi manası ile bilinmesi ve kullanılması gerekmektedir. Yine hem gelir hem de kurumlar vergisi sistematiği içerisinde yer alan kavramların asıl manası da kanun sistematiğinden anlaşılabilmektedir.

Bu minvalde, gelir ve kurumlar vergisi kanunlarında yer alan kavramlar, kanun maddelerinden aşağıdaki şekilde tanımlanacak ve açıklanabilecektir.

Kazanç-irat ayrımı: Kazanç, faaliyetin; irat, sermayenin nemasıdır. Yani gerçek kişiler gelir vergisi kapsamında iki şekilde gelir elde edebilir. Birincisi, emek veya sermaye faaliyeti; ikincisi sermayelerinin elde tutularak nemalandırılması sonucunda olacaktır. İşte fark bu noktada ortaya çıkmaktadır. Faaliyette bulunma sonucunda elde edilen nema irat olmayacağı gibi, sermayenin elde tutulması ile nemalandırılması da kazanç olarak adlandırılamayacaktır.(2) Kanun maddelerinde yer aldığı üzere, irat; kira, faiz, kar payı gibi nemaları kapsamakta olup kazanç, kar veya zarar sonucu ile karşı karşıyadır. Bu ifadeler özellikle iktisat teorisi ile uyumlu olup kanun koyucu tarafından kullanılmıştır.(3)

Ticari, zirai ve serbest meslek kazançlarının düzenlendiği maddelere bakıldığında faaliyetten doğan ifadesine yer verilmek suretiyle faaliyetten doğan gelirin kazanç olduğu anlaşılmaktadır.

Gayrimenkul ve menkul sermaye iratlarının düzenlendiği maddelere bakıldığında ise, bazı gayrimenkullerin kiraya verilmesinden elde edilen iratlar ve sermaye dolayısıyla elde edilen kar payı, faiz, kira gibi iratların vergiye tabi olduğundan bahsedilmiştir. Yani sermayeye sahip olunmasından değil (4) de sermayenin elde tutularak nemalandırılmasının irat olarak gelir vergisine tabi tutulacağı anlaşılmaktadır.(5)

Hasılat: Kanunda, gelirin konusunu teşkil eden unsurlardan elde edilen menfaatler(ödeme gücünde artış, ayni/nakdi müspet değer) için hasılat ifadesi kullanılmıştır. Esas faaliyet konusu ile ilgili veya sermayenin nemalandırılması sonucu elde edilen menfaatlerdir. Emtia satılması, amortismana tabi iktisadi kıymet satılması, avukatlık hizmeti ya da daire kiralanması karşılığında alınan paralar hasılattır. Yani bedelin adı, kira veya satış tutarı olsa da kanunen hasılattır. Bu durumda, gelire tabi işlemler nedeniyle elde edilen değerler, pozitif unsurlar hasılat olarak adlandırılacaktır. (6)

Gider: hasılatın elde edilmesi için yapılan harcamalar veya katlanılan/borçlanılan fedakarlıklardır.(7) Dolayısıyla gider kavramını kullanabilmek için doğrudan hasılatın elde edilmesi amacıyla olacak şekilde illiyet bağı olması ve kanunen hasılatın elde edilmesi amacıyla yapıldığı şeklinde ilgili maddelerde düzenlenmiş olması gerekmektedir.

Kar: hasılat, giderlerden fazla olduğu takdirde kar ortaya çıkmaktadır.

Zarar: giderler, hasılattan fazla olduğu takdirde zarar ortaya çıkmaktadır.

Gelir: vergiye tabi olduğu kanunda sayılan kazanç ve iratların toplamıdır. (Yedi gelir unsurundan müteşekkil) Yani faaliyetin neması olan kazanç ve sermayenin neması olan iratların toplamı gelir kavramını meydana getirir. Gelir, kar veya zarar olarak meydana gelebilir; başka bir ifadeyle gelirin sonucu kar veya zarardır.(8)

Bu kapsamda, Gelir Vergisi Kanunu’nda vergiye tabi olarak belirlenmemiş bir unsur, gelir vergisi kanunu açısından “gelir” kavramı ile ifade edilemez. Çünkü Anayasa’nın 73. maddesi gereği, vergiler kanunla konulduğundan konusu belirlenmemiş bir vergi bu kapsamda gelir olarak tanımlanamayacaktır.

Gelir vergisi kanunu sistematiği içerisinde gelire tabi bir kazanç veya iradın olumsuz sonuçlanması halinde gelirin olmadığından bahsedilemez. Ancak gelirin zarar olarak meydana geldiği beyannamede gösterilir. Zaten Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi incelendiğinde, kazanç ve iratların(ücret ile diğer ve kazanç iratlar hariç) karşılarında kar ve zarar sütunları olduğu görülecektir. Bunun sebebi kazanç veya iradın kar veya zararlar sonuçlanabileceği bunların hepsinin "Gelir" kavramını ifade etmesindendir. (9)

Süreç şöyle ilerlemektedir: İlk olarak hasılat ve gider meydana gelir; bunların karşılaştırılması sonucunda ise kar veya zarar ortaya çıkar. Kazanç ve iratlardaki kar veya zarar, gelir olarak beyan edilir. Tabii ki vergiye tabi gelir olan matraha ulaşırken beyan edilen gelirden kanun kapsamında bir takım indirimler yapılabilecektir. (10)

Kurumlar vergisi açısından da, hasılat ve gider karşılaştırması kar veya zarar sonucuyla kurum kazancı olarak beyan edilecektir.

Ayrıca belirtilmesi gereken diğer bir husus da indirim ve diğer indirimler kavramlarıdır.

İndirim: kanunlar ile kazancın/iradın veya matrahın tespitinde indirilmesine izin verilen hususlardır. İndirim kavramı, ikiye ayrılır. Birincisi, gider; ikincisi de diğer indirimlerdir. Bunların toplamına veya bileşimine indirim denir. (11)

Diğer İndirimler: Yukarıda altı çizili olarak kazanç ve matrah kavramları vurgulanmıştır. Bunun sebebi, kazançtan yapılan indirime gider adı verilirken matrahtan yapılan indirime diğer indirim adı verilmektedir. Önceki paragraflarda da açıklandığı üzere, gider hasılatın elde edilmesi için yapılan harcamalardır. Bu nedenle doğrudan hasılattan indirilerek kazanç tespit edilecektir. Başka bir ifadeyle safi kazanç veya irat tespit edildikten sonra matrahtan indirilmesine izin verilenler gider olarak adlandırılamaz; ancak diğer indirim olarak adlandırılabilir. Çünkü bahsedildiği üzere, gider doğrudan kazanç veya iradı ilgilendirip söz konusu kazanç veya iradın elde edilmesi için yapıldığından gider olarak adlandırılmaktadır. Kazanç ile gider arasında illiyet bağı mevcut iken diğer indirimler kazancın elde edilmesi ile ilgili olmayıp kanun tarafından sosyal, mali, ekonomik amaçlarla ihdas edilmiş indirim hükümleridir. Bu nedenle buradaki esas ayırım, giderler, kazanç veya iradın elde edilmesi için yapılırken; diğer indirimlerde böyle bir saik veya sonuç bulunmamaktadır. (12) Bu kapsamda, her gider veya diğer indirim, bir indirim unsurudur; ancak her indirim bir gider; bir diğer indirim değildir.

Bir örnek olarak GVK'nın "Gider Kabul Edilmeyen Ödemeler" başlıklı 41. maddesinde, "Aşağıda yazılı ödemelerin gider olarak indirilmesi kabul olunmaz." denmiştir. Bu kanun maddesinde de, gider veya diğer indirim olarak kabul edilmeyen unsurların ödeme olarak adlandırıldığı görülmektedir. Yani gider ya da diğer indirim adıyla indirim olarak kabul edilmeyen unsurlar ödeme olarak adlandırılmalı; bu kanundaki kavram seçiciliğine uygun düşmektedir.

Bu durumda aslında "Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler" kavramının muhasebe kavramı olduğu; vergisel bir kavram olmadığı anlaşılmaktadır. Çünkü kanunda, böyle bir kavram kullanılmamıştır. Ancak Mali İdare Kurumlar Vergisi beyannamesinde "Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler" kavramına yer vermiştir. Bu durum uygulamadan kaynaklı olup kanunda(Kurumlar Vergisi Kanunu'nda Kabul Edilmeyen İndirimler ifadesi mevcuttur.) böyle bir ifade yer almamaktadır. (13)

Kanunlardaki kavramların bu şekilde irdelenerek asıl manalarının anlaşılması ve manalarına uygun kullanılması, hem kanunun daha doğru anlaşılmasını hem de kanun yapma noktasında sistematiğe uygun davranılmasını sağlayacaktır.

KAYNAKÇA
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
Emre AKIN, "Vergi Tekniği ve Mütalaât", Şubat/2016.

(1) Mahfi EĞİLMEZ: "Temel kavramlar öğrenilmeden ekonomi ve finans öğrenilemez."
(2) Ücret, tamamen farklı olarak kazanç ve irat kavramından bağımsız şekilde kanunda yer almaktadır. Çünkü tamamen emeğin neması olarak ayrı bir konumu bulunmaktadır.
(3) Emre AKIN, "Vergi Tekniği ve Mütalaât", Şubat/2016. s. 15
(4) Sadece sermayeye sahip olunması, Veraset ve İntikal, Motorlu Taşıtlar ve Emlak Vergilerinin konusuna girmektedir.
(5) Emre AKIN, "Vergi Tekniği ve Mütalaât", Şubat/2016. s. 16.
(6) Emre AKIN, "Vergi Tekniği ve Mütalaât", Şubat/2016. s. 84.
(7) Emre AKIN, "Vergi Tekniği ve Mütalaât", Şubat/2016. s. 85.
(8) Emre AKIN, "Vergi Tekniği ve Mütalaât", Şubat/2016. s. 85.
(9) Emre AKIN, "Vergi Tekniği ve Mütalaât", Şubat/2016. s. 86.
(10) Emre AKIN, "Vergi Tekniği ve Mütalaât", Şubat/2016. s. 87.
(11) Emre AKIN, "Vergi Tekniği ve Mütalaât", Şubat/2016. s. 86.
(12) Emre AKIN, "Vergi Tekniği ve Mütalaât", Şubat/2016. s. 86.
(13) Emre AKIN, "Vergi Tekniği ve Mütalaât", Şubat/2016. s. 87.