Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Aydın BALÇIK
11 Mart 2021Aydın BALÇIK
4077OKUNMA

Ekonomik Canlılığı Geliştiren Bir Araç Olarak Vergilendirme Sistemi

Dengesiz nüfus dağılımı, üretim tercihlerinde ve tüketim olanaklarına erişimde de dengesizlik yaratır. 

Türkiye’deki nüfus, üretim olanaklarının değil, tüketim imkanlarının çevresinde yığılmıştır. 

Üretim, yerine tüketimin temel ekonomik davranış olması, devletin hizmet vermesine olanak sağlayan verginin toplanmasını ve harcanmasını da doğrudan etkiler. 

  1. Toplanan vergiler tüketim olanaklarının geliştirilmesi için harcanır. (otomobillin yurttaşlaşması)
  2. Halk harcama yapmayınca vergi toplanamaz. (Bütçe açığı)

Dengesiz nüfus dağılımının düzeltilmesi için, vergi verimliliği artırıcı önlemler ve teşvikler içeren bir yönlendirme aracı olarak yeniden düzenlenebilir.

Vergi, devlet tarafından, bir dayanışma aracı olarak görülmelidir. Devlet yurttaşa da böyle görmesi gerektiğini bildirmeli ve benimsetmelidir. Devletin yurttaşa bunu benimsetebilmesinin önkoşulu, aldığı vergiyi boşa harcamaması ve hesap verir olmasıdır. 

Geçmişten bugüne devlet organlarında ve iktidara gelen siyaset kurumlarında bu anlayış oluşmamıştır. İktidara gelen siyaset, vergiyi, gücünü dayatma, kendini besleme ve aflarla da kendini affettirme yolu olarak görmüştür. 

  1. Vergi afları, siyasetin tembelliğinin ve küçük düşünme alışkanlığının yurttaşlar üzerinden affettirilmesi ve örtülmesidir.
  2. Siyaset özünde ticari olmayan bir girişimdir ancak parasal kaynak kullanır. Siyasi partilerin parasal kaynağı, partinin görüşlerini benimseyenlerin bağışları olmalıdır. Yurttaşın anonim vergileri siyasi partilerin girişimlerini destekleyecek bir fona aktarılamaz, bunu yapan mevcut fon ortadan kaldırılmalıdır.

Vergi sisteminin siyaset ile ilişkisini ortadan kaldırmak, yön vericilere yön verme adına devlet kurumsallığının gerekliliğidir. Bundan sonra yurttaşın dayanışmacı, işbirliği yaratan ve birikim oluşturan bir verimlilik düzeninin yürütücüsü olması sağlanabilir.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİM

Her türlü bilgi akışının bilgisayarlar aracılığıyla yürütüldüğü günümüzde vergi sistemi karmaşıklıklardan arınmalıdır. Sadece gelir ile gider arasındaki ilişki üzerinden vergilendirmeye geçilmelidir. Türev vergiler günümüzün dijital dünyasında girişim ve işbirliği gücünü düşüren, zaman kaybettiren yapılardır. 

Vergi sistemi bu arınmanın ardından 4 temel endeks üzerine inşa edilmelidir. Bu 4 temel ilkenin özünü dayanışma, birlikte ilerleme ve birikim kavramları oluşturmaktadır.

1. TEMEL VERGİ ENDEKSİ / KİŞİSEL GEÇİM ENDEKSİ

Hiç kimsenin geliri, kişisel geçim endeksinin yarısı kadar tasarruf etmediği sürece vergilendirilmemelidir. Kişisel tasarrufun iki hedefi olmalıdır.

  1. Kendi evinin / işyerinin / çalışma alanının sahibi olmak
  2. Yılda en az iki kez tatil amaçlı olarak bir başka ili ve/veya başka bir ülkeyi ziyaret edebilmek.

Kişisel geçim endeksi, gelirin dağıldığı temel geçim listesine dayanır. Bu listede 

  1. Barınma
  2. Beslenme
  3. Eğitim (Kendisi ve katkıda bulunduğu tüm aile üyeleri için)
  4. Sağlık (Alt ve üst soylar dahil) 
  5. Ulaşım

harcamaları yer alır.

Bu harcamaların dışındaki harcamalar varsa, “geçim üstü harcama” olarak değerlendirilir. 

Geçim üstü harcamalar, arttıkça, satın alma işlemleriyle vergi gelirlerinin artışına da doğrudan katkı oluştururlar.

  1. Geçim üstü harcamaya gayrimenkul ve menkul kıymet yatırımları dahil değildir. Vergiye tabi faaliyet alanı, yani firma amacı yatırımcılık/spekülatif girişimcilik olmayan kişilerin spekülatif yatırım araçlarına yaptıkları yatırımlar, yatırım anında vergilendirilir. 5 yıllık vergi hesaplarında, vergi ödeme oranlarında sürekli bir yükseliş olmayan kişiler spekülatif yatırım yapamazlar.
  2. Yatırımların, girişim niteliği taşıması, yani kişisel korunma değil, toplumsal yarar üretmek amacıyla yapılması esastır. Banka mevduatları, kredilere kaynaklık ederek toplumsal yarar sağladığı için spekülatif yatırım değildir, vergilendirilmez.

Kişisel gelirlerde tüm giderler toplam gelirden çıkarıldıktan sonra kalan miktarın yarısı, miktarın yükselişiyle orantılı olarak vergilendirilir.

2. YERLEŞİM YERİ TEMELLİ VERGİ İNDEKSİ

Ülkedeki en önemli sorunumuz, dengesiz nüfus dağılımıdır. Bu dağılımın yeniden dengeye kavuşturulması için girişimciliğin şehirler arasında dengeye katkıda bulunacak biçimde desteklenmesi gerekir. Özellikle dijital eser üreten kişiler için, ekonomik büyüklüğü ülke ortalamasının altında kalmış kentler birer vergi çekim kenti haline gelmelidirler. 

Her şehrin kendi kişisel geçim endeksleri oluşturulmalıdır. Buna göre her şehirde yaşama maliyetleri belirlenmelidir. Yaşama maliyetleri ‘Kişisel Geçim Endeksi”ni oluşturan harcama listelerinin şehirlerde oluşan gerçekleşmelerine dayanır. Şehre ait geçim endeksi yükseldikçe o şehirde yaşayanların verdiği vergiler artacaktır. 

Kişisel girişimlerin / şahıs firmalarının vergisel muhatapları yerleşim yerleri olmalıdır. Kişisel geçim endeksine bağlı olarak tek başına çalışan ve satış yapan kişilerin ödediği vergiler yaşadıkları şehrin idaresi tarafından o kentin ihtiyaçları için kullanılır. Belediye vergileri ortadan kaldırılacaktır. 

3. TOPLUMSAL YARAR ENDEKSİ

Kurumlar Vergisi sistemi, bir firmanın toplumsal dayanışmaya yaptığı katkıyı teşvik edecek biçimde tasarlanmalıdır.  

Toplumsal yarar endeksi, bir ürünün üretimi sırasında o ürüne kaç özel ya da tüzel kişinin katkıda bulunduğunu ve üretim ve satış sürecindeki taşıma işlemlerini bildirir listeden oluşur. Bunlar:

  1. Firma çalışanları
  2. Belgelendirilmiş çalışanlar
  3. Belgelendirilmiş (fason) dış üreticiler
  4. Belgelendirilmiş satıcılar
  5. Hammadde taşıma ya da ürün dağıtım maliyeti

Buna göre, bir ürünün üretilme sürecinde 

  1. kaç kişinin gelirine katkı yaptığı
  2. kaç şehirdeki kişinin gelirine katkı yaptığı
  3. hangi taşıt araçları kullanılarak tedarik ve dağıtımda daha az kirlilik yarattığına

bakarak kârın vergilendirme oranları düşürülecektir.

4. ÜLKE YARARI ENDEKSİ

Bu endeks, bir girişimin, uluslararası pazarlarda kendine yer bulmasını teşvik eden vergilendirme sistemi parçasıdır.

  1. Bir ürün ya da markanın diğer ülkelere satış yaptıkça elde ettiği gelirde vergilendirme oranı azalır.
  2. Bir girişimcinin satışını yaptığı ürünün üretimi için kullandığı kaynaklar ülke içinde üretildikçe satıştan elde edilen gelirde vergilendirme oranı azalır.
  3. Ülkede yüksek oranda ithal edilerek tedariği sağlanabilen ya da hiç olmayan bir ürünü üreten firmaların kârları en düşük düzeyde vergilendirilir.
  4. Alternatif enerji ve alternatif enerjiyle çalışan araç üreten firmalar, üretimleri ülkenin enerji ithalatı, enerji ihraç edinceye kadar vergi ödemezler.

Tüm firmalar, yukarıda sıralanan tüm endekslerden yararlanacaklardır. Borçsuzluk ve verimlilik esastır. 

Yukarıdaki önerilerin yararlı olmasını sağlayacak ayrıca dört temel dönüşüme daha ihtiyacımız vardır. 

  1. Tüm KDV oranlarımız, kişi başı gelirimiz Avrupa Birliği Standartlarına ulaşıncaya değin, %10’u geçmemelidir.
  2. İşletmelerin, gerçek nakdi bir kaynağa yani öz sermayeye dayanmadan kurulmalarına izin verilmemelidir.
  3. Sağlık ve emeklilik primleri işletmelerin değil, çalışanların sorumluluğunda olmalıdır.
  4. Üçüncü şık, kentler arasında yaşam standardı ortalaması birbirine tümüyle yaklaşana değin eski işleyişi ile yeni durum arasında bir geçiş sürecine bağlanmalıdır.

Dayanışma, işbirliği ve birikim esaslı vergi sistemine GÜÇLÜ YURTTAŞ, GÜÇLÜ YURT VERGİ SİSTEMİ adını veriyorum. Bu sistem, kendi kendini konu üzerinde düşünenlere iyi anlatıyor diye düşünüyorum. Bu sistemin, Türkiye’deki eğitim ve hukuk sistemlerinde benzer özgürleştirmeci ve ilerici değişimlerin gerçekleşmesine yardımcı ve örnek olmasını dilerim. 

Önceki yazımda nüfusun dengesiz dağılımının Türkiye’nin en önemli sorunu olduğunu belirtmiştim. Bu sorun yaşadığım kent olan İstanbul’daki son 40 yılda gözleyebildiğim düzensizlik, huzursuzluk ve verimsizlik artışının nasıl çözülebileceği üzerine düşünürken farkettiğim bir sorundu. İstanbul’un İstanbul için bir çözümü bulunmuyor. İstanbul için bir çözüm üretmek için Türkiye için bir çözüm üretmek gerekiyordu. 

Bu küçük denememin tamamen doğru olduğunu söyleyebilir miyim? 

Eğer nüfusun dengesiz dağılımını bir ekonomik gerçeklik, temel sorun olarak görürsek, bence yukarıdaki öneriler dizini çözüme doğru atılmış en önemli adım olacaktır. 

Eğer gerçekten üretmeye, dünyanın gözünde tüketicilikten, saygın ve ilham veren bir ülke konumuna ulaşmak istiyorsak… 

Bunu sadece savaş becerilerimiz ve harcanabilir insan kaynağımızla başarmamız mümkün değil. 

Dünya artık bir başka yere vardı. Ve geride kalanları da oraya bekliyorlar. 

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor