Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Mustafa BALCI
02 Ağustos 2021Mustafa BALCI
982OKUNMA

Adli Tatil ve Mali Tatil Sürelerinin Özel Dava Sürelerine Etkileri

Çalışmamızda 6183 sayılı Kanun’da yer alan ödeme emri, ihtiyati haciz gibi genel dava açma süresinden (Danıştay ve idare mahkemeleri için 60 gün, vergi mahkemeleri için 30 gün) ayrılarak, daha kısa dava süresi (ödeme emri ve ihtiyati haciz için 15 gün) öngörülmüş (özel dava süresi) işlemlere karşı açılacak davalarda, dava sürelerinin çalışmaya ara verme ve mali tatil sürelerine denk gelmesi durumunda, bu sürelerin uzayıp uzamayacağı konusu, güncel yargı kararları da paylaşılarak ele alınacaktır. 

I. ÇALIŞMAYA ARA VERME (ADLİ TATİL) VE DAVA SÜRESİNE ETKİSİ

2577 sayılı Kanun’un 61’inci maddesinin 1’inci fıkrası uyarınca, bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri; ; 2575 sayılı Kanunu’nun 86’ncı maddesi uyarınca da Danıştay dava daireleri her yıl 1 Eylülde başlamak üzere, 20 Temmuz ila 31 Ağustos tarihleri arasında çalışmaya ara vermektedirler.

577 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinde, sürelerin tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayacağı; tatil günlerinin bu sürelere dâhil olmakla beraber, sürenin son gününün tatil gününe rastlaması durumunda, sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzayacağı,bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesinin çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu sürelerin, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı hükme bağlanmıştır.

Kanun maddesine göre dava açma süresinin sona erdiği tarihin çalışmaya ara verme (20 Temmuz-31 Ağustos) tarihlerine denk gelmesi halinde, dava açma süresi, çalışmaya ara verme süresinin sona erdiği 31 Ağustos gününü izleyen 01 Eylül tarihinde itibaren 7 gün sonraya yani 7 Eylül tarihine uzayacaktır.

alışmaya ara verme süresinin son günü 31 Ağustos olarak belirlenmiş olup, 31 Ağustos tarihinin mesai günü veya tatil günü olması, bu sürenin hesabında dikkate alınmayacaktır. Örneğin 31 Ağustos cumartesi gününe (tatil günü) denk gelmesi nedeniyle resmi olarak 01 Eylül değil 02 Eylül pazartesi günü yeni adli yılın başlayacak olması, 7 günlük uzama süresinin de 02 Eylül tarihinden başlayarak hesaplanması gibi bir durumu doğurmayacak, dava süresi 07 Eylül tarihinde sona erecektir. Ancak, 7 Eylül tarihinin tatil gününe denk gelmesi halinde ise dava açma süresi tatil gününü izleyen ilk mesai günü bitimine (2577 sayılı Kanun md. 8/2) veya UYAP ortamında dava açılması halinde 23:59’a kadar uzamaktadır.

Kanun koyucu ödeme emri açısından genel dava açma süresinden ayrılarak özel dava açma süresi öngörerek, dava süresini idare mahkemesi, vergi mahkemesi ve Danıştay ayrımı yapmaksızın kısaltmıştır.

Bu nedenle dava açma süresi kısaltılan ödeme emrinin dava açma süresinin son gününün çalışmaya ara verme süresine denk gelmesi halinde dava süresinin yaklaşık bir buçuk aya kadar uzayabilmesi gündeme gelecek olup, bu nedenle yargı uygulamasında, ödeme emri açısından dava süresi bitiminin çalışmaya ara verme süresinden etkilenip etkilenmeyeceği konusu gündeme gelebilmektedir.

Özellikle 2577 sayılı Kanunu’nun 8’inci maddesinde “bu kanundaki sürelerin” ifadesinden hareketle ödeme emrine karşı dava açma süresinin 6183 sayılı Kanun’da düzenlenmiş olduğu ve kanun koyucu tarafından, ödeme emrine karşı dava açma süresinin genel dava süresine göre kısa olma iradesi gerekçe gösterilerek, ödeme emirlerine ilişkin dava süresinin, çalışmaya ara verme süresinden etkilenmeyeceği görüşü(1) ileri sürülebilir ise de, müstakar hale gelengüncel yargı kararlarında, ödeme emrine ilişkin 15 günlük dava süresinin çalışmaya ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzayacağı görüşünün hâkim olduğunu(2) söyleyebiliriz.

Konuya ilişkin değerlendirmemiz; idari yargılamanın temel kuralları 2577 sayılı Kanun’da belirlenmiş olup, dava açma süresi de bu Kanunda düzenlenmiş olduğundan, 8’inci maddesinde yer alan “bu kanunda yer alan sürelerin” ifadesinin dava açma süresini de kapsadığı açıktır. Dolayısıyla, ödeme emrine ilişkin 15 günlük dava süresinin bitiminin çalışmaya ara verme süresine denk gelmesi durumunda, ara verme süresinin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzayacağı yönündeki yargı uygulamasına biz de katılıyoruz.

Diğer taraftan, kanun maddesinde özel dava süresi öngörülenler yönünden çalışmaya ara verme süresinden etkilenmeyeceği yönünde bir düzenlemenin de bulunmadığı dikkate alındığında, yorum yoluyla dava hakkının daraltılması hak arama özgürlüğü, mahkemeye başvuru hakkı yönünden de uygun bir değerlendirme olmaz.

II. MALİ TATİL VE DAVA SÜRESİNE ETKİSİ

5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun'un(3) 1’inci maddesinin 1’inci fıkrasında, her yıl 1-20 Temmuz (dâhil) arası mali tatil uygulanacağı; 3’üncü fıkrasında, Vergi Usul Kanunu'nun hükümlerine göre belirli sürelerle yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin mali tatil süresince işlemeyeceği, belirtilen sürelerin mali tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 5604 sayılı Kanun'un 1’inci maddesinin 7’nci bendinde, gümrük idareleri(4), il özel idareleri ve belediyeler tarafından tarh ve/veya tahsil edilen vergi, resim ve harçlarla ilgili olarak malî tatilin uygulanmayacağı hükme bağlanmış olduğundan sayılan alacaklar yönünden mali tatil hükümleri uygulanmayacak, dolayısıyla dava süreleri mali tatil hükümlerinden de etkilenmeyecektir.

Kanun maddesi lafzen yorumlandığında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu kapsamındaki işlemlere yani tarhiyat ile ilgili dava süresinin mali tatil süresince işlemeyeceği, buna karşın 6183 sayılı Kanun kapsamındaki işlemler yönünden mali tatil süresinin etkilenmeyeceği gibi bir görünüm arz etse de, yargı uygulamasının görüşü(5) 6183 sayılı Kanun kapsamındaki işlemlerin (ödeme emri, teminat isteme, ihtiyati haciz, haciz vs.) vergilendirme işlemi niteliğinde olması nedeniyle bu işlemler yönünden de mali tatil hükümlerinin uygulanacağı yani bu işlemlere ilişkin dava süresinin 01-20 Temmuz arası işlemeyeceği yönündedir.

Diğer taraftan, mali tatil süresinin bitimi adli tatil dönemine denk gelmesi nedeniyle,  mali tatil nedeniyle duran dava süresi çalışmaya ara verme süreleri ile birleşerek, dava süresi 7 Eylül tarihine kadar uzayacaktır.   

Öte yandan, 5604 sayılı Kanun’un, 3’üncü maddesinde, vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin mali tatil süresince işlemeyeceği öngörülmüş olup, mahkeme, istinaf veya Danıştay kararlarına karşı yasal başvuru yolu niteliğinde olan istinaf ve temyiz başvurularının, dava olarak değerlendirilmesi hukuken olanak bulunmadığından, bu süreler mali tatil sürelerinden etkilenmeyecektir.

Nitekim Vergi Mahkemesince; 5604 sayılı Kanuna göre dava açma sürelerinin mali tatil süresince işlemeyeceğinin kurala bağlandığı ancak istinaf ve temyiz kanun yolu başvurularına ilişkin sürelerin duracağına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığı dikkate alındığında, Mahkemelerince verilen kararın otuz günlük süre içerisinde en son 13/07/2018 tarihine kadar istinaf isteminde bulunulması gerekirken 27/08/2018 tarihinde kayıtlara giren dilekçe ile yapılan başvurunun süresinde olmadığı gerekçesiyle istinaf talebini süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve mahkeme kararına yönelik istinaf başvurunun ve sonrasında yapılan temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir(6).

Güncel yargı kararları da mali tatile ilişkin süreleri durdurucu etkisinin dava açma süreleri ile sınırlı olduğu ve kanun yollarını kapsamadığı yönünde(7) olup, biz de bu görüşe katılıyoruz(8).

KAYNAKLAR

1. Dan. 7.D. 13.11.2002 tarih ve E. 2000/5684, K.2002/3522 sayılı kararın karşı oy kısmında; “2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun sürelerle ilgili genel esasları düzenleyen 8'inci maddesinin 3'üncü fıkrasında yer alan, "Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır." düzenlemesinde büyük harfle yazılan "Kanun"dan kasıt, İdari Yargılama Usulü Kanunu; bu Kanunda sözü edilen sürelerden kasıt da, İdari Yargılama Usulü Kanununda gün olarak belirlenmiş bulunan "genel nitelikli" sürelerdir.

Ödeme emrine karşı idari dava açma süresi olan "yedi gün"lük süre ise; anılan Kanunda değil, 6183 sayılı Kanunun 58'inci maddesinde öngörülmüştür; yani, "özel süre"dir. Bu özel sürenin hesaplanması konusunda, sözü edilen 58'inci maddede herhangi  bir düzenleme bulunmamakla birlikte; 6183 sayılı Kanunun 8'inci maddesinde hilafına hüküm bulunmadıkça, bu Kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında Vergi Usul Kanununun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlandığından; bu hesaplamanın, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Sürelerin Hesaplanması" başlıklı 18'inci  maddesine göre yapılması gerekmektedir. Bu maddede ise, vergi kanunlarında yazılı sürelerin hesaplanma biçimi ile ilgili ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş bulunmasına karşın, son günü çalışmaya ara verme zamanına rastlayan sürenin uzayacağına dair bir hüküm mevcut olmadığı gibi, İdari Yargılama Usulü Kanununa yapılmış bir gönderme de yoktur.

Bu yasal düzenlemeler karşısında; ödeme emrine karşı idari dava açma süresi olan yedi günlük sürenin, son gününün çalışmaya ara verme zamanına rastlaması halinde, uzaması olanaklı değildir.  Esasen; aksine uygulama, Kanun koyucu'nun İdari Yargılama Usulü Kanununda düzenlenen genel dava açma süreleri dışında, daha kısa  "özel" dava açma süresi öngörmekteki amacına da aykırıdır.” ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 15.08.2020 tarihinde ulaşılmıştır.)

2. Dan. 9.D. 16.04.2019 tarih ve E. 2016/10089, K.2019/1661 sayılı kararında; Dosyadaki belgelerden kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına 03/07/2015 tarih ve 20150703665080000007-8 sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği, 13/07/2015 tarihinde davacınin ikamet adresinde kendisine tebliğ edildiği,  05/08/2015 tarihinde dava açıldığının anlaşıldığı,  13/07/2015 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açma süresinin son günü olan 20/07/2015 tarihinin adli ara verme süresine rastlaması nedeniyle, dava açma süresi 07/09/2015 tarihine kadar uzayacağından 05/08/2015 tarihinde açılan dava süresinde olup davanın süreaşımı nedeniyle reddi yolunda verilen kararda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.” ifadeleri yer almaktadır.

Dan. 4.D. 05.03.2020 tarih ve E. 2016/10962, K.2020/1228 sayılı kararında; adli tatil süresinin de 20/07/2015 tarihi itibarıyla başlaması nedeniyle yukarıda belirtilen hükümlere göre en son 07/09/2015 tarihine kadar dava açılması mümkün olup, davacı tarafça 03/08/2015 tarihinde kayda giren dilekçe ile dava açıldığı görülmüştür. Bu durumda, davacı tarafından açılan dava süresinde olup, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir.” ifadeleri yer almaktadır.

Dan. 14.D. 07.03.2018 tarih ve E. 2015/4854, K.2018/1152 sayılı kararında; Uyuşmazlık konusu olayda; 13/08/2012 günlü, 2737 cilt, 253 sıra numaralı ödeme emrinin 13/08/2012 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, dava konusu ödeme emrinde, anılan işlemin iptali istemiyle açılacak dava için öngörülen kanun yolu ve özel dava açma süresinin gösterildiği, dava açmanın son gününün çalışmaya ara verme içinde yer alan 20/08/2012 tarihine denk gelmesi nedeniyle, en geç 07/09/2012 tarihinde dava açılması gerekirken, 19/10/2012 tarihinde kayda giren yenileme dilekçesi ile ödeme emrinin de iptalini içeren taleplerde bulunulduğu görülmektedir.” ifadeleri yer almaktadır.

İstanbul BİM. 6.VDD. 22.10.2020 tarih ve E.2020/1286, 2020/1764 sayılı kararı ile istinaf başvurusu reddedilen vergi mahkemesi kararında;bu durumda ödeme emrinin tebliğ tarihinin yukarıda hükümlerine yer verilen 456 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca 23.07.2019 tarihi olduğu, bu tarih esas alındığında dava açma süresinin son gününün adli tatile rastladığı,  sürenin adli tatil içerisinde sona ermesi nedeni ile dava açma süresinin adli tatilin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzadığı, davanın  en son 09/09/2019 tarihinde açılması gerekirken (07/09/2019 tarihinin hafta sonuna denk gelmesi nedeniyle) bu süreden çok sonra 20/01/2020 tarihinde Mahkemelerinin kayıtlarına giren dava dilekçesiyle açıldığı anlaşıldığından, bakılmakta olan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı” ifadeleri yer almaktadır.

Dan. 13.D. 25.02.2015 tarih ve E. 2014/3358, K.2015/759 sayılı kararı,

Dan. 4.D. 06.05.2014 tarih ve E. 2014/848, K.2014/3001 sayılı kararı,

Ankara BİM. 3.VDD. 25.12.2020 tarih ve E.2020/1289, 2020/1047 sayılı kararı,

Erzurum BİM. VDD. 26.03.2021 tarih ve E.2021/365, 2021/1086 sayılı kararı,

Konya BİM. 3.VDD. 24.11.2020 tarih ve E.2020/1116, 2020/1395 sayılı kararı aynı yöndedir. (Kararlara UYAP üzerinden 31.07.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

3. 28.03.2007 tarih ve 26476 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

4. İstanbul BİM. 5.VDD. 17.03.2020 tarih ve E.2020/577, 2020/1943 sayılı kararı ile istinaf başvurusu reddedilen vergi mahkemesi kararında;Bu durumda özel kanun hükmü olan 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde ödeme emrine karşı dava açma süresi 15 gün olarak düzenlenmiş olduğundan, ödeme emrinin tebliğini izleyen günden itibaren başlayan 15 günlük dava açma süresinin 16.07.2019 günü sona erdiği, gümrük idaresi tarafından tarh ve tahsil edilen vergilere ilişkin ödeme emri bulunması nedeniyle 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun'un 1/7. maddesi uyarınca mali tatil hükümlerinin de dava konusu olayda uygulanmayacağı dikkate alındığında, en geç 16.07.2019 günü açılması gerekirken 20.08.2019 tarihinde açılan davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.” ifadeleri yer almaktadır. (Karara UYAP üzerinden 31.07.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

5. Dan. 4.D. 05.03.2020 tarih ve E. 2016/10962, K.2020/1228 sayılı kararında; 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun'un 1. fıkrasında, her yıl temmuz ayının birinden yirmisine kadar (yirmisi dahil) mali tatil uygulanacağı; 3. fıkrasında, Vergi Usul Kanunu'nun hükümlerine göre belirli sürelerle yapılması gereken muhasebe kayıt süreleri, bildirim süreleri ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin mali tatil süresince işlemeyeceği, belirtilen sürelerin mali tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emrinin 06/07/2015'te davacı tarafa tebliğ olduğu, dava açma süresinin son günü 13/07/2015 tarihine rastlaması nedeniyle bu tarih  mali tatil süresi olan 01-20/07/2015 tarihleri arasına tekabül ettiğinden ve bu sürede dava açma süresi işlemediğinden aynı zamanda, adli tatil süresinin de 20/07/2015 tarihi itibarıyla başlaması nedeniyle yukarıda belirtilen hükümlere göre en son 07/09/2015 tarihine kadar dava açılması mümkün olup, davacı tarafça 03/08/2015  tarihinde kayda giren dilekçe ile dava açıldığı görülmüştür. Bu durumda, davacı tarafından açılan dava süresinde olup, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir.” ifadeleri yer almaktadır.

Dan. 3.D. 22.03.2013 tarih ve E. 2013/2178, K.2013/878 sayılı kararda; Değinilen Kanunla ihdas edilen ve her yılın Temmuz ayının birinden  yirmisine kadar (yirmisi dahil) uygulanacağı belirtilen mali tatilin Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt sürelerini, bildirim sürelerini durduracağı gibi, aynı zamanda vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerini de durduracağı öngörülmüştür.

6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan işlemlerin de vergiye ilişkin işlemlerden olduğunda kuşku bulunmadığına göre; mali tatilin ödeme emrinde uygulanamayacağından söz edilemez.” ifadeleri yer almaktadır.

Dan. 3.D. 08.02.2017 tarih ve E. 2016/7738, K.2017/654 sayılı kararın karşı oy kısmında; “Davacı adına, kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ve yapılan açıklamalar doğrultusunda Vergi Usul Kanunu kapsamında yapılan işlemler olarak kabul edilemeyecek olan dava konusu ödeme emirlerinin 2.7.2014 tarihinde tebliğiyle işlemeye başlayan ve  mali tatilden etkilenmeyecek olan yedi günlük dava açma süresinin en son günü olan 9.7.2014 tarihi geçirilerek, vergi mahkemesi kayıtlarında 7.11.2014 tarihinde kayıt gören dilekçeyle açılan davayı, süre aşımı nedeniyle reddeden mahkeme kararı hukuka uygundur.” ifadeleri yer almaktadır.

İstanbul BİM. 6.VDD. 03.01.2020 tarih ve E. 2019/2829, K.2020/2 sayılı kararında; “6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan işlemlerin de vergiye ilişkin işlemlerden olduğunda kuşku bulunmadığına göre; mali tatilin ödeme emrinde uygulanamayacağından söz edilemez.

Dosyanın incelenmesinden; dava dilekçesinde dava konusu ödeme emirlerinin davacıya 25.06.2019 gününde tebliğ edilmiş olduğu, davanın ise 15 günlük dava açma süresinden sonra 19.07.2019 tarihininde açılmış olduğundan bahisle Mahkemece davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle süre ret kararı verildiği görülmekte olup, yukarıda değinilen yasa hükmü uyarınca mali tatil uygulaması nedeniyle duran ve yeniden işleyen süreler dikkate alındığında, 19.07.2019 gününde açılan davanın süresinde olduğu görüldüğünden, davayı süre aşımı yönünden reddeden vergi mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.” ifadeleri yer almaktadır.

Ankara BİM. 3.VDD. 25.12.2020 tarih ve E. 2020/1289, K.2020/1047 sayılı kararında; “Dosyanın incelenmesinden, dava konusu ödeme emirlerinin davacının ikametgah adresinde bulunan kızı Z. D.'na 08/07/2019 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, 23/07/2019 tarihinde davacının imzası ile davalı idareye itiraz başvurusu yapıldığı, bu başvuruyla dava açma süresinin durduğu, ödeme emrinin tebliğ tarihi ile idareye itiraz başvurusu tarihinin mali tatil ve devamında adli tatil dönemine denk gelmesi nedeniyle sürelerin hesabında bu durumun dikkate alınması gerektiğiifadeleri yer almaktadır. (Kararlara UYAP üzerinden 31.07.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

6. Dan. 3.D. 04.03.2021 tarih ve E. 2019/3442, K.2021/1196 sayılı kararı (Karara UYAP üzerinden 31.07.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

7. Dan. 4.D. 27.04.2021 tarih ve E. 2016/19516, K.2021/2523 sayılı kararda; “Dosyanın incelenmesinden, temyize konu vergi mahkemesi kararının 08/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği belirlenmiş olup, temyiz süresinin son günü 08/07/2016 tarihine rastladığı halde otuz günlük süre geçirildikten sonra 11/07/2016 günü kayda giren dilekçe ile temyiz başvurusunda bulunulduğu anlaşılmış olup, temyiz isteminin süreaşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.” ifadeleri yer almaktadır.

Dan. 7.D. 10.12.2020 tarih ve E. 2020/3698, K.2020/5076 sayılı kararda; “5604  sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun'a göre mali tatil süresince vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin işlemeyeceği kurala bağlanmış olup, söz konusu düzenlemeden hareketle benzer şekilde bir hüküm öngörülmeyen temyiz başvurusuna ilişkin sürenin de işlemeyeceği sonucuna ulaşmaya olanak bulunmamaktadır.

Buna göre, her yıl Temmuz ayının birinden yirmisine kadar geçerli olan mali tatil süresince temyiz yoluna başvurusu süresi işlemeye devam edeceğinden; davacıya 16/06/2020 tarihinde tebliğ edilen Bölge İdare Mahkemesi kararına yönelik temyiz isteminin otuz gün olan başvuru süresi geçirildikten sonra 22/07/2020 tarihinde kayda giren dilekçe ile yapıldığı ve süresinde olmadığı anlaşılmaktadır.” ifadeleri yer almaktadır.

Dan. 9.D. 21.10.2019 tarih ve E. 2015/10431, K.2019/4953 sayılı kararında; Yukarıda değinilen düzenlemelere göre, mükelleflerin vergiyle ilgili işlemlerini takip eden 3568 sayılı Yasa'ya tabi meslek mensuplarına yoğun şekilde ihtiyaç duyulan dönemlerde, bu meslek mensuplarının yeterli ölçüde dinlenmelerinin temin edilmesi amacıyla Kanun'la öngörüldüğü anlaşılan mali tatil süresince, 5604 sayılı Yasa'da açıkça vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin işlemeyeceği de kurala bağlanmış iken benzer şekilde bir hükmün öngörülmediği temyiz başvurusuna ilişkin sürenin de işlemeyeceği sonucuna ulaşmaya imkan bulunmamaktadır..” ifadeleri yer almaktadır.

İstanbul BİM. 6.VDD. 11.09.2020 tarih ve E. 2020/2116, K.2020/1297 sayılı kararında; “Dava dosyasının incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının davacı vekiline 10/06/2020 tarihinde tebliğ edildiği, otuz (30) günlük istinaf kanun yoluna başvurma süresinin 16/07/2020 tarihinde dolduğu, ancak davacı tarafından istinaf yoluna başvurma tarihinin son günü olan 16/07/2020 tarihinde istinaf yoluna başvurulmayarak, süre geçirildikten sonra, 01/09/2020 havale tarihli istinaf başvuru dilekçesi ile istinaf isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.” ifadeleri yer almaktadır.

İstanbul BİM. 4.VDD. 09.11.2017 tarih ve E. 2017/3368, K.2017/4866 sayılı kararında; “Öte yandan; 5604 sayılı Kanunun 1. maddesinde vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin mali tatil süresince işlemeyeceği kurala bağlanmışsa da, bu  kuralın dava açma süresi dışında, kanun yolu başvuru sürelerine etkisi bulunmamaktadır.” ifadeleri yer almaktadır. (Kararlara UYAP üzerinden 31.07.2021 tarihinde ulaşılmıştır.)

8. Ordu VM. 08.08.2008 tarih ve E. 2008/46, K. 2008/268 sayılı kararında; “Diğer taraftan 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanunun, 3. maddesinde; Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirli sürelerde yapılması gereken muhasebe kayıt sürelerinin, bildirim sürelerinin ve vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma sürelerinin mali tatil süresince işlemeyeceği, belirtilen sürelerin mali tatilin bitiminden itibaren tekrar işlemeye başlayacağı düzenlemelerine yer verilmiş olup, mahkeme kararlarına karşı yasal başvuru yolu niteliğinde olan itiraz ve temyiz başvurularının, dava olarak değerlendirilmesinde hukuken olanak bulunmadığından mali tatil sürelerinden etkilenmeyeceği açıktır.” ifadeleri yer almaktadır (özel arşiv).

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor