Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Akif GÖKTÜRK
07 Şubat 2021Akif GÖKTÜRK
4223OKUNMA

14 Şubat’ta Hediye Alırken Vergiye Dikkat!

Yazının Özeti:

Servet üzerinden alınan vergilerden olan veraset ve intikal vergisinin konusu veraset yoluyla veya ivazsız bir şekilde el değiştiren servet unsurlarıdır. Ekteki yazımızda belli sınırları aştığında ivazsız bir şekilde servetin nakli olarak değerlendirilen hediyelerin veraset ve intikal vergisi karşısındaki durumu ele alınmıştır.

Anahtar Kelimeler:

Veraset ve intikal vergisi, hediye, 14 Şubat

Servet üzerinden alınan vergilerden olan veraset ve intikal vergisinin konusu veraset yoluyla veya ivazsız bir şekilde el değiştiren servet unsurlarıdır. Bu yazımızda belli sınırları aştığında ivazsız bir şekilde servetin nakli olarak değerlendirilen ve veraset ve intikal vergisine konu olan hediyeleri ele alacağız.

7338 Sayılı veraset ve intikal vergisi kanununun nispetler başlıklı 16. maddesine göre ivazsız suretle intikallerde 2021 yılı için aşağıdaki oranlar üzerinden vergi alınır.

İlk 380.000,00 TL için %10

Sonra gelen 900.000,00 TL için %15

Sonra gelen 1.900.000,00 TL için %20

Sonra gelen 3.600.000,00 TL için %25

Matrahın 6.780.000,00 TL’yi aşan bölümü için %30

*Bir şahsa, ana baba, eş ve çocuklarından (evlatlıktan, evlat edinenlere yapılan ivazsız intikaller hariç) ivazsız mal intikalinde yukarıdaki oranların yarısı uygulanır.

Bazı özel günlerde hediyeleşmenin arttığı herkesin malumudur. 14 Şubat sevgililer gününe yaklaştığımız şu günlerde eş veya sevgiliden alınan hediyeler konusunda vergi doğar mı şeklindeki soru akıllara gelmektedir.

7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun istisnalar başlıklı 4. maddesinin (d) bendine göre 2021 yılı için ivazsız suretle intikallerde 7.703,00 TL’ye kadar olan tutarların vergiden istisna olduğu hükme bağlanmıştır. Yani eş veya sevgiliden alınan ve değeri 7 bin 703 TL’yi aşmayan hediyeler vergiden istisnadır.

Peki, değeri 7 bin 703 TL’nin üzerinde olan hediyeler vergiye tabi midir?

Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun yine istisnalar başlıklı 4. maddesinin (c) bendinde “örf ve âdete göre verilmesi mutat bulunan hediye, cihaz, yüz görümlüğü ve drahomalar (gayrimenkuller hariç)” vergiden istisna edilmiştir.

Bu bentte yer alan örf ve âdete yapılan atıf iki açıdan dikkat çekicidir. Birincisi örf ve âdete göre verilmesi mutat olan hediyelerden ne anlaşılması gerektiğidir. İkinci olarak ise örf ve adetlerin bir vergi hukuku kaynağı olarak ele alınmaları söz konusu olmamakla birlikte bu düzenlemede bu ilkeden sapılmış olmasıdır.

Veraset ve İntikal Vergisi Kanununda “Örf ve âdete göre verilmesi mutat bulunan hediye” konusunda objektif bir belirlemenin yapılmamış olduğu görülmektedir. Dolayısıyla alınan hediyenin örf ve âdete göre uygunluğu konusunda farklı yorumlar olması kaçınılmazdır.

Örneğin; eşin veya sevgilinin aldığı ve değeri 47.703 TL olan büyük bir pırlanta yüzük veraset ve intikal vergisi kanununun 4. maddesinin (c) bendinde yer alan “örf ve âdete göre verilmesi mutat bulunan hediye” tanımlamasına girmekte midir? Bu konuda objektif bir belirleme olmadığından bu sorunun cevabı yoruma açık olacaktır.

Örneğimizdeki hediyenin örf ve âdete göre verilmesi mutat bulunmayan hediye olduğu değerlendirilirse söz konusu hediye bir servet nakli olarak kabul edilecek ve veraset ve intikal vergisi hesaplaması aşağıdaki şekilde yapılacaktır:

Eşten alınan söz konusu hediye pırlanta yüzüğün 7.703 TL’yi aşan 40.000 TL’si için vergi oranı ilk dilime göre ve yarı oranında yani %5 üzerinden hesaplanacaktır. Buna göre, 50.000 X 0,05 = 2.000 TL vergi hesaplanır.

Aynı hediye sevgiliden alındığında ise bir indirim söz konusu olmayacak ve %10 üzerinden hesaplama yapılacaktır. Buna göre, 40.000 X 0,10 = 4.000,00 TL vergi hesaplanır.

Hediyeyi alan kişinin hediyeyi aldığı tarihten itibaren 1 ay içinde beyanname vermesi gerekir.

Beyanname üzerinden hesaplanan vergi ise 3 yıl içinde ve her yılın mayıs ve kasım aylarında olmak üzere 6 eşit taksitle ödenir.

Bu örnekten yola çıkarak özellikle de düğün takıları, çeyiz vb. konularda objektif bir kritere bağlanmamış olan “örf ve âdete göre verilmesi mutat bulunan hediye” ifadesi uygulamada soru işaretlerine neden olmaktadır. Bu nedenle, bu konuda Kanunun daha belirleyici olması açısından objektif kriterlerin getirilmesinin uygun olacağı kanaatindeyim.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor