Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Hasan Basri ÇİFCİ
03 Kasım 2021Hasan Basri ÇİFCİ
483OKUNMA

Zincir Marketler Kararını Nasıl Bir Bağlamda Ele Almak Gerekir?

Rekabet Kurumu, marketlerin fiyatlama davranışlarına ilişkin soruşturma kapsamında, aralarında Türkiye’de yaygın şekilde faaliyet gösteren zincir marketlerin de bulunduğu altı teşebbüs hakkında toplam 2 milyar 671 milyon lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi. Soruşturma kapsamındaki yirmi üç teşebbüsünse rekabeti ihlâl etmediği tespit edildi.

Kurum, nihai karara ilişkin açıklamasında, yapılan soruşturmada Yeni Mağazacılık (A101), BİM, CarrefourSA, Migros ve ŞOK marketler arasında rekabete ilişkin hassas bilgilerin paylaşıldığının ve fiyatlamada koordinasyon sağlandığının tespit edildiğini duyurdu. Fiyat artışı yapmayan şirketlerin fiyatlama davranışına tedarikçiler aracılığıyla müdahale edildiği ve neticede fiyatların tüketiciler aleyhine sonuç doğuracak şekilde yükselmesine sebep olunduğu açıklandı. Şirketlerin bu davranışları 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 4.maddesini ihlâl ettiği gerekçesiyle cezalandırıldı.

Ceza alan teşebbüsler, kararı kabul edilemez bulduklarını ve yargısal denetime ilişkin haklarını kullanacaklarını duyurdular. Gıda Perakendecileri Derneği, karara yönelik açıklamasında, zincir marketlerin çalışmalarının tüketicinin faydasına olduğunu ve rekabeti engellemediğini, verilen cezaların ekonomik kayba yol açacağını savundu. Peki, bu gelişmeleri nasıl bir bağlamda ele almak, bakmak için nerede durmak gerekir?

Liberal serbest piyasa ekonomisinde teşebbüslerin piyasaya etki etme olanağı vardır, ama buna yalnızca uygun rekabet koşulları içinde izinverilir. Uygun rekabetin sağlandığı piyasalarda, belirsizliğin ve riskin ekonomik faaliyetlerin doğal sonucu olduğuna, sorun yaratmayacağına inanılır.

Buna karşılık, teşebbüsler riskten çekindikleri ve belirliliği tercih ettikleri için, rekabet halinde oldukları diğer teşebbüslerle anlaşmalar yaparak fiyat politikalarını düzenleme yönünde davranışlar sergileyebilirler. Rekabet hukukunda bu davranışların rekabeti amaç bakımından engelleyeceği düşünülür. Böyle anlaşmalar aynı seviyede bulunan rakip teşebbüsler arasında yapıldığı için “yatay anlaşma” olarak tarif edilir ve rekabetin korunması amacıyla yasaklanır. Bu anlaşmaların başında karteller gelir. Zincir market teşebbüslerinin ihlâline ilişkin değerlendirme yatay anlaşmaların bir örneği olarak düşünülebilir.

Öte yandan, teşebbüsler, benzer bir amaca ulaşmak için, tedarikçiler üzerinden minimum fiyat politikasını dikte etmeye yönelik davranışlara da girişebilir. Bu durumda, anlaşma farklı seviyedeki piyasa aktörleri arasında yapıldığından “dikey anlaşma”dan söz edilir. Amerikan rekabet sisteminde bu fiyatlama davranışına meşru gerekçesi olması durumunda izin verilir. Başka bir deyişle, bu davranışın etki bakımından rekabeti bozup bozmadığı irdelenir. Ama Avrupa Birliği sisteminde ve Türk hukukunda, bu davranışın da amaç bakımından rekabeti engellediği kabul edilir ve bu davranışa da müsamaha gösterilmez. Zincir market teşebbüslerinin ihlâline ilişkin değerlendirmede, dikey anlaşmaların da bir örneğinin bulunduğu görülebilir.

VergiAlgı, bu bağlamı doğru değerlendirmek için 2 Kasım 2021 tarihinde “İlginç Bir Rekabet İhlali: İndirim Marketlerinin Karteli” başlıklı bir toplantı düzenledi. Rekabet hukuku alanında, bizzat Rekabet Kurumunda uzman olarak çalışmalarda bulunmuş olan Av. Dr. Oğuzkan Güzel toplantıya katılarak karara ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Rekabet hukukunun işleyişinin, kavramlarının, ispat ve ceza standartlarının farklı olduğunu; verilen kararların arkasında yoğun bir ekonomik incelemenin bulunduğunu paylaşan Güzel, değerlendirme yanlışlıklarının yargısal denetimle ortaya çıkacağının altını çizdi.

Güzel, Rekabet Kurumunun hazır tüketim maddeleri pazarı olarak tanımladığı bu pazarı sürekli takip ettiğini, bu kararın geleceğinin Kurumun 05 Şubat 2021 tarihli ön raporundan belli olduğunu paylaştı. Ön raporda, zincir market teşebbüslerinin, tedarikçiler üzerindeki güçlerini kötüye kullandıkları tespit edilmişti.

Güzel, verilen kararın, en rekabetçi görünen, aktörlerin çok sayıda olduğu piyasalarda bile kartel oluşabileceğini göstermesi açısından önemli olduğunu söyledi. Rekabet hukukunda rakip teşebbüslerin anlaşmalarının kartel olarak tespit edilmesinin koşulları olduğunu, her anlaşmanın kartel olarak adlandırılamayacağını paylaşan Güzel, fiyat belirleme davranışının en önemli kartel göstergelerinden olduğunu ifade etti. Bunun pratik bir sonucu şudur: Kartel olması durumunda çok daha fazla idari para cezasına hükmedilir.

Rekabet hukukunun yukarıda aktarılan kısa çerçevesiyle birlikte düşünüldüğünde, fiyatlandırma davranışının rakiplerle anlaşılarak yapılamayacağını söylemek gerekir. Rekabet hukuku, rekabeti bozacak böyle davranışları bu kararda olduğu gibi cezalandırır ve engeller. Güzel’in de altını çizdiği üzere, kararda rekabet hukukunun durduğu ve baktığı yer, fiyatların düşük veya yüksek olması değildir. Esas olan, teşebbüslerin kendi arasında anlaşarak fiyat kontrolünü sağlaması ve böylece rekabeti engelleyici davranışlar içine girmiş olmasıdır ve kararı böyle bir bağlamda ele almak gerekir.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor