Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Mehmet Nuri ASLAN
21 Aralık 2020Mehmet Nuri ASLAN
4828OKUNMA

Yapısal Reform Ne Demek?

Uzun zamandan beri, ülkenin krizden çıkması için yapısal reformların yapılması gerekiyor, der dururuz. 2018 Ağustosundaki döviz krizinden sonra etkili yetkililerimiz de sıkça söyledi bunu. Ne var ki yerel seçimler yakındı, seçmeni üzecek şeyler yapmak siyaseten akıl karı olmazdı. Yapısal reformların yapılacağına ilişkin umut ve beklenti söylemlerle diri tutuldu. Yapılan cesur faiz artışları ile birlikte krizin tırmanması önlendi.

Yerel seçimler geldi geçti, İstanbul’da gereksiz yere tekrarlanan seçimden de yenilgi çıkınca, iktidarın tabanının sanıldığından hızlı eridiği ortaya çıktı. Yapısal reform umutları da zayıfladı.

Artık pek görünürde olmayan o zamanki hazine maliye bakanı, atanmasından sonra umutla beklenen sunumunda reform ihtiyacını gündemde tutan ekonomistlerle ‘neymiş yapısal reform’ diyerek adeta alay etti. Onun iki yılı aşan bakanlık döneminde art arda açtığı naylon paketlerde yapısal reform yerine destekler ve harcamalar vardı. Sonuçta, her geçen gün kriz biraz daha derinleşti.

Geçtiğimiz Kasım başında dolar on iş gününde yüzde ondan fazla artarak 8,6 seviyesine ulaşınca tam teşekküllü bir dış ödemeler krizinin eşiğine geldik. O cuma günü yaşanan fırtına havasında, ‘gök gürleyince kul Allah’ dedi. Ertesi hafta aklıselim hâkim oldu, izleyen günlerde yeni merkez Bankası Başkanı ile yeni hazine ve maliye bakanının, daha sonra da Cumhurbaşkanının sunduğu piyasa dostu ve reformu vurgulayan söylem reform konusunu yeniden gündeme getirdi.

Aralık ayı sonuna yaklaştığımız bugünlerde, reform yönünde bir karar veya reform denebilecek bir eylem henüz yok. Bir konuşmada, hazırlık çalışmaları için ‘bütçeden sonra’ denmişti. Bütçe birkaç gün önce yasalaştı, hazırlıkların başladığı yönünde bir haber de henüz çıkmadı.

Üç hafta kadar önce dövizde yaşadığımız tırmanış, uygun söylemlerle birlikte gelen faiz artışları sayesinde durunca, ekonominin çığırından çıkması tehlikesi azalmış, kriz havası geçmiş görünüyor. Ülke CDS’lerinin yani risk priminin 300’e inmesine bakılırsa, ekonomide güneş şimdilik açmış gibi görünüyor.

Bu görünüş kanımca fena halde aldatıcıdır.

Herkesin ve özellikle ekonomi yönetiminin iyi anlaması gereken şudur: Faizi yükseltmek sadece zaman kazandırır, ama belirli bir program çerçevesinde yapısal reformlar yapılmadıkça krizden çıkmamız SÖZKONUSU bile değil.

Peki nedir yapısal reform?

Konuya yabancı olanlara yardımcı olsun diye biraz kuş bakışı, aynı zamanda dar kapsamlı, özünde ekonomik bir tanım vereceğim. Şöyle:

  1. Bütçe açıklarını azaltan
  2. Cari açığı daraltan
  3. Kişileri tüketimden çok tasarrufa ve yatırıma yönlendiren

(Kaynaklarımızı arsa, tarla inşaat gibi ölü yatırımlarla gösteriş tüketimi yerine ihracata ve döviz kazandırıcı alanlara yönelten)

  1. İstihdamı ve üretimi teşvik eden
  2. Nitelikli ve üretken insan yetiştirme kapasitemizi geliştiren
  3. Gelir dağılımını iyileştiren
  4. Kısıtlı tasarrufları hem özel hem kamı kesiminde israf etmeyi önleyen

Her aklı başında eylem ve her kimin çıkarına dokunursa dokunsun, alınacak her makul önlem bu aşamada bence yapısal reformun bir parçasıdır. Hastalık bellidir, ilaç bellidir. İMF’ye gitmeyecekseniz reçeteyi kendiniz yazmak zorundasınız. Giderseniz ciddi bir finansmanla IMF ile müzakere ederek hazırlarsınız, programa uymazsanız IMF’den söz verilen kaynakları alamazsanız. Açıkça söylenmeli: Her iki durum da sizden tam bir MALİ DİSİPLİN ister.

Yukarıdaki yedi kalemlik listenin altına, belki de üstüne adaleti, güvenliği, şeffaflığı ve özgürlüğü de genişleten kurumsal önlemleri koymak gerekir.

Sözün özü şudur:

Ya reform, ya kriz..
Ya IMF’li ya IMF’siz..
Başka yolu yok.

IMF ile olsa daha iyi olmaz mı diye soranlar olacaktır. Daha ucuz kaynak ve daha hızlı sonuç alınır diyeceklerdir.

Demirel’in meşhur sözünü anımsatırım:

Bana milliyetçiler suç işliyor dedirtemezsiniz.

Sonrasında şunu derim:

Şeytan dediğiniz bir uluslararası kuruma teslim olsak mı diye sormayın, ona teslim olun dememi de lütfen beklemeyin. Sülüman mahallesinde salyangoz satmanın gereği yok. Balığa devam.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor