Bülent TAŞ
Bülent TAŞ

Roaming Hizmetlerinde KDV ve ÖİV

739

Torba tasarı yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yayınlanan Kanunun 42. maddesi ile KDV Kanununa bir istisna daha eklendi.

Buna göre Uluslararası roaming anlaşmaları çerçevesinde yurt dışından alınan roaming hizmetleri ile bu hizmetlerin Türkiye’deki müşterilere yansıtılması KDV’ye buna bağlı olarak da ÖİV’ye tabi tutulmayacak. Böylesi bir Kanuni düzenlemeye gerek var mıydı?

Konunun bir evveliyatı bulunmaktadır. Gelirler Genel Müdürlüğü 2005 yılında vermiş olduğu muktezada abonelerin yurt dışındaki dolaşımları sırasında yurt dışındaki operatörlerden aldıkları hizmet karşılığında yurt dışındaki operatöre Türkiye’deki operatörce yapılan ödemenin abonesine yansıtılmasının, hizmet yurt dışında verildiği için, KDV’nin konusu dışında olduğunu bu nedenle yansıtılan tutarların KDV’ye tabi olmayacağını belirtmiştir. Ayrıca hizmeti veren yurt dışındaki operatörün Özel İletişim Vergisi mükellefi olmaması nedeniyle yansıtılan bu tutarın özel iletişim vergisine de tabi olmadığı ifade edilmiştir.

Operatörler bu görüşü esas alarak uygulamalarını yönlendirmiş, abonelerinden yansıtılan tutarlar için ayrıca KDV ve ÖİV tahsil etmemeye başlamışlardır. Ancak daha sonra Maliye Bakanlığınca operatörler nezdinde başlatılan incelemeler sonrası İdare görüşünü değiştirmiş ve abonelere yansıtılan bu tutarların da KDV’ye tabi tutulması gerektiğini belirtmiştir.

İnceleme elemanları da operatörlere geçmişe dönük olarak yüklü miktarlarda KDV tarhiyatı yapmıştır. Hatırlanacağı üzere konu o dönemde basında geniş bir şekilde yer almıştır.

İncelemeler sonrasında operatörler bu hizmetleri vergili hale getirerek fiyatlarına yansıtmış, yani fiyatlarını artırmıştır.

Aynı zamanda bu tarhiyatların bazıları yargıya taşınmış ve yargı idarenin değişiklikten önceki görüşünün doğru olduğunu kabul ederek tarhiyatları kaldırmıştır. Gerekçe ilk görüşte olduğu gibi, yurt dışında alınıp orada tüketilen bir hizmetin Türkiye’de KDV kapsamına girmeyeceği yönündedir. Bu yargı kararı üzerine normalde İdare operatörlere göndereceği yeni bir yazı ile ilk görüşüne dönerek hem Kanunun hem de yargı içtihadının gereğini yerine getirmesi mümkündü. Bunun yerine bu hizmetler sanki vergiye tabiymiş gibi varsayılarak Kanuna bir istisna maddesi eklenmek suretiyle sorun çözülmeye çalışılmıştır.

Bunun ne önemi var, her ikisi de aynı sonucu doğuruyor hatta Kanun ile yapılan daha sağlam diye düşünülebilir. Ancak bu türden düzenlemeler Kanunun sistematiğini önemli ölçüde tahribata uğratmaktadır.

Böylesi gereksiz düzenlemeler ihtiyaç duyulan durumlarda Kanunun sağlıklı bir şekilde yorumlanmasına engel olmaktadır. Bu idarenin yorum getirme kapasitesini olumsuz yönde etkilediği gibi, inceleme birimleri ve yargının da yorum getirme yetisini önemli ölçüde sınırlandırmaktadır.

Amaç belki operatörlerin veya abonelerin geçmiş ile ilgili düzeltme ve iade başvurularının önünü kesmek olabilir. Ancak Kanunun sistematiğinin bu şekilde mükellefin veya vergi yüklenicisinin iade taleplerinden kaçınmaya feda edilmesi yasal düzenlemenin hukuksallığı yani hakkaniyeti bakımından sorgulanmasına yol açmaktadır.

Aboneler kendilerinden haksız yere alınan bu vergileri niye geri alamasın?

YASAL UYARI : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve "vergialgi.net" internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.
VERGİALGI, yeni e-konomi'nin bilgi paylaşım platformudur.