Mete BOLAT
Mete BOLAT

Döviz Kredisiyle Yurtiçinden Alınan Sabit Kıymetlerin Değerlemesi

2092

1. Giriş
Günümüzde mükellefler gerek enflasyonist nedenlerle gerekse de faiz oranları sebebiyle yurtiçindeki yatırımlarının finansmanı için döviz cinsinden kredi almayı tercih edebilmektedirler. İlgili kredilere ilişkin kur farklarının değerlemesiyle ilgili ise vergi mevzuatımızda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu yazımızda bahsettiğimiz giderlerin değerlemesinin ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin açıklamalar yapmaya çalışacağız.

2. Sabit Kıymetlerin Değerlemesi
Vergi kanunları açısından değerleme, işletmeye kayıtlı iktisadi kıymetlerin vergi kanunlarınca belirlenen zamanlarda taşıdığı değerin tespit ve takdir edilmesi işlemidir. Vergilendirilebilir kazancı ifade eden mali karı belirlemede büyük önem taşıyan değerleme işlemi, Vergi Usul Kanunu’nda mezkûr kıymetlerin türü ve niteliğine göre farklı farklı olmak üzere belirlenen değerleme ölçülerine göre yapılmaktadır.

Vergi Usul Kanunu’nun 269’uncu maddesine göre gayrimenkuller ve gayrimenkul gibi değerlenen varlıkların maliyet bedeli ölçüsüyle değerleneceği hüküm altına alınmıştır. Burada gayrimenkul gibi değerlenen varlıklardan maksat mezkûr maddeyle hüküm altına alındığı üzere “gayrimenkullerin mütemmim cüz’i ve teferruatı, tesisat ve makinalar, gemiler ve diğer taşıtlar ve gayrimaddi haklar”dır. Maliyet bedelinden maksat mezkûr Kanunun 262’nci maddesine göre “iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri(ilişik) bilumum giderlerin toplamı”dır. Dolayısıyla kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılmasıyla yapılan giderlerle ilgili finansman giderleri, kur farkları ve sair giderler de maliyet bedelinden sayılacaktır.

Konuyla ilgili olarak sabit kıymetlerin maliyet bedeliyle değerlemesine ilişkin açıklamalar 163 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapılmıştır. Tebliğ açıklamaları şu şekildedir;

1. Yatırımların finansmanında kullanılan kredilerle ilgili faizlerden kuruluş dönemine ait olanların sabit kıymetle birlikte amortisman yoluyla itfa edilmek üzere yatırım maliyetine eklenmesi gerekmekte; işletme dönemine ait olanların ise, ilgili bulundukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması,

2. Döviz kredisi kullanılarak yurt dışından sabit kıymet ithal edilmesi sırasında veya sonradan bu kıymetlere ilişkin borç taksitlerinin değerlemesi dolayısıyla ortaya çıkan kur farklarından, sabit kıymetin iktisap edildiği dönem sonuna kadar olanların, kıymetin maliyetine eklenmesi zorunlu bulunmakta; aynı kıymetlerle ilgili söz konusu dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının ise, ait oldukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilerek amortisman konusu yapılması,

mümkün bulunmaktadır.

Tebliğde yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere ister yurtiçinden ister yurtdışından iktisap edilen sabit kıymetler ile ilgili olsun yatırımların finansmanları için katlanılan faiz ve sair (BSMV, dosya masrafı, işlem masrafı, komisyon, sigorta giderleri gibi) giderlerin kuruluş dönemine yani bu kıymetlerin aktifleştirilerek kullanılabilir hale getirildiği hesap dönemine ilişkin olanların kıymetlerin maliyetine eklenmesi zorunludur. Ayrıca tebliğde kullanılan sabit kıymet teriminin maddi duran varlıkları ifade ettiği açıktır. Konuyu bir örnek yardımıyla açıklamak gerekirse; Türkiye’de kurulu A Ltd. Şti. 2015 yılının Ocak ayında 300.000 TL bedelindeki üretim tesisatını 30 ay vadeli aylık taksit tutarı 1.500 TL (1.000 TL ve 500 TL faiz) olacak şekilde bir bankadan kredi çekerek satın almıştır. Satın alınan üretim tesisatı 2016 yılında montajı tamamlanarak kullanılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla A Ltd. Şti. 2016 yılının sonuna kadar işleyen faiz giderlerini iktisadi kıymetin maliyetine ekleyerek amortismana tutacaktır. İleriki dönemlere ilişkin olan faiz giderlerinin ise maliyete eklenmesi mükellefin seçimine bırakılarak Kanun maddesi mükellef lehine yorumlanmıştır. Zira Kanun metninde müteferri giderlerin dönemler itibariyle farklı farklı olarak değerlendirileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.

Aynı şekilde yurtdışından ithal edilen sabit kıymetler eğer döviz kredisi kullanılarak ithal edilmişse ithalat sırasında veya borç taksitlerinin değerlemesiyle ilişkin kur farklarından iktisap edilme döneminin sonuna kadar olanların maliyet bedeline eklenmesi zorunluyken ileriki dönemlere ilişkin olanların maliyet bedeline eklenmesi mükellefin seçimine bırakılmıştır. ( Aynı şekillerde işletme lehine oluşan kur farkları da 334 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’ne göre maliyet bedelinden indirilecektir.)

Ancak döviz kredilerine ilişkin Tebliğ açıklamaları günümüz koşullarında yeterli bulunmamaktadır. Çünkü döviz kredilerinin sadece yurtdışından ithal edilen sabit kıymetler için değil yurtiçinden iktisap edilen sabit kıymetler için de kullanılması mümkündür. Bu durumda yani yurtiçindeki sabit kıymetlerin iktisabında döviz kredisi kullanılması halinde ortaya çıkan kur farklarının maliyete eklenip eklenmeyeceği ve eğer eklenecekse dönemler itibariyle farklı bir uygulama olup olmayacağı belirsizdir. Tebliğde açık bir şekilde ele alınmaması nedeniyle açıklamaların mefhumu muhalifinden dolayı bu durumda Kanun hükümlerinin uygulanacağı yani bütün kur farkları giderlerinin dönemler itibariyle ayrıştırılmaksızın tamamının maliyete etkilenmesinin zorunlu olacağının düşünülmesi doğru bir bakış olmayacaktır. Bunun nedeni ortada Tebliğde açıklama getirilen duruma tamamen ters bir durumun değil aksine açıklamalarda bulunulan duruma paralel bir durumun bulunmasındandır. Döviz kredisi kullanımı sonucunda oluşan kur farklarının sabit kıymetin yurtiçinde bulunup bulunmamasıyla hiçbir ilgisi bulunmamakta, bu kur farkları kıymetin iktisabına ilişkin giderlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla idarenin açıklamaları bu durum için de geçerli durumdadır.

3. Sonuç
Vergi Usul Kanunu’nun 262’nci maddesinde “iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri(ilişik) bilumum giderlerin toplamı” olarak tanımlanan maliyet bedeliyle değerlenmesi uygun görülen sabit kıymetler ( maddi duran varlıklar ) ile ilgili idare tarafından yayımlanan 162 Sıra Nolu VUK Genel Tebliği açıklamaları ile Kanun’da böyle bir belirleme olmadığı halde faiz ve kur farkı şeklindeki müteferri giderler hesap dönemleri itibariyle ayrılmış ve iktisap dönemiyle ilgili olanların maliyet bedeliyle ilişkilendirilmesini zorunlu tutulurken ileriki dönemlerin giderlerinin maliyet bedeline intikali veya direkt olarak giderlere intikali konusunda mükellefe seçim hakkı tanınmıştır. Ancak Tebliğde yurtdışından iktisap dilen sabit kıymetlerle ilgili döviz kredilerinin kur farklarıyla ilgili açıklamalarda bulunulurken yurtiçinden iktisap durumunda aynı koşullarda oluşacak kur farklarından bahsedilmemiştir. Ancak kanımızca bahsedilen durumun ithalat yoluyla iktisap ile tamamen ters bir durum olmadığı birbirine benzer nitelik taşıması nedeniyle yapılan açıklamaların bu durum için de uygulanması gerektiğini düşünmekteyiz.

YASAL UYARI : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve "vergialgi.net" internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.
VERGİALGI, yeni e-konomi'nin bilgi paylaşım platformudur.