Mete BOLAT
Mete BOLAT

Birden Fazla Mal Satışıyla İlgili Promosyonların KDV Karşısındaki Durumu

1907

İşletmeler, piyasa ekonomisi mekanizması içerisinde ticaretini yaptıkları mallara olan talebin artırılması amacıyla, çeşitli pazarlama teknikleri geliştirilmekte, satışı yapılan malın yanında başka bir malın ayrıca bir bedel alınmaksızın verilmesi de sıkça karşılaşılan bir pazarlama tekniği olarak ortaya çıkmaktadır. Konuyu Katma Değer Vergisi açısından Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nde yapılan açıklamalarla birlikte değerlendirmek istersek;

Anılan Tebliğin promosyon mallar ile açıklamalarından bir kısmı şu şekildedir:

“Bir malın tasarruf hakkının malik veya adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devri olarak tanımlanan teslim hükümleri çerçevesinde ticari bir işletmenin yaptığı bedelsiz teslimler de KDV’ye konu olmaktadır.

Ancak, firmaların iktisadi faaliyetini genişletme, rekabet edebilme gücünü artırma, üretim veya satışını yaptıkları mallara olan talebi koruma veya artırma amacıyla bir malın yanında başka bir mal verilmesi şeklinde gerçekleşen işlemlerde, promosyon ürünü açısından bir bedelsiz teslim söz konusu olmaz Zira firmanın genişleyen faaliyetiyle bağlantılı olarak işletmede yaratılan katma değer artar. Dolayısıyla, firmanın yarattığı katma değer içerisinde vergilenen promosyon mallarının müşterilere verilmesi sırasında KDV hesaplanmasına gerek bulunmayıp, bu ürünler için yüklenilen KDV ise indirim konusu yapılabilir.

Bu durum, KDV sistemindeki farklı oran uygulaması nedeniyle bazı sorunlara neden olmakta ve düşük oranda vergiye tabi bir malın yanında yüksek oranda vergiye tabi bir malın promosyon ürünü olarak verildiği hallerde, promosyon olarak verilen malların ticaretini yapan firmalar açısından haksız rekabet sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu yetki çerçevesinde, promosyon ürünü olarak verilen malın (aynı işletmede imal veya inşa edilenler dâhil) tabi olduğu KDV oranının;

- Satışı yapılan mala ait KDV oranına eşit veya daha düşük oranda olması halinde promosyon ürünü için yüklenilen KDV’nin tamamının indirim konusu yapılması,

- Satışı yapılan malın tabi olduğu KDV oranından yüksek olması halinde ise promosyon ürünü için yüklenilen KDV’den, satışı yapılan malın tabi olduğu orana isabet eden kısmın indirim konusu yapılması, kalan kısmın gelir veya kurumlar vergisi açısından gider veya maliyet olarak dikkate alınması, uygun görülmüştür.”

Ancak işletmeler tek bir mal satışı karşılığında promosyon ürünleri teslim etmenin yanı sıra belirli bir satış bedelinin aşılması halinde promosyon teslimi yapma şeklinde de bir strateji izleyebilmektedir. Böyle bir durumda ise promosyon mal teslimine esas olan asıl malın hangisi olduğu yönünde bir belirsizlik ortaya çıkmaktadır. Zira belirlenen bu satış bedeli içine giren mal ve hizmetlerin vergi oranları birbirinden farklılık arz edebilmektedir. Bu durumda ise asıl mal ve promosyon mal arasında yapılacak karşılaştırmada hangi oranın asıl mal gibi esas alınacağı problem teşkil etmektedir.

Durumu bir örnekle açıklamak gerekirse;

Ankara’da bulunan bir hipermarket 100 TL’nin üzerinde alışveriş yapan müşterilerine iki adet sinema bileti hediye ettiği bir kampanya başlatmıştır. (A) isimli şahıs kampanyadan yararlanmak amacıyla hipermarketten 20 TL değerinde buğday unu, 30 TL değerinde zeytin, 20 TL değerinde (poşetlenerek satılan) dergi, 20 TL değerinde kuru çay ve 30 TL değerinde kitap olmak üzere toplam 120 TL değerinde (KDV Hariç) mal almıştır. Söz konusu olayda hipermarketin %8 oranında KDV’ye tabi olan (2013/5595 B.K.K. gereği) sinema giriş bileti için yüklendiği verginin ne kadarlık kısmını indirim konusu yapabileceği belirsizdir. Çünkü alışverişi yapılan mal gurubu içinde %1 oranında vergiye tabi olan bir mal (buğday unu) bulunduğu gibi %8 oranında (zeytin, kuru çay, kitap) ve %18 oranında (poşetlenerek satılan dergi) vergiye tabi olan mallarda bulunmaktadır.

Görüleceği üzere bu türden bir durumda asıl malın belirlenmesi gibi bir durum söz konusu olamamaktadır ve asıl mal ile promosyon malın vergi oranlarının karşılaştırılmasındaki esas sebep olan haksız rekabeti önleme amacına uygun olarak en makul parametrenin, promosyon malın vergi oranıyla karşılaştırılmak üzere belirlenmesi gerekmektedir.

Parametrenin belirlenmesinde mükellef lehine veya kamu lehine sübjektif bir perspektif üzerinden hareket etmek esas amaç olan haksız rekabeti önleme amacına uygun düşmeyecektir. Çünkü belirlemenin mükellefin ihtiyarına bırakılması durumunda kendileri için en yüksek faydayı sağlayacak şekilde seçim yapacakları aynı şekilde belirlemenin idarenin ihtiyarına bırakılması durumunda da kamu için en yüksek faydayı sağlayacak şekilde seçim yapılacağı açıktır.

Yine parametrenin belirlenmesinde en yüksek bedele sahip olan malın tabi olduğu vergi oranının esas alınması da doğru bir anlayış olarak kabul edilemeyecektir. Zira daha önce bahsedildiği gibi işletmelerin iktisadi faaliyetini genişletme, rekabet edebilme gücünü artırma, üretim veya satışını yaptıkları mallara olan talebi koruma veya artırma amacıyla örtüşmeyecekbu yöntemde işletme sanki en yüksek bedelli malın talebini korumak veya artırmak amacına yönelmiş gibi bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Hâlbuki bu tip bir ticari stratejide amaç promosyon mal teslimi ile tek bir cins mala olan talebin değil işletmenin tüm mallarına olan talebin koruması ve artırılmasıdır.

Peki, işletmeler bu şekilde bir olay ile karşılaştıklarında promosyon mallar için yüklendikleri verginin indirilebilecek kısmını nasıl tespit edecektir?

Bu olayın çözümlenmesi için parametrenin belirlenmesinde istatistiksel yöntemlerden yararlanmak gerekmektedir. Özellikle veri gurubu içinde en çok tekrarlanan değer anlamına gelen mod ölçüsünden yararlanmakta fayda vardır. Örneğimizde de görüldüğü üzere;

Vergi OranıSıklık
%1
%8
%18
1
3
1

 
Alışverişi yapılan mal gurubu içinde %8 oranında vergiye tabi olan mal sayısı diğer oranlara tabi olan mal sayısından daha fazladır. Dolayısıyla promosyon verme suretiyle işletmenin tüm mallarına olan talebi artırma stratejisi karşısında ortaya çıkan katma değer, yoğun olarak %8 oranlı mal gurupları yönünde gerçekleşmiştir.  Bu sebepten ötürü işletmenin bu satışıyla ilgili olarak mal satışları içinde mod değeri ifade eden vergi oranını promosyon malı için yüklendiği vergi oranı ile karşılaştırmada esas alması rekabetin korunması açısından diğer yöntemlere göre daha ideal bir yaklaşım olarak görünmektedir.

Veri gurubu içinde birden fazla mod değer bulunması halinde ise işletmenin yarattığı katma değerin bu oranların her biri için aynı yoğunlukta gerçekleştiği kabul edilmeli karşılaştırmada hangisinin esas alınacağı mükellefin ihtiyarına bırakılmalıdır.

Sonuç olarak; haksız rekabeti önleme amacına yönelik uygulanan oran karşılaştırılması yönteminde bu tip özel bir durumda seride en çok tekrarlanan ( mod ) vergi oranını promosyon mal ile karşılaştırmada esas almak gerekmekle birlikte her bir teslim işlemi için bu şekilde ayrı ayrı hesaplama yapmanın zorlukları da unutulmamalıdır…

YASAL UYARI : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Yazar adı ve "vergialgi.net" internet sitesi adı kullanılmadan alıntı yapılamaz.
VERGİALGI, yeni e-konomi'nin bilgi paylaşım platformudur.