Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Nazlı Gaye ALPASLAN
25 Kasım 2018Nazlı Gaye ALPASLAN
256OKUNMA

Vergi Hukuku Uygulamasında Tarh Zamanaşımı, Tahsil Zamanaşımında Özellikli Noktalar

Vergi hukuku uygulamasında zamanaşımı kavramı iki türlü incelenmelidir.

Bunlardan ilki tarh veya tahakkuk zamanaşımı uygulamasıdır. Bu uygulama VUK mad. 114 kapsamında değerlendirilmelidir. Bu bir anlamda verginin ilk doğuşunu ortaya koymaktadır.

Diğer zamanaşımı ise tahsil zamanaşımı olup, bu olgu 6183 sayılı Amme Alacaklarını Tahsil Usulü Hakkında Kanununa göre incelenmelidir. Bu tahsil zamanaşımı ise doğan verginin vadesinin üzerinden 5 yıl geçtikten sonra tartışılan bir konudur. Bu da verginin son aşamasını ifade etmektedir. Tahsil zamanaşımı bir anlamda vergi alacağının vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil olunmadığı durumlarda söz konusu olacaktır.

Tahsil zamanaşımı, amme borcunu sona erdiren sebeplerden biridir. (6183 sayılı Yasa mad. 102) Vergi borcu için mükellef tarafından tahsil zamanaşımı uygulaması söz konusu olup, bu süre 5 yıldır. Zamanaşımı vergi alacağının idare açısından ortadan kalkmasını gerektirir bir olgudur. Tahsil zamanaşımı kendiliğinden meydana gelmekte, sonuç doğurması için amme borçlusu mükellefin müracaatına veya başka bir tespite gerek bulunmamaktadır.

Vergi alacaklarının hangi sürelerde zamanaşımına uğrayacağı 213 sayılı VUK mad. 114’te düzenlenmiştir. Buna tahakkuk zamanaşımı olarak tanımlanmaktadır. Bu madde hükmüne göre mükellefe 5 yıl içerisinde tarh ve tebliğ edilmeyen vergiler tahakkuk (tarh) zamanaşımına uğrar. 5 yıllık sürenin başlangıcı vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlamaktadır.

Öte yandan, vergi dairesi matrah takdiri için takdir komisyonuna müracaat etmesi halinde tarh zamanaşımı duracaktır. Duran zamanaşımı, alınan komisyon kararının vergi dairesine gelişini takip eden güne itibaren durmadan önce başlamış olan işlemesini yeniden çalıştırır. Ancak, işlemeyen süreler her hal ve takdirde 1 yıldan çok olamaz. (VUK mad. 126)

Yasa koyucu zamanaşımı süresi konusunda koşula bağlı muafiyet ve istisna uygulamaları sonucu kısmen veya tamamen alınmayan vergilere ilişkin olarak farklı bir süre öngörmüştür.  Bu vergilere ilişkin zamanaşımı süresi, istisna ve muafiyet koşullarının ihlal edildiği tarihi takip eden takvim yılı başından itibaren başlamaktadır. Örneğin; yatırım indirimi istisnası yönünden tarh zamanaşımının hesabı bu şekilde hesap edilecektir. Keza, diğer istisna ve muafiyetlerde de muafiyetin bozulduğu veya ihlal edildiği tarihin önemi büyüktür. Burada tarh zamanaşımı istisna ve muafiyetlerin bozulmasına göre hesaplanacaktır.

Anonim ve limited şirket ortakları açısından zamanaşımı uygulaması ise şöyle tespit edilecektir. Asıl amme borçlusu şirket tüzel kişiliği amme alacağını vadesinde ödemediği takdirde, şirketin yasal temsilcilerine ikinci planda ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmektedir. İşte bu aşamada şirket yönetim kurulu üyeleri veya müdürleri vergi borcunu ödemedikleri takdirde üçüncü aşamada şirketin ortaklarının payları nispetinde (İkincil amme borçlusu sıfatıyla) amme alacağı şahsileştirilerek ödeme emri düzenlenmektedir. Eğer şirket açısından amme borcu tahsil zamanaşımına uğramış ise ortaklar açısından da aynen zamanaşımı geçerli olacaktır. (Bkz: Danıştay 3. Daire Başkanlığı,20.01.2009, E:2006/3902-K:2009/51, )

Sonuç olarak, yasa koyucu söz konusu maddede zamanaşımının vergi alacağının ortadan kalkması kuralına ilişkin bir istisna getirmiştir. Bu istisna damga vergisine tabi olan kağıtlara aittir. 488 sayılı damga vergisi yasası kapsamındaki bir evrakın daha sonra ileride evrakın hükmünden tarh zamanaşımı 5 yıllık süre dolduktan sonra belgeden yararlandığı takdirde söz konusu evraka ait vergi alacağı yeniden ortaya çıkacaktır.

Ayrıntılı açıklamalar için Bkz: ALPASLAN Mustafa, KAYA Eda, ALPASALN Nazlı, :Ödeme Emri, Med Matbaacılık, Ekim-2017