Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Serdar DUMLUPINAR
20 Nisan 2014Serdar DUMLUPINAR
925OKUNMA

Vergi Denetim Türleri

Türk Vergi Sistemi’nde mükellefler ağırlıklı olarak mükellefin beyanları üzerinden toplanan vergilerin zamanında ve eksiksiz olarak gerçekleştirilebilmesi için vergi mükelleflerinin çeşitli yollarla denetlenmesi gerekmektedir (Tosuner ve Arıkan, 2011: 165). Denetleme yolları içerdiği özelliklerin farklılığına göre aşağıda açıklandığı gibidir.

1. Vergi İncelemesi
Vergi incelemesi vergi denetim yöntemleri içerisinde en kapsamlı olanı ve diğerlerine nazaran en önemlisidir(Tekin ve Çelikkaya, 2011: 150). Vergi incelemesini diğer denetleme yollarından ayıran en önemli özelliği mükelleflerin nezdinde yapılan derinlemesine bir araştırma faaliyeti olmasıdır.

Vergi incelemesinin amacı mükellefin ödemesi gereken vergilerin doğruluğu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır (VUK md.134). Vergi incelemesinin doğrudan faydası vergi kaçakçılığını önlemek, dolaylı faydası ise yükümlüleri doğru beyana alıştırarak bununla birlikte kaçakçılık arzularından caydırmaktır (Altuğ, 2000: 60). Vergi incelemesinin amacı olarak belirtilen ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu sağlamak, sadece devlet lehine bir amaç olarak anlaşılmamalıdır(Şenyüz ve diğerleri, 2011: 127). Eksik ödenmiş bir vergi tespitinde ikmalen veya resen tarhiyat yapılabileceği gibi verginin fazla tahsil edildiğinin anlaşılması üzerine de fazla ödenen kısmın mükellefe iadesi icap etmektedir (Tosuner ve Arıkan, 2011: 170).

Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar VUK’ un 135. maddesinde vergi müfettişleri, vergi müfettiş yardımcıları, ilin en büyük mal müdürü, vergi dairesi müdürleri, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatında müdür kadrolarında görev yapanlar olarak belirtilmiştir.

VUK’ un 139. maddesinde belirtildiği üzere incelemeler esas olarak işyerinde yapılmalıdır. Yalnız iş yerinin müsait olmaması, ölüm, işin terk edilmesi gibi zorunlu sebepler halinde incelemelerin vergi dairesinde yapılabileceği de belirtilmiştir. Burada zorunlu haller olarak sayılan durumların vergi incelemesinin işyerinde yapılmasını engelleyecek bir durum teşkil etmesi önemlidir.

İncelemede uyulacak esaslar VUK’ un 140. maddesinde sıralanmıştır. Kanuna göre inceleme yapan görevlilerin öncelikle incelemeye tabi olana neden vergi incelemesine tabi olduğunu izah ederler. Vergi İncelemesine başlandığına dair tutanağın bir nüshasını mükellefe, bir nüshasını bağlı bulunduğu birime ve diğer bir nüshasını da ilgili vergi dairesine gönderirler. Nezdinde inceleme yapılan kişilerin izni olmadıkça resmi çalışma saatleri içerisinde inceleme faaliyeti yapılamaz. Yalnız incelemeyle ilgili güvenlik tedbiri düşüncesiyle ve bu durum için tutanak düzenlenmesi şartıyla işyeri faaliyetlerini aksatmaması koşulu sağlanması durumunda bu kural ihlal edilebilir. İnceleme bitince bittiğine dair tutanağın bir vesikası mükellefe verilir. İncelemeye başlandığı tarihten itibaren, tam inceleme yapılması halinde en fazla 1 yıl, kısmi inceleme yapılması halinde en fazla 6 ay içinde incelemenin bitirilmesi gerekmektedir. Bu süreler içinde incelemenin bitirilememesi halinde ek süre talep edilir ve bu talepler vergi incelemesine yetkili olanların bağlı olduğu birimler tarafından değerlendirilerek 6 ayı geçmemek üzere uzatılabilir. Nezdinde vergi incelemesi yapılan yükümlülere süre uzatımı yazılı olarak ilgili vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından yazılı olarak bildirilir. Vergi incelemesi yapmaya yetkili kişilerin bağlı olduğu birimler vergi incelemelerinin zamanında bitirilebilmesi için gerekli tedbirleri alırlar.

2. Yoklama
Mükelleflerin bazen vergilendirmeyi ilgilendiren işe başlama, işyeri adres değişikliği, şube açılışı, işi terkleri, işçi çalıştırmaları gibi maddi olayları bir bildirimle vergi dairesine bildirmek zorundadırlar. Vergi dairesinin bu bildirimleri yerinde tespit etme olayına verilen isim ise yoklamadır (Tosuner ve Arıkan, 2011: 165).

VUK’ un 127. maddesinde yoklamanın amacı, mükellefleri ve mükellefiyetle ilgili maddi olayları, kayıtları ve mevzuları araştırmak ve tespit etmek olarak belirtilmiştir.

VUK’un 127. maddesi gereği yoklamaya yetkili olanların vergi kanunlarının uygulanması ile ilgili bazı durumlarda da yoklama ile yetkili kılınmıştır. Buna göre yoklama:

  1. Günlük hasılatı tespit etmek
  2. Ödeme kaydedici cihaz kullananların bu cihazları tespit edilmiş esaslara göre kullanıp kullanmadıklarını tespit etmek,
  3. Günü gününe kayıt yapılması gereken defterlerin usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığının, vergi levhası asma mecburiyetine uyulup uyulmadığının, vergi kanunlarına göre düzenlenmesi gereken belgelerin usulüne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğini tespit etmek,
  4. Nakil vasıtalarını durdurarak, yolcu bileti fatura, sevk irsaliyesi ve taşıma irsaliyesi gibi taşıtta bulundurulması gereken belgelerin kontrolünü yapmak gibi amaçlarla yapılır.

Yoklamaya yetkili olanlar VUK’ un 128. maddesinde sayılmıştır. Bu kişiler vergi dairesi müdürleri, yoklama memurları, yetkili makamlar tarafından yoklama işiyle görevlendirilenler, vergi incelemesine yetkili olanlar ve gelir uzmanlarıdır.

Yoklamanın yapılacağı zamanla ilgili bir sınırlama yoktur. VUK’ un 130. maddesine göre yoklama ilgili kişiye haber verilmeden her zaman yapılabilir. Yoklamanın işin özelliğine göre gece yapılması da gerekebilir (Tosuner ve Arıkan, 2011: 167).  Gece yapılabilecek olmasının güvencesi kanunun 130. maddesinde geçen ‘‘her zaman’’ ifadesiyle sağlanmıştır.

Yoklama neticeleri tutanak mahiyetinde olan yoklama fişlerine geçirilir. Bu yoklama fişleri yoklama yerinde ve iki örnek olarak düzenlenir. VUK’ un 131. maddesinde yoklama fişlerinin 2 nüsha düzenleneceği karar kılınmışsa da vergi daireleri herhangi bir anlaşmazlık durumuna karşın bu fişlerin 4 örnek düzenlenmesini istemektedir (Ürel, 2007: 271).

Yoklama fişlerinin birinci nüshası yoklama yapılan ilgili kişiye ya da yetkili adama bırakılır. Bunlar bulunamazsa bilinen adresine 7 gün içinde posta ile gönderilir. Yoklama fişlerinin ikinci nüshası vergi dairesine gönderilir.

3. Arama
Kural olarak vergi incelemesi mükelleflerin defter, belge ve kayıtları istenerek bunlar üzerinden yapılan bir vergi denetimi yöntemidir. Ancak mükellefin vergi kaçırdığına ait delillerin bulunması, bunların istenmesi halinde ibraz edilmeyeceği veya yok edileceği ihtimali söz konusu olabilir (Arslan, 2012: 274). Bu gibi durumlarda kişilerin rızası aranmaksızın idare kendiliğinden harekete geçerek bilgi belgeleri ele geçirmeyi hedefler (Şenyüz ve diğerleri, 2011: 130). Bu tarz durumlarda vergi idaresi aramalı vergi incelemesine karar verilir.

Tanım olarak VUK’ un 142. maddesinde arama ihbar veya yapılan incelemeler dolayısıyla, bir mükellefin vergi kaçırdığına delalet eden emareler bulunursa, bu mükellef veya kaçakçılıkla ilgisi görülen diğer şahıslar nezdinde ve bunların üzerinde yapılan araştırma olarak ifade edilmiştir.

VUK’ un 142. maddesine göre arama yapılabilmesi için;

  1. Bir ihbar yapılmış olması veya yapılan incelemeler sonucu mükellefin vergi kaçırdığına dair izlere rastlanması,
  2. İncelemeye yetkili olanların aramaya gerek görmesi ve bunu gerekçeli bir yazı ile arama kararını sulh yargıcından istemesi,
  3. Sulh yargıcının istenilen yerde arama yapmaya karar vermesi gerekmektedir.

Aramalı vergi incelemesini diğer vergi inceleme yöntemlerinden ayıran en önemli özellik, arama kararının arama yapılabilmesi için gerekli olmasıdır(Arslan, 2012: 275). Araştırılan kaçakçılıkla bağlantılı kişiler için arama yapılmasına lüzum gösterilen hallerde, sulh yargıcının diğer sulh yargıçlarının yetkilerine giren kişiler içinde karar vermeye yetkilidir.

İhbar üzere yapılan aramalarda ihbarın sabit olmaması durumunda nezdinde arama yapılan kimse ihbarı yapan kişinin bildirilmesini isteyebilir, bu durumda ise vergi dairesi ihbar sahibinin ismini bildirmeye mecburdur.

VUK’ un 143. maddesinde aramada bulunan defter ve vesikalar ile ilgili uyulacak hükümler sıralanmıştır. Buna göre aramada bulunan ve incelenmesine gerek duyulan defter, belge ve kayıtlar bir tutanağa geçirilmek suretiyle alınır. Arama sonucu el konulan her türlü doküman mühürlenerek güvenli bir şekilde korunur. Bu dökümanların iyi korunmaması durumunda oluşacak zararı idare tazmine mecburdur. Daha sonra belirlenen bir tarihte mükellefinde tanıklığı eşliğinde mühürler açılarak alınan evrak, belge ve hertürlü doküman ayrıştırılır.

VUK’ un 144. maddesine göre aramalı incelemeler ivedilikle ve her işten önce yapılır. İnceleme sırasında vergi ile ilgisi olmayan evrak ve belgeler mükellefe geri verilir. Defter ve vesikaları muhafaza altına alınmış olması kişilerin süresi gelen vergi beyannamesinin verilmesi ödevini yapmasına engel değildir. Bunun için arama sonucu el konulan beyanname düzenleme için gerekli evrakları mükellef yetkililerden talep ederek bu isteği yetkililerce derhal yerine getirilir.

VUK’ un 145. maddesi gereğince arama neticesinde alınan defter ve vesikalar üzerindeki inceleme en geç 3 ay içinde bitirilerek sahibine bir tutanakla verilir. İncelemenin bu süre içerisinde bitirilmesine imkan olmayan hallerde ise sulh yargıcının vereceği karar üzerine bu karar uzatılabilir. Kanunda uzatılma ile ilgili bir üst sınır belirtilmemiştir.

Arama neticesinde yapılamayan defter kayıtlarının tamamlanabilmesi için idare ile mükellef arasında bir süre belirlenerek bu kayıtların tamamlanması idare tarafından istenir. Belirlenen bu süre VUK’ un 146. maddesine göre 1 aydan fazla olamaz.

4. Bilgi Toplama
Vergi idaresi, vergi incelemelerine esas olmak üzere ve vergi tahakkuk ve tahsilatının zamanında yapılabilmesi amacıyla, kamu kurum ve kuruluşlarından veya gerçek ve tüzel kişilerden bilgi alır ve bunları arşivler(Tosuner ve Arıkan, 2011: 175). Bilgi toplamanın temel amacı, çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgilerden yola çıkarak mükelleflerin matrah tespitlerinin doğruluğun araştırmaktır (Şenyüz ve diğerleri, 2011: 131). Bununla birlikte vergi incelemelerine ve aramalı incelemelere edinilen bilgilerin yardımcı olması etkin bir vergi denetimi için gereklidir (Altuğ, 2000: 62). VUK’ nda bilgi toplama başlığına bizzat yer verilerek mükellefler için isteğe bağlı bir uygulama olmaktan çıkan bilgi verme, bu yönüyle de mükelleflerin daha dikkatli beyanda bulunmasına ve aksi eğilimler içinde olan mükelleflerin tespit edilmesine yardımcı olmayı sağlamaktadır (Tekin ve Çelikkaya, 2011: 91).

VUK’ un 148. maddesinde bilgi verme ifadesi ve ne şekillerde gerçekleşeceği açıklanmıştır. Buna göre kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya bunlarla ilişkili kişilerin Maliye Bakanlığı’nın veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecbur oldukları yasal güvence altına alınmıştır. Bilgiler yazılı veya sözlü istenebilir. İstenilen bilginin verilmemesi halinde ceza uygulanabilmesi için istenilen bilginin yazılı olarak tekrar istenmesi ve bunun için uygun bir sürenin idarece verilmesi gerekmektedir. Bu süre içerisinde verilmeyen bilgi için ceza uygulanabilir. Bilgi istemek için kişiler zorla vergi dairesine getirilemez. Yurtdışı imtiyazlardan faydalanan devlet memurları bilgi verme mecburiyetine tabi olmazlar.

Bilgi toplama yöntemi kural olarak iki şekilde uygulanır. Bunlar talep üzerine bilgi verme ve sürekli bilgi verme olarak adlandırılır.

VUK 148. maddesi uygulama türü açısından talep üzerine bilgi verme yöntemini açıklamaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi kanunda sayılı kişi ve kurumların Maliye Bakanlığı veya vergi incelemesi yapmaya yetkili kişilerce yetkili kişilerin bilgi verme talebini yerine getirmek zorundadırlar. Bu kuralın uygulamada bazı istisnaları vardır. VUK’ un 151. maddesinde sayılan kişilerden yine aynı kanunda belirtildiği durumlar halinde bilgi istenemez. Bunlar;

  1. Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin haberleşmeler hakkında tutmaya mecbur olduğu gizlilik,
  2. Hekimlerden, diş hekimlerinden, dişçilerden, ebelerden ve sağlık memurlarından hastaların hastalıklarına ilişkin bilgiler,
  3. Avukatlardan ve dava vekillerinden işleriyle ilgili olarak müvekkil isim ve ücretleri dışında elde ettiği bilgiler,
  4. CMUK’ un 125. maddesi gereğince gösterilmesi ve teslimi uygun olmayan evrakın içeriği hakkında bilgiler istenemez.

VUK’un 149. maddesinde kamu idare ve müesseseleri ve gerçek ve tüzel kişilerin vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak Maliye Bakanlığı ve ilgili vergi dairelerine yazı ile ve belirli aralıklarla bilgi vermesi kuralı getirilmiştir.

Tapuda gerçekleştirilen işlemler, araç satış ve tecil işlemleri, bankacılık işlemleri vergilendirmeye ilişkin olaylara örnek olarak verilebilir (Şenyüz ve diğerleri, 2011: 132).

Bununla birlikte VUK’ un 150. maddesinde ölüm olaylarının servet değişiminin takip edilebilmesi sebebiyle kanunda sayılı kişilerin sürekli bilgilendirme yükümlülüğü belirtilmiştir.

  1. Sulh yargıçları, icra, nüfus ve tapu memurları,
  2. Yabancı ülkelerdeki Türk konsolosları veya bu görevi yürütenler,
  3. Mahalle ve köy muhtarları,
  4. Banka, bankerler, sigorta şirketleri ile emanet kabul edenler olarak sayılan kişilerin ölüm vakalarını gerçekleşen ayı takip eden ayın 15’nci günü akşamına kadar vergi dairesine bildirmesi zorunlu kılınmıştır.

Ölüm vakaları hariç olmak üzere edinilen her türlü bilginin arşivlenerek gizli olarak saklanacağı VUK’ un 152. maddesinde ifade edilmiştir. Bu bilgiler vergi incelemelerinde mükelleflerin beyanları ile karşılaştırılmak üzere Veri Ambarı (VERİA) elektronik sistemine aktarılmaktadır. Bu şekilde daha hızlı ve etkin vergi denetimi yapmak amaçlanmaktadır (Arslan, 2012: 278).

Kaynakça
TOSUNER, M. ve Z, Arıkan. (2011). Vergi Usul Hukuku. İzmir: Kanyılmaz Matbaacılık
ÇETİNKAYA, A.  ve F. Tekin (2011). Vergi Denetimi. Ankara : Seçkin Yayıncılık
ALTUĞ, F. (2000). Mali Denetim. Bursa: Ezgi Kitabevi Yayınları
ŞENYÜZ, D. , M. Yüce, ve A. Gerçek, (2011). Vergi Hukuku. Bursa: Ekin Kitabevi
ÜREL, G. (2007). Güncel Vergi Usul Kanunu Uygulaması. Ankara: Maliye ve Hukuk Yayınları
ARSLAN, M. (2012). Vergi Hukuku. Bursa: MKM Yayıncılık

Serdar DUMLUPINAR
Avrasya Üniversitesi, İİBF, Maliye Bölümü Araştırma Görevlisi