Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Nazmi KARYAĞDI
22 Ekim 2020Nazmi KARYAĞDI
10083OKUNMA

Vergi Afları Milletin Yararına mı?

Vergi ve sosyal güvenlik dünyasında yazılıp çizilenleri takip edenler, yılbaşından bu yana “af çıkacak çıkmayacak” şeklindeki papatya falıyla meşgul ediliyor.

Koronavirüs salgınıyla önce sağlık ardından da ekonomik olarak tehdit altına giren vatandaşın gündemi, hayatta kalmak, evinin, işletmesinin ekonomisini döndürebilmek iken özellikle bir kısım Yeminli Mali Müşavir ve Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir tarafından dile getirilen “İlle de vergi affı olmalı, hem de en kapsamlısından olmalı” çağrıları tam da bir halk deyimimize karşılık geliyor:

“Koyun can derdinde kasap mal derdinde”

2003 yılında, kendi döneminin ilk vergi ve sosyal güvenlik affını hayata geçiren AKParti’nin ilkesi “ancak ekonomik kriz dönemlerinde affa başvurulmalı” idi.

Aradan geçen yıllarda Meclisteki siyasi karar alıcılar maalesef, Maliye ve Sosyal Güvenlik aflarını, seçim türbülansına giren Türkiye’nin popülist seçim yatırımı olarak kullandılar.

Böylece ekonomik kriz olmamasına ve krizin teğet geçmesine rağmen Devlet ile bir kısım vergi mükellefleri “vergi barışı” veya “varlık barışı” adı altında yıllık ya da iki yıllık periyotlarla “savaş-barış” ya da “kaçır-barış” sürecini yaşamış oldu.

Dürüst mükelleflerle birlikte halk da doğal olarak bu süreci birlikte seyretti.

Ancak vergi ve sosyal güvenlikte sürekli barış halini bir türlü tesis edemedik.

Sonuçta vergi sistemi tüm yönleriyle yozlaşmış oldu.

Gelir ve servet üzerinden değil halkın zaruri harcamaları üzerinden adaletsiz şekilde vergi toplayan sistemimiz yıllara geçtikçe daha da kökleşti.

 Vergi affının üç unsuru

Af olarak tanımlanan düzenlemeler aslında üç farklı unsurdan oluşuyor.

Bunlar;

  • Kesinleşmiş vergi borcu ve cezalarında; vergilerin düşük faiz oranıyla taksitlendirilmesi, cezaların silinmesi, (Yapılandırma)
  • Matrah artırımı yöntemiyle, bir anlamda olması gerekenden düşük miktarda vergi ödediğini, vergi kaçırdığını kabul eden mükelleflerin adeta bir kefaret ödeyerek gelir, kurumlar, KDV ve stopaj vergileri için incelenmeme zırhını edinmesi, (Matrah artırımı)
  • Kayıt dışı bırakılan paranın, varlıkların, stokların, yurt dışına vergisiz kaçırılan kazançların kimi zaman hiç vergisiz kimi zaman da %1 oranında vergiyle legal hale getirilmesi. (Varlık barışı)

 Af talep eden meslek mensuplarının argümanları

Önce bilmeyenler için söyleyelim.

Meslek mensubu tabiri 3568 sayılı yasa kapsamında Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirler için kullanılan hukuksal bir kavramdır.

Mükelleflerin veya mükellefleri temsil eden oda temsilcilerinin bir kısmının gündeme getirdiği af talebi, vergi borçlarının taksitlendirilmesine yöneliktir.

Ancak meslek mensuplarının bir kısmı ise matrah artırımı, hukuk dışı/kayıt dışı harcama ve varlıklar için, vergisiz beyanda bulunarak yasal kayıtlarını temizleme talebini gündeme getiriyorlar.

Aslında işin ilginç olan tarafı da bu.

Mükellefin dahi dile getirmediği ve halkın yararına olmayacak bir talebi, yarı kamusal bir görevi icra eden meslek mensuplarının dile getirmesini, bir meslek mensubu olarak anlamakta zorlandığımı ifade etmeliyim.

Peki, son olarak af (her üç unsuru kastediyorum) isteyenlerin argümanları neler diye bakacak olursak şunları görüyoruz;

  • Koronavirüs nedeniyle daralmış ekonominin canlandırılması
  • Ekonomik olarak sıkışıklık yaşayan mükelleflerin temiz bir sayfa açmaya ihtiyacının olması
  • Birikmiş kamu alacaklarının tutarının artması

Salgının ekonomik krize dönüştüğü bir ortamda matrah artırımının, stok ve kasa affının krizin yükünü hafifletmekte mükelleflere nasıl bir yararı olacağı konusunda hiçbir olumlu düşüncem yok.

Ekonominin canlandırılmasının temel ilke olması gerektiği bu ortamda vergi kaçıranları affetmenin herhangi bir ekonomik canlılık yaratacağını düşünmüyorum.

Parası olmayan, doğru düzgün kazanç dahi elde edemeyen mükellef nasıl matrah artırımına gidebilir?

Hangi parayla hesaplanacak vergiyi ödeyebilir?

Bunlar gerçekçi ifadeler değil.

Açıkçası akıl dışı ve kamuoyunu affa ikna etmek için ileri sürülen bahaneler olduğunu düşnüyorum..

 Vergi affının zararları

Yaşanan ekonomik kriz, birikmiş borçlar konusunda taksitlendirme taleplerini destekler mahiyettedir.

Ancak 2020’nin bitiminden sonra böyle bir yapılandırmanın zamanlama olarak daha anlamlı olacağı kanısındayım.

Zira Koronoavirüs salgını ve ekonomik sıkışıklık hâlâ devam ediyor,

Taksitlendirme dışında getirilecek olan af unsurlarının zararlarını ise şöyle sıralayabilirim:

  • Kamu harcamaları aynen devam ettiği için vazgeçilen, silinen vergiler sıradan halkın yediği, içtiği ürünlerden KDV ve ÖTV olarak alınır. Yani kaçıranın yanına kâr kalır. Sokaktaki vatandaşın üzerindeki mali yükler daha da artar.
  • Halktan alınıp da devlete aktarılması gereken KDV’ler kaçıran mükelleflerin cebinde kalır.
  • Vergi incelemesi süreci tatil edildiği için Vergi Denetim Kurulu bünyesindeki yaklaşık 8 bin 500 vergi müfettişi en az 1-1,5 yıl boşa çıkar ve doğal olarak personel ücretleri bütçede yük haline dönüşür.
  • Zorunlu tutulan defterler ve belgeler, SMMM’lere YMM’lere ödenen ücretler anlamsız hale gelir. Yani mükellefler vergi uyum maliyetine boş yere katlanmış olurlar.
  • Vergi mevzuatı, af kapsamındaki yıllar için hükümsüz hale gelir.
  • Devletin tahsilat kabiliyeti gittikçe zayıflar, tahsil edilemeyen borçlar her aftan sonra azalmak bir yana artarak devam eder.
  • Mükellefler af beklentisiyle kazançlarını eksik beyan eder, beyan ettikleri vergileri de ödemezler.
  • Ve en kötüsü; dürüst mükellefler kendilerini aldatılmış hissederler. İlk fırsatta onların bazıları da alacakları kararlar sonrasında af bekleyen mükellefler kervanına katılırlar.

 Son iki affın parasal getirisi

Parasal sonuç olarak en başarılı olan ilk af düzenlemesi, 2003 yılında yapılan ilk düzenlemedir (4811 Sayılı Kanun).

O kadar sık vergi affı düzenlemesi getirildi ki sonraki düzenlemelerin reel parasal sonuçları hep ilkinin gerisinde kaldı.

Yani her af, bir sonraki affı zayıflatan, değersizleştiren bir düzenleme oldu.

Nitekim son iki affın parasal getirisine rağmen yarattığı tahrifatın hesapsız olduğunu düşünüyorum.

 Af Kapsamında Vergi Dairelerince Tahsil Edilen (30.6.2020 itibariyle)(1)Af Kapsamındaki Vergilerin Toplamı(2)Tahsil Edilen Tutarın Af Kapsamındaki Vergiler Toplamına Oranı(1/2)Tüm Vergi Gelirlerine Oranı
6736 SK (2011-2015) 40.773.936.150876.163.907.0004,650,02
7143 SK (2013-2017)25.026.511.6741.156.206.587.0002,170,01

Yukarıdaki tablodan da görüldüğü üzere tahsil edilememiş vergileri tahsil etme gayesiyle getirilen af düzenlemeleriyle beyan edilip ödenen vergilerin bir afta %4,65’i diğerinde ise %2,17’si kadar tahsilat yapılabilmiştir. Öte yandan başvuruda bulunan mükelleflerin %30-40 aralığında ödeme sürecinin tamamladığı %60-70’nin çeşitli nedenlerle süreci tamamlayamadığını göz önünde bulundurmakta yarar var.

TBMM’deki vekillerimize çağrı

1924’ten beri farklı formatlarda ancak aynı içerikteki 35 (bir başka hesaba göre 52) af yasasıyla bugüne kadar çözülemeyen sorunların 36. af yasasıyla çözülmesi mümkün değildir.

TBMM’de grubu olan partilerin bugüne kadar uzlaşmayla ya da iktidarın önerisine muhalefetin ses çıkarmamasıyla geçirdikleri vergi afları sıradan halkın üzerindeki vergi yükünün artması anlamına gelmiştir.

83 milyon vatandaşın hakkı ve onlara gitmesi gereken ekonomik değer yaklaşık 1,5-2 milyon kişiye aktarılmıştır. Bu kişiler de artık temiz bir sayfa açıp işlerini hukuka uygun olarak yapmak yerine çıkarılan her af yasasının müdavimi ya da abonesi olmuşlardır.

Aflar, vergi idaresinin ve vergi denetiminin etkinliğini, verimliliğini artıracak onların atıl kalmalarına ve kaynak israfına neden olmuştur.

Bizi temsil etmeleri için kendilerine beş yıllığına vekâlet verdiğimiz vekillerimiz, vatandaşın yükünü ağırlaştırıp vergi kaçıranın yükünü hafifleten aflara artık bir son vermelidirler.

Einstein’e mal edilen ancak ona ait olup olmadığı kesin olmayan bir cümleyle sözlerimizi bağlayalım:

"Deliliğin bir diğer adı sürekli aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemektir"

Yorumlar

  • X
    Xyz
    Deliliğin bir diğer adı sürekli aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar 'beklemektir'.
  • V
    Vatansever Vatandas
    Bravo hocam, gerizekaliya anlatir gibi anlatmissiniz.
  • K
    Kemal Savaş Yıldırım
    Yazınızdan Mahfi Eğilmez hocanın tweet'i ile haberdar oldum. Benim gibi sıradan bir vatandaş için çok net ve aydınlatıcı olmuş. Emeğinize sağlık. Teşekkür ederim.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor