Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Abdulmenaf YAKUT
27 Haziran 2016Abdulmenaf YAKUT
130OKUNMA

Verdiğimiz İftarı Şirkete mi Yazmalı, Yoksa Cebimizden mi Karşılamalıyız?

Bir Ramazanı daha hayırlısıyla bitirmek üzereyiz.

Dini ve manevi tarafının yanında, özellikle Ülkemizde, önemli bir sosyal dayanışma boyutu da var Ramazanların, biliyorsunuz.

Hayır ve hasenat işleme ve yardımlaşma duygularının zirve yaptığı bu kutsal ayda insanlar, aile ve yakın akraba çevreleri başta olmak üzere, mensubu bulundukları dernek ve vakıf gibi çeşitli sivil toplum kuruluşları bünyesinde bir araya gelerek birtakım iftar ziyafetleri tertiplemektedirler.

Şirketlerle ticari işletme sahibi mükelleflerin de, aynı şekilde, Ramazan ayı süresince başta kendi çalışanları olmak üzere, ticari ilişki içerisinde bulundukları firmaların yetkili ve çalışanlarına iftar verdiklerini görüyoruz.

1 - İftara Sadece Şirket Çalışanlarının Katılması Durumunda:

Firmaya kayıtlı ücretli statüsündeki personele verilen iftarlar, söz konusu çalışanlar açısından kendilerine verilmiş ‘ayni ücret’ olarak kabul edilir.

İftar yemeği dışarıdaki bir restoranda veriliyorsa ya da işletme bünyesindeki bir mekanda bile olsa, catering dediğimiz bir yemek firmasından fatura karşılığı hazır olarak temin ediliyorsa eğer; yemeğin KDV dahil toplam tutarı, iftara katılan kişi sayısına bölünerek her bir ücretlinin payına düşen rakam bulunur. Bu rakam, her bir çalışana verilmiş ‘net ayni ücret’ olarak kabul edilir.

Bu şekilde hesaplanacak bu tutarlar, her bir çalışan itibariyle ayrı ayrı, ilgili ücretlilerin yılın başından o güne kadarki ücret matrahlarına ilave edilerek brütleştirilmek suretiyle ücret stopajı ve damga vergisi hesaplanır.

Her bir personel için bu şekilde hesaplanacak ücret stopajı ve damga vergisi ile bunların üzerinden hesaplanmış olduğu, ‘net ücret’ sayılan KDV dahil tutarların toplamı firmanın ilgili döneme ait gelir/kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılabilir.

2 - İftarın Ticari İlişkide Bulunulan Firmaların Sahip ve Çalışanlarına Verilmesi Durumunda:

Mükellefler, ticari ilişki içerisinde bulundukları kişi ve firmaların yetkili ve çalışanlarına verdikleri iftarların fatura bedellerini gider yazabilir, faturada yazan KDV’yi ise ilgili dönemde indirim konusu yapabilirler. 

Şu kadarki, bu kapsamda verilecek iftarın, gerçekten de ticari ilişkide bulunulan kişi ve firmalara veriliyor olması ve söz konusu yemeğin masrafının, bunu yapanın ticari hacmiyle uyumlu olması gerekmektedir.

Aksi takdirde, sonradan yapılacak bir vergi incelemesinde bu durumun eleştiri konusu yapılarak, icabında cezalı vergi tarhiyatlarına konu edilebileceği unutulmamalıdır.

3 - Personelin ve Ticari İlişkide Bulunulanların Dışındakilere Verilen İftarlar:

Bu durumda, verilen iftarın bedeli hiçbir şekilde vergiden indirilemez. KDV’si de indirim konusu yapılamaz.

Verilen iftar işletmenin faaliyetiyle tamamen ilgisiz olduğundan dolayı yemek faturası gider bile yazılamaz. Ortakların kendileriyle ilgili bir masrafı firma kaynaklarından karşılamaları anlamına geldiği için, bu kapsamda verilecek iftar organizasyonlarına ilişkin masrafların önce gider yazıp sonra da KKEG’lere atmak yerine Ortaklardan Alacaklar Hesabında izlenmesi uygun olacaktır.

4 - Belediyeler Ya da Çeşitli Sivil Toplum Kuruluşlarınca Verilen İftarlara Sponsor Olunması:

Aynı şekilde, ticari faaliyetin dışında kabul edildiği için, bu durumda da; gerçekleştirilen iftar organizasyonlarına sponsor olurken yapılan masrafların gelir/kurumlar ve KDV açısından gider ve indirim konusu yapılması mümkün değildir. Bu kapsamda yapılan gider ve masrafların KDV dahil tutarlarının, aynı şekilde, Ortaklardan Alacaklar Hesabına atılmak suretiyle muhasebeleştirilmesi gerekmektedir.

**
Evet değerli okuyucular,

Firmaların gerek Ramazanın başından bu yana gerekse bundan sonraki günlerde masraflarını işletme kayıtlarına dahil etmek suretiyle verecekleri iftar yemeklerini vergilerinden indirip indiremeyecekleri meselesini, yemeğin verildiği kişilerin personel olup olmadığı gibi farklı başlıklar altında ele aldığımız yazımızın sonuna geldik.

Buraya kadar söylediklerimizden de anlaşılacağı üzere; bir tek, ticari ilişkide bulunulan firmaların sahip ve yetkilileri ya da çalışanlarına verilen iftarlarda vergiden indirim avantajı bulunmaktadır.

Personele verilen iftarlar için gerçekleştirilen masraflarda ise, neticede vergi uygulamasında gider yazılabiliyor ancak bu masraflar üzerinden önce stopaj ve damga vergisi hesaplanması gerekiyor olması nedeniyle çok sınırlı bir avantaj sağlanmaktadır.

İşletmenin % 20’lik kurumlar vergisine tabi şirket olması ve kendilerine iftar verilen personelin tümünün iftarın verildiği tarih itibariyleki ücret matrahlarının % 20’lik dilimde olması durumunda bile başabaşa yakın bir nokta ortaya çıkmaktadır.

Kaba bir hesaplamayla, örneğin; 100 işçiye verilen KDV dahil 10.000 TL’lik bir yemeğin doğrudan ortakların cebinden değil de şirket kasasından karşılanması durumunda, firmanın sağlayacağı vergisel avantaj 244 TL’den ibaret olacaktır.

Personelin dışındaki, ticari ilişkide de bulunulmayan kişilere verilen iftarlarla sponsorluk kapsamında yapılan masraflar ise, varsa firmanın ticaret unvanının tanıtımına yapabileceği muhtemel ticari yararın dışında sağlayacağı vergisel herhangi bir avantaj bulunmamaktadır. Bu gibi durumlarda yapılan giderlerin firmanın vergisinden düşülmesi mümkün değildir. Çünkü bu nedenle firma sahiplerinin özellikle de ticari ilişki içinde bulundukları firma sahip ve yetkilileri dışındaki (kendi personelleri de dahil) kişilere verdileri ya da verecekleri iftar yemeklerinin masrafını işletmeye hiç bulaştırmadan doğrudan kendi ceplerinden finanse etmeleri kendileri açısından en uygun yöntem olacaktır diye düşünüyorum.