Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi

Araştırmalar

Nazmi KARYAĞDI
16 Mart 2020Nazmi KARYAĞDI
11120OKUNMA

Tuvalet Kâğıdı Stoklama ile Koronavirüs Arasında Nasıl Bir Bağlantı Var?

Bunca yıldır tüm dünyada ve ülkemizde mart ayı kedilerin, mükelleflerin ve vergicilerin ayı olarak bilinirdi.

Ancak 2020 yılına geldiğimizde mart, Koronavirüs ayı haline dönüştü.

Prof. Dr. Hikmet Özdemir hocamın VERGİALGI-Ali Alaybek Dijital Kütüphanesinde cumartesi günü yayınladığımız “SALGIN HASTALIKLARDAN ÖLÜMLER 1914-1918” kitabında hatırlattığı üzere küreselleşme aslında son yıllarda başlayan bir olgu değil.

Bilakis; asırlardır devam eden bir süreç."Eski dünyada topluluklar arasında dolaşan yalnızca mal, düşünce ve teknikler değildir, “hastalık mikropları” da toplumdan topluma taşınmışlardır."

Marketlere hücum!

VERGİALGI olarak Koronavirüs salgını ortaya çıktığı günden beri hep “PANİK OLMA, TEDBİRLİ OL!” yaklaşımını benimsedik.

Nitekim ülkemizdeki kamu yetkilileri de çok yerinde, bilimsel ve akılcı bir yaklaşımla bu tutumu sergilediler.

Ancak ABD menşeli medya kuruluşlarından yansıyan haber ve görüntülere göre sıradan Amerikan vatandaşları marketlere hücum ederek gıda ve temizlik maddesi raflarını boşaltmış durumda.

Bu tür olaylar karşısında geleneksel olarak oldukça abartılı bir tepki göstermeye meyilli olan Amerikan halkı yine benzer bir tutum sergilemiş diyebiliriz.

Bu nedenle de aslında şaşıracak bir şey yok.

Ancak market boşaltma haberleri arasında tuhaf olanı; tuvalet kâğıtlarının yağma edilircesine satın alınmış olmasıydı.

Bu görüntüleri gördükçe sıradan bir Türk vatandaşı olarak kendimize şu soruyu soruyorduk:

Tuvalet kağıdıyla Koronavirüs arasında nasıl bir bağ var acaba?

Tamam anladık, el dezenfektanı, maske, eldiven, bebek bezi, temizlik malzemesi, makarna, hazır dondurulmuş gıda, konserve, ekmek, sigara, Diet Cola….

Bunlarla bir anlam bağı kurabiliyoruz.

Ama ya tuvalet kâğıdı!...

Anlaşılan bu gariplik sadece bizim tarafımızdan değil Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayanlarca kişilerce de sorgulanmış.

Boston Globe gazetesinde 13 Mart 2020 tarihinde yayınlanan yazısında Jay L. Zagorsky de (Questrom School of Business, Boston Üniversitesi, Kıdemli Öğretim Görevlisi) bu soruya cevap aramış.

There’s plenty of toilet paper — so why are people trying to hoard it?
Bu kadar çok tuvalet kâğıdı var- peki neden insanlar bunu istiflemeye çalışıyor?

Kendisi de bir ekonomist olan yazar, sorunun cevabını tarihte araştırmış ve 1973 petrol krizi zamanında ortaya çıkan korku ve şaka sonucunda insanların tuvalet kağıdına saldırdıklarını tespit etmiş.

Petrol krizi zamanında halk yakıt, elektrik, soğan gibi ürünlerde kıtlıktan kaygı duyuyormuş.

Bu esnada Devletin, potansiyel tuvalet kâğıdı sıkıntısı olabileceğini duyurmasının ardından bütün yayın organlarında konu hakkında yoğun haberler yayınlanmış.

Ancak bu haberlerden ziyade toplumu paniğe sevk eden esas unsur ise zamanın meşhur gece şovlarının (Late Night Show) sunucularından Johnny Carson’un programının açılışında hiç gülmeden oldukça ciddi bir tavırla tuvalet kâğıdı kıtlığı olasılığından bahsetmesi olmuş.
Ve insanlar bu espriyi ciddiye alarak marketler saldırmış.

Günümüze gelecek olursak

Günümüzde ABD’nin Çin’den sadece %10 oranında tuvalet kağıdı ithal ettiği kalan tüketimi ise ülkenin kendi üretiminin karşıladığı görülmekte.
Yani Çin’deki arz noksanının ABD’yi etkilemesi mümkün değil.

Öyleyse bugünkü durum dış ticaretle ilgili değil.

Ekonomist Zagorsky, Avustralya’nın da benzer bir tuvalet kâğıdı stok hareketine maruz kaldığını tespit ediyor.

Orada da bir arz-talep sıkıntısı yok.

Davranışsal psikolojiye göre olayın altında yatan neden şu; “Tuvalet kâğıdı istifleme nispeten ucuz bir önlem olduğu için insanlar risk altındayken kendilerini bir şey yapmış gibi hissediyorlar.”

Sıfır risk önyargısı hatta biraz da takıntısı (Zero risk bias) olarak da adlandırılan bu durum tam da tuvalet kağıdında karşımıza çıkıyor.

Riski tamamen ortada kaldırma takıntısı ile en olmadık şekilde hareket etme olarak tanımlayabileceğimiz duruma ilişkin olarak, “tuvalet kağıdını dâhi istiflemek” güzel bir örnek sanırım.

Bu arada bir başka neden de sürü psikololojisi aslında. Herkes tuvalet kağıdına saldırdığına göre mutlaka benim bilmediğim ancak onların bildiği bir şey var diyerek de güçlü bir satın alma güdüsü oluşabiliyor.

Yazısında da belirttiği üzere; ekonomist Zagorsky’nin piyasa ekonomisinin temelinin güven ve itimada dayandığı fikrine biz de katılıyoruz.

Koronovirüs gibi salgın ve afet durumlarında panik içeren açıklama ve davranışlardan sakınmak gerekiyor.

Zira bu tür davranışlar piyasadaki güven ve itimadı zedelerken en büyük zararı da toplumun tamamına vermektedir.

Türkiye’de de tuvalet kağıtlarına saldırma söz konusu mu?

TRT World’da çalışan gazeteci Melda Doğan’ın kişisel twitter hesabından (@meldadoan)  bugün paylaştığı A101 ve MİGROS fotoğrafları da gösteriyor ki Türkiye’de bazı marketlerde tuvalet kağıtları da adeta yağmaya uğramış.

Tuvalet Kâğıdı Stoklama ile Koronavirüs Arasında Nasıl Bir Bağlantı Var?

Tuvalet kâğıdı stoklamada ABD gibi tarihsel bir geçmişimiz olmadığına göre bizdeki bu davranışı olsa olsa sıfır risk takıntısı olarak tanımlayabiliriz diye düşünüyorum.

İtimat kaybı nedeniyle kişiler alışverişe gidip olur olmaz pek çok şeyi, kıtlığı olmayacak şeyler de dahil olmak üzere satın alıyorlar.

Her zaman gittiğim manavdaki çalışanlar bugün “İnsanlar salata malzemesi yeşilliklere bile adeta saldırıyorlar. Kasaptaki çocuklar, müşteri akını nedeniyle sabah kahvaltısı yapmaya bile zaman bulamamışlar” diye bizdeki durumu özetliyordu.

Türkiye, temizlik kâğıdı ihraç eden ve temizlik kâğıdı üretiminde iç talebi karşılayan bir ülke

Türkiye’de temizlik kağıtları sektörü ihracatçı yapıdadır. 2017 yılında temizlik ve tuvalet kağıtları ile bebekler için bez ihracatı 870 milyon dolar olmuştur. En çok ihracat yapılan 5 ülke İngiltere, Yunanistan, İsrail, Irak ve Bulgaristan’dır. (İstanbul Sanayi Odası, Kâğıt ve Kâğıt Ürünleri İmalat Sanayi Raporu, Kasım 2018)

Üretim kapasitesi bakımından Türkiye temizlik kağıtlarında Avrupa’nın en büyük beşinci imalatçısıdır.(Bora ÇEVİK; İş Bankası İktisadi Araştırmalar Bölümü, Kağıt ve Kağıt Ürünleri Raporu, 2016)

Ülkemizde 2017’de üretilen temizlik kâğıdı miktarı 869.197 tondur. (İstanbul Sanayi Odası, Kâğıt ve Kâğıt Ürünleri İmalat Sanayi Raporu, Kasım 2018)

Yani hiçbir şekilde arz sorunu söz konusu değildir.

Kamu görevlilerinden halka tavsiye

ABD hükümeti tarafından hazırlanan “ready.gov” internet sitesinde açıklandığı üzere;

“Bir salgın öncesinde hazırlık yapmak gerektiğinde en fazla 14 gün (iki hafta) yetecek kadar gıda ve su stoklamalı. Hiçbir zaman yokluğu (kıtlığı) olmayacak ürünleri evde istif etmeye gerek yok.”

Sanırız buna benzer bir duyuruyu sağduyu içinde, halkımıza yapmakta yarar var.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor