Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Bülent TAŞ
20 Nisan 2020Bülent TAŞ
3950OKUNMA

Türkiye Varlık Fonu Devreye mi Girecek?

Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilen 7244 sayılı Yeni Koronavirüs (COVİD 19) Salgının Ekonomik ve Sosyal Hayatta etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Varlık Fonu’nun çeşitli mevzuatlardan muaf tutulmasına ilişkin mevcut düzenlemenin genişletilmesini ve varlık fonunun hakimiyet kuracağı yeni şirketlerde hakimiyete ilişkin işlemlerin sadece Varlık Fonu bakımından işleme taraf olanlar bakımından da sermaye piyasası kanunun bazı maddeleri ve ilgili ikincil mevzuatından muaf tutulması öngörülmektedir.

Mevcut Düzenleme

Türkiye Varlık Fonu ile ilgili 6741 sayılı Kanunun 8’inci maddesinin 5’inci fıkrası uyarınca;

  • 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanunu,
  • 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile bu Kanun uyarınca yürürlüğe konulan ikincil mevzuat,
  • 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname,
  • 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname,
  • 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,
  • 4/7/2001 tarihli ve 631 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Mali ve Sosyal Haklarında Düzenlemeler ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname,
  • 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname,
  • 18/5/1994 tarihli ve 527 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlileri ile İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname,
  • 10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu, 
  • 2/4/1987 tarihli ve 3346 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun,
  • 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu,
  • 5/1/2002 tarihli ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu,
  • 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu,
  • 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı Taşıt Kanunu,
  • 9/11/1983 tarihli ve 2946 sayılı Kamu Konutları Kanunu,
  • 2/1/1961 tarihli ve 195 sayılı Basın-İlân Kurumu Teşkiline Dair Kanun,
  • 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun,
  • 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun ile bunların ek ve değişikliklerine ilişkin hükümler

Türkiye Varlık Fonuna ve Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketine, alt fonlara ve Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi tarafından kurulan diğer şirketlereuygulanamamaktadır.

Kamu kurum ve kuruluşlarına personel alınmasına dair ilgili mevzuat hükümleri de Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi tarafından istihdam edilecek personel hakkında uygulanmamaktadır.

7244 sayılı Kanunda Yer Alan Yeni Düzenlemeler

Sermaye Piyasası Kanunundan Muafiyet

Kanun’un 16’ncı maddesi mevcut fıkraya hüküm eklemektedir. Eklenen hüküm ile sermaye piyasası mevzuatının bazı hükümlerinden muaf tutulanların kapsamı genişletilmektedir.

Buna göre 

  • Türkiye Varlık Fonu’nun,
  • Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi’nin,
  • Alt Fonların ve
  • Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin kurduğu şirketlerin,

Diğer şirketler üzerinde üçüncü kişilerle birlikte veya tek başlarına kontrolü sağlamak üzere yaptığı işlemlerinde,

  • işlemlerin tarafları,
  • onların doğrudan ve dolaylı ortakları,
  • iştirakleri,
  • bağlı ortaklıkları ile
  • kontrol sağlanan şirketler de

bu işlemlerle sınırlı olmak üzere 6362 sayılı Kanun 23 ila 27 nci maddeleri ile bu kanun kapsamında yürürlüğe konan ikincil mevzuattan muaf tutulacak.

Böylece varlık fonunun tek başına veya üçüncü kişilerle birlikte herhangi bir şirket üzerinde hakimiyet kurmasına ilişkin işlemler Sermaye Piyasası Kanununun bazı maddelerine tabi olmaktan çıkarılmaktadır.

Düzenlemenin Gerekçesi

Yeni Kanunda öngörülen düzenlemeye ilişkin gerekçe aynen aşağıdaki gibidir.

“Türkiye Varlık Fonu Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. alt fonlar ve bunlar tarafından kurulacak Şirketlere 6741 sayılı Kanun ile çeşitli muafiyetler sağlanırken gözetilen şey Anayasa Mahkemesinin de kabul ettiği üzere bu Kanunla amaçlanan hedef ve beklentileri yerine getirirken yapacağı işlemlerde piyasa ekonomisinin gerektirdiği hız ve reaksiyon kabiliyetine sahip olmasıdır. 6741 Sayılı Kanun bakımından verilmiş bulunan muafiyetin amacına uygun uygulanması ve işlemlerin icrasında hızlı ve aktif olunması, bunların taraf oldukları ve icra ettikleri işlemin diğer taraflarına da 6362 sayılı Kanunun 23 ila 27 nci maddelerine ilişkin muafiyetin anılan işlemle sınırlı olmak üzere tanınması ile mümkün olabilecektir. Bu çerçevede yapılan düzenlemeyle anılan muafiyet, ilgili işlemin taraflarına, onların doğrudan ve dolaylı ortaklarına, iştiraklerine, bağlı ortaklıkları ile kontrol sağlanan şirketlerine işlemle sınırlı olmak üzere genişletilmektedir.

Ayrıca, bu dönemde yeni Koronavirüs (Covid-19) salgınının neden olduğu ekonomik kayıpların kamu otoritelerince alınan bir takım finansal, parasal, mali ve ekonomik teşvik ve hukuki önlemlerle hızlı bir şekilde telafisi çalışmaları yapılagelmiştir. 6741 sayılı Kanuna uygun amacın gerçekleştirilebilmesine yönelik işlemlerin icrasının hızlandırılması, muafiyetin işlemin taraflarına işlemle sınırlı olarak tanınması, gerekli olan hız ve ekonomik neticeye olumlu katkıda bulunacağı gibi Türkiye Varlık Fonu, Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. ile alt fonlar ve Şirket tarafından kurulacak şirketler Covid-19 salgınının olumsuz neticelerinin telafisine işlemin hızlı icrasının temini ve işlem çeşitliği sağlamak suretiyle piyasanın hareketlenmesine katkıda bulunacak finansal açıdan zor duruma düşecek büyük kuruluşların ayakta kalmasında onlara klasik banka kredisinden farklı seçenekler ve destekler kilit rol oynayacaktır. Anılan istisna ile şirketlerden kaynak çıkışı da engellenmiş olacaktır.”

Gerekçenin ne dediğini anlamak gerçekten güç. Ancak, anlaşıldığı kadarıyla salgın nedeniyle zor duruma düşen şirketlerin ayakta kalması için banka kredisi dışındaki yöntemlerle Varlık Fonu üzerinden destek sağlanacaktır.

Öte yandan muafiyet sağlanan Sermaye Piyasası Kanunun 23 ila 27’nci madde hükümleri aşağıda kısaca özetlenmektedir.

6362 sayılı Kanunun 23’üncü maddesi halka açık ortaklıkların önemli nitelikteki işlemlerini tanımlamaktadır. Buna göre, halka açık ortaklıkların birleşme, bölünme işlemlerine taraf olması, tür değiştirmesi, imtiyaz öngörmesi veya mevcut imtiyazların kapsam veya konusunu değiştirmesi gibi yatırımcıların yatırım kararlarının değişmesine yol açacak ortaklığın yapısına ilişkin temel işlemler önemli nitelikte işlem sayılır.

Aynı Kanunun 24’üncü maddesi ayrılma hakkını düzenlemektedir. Buna göre önemli nitelikteki işlemlere ilişkin genel kurul toplantısına katılıp da olumsuz oy veren ve bu muhalefeti tutanağa geçirten pay sahipleri, paylarını halka açık ortaklığa satarak ayrılma hakkına sahiptir. Kurul, halka açık ortaklığın niteliğine göre, ayrılma hakkını, ayrılma hakkına konu önemli nitelikteki işlemin kamuya açıklandığı tarihte sahip olunan paylar için kullanılabilmesine ilişkin esasları belirlemeye yetkilidir. Halka açık ortaklık bu payları pay sahibinin talebi üzerine, Kurulca belirlenecek esaslara göre adil bir bedel üzerinden satın almakla yükümlüdür. Kurul, ayrılma talebine konu payların ortaklık tarafından satın alınmasından önce diğer pay sahiplerine veya yatırımcılara önerilmesine ilişkin usul ve esasları düzenleyebilir.

Kanunun 25’inci maddesi pay alım teklifini düzenlemektedir. Buna göre halka açık ortaklıklarda, gönüllü̈ ya da önemli nitelikteki işlemler nedeniyle zorunlu pay alım teklifi yapılması ile ilgili usul ve esaslar Kurulca belirlenir. Pay alım teklifinin Kurul tarafından yasaklandığı durumlarda, yasaklanan teklife dayanılarak gerçekleştirilen işlemler geçersizdir

Kanunun 26’ncı maddesi pay alım teklifi zorunluluğunu düzenlemektedir. Buna göre Halka açık ortaklıklarda yönetim kontrolünü̈ sağlayan payların veya oy haklarının iktisap edilmesi hâlinde söz konusu payların veya oy haklarının iktisabının kamuya açıklandığı tarihte pay sahibi olan diğer ortakların paylarını satın almak üzere teklif yapılması zorunludur.

Kanunun 27’nci maddesi ise ortaklıktan çıkarma hakkı ve satma hakkını düzenlemektedir. Buna göre pay alım teklifi sonucunda veya birlikte hareket etmek de dâhil olmak üzere başka bir şekilde sahip olunan payların halka açık ortaklığın oy haklarının Kurulca belirlenen orana veya daha fazlasına ulaşması durumunda, paya sahip olan bu kişiler açısından azınlıkta kalan pay sahiplerini ortaklıktan çıkarma hakkı doğar. Bu kişiler, Kurulca belirlenen süre içinde, azınlıkta kalan ortakların paylarının iptalini ve bunlar karşılığı çıkarılacak yeni payların kendilerine satılmasını ortaklıktan talep edebilirler. Satım bedeli, 24 üncü̈ madde çerçevesinde belirlenir.

Türk Ticaret Kanunundan Muafiyet

Mevcut düzenleme aslında Varlık Fonuna Türk Ticaret Kanunundan herhangi bir muafiyet öngörülmemektedir. Yeni Kanun bir madde ile sınırlı olarak buna da imkân sağlamaktadır.

Kanun 6102 sayılıTürk Ticaret Kanunu’nun 202’nci madde hükümlerinin

  • Türkiye Varlık Fonuna,
  • Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi ile alt fonlara ve
  • Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketi tarafından kurulan diğer şirketlere,
  • Yukarıda sayılanların tek başlarına veya üçüncü kişilerle birlikte doğrudan ya da dolaylı olarak üzerinde hakimiyet tesis ettikleri şirketlere ve
  • bu hakimiyetin tesisine ilişkin işlemlerle sınırlı olmak üzere bu işlemlerin taraflarına,
  • onların doğrudan ya da dolaylı ortaklarına, iştiraklerine ve bağlı ortaklıklarına

uygulanmamasını öngörmektedir.

Ticaret Kanunun 202’nci maddesi bir şirkete hâkim olan şirketin hakimiyetini hukuka aykırı olarak kullanmasını engellemeye yönelik bir hükümdür.  Grup şirketleri ile ilgili yükümlülük ve sorumlulukları düzenlemektedir. Düzenleme hakimiyetin hukuka aykırı olarak kullanılması hâllerini sınırlı sayı olmadan göstermekte ve sonuçlarını düzenlemektedir. 202’nci maddede öngörülen herhangi bir işlem, meselâ kefalet veya garanti verme, alacak ya da borç devretme, birleşme, bölünme, kanunen hukuka aykırı değildir. Hukuka aykırılık, hakimiyetin kullanılması ve uygulanması bağlamından doğmaktadır. Hukuka aykırılık, işlemin, alınan kararın veya uygulanan ya da uygulanmasından kaçınılan önlemin bağlı şirketin kaybına sebep olmasından ve şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına zarar vermesinden ve şirket yönünden haklı bir sebebi bulunmamasından kaynaklanmaktadır.

202’nci madde sınırlı sayı olmadan iki kategori hakimiyet uygulaması öngörmüştür:

(1) Bağlı şirkete yaptırılan bazı hukukî işlemler (kâr, borç, alacak devri gibi) ve maddî fiiller (tesisi yenilememe, kapatma, üretimi kısıtlama gibi) ve (2) Bağlı şirkete aldırılan birleşme, bölünme, tür değiştirme, menkul değer ihracı gibi önemli kararlar.

Teklifte söz konusu düzenlemenin gerekçesinin yukarıda belirtilen gerekçelerle aynı olduğu ifade edilmektedir.

SONUÇ

Getirilen düzenlemede amaç, salgının yaratacağı ekonomik sıkıntıların giderilmesine yönelik olarak hızlı adım atılabilmesini sağlamaktır. Düzenlemeden ve gerekçesinden Varlık Fonunun nasıl devreye gireceği zor durumdaki şirketlere hangi yollarla destek sağlayacağı net değildir. Ancak muafiyet getirilen mevzuat dikkate alındığında daha çok zor durumdaki şirketlerin ortaklık yapısına müdahale yolunda olacağı anlaşılmaktadır. Uygulamanın nasıl şekilleneceğini ancak zaman içinde görebileceğiz.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor