Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Nazmi KARYAĞDI
13 Kasım 2016Nazmi KARYAĞDI
156OKUNMA

Türkiye Kararını Veriyor: TRexit mi TReziyet mi?

“Türkiye’nin Avrupa Birliğine üyelik süreci oldukça önemli bir çıpadır, kaybedilmemesi gerekir.” Bu düşünceyi gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında pek çok yazardan ya da siyasetçiden duymuş olabilirsiniz. Çıpa, gemilerin dalgalara, akıntılara kapılarak yer değiştirmemesi için suya atılan, zincirle gemiye bağlı bulunan, ucu çengelli ağır demiri ifade eden bir kelime.

57 yıldır Türkiye gibi büyük, dinamik ve güçlü potansiyeli olan bir gemiyi adeta okyanusun ortasında demir atmaya zorlayıp onun tüm hareketini kontrol altına alıp, ona hiçbir rota vermeyip, aslında gideceği hiçbir liman olmaksızın orada kalmasını istemek geldiğimiz nokta itibariyle ne kadar rasyonel sizce?

2007’den beri aslında yürümeyen, ilerlemeyen bir süreç için her yıl “İlerleme Raporu” açıklamak daha mı az trajikomik sizce?

Türkiye’den gerek ekonomik yapı olarak gerek hukuk sistemi olarak gerekse demokratik gelişim düzeyi olarak daha geride olan ülkeler AB’ye üye olarak alındı. Türkiye incitici bir şekilde kapının önünde bekleyen bir ısrarcı, müzmin bir talepkâr haline düşürüldü.

Türkiye’nin başvurusu yaşlı Avrupa’nın zamanı okuyamayan siyasetçilerinin kendi iç siyasi manevralarına alet edildi.

Aslında hukukun üstünlüğü, ekonomik gelişmişlik, büyüme, gelir dağılımında adalet gibi muasır medeniyetin bileşenlerine, bir kulübe veya bir birliğe girince ulaşabileceğini düşünmek hem kendi gücünüzün farkına varamamak hem de ütopik bir beklentiye kucak açmak anlamına geliyor.

Nitekim bugün Bulgaristan, Romanya, Macaristan gibi ülkelerle ilgili haberler irdelendiğinde Avrupa Birliğine girişte pompalanan beklentilerin yerini hayal kırıklıklarına bıraktığını görmekteyiz. Geride bıraktığımız hafta içinde Reuters Haber Ajansının internet sitesine yayınlanan Tsvetelia Tsolova imzalı haberde yer alan Gallup şirketi araştırmasına göre Bulgaristan’da 2007’de %60 olan AB’ye destek oranı %48’e inmiş durumda.

Öte yandan Türkiye’nin kapının önünde bekletiliyor ve üçüncü dünya ülkesi muamelesi yapılıyor olması Türk halkı için de gurur kırıcı bir durumdur. Oysa Cumhuriyetimizin kurucusu, önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Türk’ün haysiyeti, izzeti nefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür.” Bu nedenle de onur kırıcı ve Türkiye’nin zihnini lüzumsuz yere meşgul edici bu durum hakkında karar anı geldi ve geçmekte.

AB’nin farkında olmak istemediği durum Türkiye’nin eski Türkiye olmadığıdır. Nasıl ki IMF’ye olan borcumuzu kapattıktan sonra “Aramızda anlaşma olmasa da en azından gözetim altında olalım, IMF çıpası bizim için yararlıdır.” düşüncelerine dönemin üst düzey yetkililerinin karşı çıktığı gibi bugün de “çıpa lobisi”ne karşı benzeri bir kararı almamız ulusal çıkarımıza ve de ulusal onurumuza uygun olacaktır.

Türk milleti her ne pahasına olursa olsun AB yoluna devam etmelidir demek, ulusal onurumuzu ayaklar altına almak anlamına geliyor. Türkiye’nin refah içinde yaşayan bir ülke olması için çıpaya, çapaya, sopaya ihtiyacı bulunmadığı inancındayız. Bunlara bel bağlamak, bu millete güvenmemek anlamına geliyor. Yapmamız gereken ulusal egemenliğimize sahip çıkmaktan, çok çalışmaktan ve zamanın ruhuna uygun davranmaktan geçiyor.

VERGİALGI olarak 13 Kasım-30 Kasım 2016 tarihleri arasında siz değerli okuyucularımızın görüşünü almak istiyoruz: Türkiye TRexit’i mi seçmeli TReziyeti mi?

Sizi bilmem ama benim oyum özgür, bağımsız ve egemen Türkiye’den, ulusal onurumuzdan yana!

Yorumlarınızı Bize Yazınız
Soru SorYazarlarımızın güncel sorulara cevap verebildiğini göz önünde bulundurarak, lütfen makalenin yayımı tarihten itibaren en geç bir ay içinde sorunuzu yöneltiniz.