Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
İmdat TÜRKAY
21 Nisan 2019İmdat TÜRKAY
276OKUNMA

Türk Vergi Sisteminde Mükellef Hakları - 4

I. GİRİŞ

Mükellef hakları konusu, mükellefler ile Vergi İdaresi arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi açısından son derece önemli bulunmakta olup mükellef hak ve yükümlülüklerin bilinmesine yönelik olarak Vergi İdaresince yapılacak düzenleme ve uygulamalar hem mükelleflerin vergiye gönüllü uyumu artıracak hem de mükelleflerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlayacaktır. Türk Vergi Sisteminde mükellef haklarını inceleyen çalışmamızın dördüncü bölümünde, mükellef haklarının korunması için yapılması gereken bazı hususlar ile Gelir İdaresinin bu konuda yapmış olduğu bazı uygulamalardan bahsedeceğiz.

II. UZLAŞMA MÜESSESESİNİN İŞLERLİĞİ ARTIRILMALIDIR

Türkiye’de uzlaşma kurumu idare ve vergi mükellef arasında oluşan uyuşmazlıkları pazarlık yapılarak çözümlemekte ve böylece ihtilafların yargıya intikal etmesi önlemektedir. Türk vergi hukukundaki uzlaşma kurumu iki ayrı yapıdan oluşmaktadır. Bu yapılardan ilki, adına vergi tarh edilen ve ceza kesilen mükelleflerin başvurabileceği "tarhiyat sonrası uzlaşma" kurumu, ikincisi de vergi tarh edilmeden ve ceza kesilmeden önce mükelleflerin başvurabileceği "tarhiyat öncesi uzlaşma" müessesesidir. Uzlaşma ile idare ile mükellef bir masada oturup karşılıklı olarak ihtilaf konusu olan ve mükellefin talebi ile süreci başlayan vergi ve cezalarda bir indirime gidilmektedir. Uzlaşma sağlandığında, sonuçları kesin olup her iki tarafı da bağlamaktadır.

Uzlaşma işlemi doğurduğu hukuki sonuçları itibariyle öyle bir işlemdir ki, Anayasanın 73. maddesinde yer alan “vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır” hükmünün aksine 213 sayılı Vergi Usul Kanununun uzlaşma komisyonuna verdiği yetki ile mükellefi de olayın içine alarak bir şekilde tahakkuk edecek olan vergi ve/veya cezanın tutarını değiştirebilmektedir. Yani neredeyse kanun gücünde bir hukuki işlemdir uzlaşma olayı. Ancak, uzlaşılan tutarın Hazineye intikali konusunda ortada bir eksiklik vardır. Vergi İdaresi özellikle vergi ziyaı cezasında büyük oranlarda mükellefle anlaşarak indirime gidebilmektedir. Her iki tarafında tutanağı imzalaması ile bir nevi özel hukuktaki sözleşme imzalanması gibi anlaşmaya varılmakta ve mükellef dava yoluna gitmemekte, İdarede hemen uzlaşma sonucuna göre gerekli indirimleri yaparak vergi ve cezayı tahakkuk ettirmekte ve mükellefe bunları ödemesi için de 1 ay vade vermektedir. İşte asıl sorun da burada başlamaktadır. İdarenin bunca iyi niyetine rağmen uzlaşma sonucunda kesinleşip tahakkuk eden vergi ve cezalar maalesef vadesinde ödenmeyebilmekte ve gecikme zammı ile daha sonra ödenebilmektedir.

İdare ile mükellefler arasındaki uyuşmazlıkların yargı organlarına götürülmeden, uzlaşma  ile çözümlenmesi genelde birçok ülkenin vergi sisteminde yer almaktadır. İngiltere, Fransa ve Almanya’da uygulanan uzlaşma sistemleri farklı uygulamaları içeren ancak verginin doğru beyan edilmesini sağlamaya yönelik düzenlemelerdir. Bu ülkelerde kayıt dışı ekonominin çok düşük olması, etkin bir vergi denetim sistemine sahip olmaları, vergi bilincinin yerleşmiş olması ve idareye duyulan güven sayesinde vergi uyuşmazlıkları çok az seviyededir. Bu ülkelerde ortaya çıkan uyuşmazlıkların %90-95’i uzlaşma yoluyla çözümlenmektedir. Örneğin İngiltere’de vergi uyuşmazlıklarının çözümünün esasını, uyuşmazlığın henüz çıkmadan evvel çözüme ulaştırılması oluşturur. Uyuşmazlığın çıkmasının önlenemediği durumlarda ortaya çıkan sorunlar ise büyük ölçüde uzlaşma ile giderilmektedir. Aynı zamanda İngiltere vergi ödevlerini yerine getirmede en dikkatli davranan bireylere sahip bir ülkedir. İngiltere’de yargı yoluna başvurmadan önce idari yola başvurma şarttı vardır. Bu ülkede de vergi uyuşmazlıkları çok düşük oranda görülmektedir. Bunun nedeni; iyi planlanmış ve etkin şekilde kullanılan bir vergi sistemine sahip olmaları, vergi alacaklarını zamanında ve eksiksiz almak istemeleri, gelir beyanlarının yapılmasını sağlamaları, denetimlerinin düzenli şekilde yapılması ve kayıtlı olarak gerçekleşmesi ve vergi sisteminin yeni oluşmuş olmaması çok uzun senelerdir var olması ve sistemin ülkede yerleşmesidir.

Türkiye’de bu yapının tam olarak yerleşmiş olmaması getirilen yeni düzenlemelerle kanunlarda değişikliklerin sürekli olması ve mükelleflerin bu yeni gelişmeleri takip edememeleri nedeniyle bilinçsiz olmaları anlaşmazlıkların yüksek oranda olmasına sebep olmaktadır. İngiltere’de ‘’erken elde edilen vergi, daha geç elde edilecek daha fazla vergiden iyidir’ ilkesinin maliye bakanlığınca benimsenmiş olması vergi uyuşmazlıklarının ortaya çıkmasını engellemekte çıkan uyuşmazlıkları da idari yolla çözmeye çalışmak ve yargıya intikal etmesini engelleyen bir süreç olmuştur. Benimsenen bu ilkeyle beraber vergi uyuşmazlıkları meydana gelmeden önce çözülmesi sağlanmaktadır. Uyuşmazlık doğması durumunda uzlaşma yoluna gidilmekte ve eğer mükellef vergi uyuşmazlığında haklı olduğu takdirde uzlaşmadan vazgeçme hakkı da bulunmaktadır.

İngiltere’nin benimsemiş olduğu ilkeyi bir anlamda da Türkiye’de benimsenmiştir. Bu nedenle de Türkiye’de uzlaşma müessesesi oldukça fazla derecede kullanılmaktadır. Burada idare vergi miktarının bir kısmından vazgeçebilmektedir. Bunun nedeni ise alınması gereken verginin büyük bir kısmının bir an önce alınması ve devlet hazinesine girmesini sağlamak içindir. Vergi miktarının tamamının ya da daha fazlasının zamanından sonra alınması önemsenmemektedir. Çünkü kamunun işlerinin aksamaması gerekmektedir. Bireylere hizmet vermekteki devletin en büyük finans kaynağı vergi ödemeleri olması nedeniyle bu vergilerin zamanında alınması Türkiye içinde oldukça önemlidir. İngiltere uzlaşma müessesesinde yükümlülük vergi idaresi ve vergi müfettişleri üzerindedir. Bu kurumlar mükellefe gerektiği zaman yapılması gereken ikazlardan da sorumludurlar. Burada mükellefin kasıtlı bir tutumda bulunmaması yeterli bir nedendir. Bu durum sadece Türkiye’de farklılık göstermekte mükellef bilinçli ve kasıtlı bir şekilde de vergi ödemesinden kaçınması halinde bile uzlaşma sağlanabilmektedir. Uzlaşma müessesinde pazarlık yapmak yerine mükellef ile uyuşmazlık nedenleri konuşulmakta ve mükellef ikna edilerek verginin alınması sağlanmaya çalışılmaktadır. Çoğu zamanda da mali idare bu konuda başarılı olarak uzlaşmayı sağlamaktadır.

Mademki bu bir anlaşma ve İdarede bir an önce Hazine alacağını gelir kaydetmek istemektedir, o zaman uzlaşmaya ilişkin hükümlerde bir düzenleme yapılarak, uzlaşmanın şartlarından birinin de uzlaşılan tutarların 1 ay içinde ödenmesi gerektiğinin yasal zorunluluk haline getirilmesi daha doğru olacaktır. Uygulamada küçük tutarların uzlaşma sonucunda hemen ödendiği görülmekle birlikte, büyük tutarlara ilişkin uzlaşma sonucu tahakkuk eden vergi ve cezaların vadesinde ödenmediği görülmektedir.  Hatta, vergi gelirinin ilerleyen zamanlarda tahsil edilebilecek yüksek ancak tam olarak belli olmayan miktarına karşı, hemen ve mümkün olan yüksek meblağın tahsilinin sağlanması ve böylece uyuşmazlık dosyasının kapatılması için 1 aylık vadede ödenmesi halinde indirim oranı daha çok, 6 ve 12 aylık sürelerde ödenmesi halinde ise uzlaşmadaki indirim oranının daha az uygulanması gibi değişik alternatiflerde geliştirilmelidir. Yoksa, uzlaşma sağlandı, vergi ve ceza tahakkuk etti ve mükellef vadesinde ödemedi. Sonuç, İdare bu alacağını takip ve tahsil için yine 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre cebri takibat süreçlerini çalıştırarak mükellefle karşı karşıya gelecek ve başlangıçta çözümlenmesi gereken birçok ihtilafla ileride karşılaşılacaktır.

Bir de mükellefler daha başlangıçta ya uzlaşma ya da dava açma başvurusundan birini seçme gibi bir tercihle karşı karşıya bırakılmaktadır. Oysa, vergi ve cezanın Hazineye intikali için yargı süreci devam ederken bile mükellefler yargı sürecinden vazgeçtiklerini beyan ederek uzlaşma talebinde bulunabilmelidir. Çünkü, mükellefler başlangıçta uzlaşmayı düşünmeden direk yargıya gidip tarhiyatın tamamını kaldırabilirim düşüncesiyle hareket etmektedirler. Oysa uzun yargı sürecini başlangıçta öngörmedikleri için sonradan İdare ile uzlaşmadıklarına pişman olmaktadırlar. Bu nedenle, yargı sürecine giden mükelleflerin sonradan uzlaşma talep etmeleri sağlanabilir ve hatta bu durumda 1 ay içinde ödemeleri şartıyla uzlaşma yapma şartı konabilir.

III. VERGİYE GÖNÜLLÜ UYUM KAPSAMINDA GETİRİLEN %5 ORANINDAKİ VERGİ İNDİRİMİNİN KAPSAMI GENİŞLETİLMELİDİR

Geçmiş dönemlerde süresinde ödenmemiş vergi/ceza borçları için sürekli olarak yapılandırma kanunlarının çıkarıldığı Ülkemizde vergisini düzenli ödeyen gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine 2018 yılında getirilen %5 vergi indirimi çok önemli bir düzenlemedir. Gerçekten de mükelleflerin ödevlerini gönüllü bir şekilde yerine getirmeleri çeşitli yöntemlerle teşvik edilmelidir. Ancak, getirilen %5 vergi indiriminin şartlarının çok fazla olduğunu söyleyen görüşler bulunmaktadır. Uygulamadan yararlanmanın şartlarına baktığımızda; indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıla ait vergi beyannamelerinin kanuni süresi içerisinde verilmiş ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin de kanuni süresi içerisinde ödenmiş olması ile indirimin hesaplanacağı beyannamenin ait olduğu yıl ile bu yıldan önceki son iki yıl içerisinde haklarında beyana tabi vergi türleri itibarıyla ikmalen, re’sen veya idarece yapılmış bir tarhiyat bulunmaması gerekmektedir.

Bu şartlara göre bu indirimin çok az sayıda mükellefi kapsadığı söylenmektedir. Çok sayıda mükellef ise küçük tutarlar nedeniyle faydalanamadığı için uygulamanın genişletilerek, fiili şartların hafifletilmesi gerekmektedir. Mevcut uygulamanın bazı gelir unsurlarını (ücret, kira, menkul sermaye iradı, diğer kazanç ve iratlar) kapsamadığı için vergilendirmenin temel ilkelerinden olan eşitlik ilkesine açık olarak aykırı bulunduğunu ileri süren görüşlerde bulunmaktadır. Gönüllü uyum kapsamında tüm gelir unsurlarını dahil etmeden bu şekilde belli gelir unsurları için vergi indiriminde bulunmak, vergisini düzenli beyan eden ve ödeyen diğer gelir unsurlarının haklarına aykırı bir işlem olarak görülmektedir. Bu nedenle, gönüllü uyumu teşvik için %5 vergi indiriminden yararlanacak mükelleflerin kapsamının genişletilmesi faydalı olacaktır.

IV. VERGİ AFLARINA SIKLIKLA BAŞVURULMAMALIDIR
Tahsil edilmeyen alacaklar, mali afları gündeme getirmiştir. Cumhuriyet tarihi boyunca  ortalama 3 yıl olmak üzere 35 mali af çıkartılmıştır. Son dönemlerde yapılandırma için başvurulan oran, af kapsamındaki alacağın %50’sine karşılık gelmektedir. Yapılandırılan alacaklarında %60’nın tahsil edildiği öngörülmektedir. Dolayısı ile af kapsamındaki tahsilat oranı %30’la sınırlı kalmaktadır. Sık tekrarlanan aflar, düzenli olarak borcunu ödeyen mükelleflerin ödeme alışkanlıklarını olumsuz etkilemektedir. Toplumsal vergi bilincini ve vergiye gönüllü uyumu olumsuz yönde etkileyen ve de kayıtdışı ekonomi ile mücadeleye negatif yönde etki yapan unsurlardan biri de vergi borçlarının yapılandırılmasıdır. Daha halk tabiri ile vergi aflarıdır. Sadece 2016, 2017 ve 2018 yıllarında toplamda üç adet birikmiş vergi borçlarının yapılandırılması için kanuni düzenleme (6736, 7020 ve 7143 sayılı Kanunlar) yapılmıştır.

Ancak, 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sisteminin devreye girmesiyle birlikte, eski alışkanlıklardan biri olan vergi aflarına fazla itibar edilmeyeceği anlaşılmaktadır. Şöyle ki, Maliye ve Hazine Bakanı Sayın Berat Albayrak, “Benim Bakanlığım döneminde bir daha böyle bir vergi barışı olmayacak. Benim döneminde bir daha vergi barışı yok. Ve biz daha yalın ve daha tabana yayılmış vergi sistemi için çalışıyoruz." demek suretiyle, vergi aflarının karşısında olduğunu net olarak ifade etmiş bulunmaktadır. Bu yeni anlayış, Türk Vergi Sisteminin gelişmesi ve mevcut mükelleflerin vergi bilinci ve vergiye uyumu açısından son derece doğru bir yaklaşımdır. Daha önceki bölümlerde de belirtildiği üzere vergi ahlakı, vergi ödeme konusunda içsel bir motivasyondur. İçsel motivasyonla kastedilmek istenen, dışsal bir zorlama ve baskı olmaksızın gönüllü vergi ödeme durumudur. Bireyler vergiyi ya gönüllü olarak öderler ya da yakalanma ve cezalandırılma riskini göze alarak vergiyi ödemezler. Vergi ahlakı konusunda adalet de önemlidir. Adil olmayan bir vergi sistemi, vergi kaçırmayı kolaylaştırmaktadır. Yine vergi ahlakı konusunda, vergi ahlakı ve vergi bilincini etkileyen faktörler de oldukça önem taşımaktadır. Aynı zamanda mükelleflerin vergi suç ve cezalarını algılaması da oldukça önemlidir. Vergi suç ve cezalarında yaptırım gücünün fazla etkin olmaması da mükellefleri vergi kaçakçılığı, kayıt dışı ekonomi gibi olumsuz yollara başvurmasına neden olmaktadır.

Vergi aflarının da sık uygulanması mükellefleri vergi ödememeye yöneltmektedir. Çünkü mükellefler sık sık af beklentisi içinde olmakta ve vergi ödememekte ısrarcı olmaktadır. Türkiye’de vergi kaçakçılığı ve kayıt dışılığın en önemli sebeplerinden biri vergi idaresinin ve denetimlerin yetersiz olmasıdır. Mükellefler, “herkes vergi kaçırıyor, ben neden kaçırmayım” mantığı ile vergi kaçırmaktadırlar. Vergi sisteminin karmaşık yapıda olması yolsuzluğu kolaylaştırmaktadır. Türkiye’de kayıt dışı ekonominin ve vergi kaçakçılığının tahmini boyutları her geçen yıl azalmakla birlikte, hala OECD ülkeleri ve Avrupa Birliği ortalamasının üzerindedir. Bu da bizi Türkiye’de vergi bilinci ve vergi ahlakı seviyesinin yetersiz olduğu sonucuna götürmektedir. Bu nedenle, artık vergi borçlarının yapılandırılması denen kanunlar yerine 6183 sayılı Kanunda yer alan kolaylaştırılmış tecil müessesesinin devreye girmesi ve borcunu ödeyemeyen her mükellef için ayrı ayrı özel yapılandırmalar yapmak suretiyle zor durumdaki mükelleflere yardımcı olunması gerekmektedir.

V. VERGİ ÖDEYİCİSİ AVUKATI VEYA VERGİ OMBUDSMANI KURUMU OLUŞTURULABİLİR

Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB), yeni dönemde mükelleflere güven veren bir yapıya dönüştürülmesi ve vergilerin toplanmasında mükellef odaklı olması hedefleniyor. Gelir İdaresi Başkanlığında uzun süre görev yapan, Mükellef Hizmetleri Daire Başkanlığının kurulmasında görev alan, Vergi İletişim Merkezini kuran ve tüm personelin ilk defa profesyonel olarak mükellef hizmetleri teknikleri eğitimi almasını sağlayan Karyağdı, vergi dairelerinde vatandaşların haklarını gözetmesi için ‘vergi ödeyicisi avukatı’ birimi kurulmasını önermektedir. Karyağdı, yeni dönemde idarenin sahip olması gereken özelliklerin başında mükellef üzerinde güven oluşturma, öngörülebilirlik ve nezaketin temel değerler olması gerektiğini söylemektedir. Mükellefin kolayca yardım aldığı bir Vergi İdaresi vurgusu yapan Karyağdı, “Vergi mükellefi” kavramı yerine ‘vergi ödeyicisi’ kavramına geçilmeli” önerisinde de bulunmaktadır. Yeni GİB’in ‘vergi ödeyicisine’ yol gösteren, tutarlı ve adil bir yaklaşım içerisinde olması gerektiğini kaydeden Karyağdı, “İdare mükellefin kendisini değerli hissetmesini sağlamalı. Bunun için önce kendi çalışanlarını değerli hissettirmeli, ‘Önce Çalışan, Önce Vergi Ödeyicisi’ ilkesi ile hareket etmeli ve bunu hayata geçirilmelidir” demektedir.

Karyağdı, vergi dairelerinde mükelleflerin sıklıkla şikayet konusu ettiği ‘yasal boşlukların kurum lehine yorumlanması’ uygulamasını da GİB’in bırakması gerektiğini dile getirmektedir. Karyağdı, “Bürokratik ve şekilci kuralları ortadan kaldırmalı. Vergi yasalarına uymak için katlanılan zaman ve para maliyetini minimum düzeye indirmeli. Yasalardaki boşlukları ‘vatandaş lehine’ yorumlamalı ve uygulamalı. Piyasa ile aynı frekansta çalışmalı ve piyasa koşullarına duyarlı vergi mükellefine hizmet vermeli. Aynı anda vatandaşın hem bir hakkı, hem de bir yükümlülüğü varsa; önce vatandaşın hakkı teslim edilmeli, sonra yükümlülüğü uygulamalı. Denetim fonksiyonu piyasadaki gelişmelere hassas ve uyumlu olmalı.” demektedir. Yeni dönemde vergi dairesinin verimlilik, kalite ve etkinlik odaklı olarak yeniden dizayn edilmesi gerektiğin belirten Karyağdı, idarenin teknolojiyi, mükelleften daha az sayıda belge isteme ve mükellef hizmetlerini geliştirmek için kullanması gerektiğini söylemektedir. Vergi dairesindeki sorunların çözümü için vergi dairelerinin fiziksel ortamının bir aile ortamı sıcaklığında iş motivasyonunu artıracak şekilde düzenlenmesini önermektedir. Vatandaşı kollayan bir mekanizmanın gerekliliğine dikkat çeken Karyağdı, İdare ‘Vergi Ödeyicisi Hizmetleri Merkezi’ konseptinde yeni bir dizayn yapmalıdır. Kurum önce mükellefin kendisini değerli hissetmesini sağlamalı” demektedir.

Öte yandan, günümüzde birçok ülkede ombudsman kurumu ya genel ombudsman üzerinden ya genel ombudsman mekanizması içinde oluşturulan özel bir vergi danışmanlığı aracılığı ile ya da ayrı bir vergi ombudsmanı kurulması suretiyle oluşturulmuştur. Vergi ombudsmanı, mükellef haklarının korunması noktasında idarenin haksız işlemlerine karşı mükelleflerin düzeltme talepleri veya şikayetlerinin ilgili idarelerce çözümlenmemesi halinde bu uyuşmazlıkları çözümleme konusunda faaliyet gösteren vergi mükelleflerinin vergi idaresinden kaynaklanan şikayetlerine katkı sağlayan bir kurumdur. Çabukluk, etkinlik, uzmanlık, duyarlılık, vergi davalarının azaltılması ve vergilendirmenin doğasından gelen zorluklar özel ve ayrı bir vergi ombudsmanı oluşturulmasını gerektirmektedir. Bu kurum ile mükellefler ile vergi idareleri arasındaki vergi uyuşmazlıklarının çözümü, gelir idaresi işlemlerinin denetlenmesi, mükellef haklarının korunması, mükelleflere danışmanlık hizmeti sunulması, vergi sorunları ile ilgili TBMM’ne görüş bildirilmesi ve vergi sisteminin geliştirilmesine yönelik fonksiyonları bulunmalıdır.

VI. MÜKELLEF MEMNUNİYETİ SİSTEMATİK OLARAK ÖLÇÜLMELİ VE GEREKLİ TEDBİRLER ALINMALIDIR

Toplumsal vergi bilincinin, mükellef memnuniyetinin zaman zaman ölçülmesi, mükellefe sunulan vergisel hizmetlerin ne derece başarıya ulaştığını ölçme açısından son derece önemlidir. Modern gelir idareleri tarafından son çeyrek yüzyılda mükellef memnuniyetini ölçmek ve çıkan sonuçlara göre yeni hizmetler geliştirmek yönünde bir eğilim söz konusudur.

2005 yılında mükellef odaklı hizmet anlayışı şeklinde yeniden şekillenen ve örgütlenen Türk Gelir İdaresi de son yıllarda sürekli olarak anketler yapmak suretiyle gerek mükellefler gerekse meslek mensuplarının (serbest muhasebeci mali müşavir) memnuniyet ve şikayetlerini ölçmekte, görüş ve önerilerine başvurmaktadır. Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından son yıllarda yaptırılan mükellef memnuniyet anketlerinde memnuniyet oranları şöyle gerçekleşmiş bulunmaktadır.

  • Mayıs 2012’de 1.500 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ankette memnuniyet oranı %57,6, 
  • Aralık 2013’de 11.520 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ankette memnuniyet oranı %63,
  • Aralık 2015’de 15.000 mükellef ve 1.000 muhasebe meslek mensubu katılımıyla gerçekleştirilen ankette;
  • Mükellef genel memnuniyet oranı %76,94,
  • Meslek mensubu genel memnuniyet oranı %74,72,

olarak belirlenmiştir. Bu oranlar yeterli midir tabi ki hayır. Mükellef hizmetleri yaşayan bir süreçtir ve sürekli olarak gelişen bir kamu hizmetidir. Bilişim teknolojilerinin gelişimine paralel olarak, internet tabanlı e-uygulamalar arttıkça mükellef memnuniyeti daha da artacaktır. Ancak, mükellefin vergi yükünü artıracak kanunların topluma iyi anlatılması gerekmektedir. Yoksa tek başına mükelleflere kaliteli hizmet sunmak mükellef memnuniyetini artırmayacaktır. Vergilerin temel ilkeleri asla unutulmamalı ve topluma mevcut vergilerin adil olduğu, eşitlik ilkesine uygun olduğu ve herkesin ödeme gücüne göre vergi alındığı iyi anlatılmalıdır. Aksi takdirde vergi tekniği açısından en mükemmel vergi yasaları da yapılsa nihayetinde kişilerin mülkiyet haklarına yani gelirlerine ve tasarruflarına dokunan bir yanı olduğundan, vatandaşların neyin karşılığında nelerden vazgeçeceğini bilmesi ve Devleti için, milleti için, geleceği ve çocukları için hangi fedakarlıkta bulunması gerektiği çok iyi anlatılmaz ise vergiyi gönüllü ödeme alışkanlığı ortadan kalkar ve her birey kendi kişisel ve sosyal argümanları doğrultusunda vergiyi kaçırmanın yöntemlerini mevcut toplumsal hafızadan bulur, alır ve uygular.

VII. MÜKELLEFİN ŞİKAYET/ÖNERİ/GÖRÜŞÜNÜ İLETEBİLDİĞİ SİSTEMLER ETKİN KULLANILMALIDIR

Mükellef Geri Bildirim Sistemi ile mükellefler www.gib.gov.tr/Mükellef Geri Bildirim Sistemi üzerinden giriş yaparak vergi uygulamaları konusundaki görüş, öneri, şikayet ve teşekkürlerini iletilebilmektedir. Bu sistemin hayata geçmesi bir Avrupa Birliği projesi kapsamında gerçekleşmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından, Avrupa çapında örnek bir gelir idaresi haline gelme hedefiyle EFQMMükemmellik Modelini (Avrupa Kalite Vakfı Mükemmellik Modeli) uygulanmıştır. Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen "Gelir İdaresinde Kalite Yönetimine Giriş İçin Teknik Destek Projesi"nin uygulanmasına 2010 yılında başlanmış ve 2012 yılında tamamlanmıştır. Projenin bileşenlerinden biri olan mükellefler tarafından iletilen vergi uygulamalarına yönelik hizmetlere ilişkin öneri, sorun ve teşekkürlerin değerlendirildiği ve sonucundan mükellefe bilgi verildiği Mükellef Geri Bildirim Sistemi, Mart 2013’de uygulamaya geçmiştir. Mükellef Geri Bildirim Sistemi ile Gelir İdaresi Başkanlığı, iyileştirme çalışmalarında mükelleflerin katkısını alarak vergiye gönüllü uyumun artırılması ve mükelleflerin memnuniyetini sağlayarak kurum performansının geliştirilmesini amaçlamaktadır.

Sistemde; soru, şikayet, öneri, teşekkür olmak üzere temel olarak dört ana kategoride gerçek/tüzel kişi mükelleflerden geribildirim alınabilmektedir. Mükellef Geri Bildirim Sistemi, vergi mükelleflerinin iyileştirme süreçlerine katılımı için önemli bir araç teşkil etmektedir. Gelen geribildirim ve önerilerin etkin olarak değerlendirilmesi, hizmetlerde etkinliğin, verimliliğin ve kalitenin iyileştirilmesine katkıda bulunmaktadır. Gerçek ve tüzel kişiler tarafından girilen geri bildirimler sistemin operasyonundan sorumlu uzman ekip tarafından incelenecek, inceleme sonunda operasyon ekibi geri bildirimi kendisi yanıtlayabileceği gibi ilgili birime yönlendirerek yanıtlanmasını isteyebilmektedir.Gerçek ve tüzel kişi mükellefler Gelir İdaresinin hizmetleriyle ilgili görüşlerini, internet sitesinde (www.gib.gov.tr) yer alan “Mükellef Geri Bildirim Sistemi” linkinden ya da adres çubuğuna https://intvrg.gib.gov.tr/index.jsp?gn=onerigiris yazıp erişerek iletmeleri mümkün bulunmaktadır.

Mükellef Geri Bildirim sistemi ile gerçek ve tüzel kişi mükelleflerin görüşleri doğrultusunda Gelir İdaresi tarafından sunulan hizmetlerin daha kaliteli, etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayarak vergiye gönüllü uyumun sağlanması için, sunulan hizmetlere ilişkin olarak kullanıcıların web ortamında ilettikleri öneri, sorun ve teşekkürleri yine web ortamında değerlendirilerek, sonucundan mükelleflere bilgi verilmesi sağlanmaktadır. Gelir İdaresinin mükelleflerden sunmuş olduğu hizmetlere ilişkin olarak geri bildirim alması, onları değerlendirmesi ve sonucundan da görüş bildiren mükelleflere geri dönüş yapması son derece önemli bir gelişme olup; esasen bu tip uygulamalar son yıllarda benimsenmiş olan, vergilendirme işlemlerine mükellef gözüyle bakabilen ve sürekli değişen mükellef ihtiyaçlarına cevap verebilen “mükellef odaklı gelir idaresi” anlayışına dauygun olan hizmetlerdir.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından mükellef odaklı ve katılımcı yönetim anlayışı çerçevesinde oluşturulan Mükellef Geri Bildirim Sistemi, yenilenen içeriği ile 2016 yılında yenilenmiş ve mükelleflerin talep ve önerilerini daha hızlı ve kolay iletebilmeleri için sistemin yazılımı ve kapsamı geliştirilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı 2017 Yılı Faaliyet Raporunda yer alan bilgilere göre; Mükellef Geri Bildirim Sistemi kapsamında Gelir İdaresi tarafından sunulan hizmetlere ilişkin olarak mükellefler tarafından bildirilen sorun, talep, öneri ve memnuniyetler değerlendirilmiş ve ilgili birimlere aktarılarak sonuçlandırılmıştır. 31/12/2017 tarihi itibariyle Mükellef Geri Bildirim Sistemi aracılığıyla mükelleflerden toplam 18.782 adet talep ve bildirim alınmıştır. Bu sayının 13.373 adedini işlem talepleri oluşturmakta olup 5.409 adedi bildirimdir. 5.409 adet bildirimin 1.880 adedi öneri olarak değerlendirilmek üzere ilgili birimlere aktarılmıştır. Aktarılan bildirimlerin tümü, işlem taleplerinin ise 13.308 adedi ilgili birimler tarafından sonuçlandırılmıştır.Görüldüğü üzere, Mükellef Geri Bildirim Sistemi, vergi mükelleflerinin vergisel işlemlerin iyileştirme süreçlerine katılımı için önemli bir araç teşkil etmektedir. Gelen geri bildirim ve önerilerin etkin olarak değerlendirilmesi, hizmetlerde etkinliğin, verimliliğin ve kalitenin iyileştirilmesine katkıda bulunmaktadır.

VIII. MÜKELLEFLERİN İNTERAKTİF VERGİ DAİRESİ VE VERGİ İLETİŞİM MERKEZİNİ (VİMER-189) DAHA ETKİN KULLANIMI SAĞLANMALIDIR

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun verdiği yetkiye istinaden Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hayata geçirilen İnteraktif Vergi Dairesi Uygulaması; Gelir İdaresinin görev tanımları içerisinde yer alan hizmetlerin sunulması veya kişilerin vergisel ödevlerini yerine getirmesi amacıyla şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları kullanılmak suretiyle erişim sağlanan internet adresi (https://ivd.gib.gov.tr)  ve mobil uygulamalar üzerinde oluşturulan elektronik ortam üzerinden gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller tarafından birçok bilginin görüntülenebilmesine ve birçok işlemin yapılmasına imkan veren son derece hızlı ve kolay bir uygulamadır.

Özetle mükellefler sistem üzerinden;  borç ödeme, e-tebligat sistemine dahil olmak için talepte bulunma, vergi cezalarında indirim talebinde bulunma, uzlaşma talebinde bulunma, mükellefiyet durum yazısı alma, borç durum yazısı talebinde bulunma, özelge talebinde bulunma, gerçek kişilerde işe başlama, adres değişikliği bildiriminde bulunma, gerçek kişilerde şube açılış bildiriminde bulunma, gerçek kişilerde işi bırakma bildiriminde bulunma, izaha davet müessesi kapsamında izahta bulunma, tecil talebinde bulunma, genel dilekçe verme gibi birçok vergisel işlemlerini  gerçekleştirebileceklerdir. Sistemin içeriğindeki hizmet çeşitliliğinin artmasıyla mükellefler her geçen süreçte bağlı oldukları vergi dairesine gitmeden birçok vergisel işlemi yapabilecekler ve büyük bir zaman ve maliyet tasarrufu sağlayacaklardır.İnteraktif Vergi Dairesi uygulaması hakkında Gelir İdaresi tarafından hazırlanan ve internet sayfasında yayınlanan Broşürde ayrıntılı bilgiler yer almaktadır.

Öte yandan, Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı olarak faaliyette bulunan Vergi İletişim Merkezi (VİMER-189), mükelleflerin vergi ile ilgili konularda güncel, doğru ve hızlı bilgiye telefon aracılığıyla ulaşmalarını sağlamak amacıyla Mart/2008 tarihinde kurulmuştur. Tüm Türkiye genelinde çağrı merkezi olarak faaliyette bulunan Vergi İletişim Merkezi; vergi ile ilgili konularda bilgi danışma, ihbar yönetimi, geri arama, borç sorgulama, İngilizce elektronik posta yanıtlama ve Motorlu Taşıtlar Vergisi işlemlerine ilişkin hizmetleri vermektedir. Vergi İletişim Merkezinde hizmet saatleri hafta içi 09:00-19:00 arasında olup, resmi tatil günlerinde hizmet verilmemektedir. Vergi İletişim Merkezi ile telefonla yapılan görüşmeler şehir içi görüşme tarifesi üzerinden ücretlendirilmektedir.Vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi için vatandaşlarla işbirliği içinde olan Vergi İletişim Merkezi ihbar bildirimlerini de almaktadır. Vergi İletişim Merkezi tarafından alınan ihbar bildirimleri denetim yapılmak üzere en kısa zamanda illere gönderilmekte ve sonuçlanması sağlanmaktadır. İhbar bildiriminde bulunan kişi otuz (30) gün sonra VİMER’i aradığında, ihbara ilişkin olarak yapılan işlem hakkında bilgi alabilmektedir. İşte VİMER’in artık telefon bankacılığında olduğu gibi mükelleflerin birçok vergisel işlemini vergi mahremiyetine de dikkat edilerek telefon üzerinden yapabilecek şekilde kurgulanmalıdır. Bu durumda, mükelleflerin vergi dairesine gitmeden 7/24 interaktif vergi dairesini ve Vergi İletişim Merkezini kullanarak vergisel işlemlerini hızlı, kolay ve güvenli bir şekilde yapmaları sağlanmakta ve tüm bunların sonucunda mükelleflerin vergiye gönüllü uyumları artmaktadır.

(Çalışmanın Son Bölümü Gelecek Yazımızda)

(Bu yazıda yapılan açıklamalar, tamamıyla yazarına ait olup hiçbir şekilde yazarın çalıştığı kurumunu bağlamaz, kurumunun görüşü olarak kullanılamaz ve değerlendirilemez.)

- Zekiye Nur Özkan Kerimoğlu, Vergi Hukukunda Uzlaşma Sisteminin İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, Okan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İşletme Anabilim Dalı Muhasebe Ve Denetim Programı, İstanbul, Haziran 2016.
- İmdat Türkay, “Vergi Ve Cezada İdari Başvuru Yolu Uzlaşma”, Vergi Raporu, Ekim 2016.
- Ayrıntılı bilgi için bakınız, İmdat Türkay, Vergiye Uyumlu Mükelleflere Getirilen Kolaylaştırılmış Tecil Uygulaması, Legal Mali Hukuk Dergisi, Mayıs 2018.
- Nazmi Karyağdı, https://www.yenisafak.com/ekonomi/vatandasa-avukat-onerisi, 27.08.2018.
- http://www.gib.gov.tr/mukellef-ve-meslek-mensubu-3568-sayili-kanuna-tabi-memnuniyet-anketi-2015-sonuclandi, 2.2.2016.
- https://intvrg.gib.gov.tr/index.jsp?gn=onerigiris.
- İmdat Türkay, https://vergialgi.net/vergi/gelir-idaresinde-efqm-mukemmellik-modeli-ve-mukellef-geri-bildirim-sistemi, 08.12.2013.
- http://www.gib.gov.tr/sites/default/files/fileadmin/faaliyetraporlari/2017/2017_faaliyet_raporu.pdf.
- İmdat Türkay, Vergisel İşlemlerde Dijital Dönüşüm “İnteraktif Vergi Dairesi Uygulaması”, Yaklaşım Dergisi, Mayıs 2018.
- http://www.gib.gov.tr/sites/default/files/fileadmin/beyannamerehberi/2018_ivd.pdf.
- www.gib.gov.tr/Mükellef Hizmetleri/Vergi İletişim Merkezi, 15.10.2018.

Yorumlarınızı Bize Yazınız
Soru SorYazarlarımızın güncel sorulara cevap verebildiğini göz önünde bulundurarak, lütfen makalenin yayımı tarihten itibaren en geç bir ay içinde sorunuzu yöneltiniz.