Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Bülent TAŞ
21 Aralık 2021Bülent TAŞ
776OKUNMA

Türk Lirası Mevduatın Dövize Endekslenmesi Ne Anlama Geliyor?

Politika faizlerinin indirilmesinin sonucu olarak döviz kurundaki artış TL mevduattan kaçışa yol açmış bu da döviz kurundaki değer kaybını hızlandırmıştı. Son açıklanan ekonomik kararlardan döviz kurundaki artışın dışarıdan değil içerden kaynaklandığının, temel sebebin de ekonomik gerçekliğe aykırı bir şekilde politika faizinin düşürülmesi olduğunun artık anlaşıldığını göstermektedir.

Açıklanan kararlardan birisi “Bundan sonra hiçbir vatandaşımızın 'kur daha yüksek olacak' diye mevduatını Türk lirasından dövize geçirmesine ihtiyaç kalmayacak. Dolardaki artış TL mevduatlarına yansıtılacak. Kur getirisi mevduat kazancının altında kalırsa aradaki fark doğrudan vatandaşımıza ödenecek." şeklinde ifade edilmiştir. Bu ifadeden anlaşılan TL mevduatın döviz kuruna endeksleneceğidir. TL mevduata politika faizinden esinlenerek bankalarca belirlenen faiz uygulanacak ancak bu faiz getirisi mevduat döviz üzerinden olsaydı oluşacak kur farkı tutarının altında kalırsa fark Hazine tarafından mevduat sahibine ödenecektir.

18 TL’yi geçen Dolar kuru, bu açıklamanın ardından önemli ölçüde aşağı doğru inmeye başlamış, 13 TL nin altını gördükten sonra bu yazının kaleme alındığı sırada tekrar 13,04 düzeylerine çıkmıştır.

Hazinenin TL mevduatı dövize endeksleyerek kur riskini üstlenmesi panik halde TL’den kaçışı önleyerek kısa vadede kuru aşağı çekmede yararlı olabilir ancak orta ve uzun vadede önemli sorunlar yaratmaya müsaittir. Önümüzde Hazinenin döviz üzerinden borçlanarak üstlenmiş olduğu kur riskinin bütçeye yarattığı yük örneği ortadayken bunu TL mevduata da genişletmeyi anlamak mümkün değildir.

14 Aralık 2021 tarihinde VergiAlgıda yayımlanan “Döviz ile iç borçlanmanın halkımıza yüklediği ek maliyet” başlıklı makalemde hesapladığım üzere, son üç yılda Hazinenin döviz bazlı iç borçlanması nedeniyle kurlardaki önemli bir artışın sonucu olarak halkımıza yüklediği ek maliyet 109 milyar TL civarındadır. TL mevduatta endeksleme kur riskinin faizi aşan kısmının Hazinece üstlenilmesini öngörmekle beraber TL mevduatın boyutu düşünüldüğünde Bu örnek TL mevduatı dolara karşı endekslemenin ne boyutta bir risk yaratabileceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

BDDK verilerine göre Ekim 2021 sonu itibariyle TL mevduat yapısı aşağıdaki gibidir.

On Bin TL'ye KadarOn Bin-Elli Bin TL ArasıElli Bin-İkiyüzelli Bin TL Arasıİkiyüzelli Bin -Bir Milyon TL ArasıBir Milyon TL ÜzeriToplam
TP Mevduat / Katılım Fonları - Yurt İçi Yerleşik69.768139.607350.046369.742933.1801.862.342
a) Gerçek Kişiler62.922120.706301.979303.509323.8741.112.989
b) Resmi Kuruluşlar1574711.2162.76171.40076.005
c) Ticari ve Diğer Kuruluşlar6.68918.43146.85163.472537.905673.348

Toplam 1 Trilyon 862 milyar TL mevduatın 442 milyar TL si vadesiz mevduat olup vadeli mevduatın 1 trilyon 420 milyar TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu mevduatın hesaplama kolaylığı bakımından 1 aylık vadeli olduğunu varsayarsak, aybaşında kurun 13 TL ay sonunda kurun 13,5 TL, yıllık faiz oranının %14 olduğunu öngörerek bir hesaplama yaparsak kurdaki 50 kuruşluk bir artışın Hazineye aylık yükleyeceği kur maliyeti 38 milyar TL civarında olacaktır. Kurda yüksek tutarlı zıplamaların olması halinde Hazinenin maruz kalacağı yükün boyutunu buna göre tahayyül edebiliriz.

Aslında bu kredi kullananların devlet hazinesinden sübvansiyonu anlamına gelmektedir. Mevduat sahiplerine faize ek olarak kur farkı verilmekte, kredi kullananlardan faize ek kur farkı alınmamaktadır. Zira politika faizinin yaratacağı düşük kredi faizinden yararlananlar bu borçları için herhangi bir döviz endekslemesi zorlamasıyla karşı karşıya kalmayacaklardır. Böylece krediyi doğrudan yatırım yerine döviz veya dövize endeksli portföy yatırımlarda kullanmanın cazibesine karşı direnmeye çalışacaklardır.

TL mevduatı dövize endekslenmesi gerçekleşecek kur riskinin maliyeti vergi ödeyicilerinin üzerine bir yük veya daha çok borçlanma ile gelecek nesillerin üzerine bir yük olarak yansıyacaktır. Mevduat sahipleri faiz adı altında değil de kur farkı adı altında paradan para kazanacaklar, vatandaş faiz yükü altında değil de kur farkı yükü altında ezilmiş olacaktır.

Bunun yerine faizlerin ekonominin gerek kıldığı şekilde oluşmasına izin vermek, istihdamı artıracak şekilde doğrudan yatırım yapanlara bu yatırımları ile ilgili olarak kullanmış oldukları krediler için faiz desteği sağlamak belki daha rasyonel olacaktır.

Bu aynı zamanda hiç te yerli ve milli bir politika değildir. Mevduat sahiplerinin mevduatı dövize endekslenirse ekonomideki diğer üretim faktörlerinin gelirlerinin de dövize endekslenmesi talebi haklılık kazanacaktır. Mesela ücret gelirleri neden dövize endekslenmesin? Ücretlerdeki artışın döviz kurundaki artışın altında kalması durumunda aradaki fark neden Hazine tarafından karşılanmasın? Bu işin sonu gelmez.

Yorumlar

  • T
    Tahir
    Tesekkurler,
  • E
    Erol Sönmezocak
    Yazınızın sonunda belirtiğiniz "Ücretlerin de dövize endekslenmesi önerisi" bu güne değin okuduğum en çarpıcı bir öneri. Kutlarım. Saygılarımla

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor