Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Serhat AKTAŞ
29 Temmuz 2021Serhat AKTAŞ
449OKUNMA

Temmuz 2021-IMF Dünya Ekonomik Raporu’nda Öne Çıkan Başlıklar Neler?

IMF tarafından hazırlanan Dünya Ekonomik Görünüm Raporu yayınlandı. Yılda iki kez yayınlanan rapor küresel ekonomik gidişata yönelik son durum değerlendirmelerini ve önerileri içeriyor. Bu yıl yayınlanan ikinci raporda aşıda adaletsiz dağılım nedeniyle gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiler arasındaki ayrışmaya dikkat çekiliyor. Gelişmekte olan ülkelerde enflasyon beklentilerine yönelik uyarılar yer alıyor.

2021 yılına ilişkin ilk Dünya Ekonomik Görünüm Raporu Nisan ayında yayınlanmış ve Türkiye için büyüme tahmini yüzde 6 olarak açıklanmıştı. Güncellenen raporda bu yıl için büyüme tahmini yüzde 5.8’e düşürüldü. 2022 yılı için büyüme tahmini yüzde 3.3 oldu. Nisan ayında yayınlanan raporda 2022 yılı için büyüme tahmini yüzde 3.5 olarak açıklanmıştı.

Gelişmiş Ekonomiler ile Gelişmekte Olan Ekonomiler Arasındaki Fark Açılıyor

Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda 2021 yılı için küresel büyüme tahminini yüzde 6 olarak açıklandı. 2022 yılı için büyüme tahmini ise yüzde 4.9 oldu (Nisan ayı beklentisi yüzde 4.4). IMF, 2021 yılına ilişkin küresel büyüme tahminini değiştirmemiş olsa da büyümenin kompozisyonunda değişiklik olduğu görülüyor. Küresel ekonomide toparlanma devam ediyor etmesine ama gelişmiş ekonomiler ile gelişmekte olan ekonomiler arasındaki fark açılıyor.

Gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkelerin performansı kıyaslandığında ekonomik toparlanmanın dengeli ilerlemediği anlaşılıyor. İki kutupta toparlanma çabalarının birbirinden ayrıştığı görülüyor. Rapora göre gelişmiş ekonomiler için 2021 yılı büyüme beklentisi yüzde 5.2’den yüzde 5.6’ya çıkarken gelişmekte olan ekonomilerde büyüme tahmini yüzde 6.7 den yüzde 6.3’e düştü. Rapordaki büyüme verilerine baktığımızda gelişmekte olan ekonomilere ilişkin beklentilerin aşağı yönlü güncellendiğini görüyoruz. Küresel ekonomik büyümede önemli payı gelişmiş ekonomiler alıyor.

Ayrışma kişi başına düşen milli gelir bakımından da görülebiliyor. Raporda 2020-2022 yılları arasında kişi başına gelirdeki yıllık değişim, pandemi öncesi döneme kıyasla incelenmiş. IMF’nin tahminlerine göre kişi başına gelir gelişmiş ekonomilerde yıllık yüzde 2.8 azalırken, gelişmekte olan ekonomilerde ise yüzde 6.3 oranında azalacak.

Rapora Göre Öne Çıkan Büyüme Tahminleri Şöyle; 

ABD için büyüme tahmini 2021 yılı için yüzde 7’ye (önceki tahmin yüzde 6.4), 2022 yılı için yüzde 4.9’a (önceki yüzde 3.5) yükseltildi.

Öte yandan Çin’in 2021 yılı büyüme tahmini yüzde 8.4’ten 8.1’e düşürüldü. 0.3 puanlık düşüşün sebebi olarak Çin’in kamu yatırım planlarında küçülmeye gitmiş olması sunuluyor. 2022 yılında Çin’in yüzde 5.7 (önceki tahmin yüzde 5.6) oranında büyüme kaydetmesi bekleniyor.

Euro bölgesinde büyüme tahminlerinin yukarı yönlü revize edildiğini görüyoruz. Büyüme tahmini yüzde 4.4’den yüzde 4.6’ya yükseldi. 2022 yılında ise Euro bölgesinde yüzde 4.3 büyüme bekleniyor.

2021 yılı için Almanya’nın yüzde 3,6, İngiltere’nin yüzde 7, Japonya’nın yüzde 2.8, Kanada’nın yüzde 6.3, Fransa’nın ise yüzde 5.8 büyümesi bekleniyor. 

Delta varyantının son dönemde hızla artış gösterdiği Hindistan’da ekonomik beklentiler olumsuz yönde seyrediyor. Aşılamada gecikmenin yaşanması gelecek yıl tahminlerini zayıflatıyor. Hindistan için bu yıl büyüme tahmini aşağı yönlü revize edilerek yüzde 12.5’den yüzde 9.5’e düşürüldü. 2022 yılında ise yüzde 8,5 büyüme bekleniyor (önceki tahmin yüzde 6.9). IMF ayrıca, Güneydoğu Asya ekonomilerinden Endonezya, Malezya, Filipinler, Tayland ve Vietnam gibi ülkelerin büyüme beklentilerini de düşürdü.

2021 yılında Rusya’nın yüzde 4,4 oranında büyümesi (önceki tahmin yüzde 3.8) bekleniyor. 2022 için büyüme beklentisi ise yüzde 3,8 oldu.

Her Kıtada İyileşme için Uluslararası İş Birliğine İhtiyacımız Var

Yayınlanan raporda vurgulanan ana konu küresel toparlanmada iki kutuplu ayrışmanın yaşanmasıdır. Ayrışmanın temelinde ise aşının adaletsiz dağılımı konusu olduğu görülüyor. Araştırmalar gösteriyor ki bugün geldiğimiz noktada aşı ve diğer tıbbi ekipmanlar dünyada eşit dağıtılmadığı sürece tam toparlanma mümkün değildir. Her ülke kendi çıkarını öne koyduğu sürece küresel ölçekte faydaya ulaşılamaz. Raporda da eşit dağılım olmadığı ve toplumsal bağışıklık sağlanmadığı sürece yeni varyant endişesinin süreceği hatırlatılıyor. Dolayısıyla aşıda dağılım konusu ekonomik toparlanmanın gidişatına yön verecek.

Raporda yer alan verilere göre, şimdiye kadar dünya çapında 3 milyar dozdan fazla aşı yapıldı. Toplam aşılamanın yüzde 75’i gelişmiş ülkelerde ve Çin’de gerçekleşti. Öte yandan gelişmekte olan ülkelerde aşılanan nüfusun toplam nüfusa oranı yalnızca yüzde 11 düzeyinde kaldı. Düşük gelirli ülkeler kategorisinde durum daha da kötü seyrediyor. Bu kategorideki ülkelerde tek doz aşı olan nüfus, toplam nüfusun yalnızca yüzde 1’ini kapsıyor. Uluslararası işbirliği olmazsa küresel refah kaybı kaçınılmaz olacak.

Rapor, bulaşıcılığı yüksek yeni varyantların ortaya çıkması durumunda 2025 yılına kadar küresel GSYİH’de kaybın 4.5 trilyon doları bulabileceğini öngörüyor. Kötüleşen pandemi ve ardından tekrar gündeme gelecek finansal sıkılaştırma önlemleri, gelişmekte olan ülkeleri ciddi ölçüde etkileyecek ve toparlanmasını aksatacak.

Raporda bahsedilen küresel iki kutuplu ayrışmanın bir diğer önemli nedeninin ülkelerin mali destek politikaları olduğu görülüyor. Gelişmiş ülkelerin pandemi boyunca mali destekleri sürdürdüğünü biliyoruz. Yayınlanan rapora göre 2021 yılı ve sonrası için pandeminin etkilerini azaltmaya yönelik açıklanan 4.6 trilyon dolarlık kaynağın, gelişmiş ekonomilerde mali desteğin devam edeceğinin bir göstergesidir. Bu bakımdan IMF’nin 2022 yılı için küresel büyüme beklentilerinde ABD ve Avrupa Birliği tarafından sağlanan mali desteklerin payı ön plana çıkıyor.

Gelişmekte olan ekonomiler tarafında ise durum pek iç açıcı görünmüyor. Raporda çoğu gelişmekte olan ekonominin, mali destekleri 2020 yılı itibariyle sonlandırmak durumunda kaldığı vurgulanıyor. Gelişmiş ekonomilerin pandemiye karşı tedbir alabilme kabiliyetleri ve mali destek olanakları gelişmekte olan ülkelerle kıyaslanacak boyutta değil. Bu durum iki kutup arasındaki ayrışmayı büyütüyor.

Bununla birlikte raporda birçok gelişmekte olan ekonominin mali tamponları yeniden hayata geçirmek için adımlar attığı ifade ediliyor. Türkiye, Macaristan, Brezilya, Meksika, Rusya gibi ülkelerin enflasyonist baskıları gidermek için para politikasında normalleşme adımları attığı vurgulanıyor.   

Küresel Ölçekte Beklenti 2022 Yılı İtibarıyla Enflasyonun Pandemi Öncesi Seviyelere Döneceği Yönünde, Ancak…

Raporda “Pandemi sebebiyle oluşan geçici arz ve talep uyumsuzlukları ile tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskıyı şiddetlendirdi” ifadelerine yer veriliyor. Bununla birlikte 2022 itibariyle küresel ölçekte enflasyonun pandemi öncesi seviyelere döneceği öngörülüyor. Enflasyonda toparlanmanın başlıca etkenleri olarak ise, aşılamanın hızlanması ile turizm ve ulaşım sektöründe toparlanma, işsizlik oranlarının pandemi öncesine göre hala yüksek seyretmesi nedeniyle genel ücret artışlarının normal aralıkta seyretmesi ve enflasyonun sabit seyredeceği yönünde beklentiler olduğu görülüyor.

Bununla birlikte IMF, pandeminin daha önce tecrübe edilmemiş koşulları nedeniyle iyileşme sürecinin belirsizliğine vurgu yapıyor. Gelişmekte olan ülkeler için enflasyona dair önemli uyarılarda bulunuyor. Rapora göre gelişmekte olan ülkelerde gıda fiyatlarının önümüzdeki yıllarda yüksek seyretmesi ve ülke para birimlerinde değer kaybının sürmesi enflasyonu tırmandırabilir. Rapordan gelişmiş ekonomilerde 2022 yılı ve sonrası için enflasyonda toparlanma beklenirken, gelişmekte olan ülkelerde enflasyonist baskıyla mücadelenin önem kazanacağını anlıyoruz.

Enflasyon ile Mücadele Konusunda IMF’nin Önerileri Neler?   

IMF öncelikle merkez bankalarının geçici enflasyon baskılarını göz önüne alarak zamanından önce sıkılaştırmadan kaçınılması gerektiğini ifade ediyor. Bununla birlikte eğer enflasyon beklentilerinde toparlanmaya dair belirtiler görülürse hızlı hareket edilmesi gerektiğini söylüyor. Enflasyonist baskının kalıcı hale gelmesi halinde ise merkez bankalarının önleyici tedbirler almaları gerekeceğini söylüyor. “Gelişmiş ekonomilerin merkez bankaları para politikasına ilişkin görüş ve hedeflerini açıkça belirtmeli ve enflasyona ilişkin endişelerin tetiklenmesini engellemelidir” ifadelerine yer veriliyor.

Raporda ayrıca gelişmekte olan ekonomiler için mevcut borçlarının vadelerinin uzatılması ve döviz borcunun sınırlandırılması ile sıkılaştırılmış finansal koşullara hazırlıklı olunması konusunda tavsiyelerde bulunuluyor.

Ayrıca finansal olarak zorluk yaşayan ülkelere uluslararası likiditenin erişimi sürdürülmesi gerektiğinin altı çiziliyor. Düşük gelirli gelişmekte olan ülkelerin güçlü uluslararası desteğe ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.  

Ulusal Ölçekte Alınması Gereken Önlemler

IMF’nin önümüzdeki dönemde pandeminin etkilerini azaltmak ve toparlanmayı hızlandırmak için tavsiyelerini birkaç başlık altında toplamak mümkündür.

Daha önceki raporlarda olduğu gibi sağlık harcamalarına öncelik verilmesi gerektiği hatırlatılıyor. Devletlerin pandemiden olumsuz etkilenen kişi ya da kurumlara destek olması gerektiğini ifade ediyor. Genişletilmiş mali desteğin sürdürülmesi ve toparlanmanın güvence altına alınması gerektiğini vurguluyor.

İstihdamın ve sermayenin büyüyen sektörlere göre yeniden tahsisini desteklenmesi tavsiyesinde bulunuluyor. Üretimin arttırılması için teşviklerle birlikte, dijitalleşmenin yarattığı fırsatlardan faydalanılması gerektiğini hatırlatıyor. Güvenilir bir orta vadeli mali çerçevesinde vergi kapasitesinin iyileştirilmesini ve kaynakların etkin kullanımını vurguluyor.

Eğitimdeki kaybı telafi etmek için önlemlerin alınması gerektiği belirtiliyor.  

Raporda son olarak küresel ısınmanın etkilerinin en aza indirilebilmesi için karbon salınımını azaltmaya yönelik tavsiyeler bulunuyor. Karbon bağımlılığının azaltılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşması için yeşil altyapı ve yeşil teknolojilere yönelik devlet desteklerinin artırılması gerekliliğinin altı çiziliyor.  

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor