Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Mustafa Sefa KARA
28 Eylül 2015Mustafa Sefa KARA
390OKUNMA

Suça İştirak Edene Kesilecek Vergi Ziyaı Cezası Ne Kadar Olmalı?

Bilindiği üzere 213 sayılı VUK’un 359. maddesinde sayılan ve kaçakçılık suçu oluşturan fiilleri işleyenlere aynı madde de belirtilen hürriyeti bağlayıcı cezalar uygulanmaktadır.

Bunun yanı sıra aynı cezalar bu fiillere iştirak edenlere de uygulanmaktadır.

Ancak unutulmamalıdır ki VUK’un 360. maddesi uyarınca suça iştirak edenlerin suçun işlenmesinde menfaatinin bulunmaması halinde kendilerine verilecek cezanın yarısı indirilecektir. Buraya kadar olan kısım suçun adli boyutudur. 

Vergi ziyaı cezası bakımından ise durum biraz farklıdır.

VUK’un 344. maddesinde, vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde vergi ziyaı cezasının üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Tabiri caizse asıl fail suçun ceremesini çekmekte, iştirak eden ise ıslah olması amacıyla korkutulmaktadır. Buradaki asıl sorunsal ise iştirak edenin ziyaa uğratılan vergilerin ne kadarlık kısmına iştirak ettiğinin tespitinin gerekip gerekmediğidir.

Bu noktada iki farklı görüş söz konusudur. Bunlardan ilkine göre, kanun lafzında iştirak oranı vs. gibi kavramlardan bahsedilmemiş, doğrudan tespit edilen vergi ziyaı cezasının bir katı tutarında ceza kesileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla böyle bir tespite lüzum bulunmamaktadır. İkinci görüşe göre ise suça iştirak eden adına kesilecek vergi ziyaı cezasının tutarı, VUK’ un 344 ve 360. maddelerinde yeterli açıklıkta tanımlanmamıştır. Dolayısıyla kanunda değişiklik yapılarak, iştirak suçunu işleyenlere uygulanacak cezanın, asıl mükellef veya vergi sorumlusuna uygulanacak cezadan bağımsız olarak belirlenmesi gerekmektedir. Çünkü iştirak edenin menfaati bizzat fiili işleyenin menfaatinden farklı olup ziya uğrattığı vergi tutarı da buna istinaden farklılık göstermektedir.

Genel uygulamaya baktığımızda ise, Vergi Müfettişleri tarafından yapılan vergi incelemeleri sonucu 359. maddede sayılan hallere temas eden bir fiil söz konusu ise ve bu suçlara iştirak tespit edilmişse yukarıda bahsettiğimiz tartışmaya girmeden doğrudan raporlarda iştirak hükümlerinden bahsedilmekte ve ziya uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezasının da iştirak eden adına kesilmesi gerektiğine hükmedilmektedir.

Ancak yargı, denetim elemanları ile aynı görüşte değildir. Danıştay 4. Dairesi kendisine yansıyan olaya istinaden vermiş olduğu kararda, fiili bizzat işleyen tarafından ziyaa uğratılan vergilerin ne kadarlık kısmının, iştirak edenin fiilinden kaynaklandığının tespiti bakımından her hangi bir inceleme ve toplamda ziyaa uğratılan vergiyle ilgili bir oranlama yapılmadığından hareketle kesilen vergi ziyaı cezasının eksik incelemeye dayalı olduğunu, dolayısıyla kendisine yansıyan olayda hukuka uyarlık bulunmadığını ifade etmiştir (Danıştay 4. Dairesi, Esas No: 2011/2100, Karar No: 2014/2339).

Görüleceği üzere her ne kadar kanun lafzı açık gibi görünse de yargı ile idarenin tutumu arasında birçok konuda olduğu gibi iştirak hükümlerine ilişkin de farklılıklar söz konusu olmuştur.

Yargı kendisine yansıyan olay özelinde karar vermiş olup idare açısında bağlayıcılığı da söz konusu değildir. Kaldı ki iştirak edenin fiili ile ziya uğrattığı verginin net olarak tespiti oldukça güçtür. Alt mevzuatta da konuya ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir.

Bu noktada kanunun lafzı açık ancak ruhu bir sis perdesi ile örtülmüştür.  Dolayısıyla şimdilik, yapılacak vergi incelemeleri sonucu düzenlenecek raporların yargı kararı da göz önünde bulundurularak düzenlenmesi ve mümkünse iştirak edenin ziya uğrattığı vergi net olarak tespit edilip raporda belirtilmelidir. Bu şekilde bir yaklaşımın rapora sıhhat katacağı izahtan varestedir.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor