Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

Mertcan Ertan
23 Temmuz 2020Mertcan Ertan
2170OKUNMA

Siyasi Partilerin Vergilendirilmesi

Bir ülkede demokrasiden bahsedebilmek için temel olarak iki unsurun varlığı olması gerekir. Bu iki unsur, muhalefetin örgütlenebilmesi ve iktidarın el değiştirebilmesi olarak açıklanabilir.

Siyasi partilerin varlığı ve hukuka uygun bir seçim sisteminin olması ülkenin demokratik ortamının olmazsa olmazlarındandır. Bu bağlamda siyasi partilerin iktidara gelebilmek için katlandıkları birçok gider kalemi bulunmaktadır. Binalar, yapılan mitingler için kullanılan taşıtlar, afişler, personel giderleri, reklam, elektrik, su, doğalgaz gibi söz konusu giderleri daha da çeşitlendirmek mümkündür.

Bu giderlerin karşılanması için de siyasi partilerin gelirlere ihtiyacı vardır. Siyasi Partiler Kanuna göre siyasi partilerin ticari faaliyette bulunmaları kredi ve borç almaları yasak olduğuna göre bu gelirler nerelerden sağlanacaktır? Sağlanan gelirler neticesinde vergi yükümlülüğü doğacak mıdır?

Yazımızda bu sorulara cevap arayacağız.

Siyasi partilerin gelirleri her şeyden önce amaçlarına aykırı olamaz. Ayrıca siyasi partilerin elde edebilecekleri gelirler Siyasi Partiler Kanunu Madde 61’de sıralanmıştır. Buna göre siyasi partiler;

  1. Parti üyelerinden alınacak giriş aidatı ile üyelik aidatı,
  2. Partili milletvekillerinden alınacak milletvekilliği aidatı,
  3. Milletvekili, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclis üyeliği aday adaylarından alınacak özel aidat,
  4. Parti bayrağı, flaması, rozeti ve benzeri rumuzların satışından sağlanacak gelirler,
  5. Parti yayınlarının satış bedelleri,
  6. Üye kimlik kartlarının ve parti defter, makbuz ve kâğıtlarının sağlanması karşılığında alınacak paralar,
  7. Partice tertiplenen balo, eğlence ve konser faaliyetlerinden sağlanacak gelirler,
  8. Parti mal varlığından elde edilecek gelirler,
  9. Bağışlar.
  10. Devletçe yapılan yardımlar haricinde gelir elde edemezler.

Bir siyasi partinin bütün gelirleri, o siyasi partinin tüzel kişiliği adına elde edilir. Bağış veya bağışların, bağışta bulunana veya yetkili temsilcisine veya vekiline ait olduğunun parti tarafından verilen makbuzda açıkça belirtilmesi gerekir. Böyle bir belgeye dayanılmaksızın siyasi partilerce bağış kabul edilemez.

Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, işçi ve işveren sendikaları ile bunların üst kuruluşları, dernekler, vakıflar ve kooperatifler, özel kanunlarında yer alan hükümlere uymak koşuluyla siyasi partilere maddi yardım ve bağışta bulunabilirler. Ancak yukarıda belirtilenler dışında bulunan gerçek ve tüzel kişilerin her birinin aynı yıl içinde siyasi partilere yapabilecekleri ayni ve nakdi bağış miktarı her yıl belirlenmekte olup; (2020 yılı için 66.800,00₺) bu tutarın üstünde bağışta bulunamazlar.

Siyasi partilerin gelirlerinin ve/veya giderlerinin yasada öngörüldüğü usule uygun olmayan şekillerde elde edilmesi durumunda; Anayasa Mahkemesi denetimi sonucunda söz konusu siyasi partinin yasaya uymayan gelir ve giderleri Hazineye gelir kaydedilir.

Kanunda açıkça belirtilen kişiler haricinde yasa hükümlerine aykırı olarak bağış kabul ettiği, mal veya gelir edindiği Anayasa Mahkemesince tespit edilen siyasi partilerin, bu yolla elde ettikleri gelirlerin tamamının, Hazineye irat kaydedilmesine, taşınmaz malların ise Hazine adına tapuya tesciline karar verilir.

Örneklendirmek gerekirse siyasi partilere kredi ve borç verilmesi durumunda kredi ve borca Hazine tarafından el konur ve borç verenlere karşı Hazine hiçbir yükümlülük altında girmez. Usulsüz gelir sağlanması durumunda gelirler, belgesiz gider yapılması durumunda da gider miktarınca parti mal varlığı Hazineye irat kaydedilir. Eğer siyasi parti gelir elde etmek amacıyla bir taşınmaza sahip olursa yine Anayasa Mahkemesinin kararıyla ve bu Mahkemenin göstereceği süre içerisinde bu malların paraya çevrilmesi yoluna gidilir.

Kimlerin bağışta bulunamayacağı ise aynı Kanunun 66. maddesinde “Genel ve katma bütçeli dairelerle mahalli idareler ve muhtarlıklar, kamu iktisadi teşebbüsleri, özel kanunla veya özel kanunla verilen yetkiye dayanılarak kurulmuş bankalar ve diğer kuruluşlar, kamu iktisadi teşebbüsü sayılmamakla beraber ödenmiş sermayesinin bir kısmı Devlete veya bu fıkrada adı geçen kurum, idare, teşebbüs, banka veya kuruluşlara ait müesseseler, siyasi partilere hiçbir suretle taşınır veya taşınmaz mal veya nakit veya haklar bağışlayamaz ve bu gibi mal veya hakların kullanılmasını bedelsiz olarak bırakamazlar; bağlı oldukları kanun hükümleri dışında siyasi partilere ayni hakların devrine dair tasarruflarda bulunamazlar.” düzenlenmiştir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer husus ise siyasi partilerin yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan, Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden herhangi bir suretle ayni veya nakdi yardım ve bağış alamayacağıdır.

Ayrıca Anayasa Mahkemesinin 2004/107 esas ve 2007/44 sayılı kararında yazdığı üzere dernek ve vakıfların yurtdışından yardım alabileceği ve bu yardımları siyasi partilere aktarmasının mümkün olduğu düşüncesiyle derneklerin siyasi partilere bağış yapmaları yasaklanmıştır.

Siyasi partilerin giderleri de gelirleriyle aynı usul ve esaslara tabi olmakla beraber, yapılacak harcama ve giderlerin yetkili organ veya merciin kararına dayanması şarttır.

Siyasi partiler tüzel kişiliğe sahip olduklarından gelir mergisi mükellefi olamayacaklardır ve siyasi partilere vergi kanunları açısından derneklerle aynı hükümler uygulanacaktır. Ticaret, kredi ve borç alma-verme yasakları dolayısıyla kurumlar vergisi mükellefiyetinden bahsetmek de anlamsız olacaktır. Şöyle ki siyasi partiler kendilerine ait bir iktisadi işletme kurdukları durumda bunlara ait iktisadi işletme mükellefiyete haiz olacaktır.

Siyasi partiler, amaçlarını gerçekleştirmek için ilgili kanunun 61. maddesinin “h” bendinde yazdığı üzere parti mal varlığından elde edilecek gelir elde edebilirler. Yalnız parti mal varlığından elde edilen gelirler surette vergi, resim ve harca tabidir. Parti mal varlığını; gayrimenkuller, araçlar, faiz gelirleri gibi çeşitlendirmek mümkündür.

Siyasi partiler gayrimenkullerini Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesinde sayılan kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçilere kiralamaları durumunda tevkifat yapmaya mecburdurlar. Söz konusu tevkifat nihai vergilendirme olup başkaca bir vergi kesintisine veya mükellefiyete gerek bulunmamaktadır.

Yukarıda sayılan kişiler hariç başkalarına kiraya vermeleri durumunda ise gelir vergisi tevkifatı yapılamayacağından ötürü kurumlar vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerekecektir. Kurumlar vergisi mükellefiyeti siyasi partiye değil, oluşan iktisadi işletmeye ait olacaktır.

Katma Değer Vergisi Kanunu açısından bakılacak olursa, siyasi partilerin yurtdışından mal veya hizmet ithal etmeleri durumunda bu işlemlere ilişkin KDV’yi beyan edip ödemek durumundadırlar.

Kiraya verilen gayrimenkullerde kurumlar vergisi mükellefiyetinin oluşmasıyla birlikte bir iktisadi işletmeden bahsedebilmek mümkün olacağı için, söz konusu kiralama işlemi de KDV’ye tabi olacaktır.

Siyasi partilerde çalışanlar açısından ücret sayılan ödemeler yine Gelir Vergisi Kanunundaki oranlar uyarınca gelir vergisi tevkifatı yapılmalı ve ödenmelidir.

Sonuç olarak; günümüz koşullarında siyasi partilerin vergisel yükümlülüklerinde mevzuat açısından karışıklık bulunmakla birlikte genel olarak derneklerle aynı şekilde hüküm altına alındıkları görülmektedir.

Mevzuatın karışıklığı ve Siyasi Partiler Kanununun parti yetkililerine yüklediği ciddi sorumluluk dolayısıyla siyasi partilerin vergilendirilmesi konusu son derece önem arz etmektedir.

  • BİLGİN Hüseyin, “Siyasi Partilerin Gelir Kaynakları Vergilendiriliyor mu?”
  • 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu
  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu
  • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu
  • 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu
  • 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor