Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Sosyal Güvenlik

Ozan BARDAKÇI
20 Eylül 2021Ozan BARDAKÇI
1191OKUNMA

Sigorta Prim Borçlarından Kişilerin Sorumlulukları: Türk Ticaret Kanunu ve SGK Uygulaması

Sosyal Güvenlik Kurumuna borcu olan kişilerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre sorumlulukları doğabilir.

Sosyal Güvenlik, hayatımızın her alanında var. Öyle ki Sosyal Güvenlik Kurumu 84 milyona hitap eden bir kurum. Emekli aylığından sağlık yardımına, iş kazasından prim teşvikine birçok alanda hizmet veren bir Kurum.

Hal böyle olunca Anayasa Hukukundan idare hukukuna, medeni hukuktan borçlar hukukuna çok sayıda hukuk dalı Sosyal Güvenlik alanına dahil oluyor.

Sosyal Güvenlik Kurumunun yaptığı işler arasında bir tanesi var ki; az önce bahsettiğimiz emekli aylığının ödenebilmesi ve sağlık yardımı yapabilmesi için, ona ihtiyacı duyuluyor..

Prim toplamak! SGK’nın diğer işlerini yapabilmesi için prim toplaması gerekiyor. Primlerin ödenmemesi halinde, İcra-İflas hükümleri ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun gündeme geliyor.  

Sigortalı çalıştıranlar, esnaflık yapanlar, ticaretle uğraşanlar ve işverenler SGK’ya,her ay prim ödemekle yükümlüdür. Primlerin ödenmemesi halinde ise kamu alacağının takip süreçleri başlar. Çünkü SGK, bir kamu idaresidir.  

Süresi içinde ödenmeyen sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası primleri, işsizlik sigortası primleri, idarî para cezaları, gecikme zamları, katılım payları Kurum alacağına dönüşür ve bu alacakların tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun maddeleri uygulanır.

Kamu alacaklarının tahsili kanunu SGK’ya borcu olan kişilerin sorumluluğunu belirliyor.

Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise;

  • Kamu idarelerinin tahakkuk işlemlerini yürüten kamu görevlileri,
  • Şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yöneticiler
  • Veya bu yöneticilerin yetki verdiği kişiler ile yine bu kişilerin kanuni temsilcileri
  • Kuruma karşı
  • İşverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulur.

Diğer bir değişle şirket sahibinin Kamuya borcuyla yöneticinin Kamuya borcu aynı hale gelir.

Hangi yöneticinin kamu alacağından sorumlu tutulup tutulmayacağı Ticaret hukukunun konusuna giriyor. Türk Ticaret Kanunumuz, ticaret hukukunun temel mevzuatıdır. Ticaretle ilgili başka kanunlardan daha genel bir kanundur.

Ticaret hukukunda temel kavramlar vardır. Ticari işletme, esnaf işletmesi; İŞYERİNİ temsil eden kavramlardır.

Tacir, ticari temsilci ve ticari vekil ise İŞVERENİ temsil eden kavramlardır.

Kanuna göre Ticari işletme; esnaf işletmesini için belirlenen sınırı aşan düzeyde gelir etmek isteyen işletmedir. Ticari işletme devamlı ve bağımsızdır. Ancak esnaf işletmesini aşmalıdır

Esnaf işletmesi ise gezici veya sabit bir dükkanda para sermayesinden daha çok beden faaliyetiyle gelir eder. Dolayısıyla ticari işletme esnaf faaliyetini aşmış olmalıdır.

Esnaf işletmesini esnafın kendisi yürütür. Ticari işletmelerini ise; sahipleri ve yöneticileri yürütür. Tabi ticari işletme büyüdükçe çok sayıda kişiye yetki verilir.

Bu kişilerin başında TACİRLER gelir. Tacir, bir işletmeyi kısmen de olsa, kendi adına işleten kişidir. İşletme açtığını halka duyurursa da tacirdir.    

Ticari temsilci ve ticari vekiller ise TACİRler tarafından atanan kişilerdir. Yani şirketin sahibi değillerdir. Payları yoktur.

Ticaret hukukunda tacir yardımcısı olarak anılan ticari temsilci ve ticari vekil arasında yetki bakımından fark vardır.

Ticari temsilci, bir işletmenin her türlü yönetim ve işletmeleri için TACİR tarafından atanması yani görevlendirilmesidir.  

Ticari vekilin de yetkileri vardır ancak daha sınırlıdır. Kendisine verilen yetkilere göre hareket eder.

Şirketler, şahıs şirketi ve sermaye şirketi olarak ikiyi ayrılır.

Kolektif ve komandit şirketler şahıs, anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ise sermaye şirketleridir. 

Şahıs şirketleri kendi içinde, kolektif ve komandit şirket diye ayrılır.

Kollektif şirketlerde şirketin tüzel kişiliği vardır. Şirketin müdürü bulunur. 

Şirketin tüzel kişiliği ve şirketin müdürü şirketin Kamuya borçlarından dolayı 1. DERECEden SINIRSIZ sorumludur.

Kollektif şirketin yönetici olmayan ortakları ise 2. DERECEDEN sorumludur. Sorumluluk ikincil de olsa SINIRSIZdır.

Başka bir şahıs şirketi olan Komandite şirkette ise yönetimi üstlenen kişiler ile sadece para sermayesi koyan kişilerin durumu farklıdır.

Para sermayesi koyan KOMANDİTER ortaklar şirkette yönetici olamazlar, kişisel emek ve itibarlarını sermaye olarak koyamazlar. Bu kişiler, kamuya olan şirket borçlarından SINIRLI şekilde sorumlu tutulurlar

Şirket yöneticisi olabilen KOMANDİTER ortaklar kişisel emek ve itibarlarını sermaye olarak koyabilirler. Bu ortaklar şirketin kamuya olan tüm borçlarındanSINIRSIZ şekilde sorumludurlar. 

Sermaye şirketlerinin başında Anonim şirket gelir. Öyle önemlidir ki, şirketteki pay sahiplerinin kendi kişiliklerinden bağımsız hale geldiği için Anonim adı verilmiştir. Şirketin hukuki kişiliği sahiplerinden önce gelir.

Anonim şirkette yönetim kurulu önemli bir organdır. Bu nedenle payları ne olursa olsun yönetim kurulu üyeleri şirketin kamuya olan borçlarının tamamından sorumludur.

Yönetim kurulu üyesi olmayan, Anonim şirket ortakları ise SGK’ya olan prim borçlarından şirkete koydukları sermaye kadar sorumludur.

Limited şirket diğer bir sermaye şirketidir. Bu şirkette de şirket müdürü bulunur. Limited şirketin tüzel kişiliği ve şirket MÜDÜRÜ kamuya ait şirket borçlarından sorumludur.

SGK’nın alacağı tahsil edilemezse veya tahsil edilemeyeceği düşünülürse Limited şirket ortakları, hisseleri oranında kamu borcundan sorumlu tutulur.  

Az önce saydığımız ticari işletmelerin dışında da parasal faaliyeti olan kuruluşlar vardır.

Ticaret kanununa tabi olmayan adi şirketler, işletme kuran dernekler vakıflar…

Sportif faaliyet gösteren kulüpler ve belli bir işi gerçekleştirmeyi amaçlayan kooperatiflerin de SGK’ya prim borcu olabilir.

Bu durumda andığımız kuruluşların üst yöneticileri kamuya yani SGK’ya olan borçlardan sorumlu tutulmaktadır. 

 Bu bakımdan ticaret hukuku ve kamu alacaklarının tahsili hukuku yönüyle tacirlerin, ticari temsilcilerin ve ticari vekillerin, sahibi oldukları ya da çalıştıkları şirketlerin kamuya borçlarından dolayı sorumlulukları doğabilmektedir.

Bu sorumluluk vefat halinde, mirasçılara devretmektedir.

Borçlunun ölümü halinde, kamuya olan borç mirası reddetmeyen, yasal ve idari mirasçılara geçer. Vefattan önce başlayan işlemler ise devam eder.  

Miras kabul edilmişse; sorumluluk 5 yıl, tüm mirasçılar için ortaktır. Beş yılın sonunda her mirasçı, kendi payıyla sorumlu tutulur.

Cezaların şahsiliği ilkesi nedeniyle, SGK’ya olan İdari Para Cezalarında mirasçılar sorumlu tutulamaz.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor