Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

İmdat TÜRKAY
27 Aralık 2020İmdat TÜRKAY
3610OKUNMA

Salgın Sürecinde Kesilen Maske Takmama Cezasının Tahsilat Süreci

2020 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan Kentinde başlayan ve hala tüm dünyayı tehdit etmeye devam eden Koronavirüs (Covid-19) salgınından ülkemizi ve vatandaşlarımızı korumak ve salgının yayılmasını engellemek için alınan önlemlerden biri de maskesiz sokağa çıkma yasağı getirilmesi olmuştur. 5326 sayılı Kabahatler Kanuna göre, idari para cezaları kabahat niteliğindeki fiillere uymayan vatandaşlara kesilmektedir. Para cezaları adli para cezası ve idari para cezası olarak sınıflandırılmakta olup birbirinden farklı tahakkuk ve tahsilat süreçlerine tabi bulunmaktadır. İdari para cezaları, Kabahatler Kanununa riayet edilmediğinde vatandaşlara devletin idari kurumları tarafından uygulanmaktadır. İdari para cezaları çevreyi kirletmek, aşırı gürültü yapmak, afiş asmak gibi kabahat niteliğindeki eylemlerin sonucunda kesildiği için kişinin adli sicil kaydına işlenmemektedir.

Ülkemizde, Koronavirüs tedbirleri kapsamında maske kullanımı zorunluluğuna ilişkin olarak 81 ildeki görevliler tarafından 22.06.2020 tarihinden bu yana bu kuralı ihlal edenlere idari para cezası uygulanmaktadır. Bu tarihten itibaren maske takma zorunluluğuna uymayanlara ülke genelinde uygulama birliği olacak şekilde Umumi Hıfzıssıhha Kanunu uyarınca 900 lira idari para cezası kesilmektedir.

Kabahatler Kanununa riayet edilmediğinde vatandaşlara verilen idari para cezalarında vatandaşlar tarafından cezayı kesen kuruma gerekli itirazlar ve erken ödeme indirim talepleri yapıldıktan sonra, hareketsiz kalınması ve cezanın kesinleşmesi sonrasında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre cebri tahsilat yöntemleri uygulanmak suretiyle tahsil edilmektedir. Salgın süreci devam ederken İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il valiliğine 18.06.2020 tarihinde gönderilen talimatla, önce 22 Haziran 2020 tarihine kadar maske takma zorunluluğuna uymayanların uyarılıp bilgilendirilmesi istenmiş, bu tarihten sonra bu kurala uymayanlara ise 900 TL idari para cezası uygulanması talimatı verilmiştir. Dolayısıyla, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun 282. maddesi uyarınca 900 lira idari para cezası kesilmeye başlanmıştır.

5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nda sayılan kabahatler karşılığında uygulanacak olan idarî yaptırımlar, idarî para cezası ve idarî tedbirlerden oluşmaktadır. İdarî tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirlerdir. İdarî para cezası, maktu veya nispi olabilmektedir. İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilmektedir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulmaktadır. Emre aykırı davranış nedeniyle Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesine göre, yıllık olarak belirlenen tutarlarda idari para cezası kesilmektedir. Madde hükmüne göre; yetkili makamlar tarafından adlî işlemler nedeniyle ya da kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığın korunması amacıyla, hukuka uygun olarak verilen emre aykırı hareket eden kişiye idarî para cezası kesilmektedir. Bu cezaya emri veren makam tarafından karar verilmekte olup idari para cezası kesilebilmesi için mutlaka ilgili kanunda açıkça hüküm bulunması gerekmektedir.

Kabahatler Kanununun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasına göre; çeşitli kanunlardaki hükümlere dayanılarak tatbik edilmesi öngörülen ve idarelerin düzenleme yapma ve ceza verme yetkileri gereğince verilen idari para cezalarının, özel kanunlarda belirlenen sürelerde ödenmemesi ve bu cezaların kesinleşmesi halinde, takip ve tahsil işlemlerinin 6183 sayılı Kanun çerçevesinde yerine getirilmesi gerekmektedir. Kabahat dolayısıyla idarî para cezası veren kamu görevlisi, ilgilinin rıza göstermesi halinde bunun tahsilatını derhal kendisi gerçekleştirmekte ve kişinin dava açma süresi içinde ödemesi halinde ise erken ödeme indirimi uygulanmakta ve cezanın dörtte üçü tahsil edilmektedir. İdarî para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanmaktadır.

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 27. maddesine dayanılarak belirlenen tedbirlere uymayan kişiler, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 282. maddesi gereğince 2020 yılı için sokağa çıkmama yasağının ihlali için 3.150 TL tutarında, maske takmama sonucunda 392 TL idari para cezası ödemek zorunda kalmaktaydılar. Ancak daha sonra ülke genelinde uygulama birliği sağlanması adına maske takma zorunluluğuna uymayan herkese 900 TL idari para cezası kesilmektedir. Koronavirüs kapsamında Kabahatler Kanunu uyarınca maske takmadan sokakta bulunan kişilere polis ve zabıta tarafından yapılan denetimler sonrasında kesilecek olan 900 TL idari para cezasına kişinin itiraz etme hakkı bulunmaktadır. 5326 sayılı Kabahatler Kanuna göre; idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi (anlatma, bildirme) tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşmektedir.

İdari para cezası uygulanan kişiler, karar tutanağının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde bulunduğu yerdeki sulh ceza mahkemesine itiraz edebilir veya bu süre içerisinde cezanın dörtte üçünü (3/4) ödeyebilirler. Yani, dava yoluna başvurmadan önce idari para cezası dörtte bir (1/4) oranında indirimli olarak ödenebilmektedir. Özetle, uygun bir şekilde maske takma zorunluluğuna uymayanlara veya maske takmayanlara kesilen 900 TL idari para cezası peşin ödeme indiriminden faydalanarak 675 TL olarak ödenebilmektedir. Yani peşin ödemede %25 oranında indirim yapılmakta ve 900 TL cezanın 225 TL’si alınmamaktadır. Ancak, 15 günlük dava açma süresi geçtikten sonra yapılan ceza ödemelerinde indirim uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, idari para cezası kesildikten sonra kişiye tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 günlük süre çok önemlidir. 

5326 sayılı Kanunun 17. maddesine göre, taksitlendirme başvurusu idari yaptırım kararının tebliğini müteakip kanuni ödeme süresi içinde bu kararı veren idareye yapılacak ve talepler bu idareler tarafından değerlendirilerek karara bağlanacaktır. Kanuni ödeme süresinden sonra yapılan taksitlendirme başvurularının değerlendirilmeyecektir. Taksitlendirme talebi kabul edilen borçlular; 4 eşit taksit halinde ve birinci taksit idari para cezasının kanuni ödeme süresi içinde, geri kalan 3 taksiti ise idari para cezasının tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde idarece belirlenecek sürelerde ödeyecektir. Bu kapsamda yapılan taksitlendirmelerde teminat (güvence) ve tecil faizi (erteleme faizi) aranılmamaktadır. İdari para cezalarının kesinleşmesinden sonar, 6183 sayılı Kanuna göre takip ve tahsil edilmek üzere görevli vergi dairelerine gönderilmesi üzerine vergi daireleri ve malmüdürlükleri tarafından;

  • İdari yaptırım kararının kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti ve kesinleşmeden önce tahsil için intikal ettirilmiş kararlar bulunması halinde, bu kararların işleme alınmayarak ilgili idareye geri gönderilmesi,
  • İdari para cezalarının takibine, 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emrinin tebliğiyle başlanılması,

gerekmektedir.

6183 sayılı Kanunun 55. maddesine göre; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gerektiği bir "ödeme emri" ile tebliğ edilmektedir. Ödeme emrinde, borçlunun 6183 sayılı Kanunun 114. maddesindeki vazifeleri ve bu vazifeleri yerine getirmediği takdirde hakkında tatbik edilecek olan ceza bu ödeme emrinde kendisine bildirilir. Borcunu vadesinde ödemiyenlere ait malları elinde bulunduran üçüncü şahıslardan bu malları 15 gün içinde bildirmeleri istenir. İdari yaptırım kararının kesinleşme tarihi, idari para cezasının zamanaşımının başlangıç tarihi olduğundan, kesinleşme tarihi vergi dairesi kayıtlarında ayrıca izlenmesi gerekmektedir. 6183 sayılı Kanuna göre 5 yıllık tahsil zamanaşımı açısından, sürenin başlangıç tarihi son derece önemlidir.

İdari yaptırım kararı kesinleştikten sonra idari para cezasının tahsili için taksitlendirme talebi vergi dairesine/malmüdürlüğüne yapılmalıdır.  İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yolunun kapanması sonucunda kesinleşen ve belirlenen süreler içerisinde ödenmeyen idari para cezaları takip ve tahsil edilmek üzere 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı bulunan vergi dairesi müdürlüklerine veya malmüdürlüklerine gönderilmektedir. Tahsil edilmek üzere ilgili tahsil dairesine aktarılan idari para cezaları için yazılı olarak veya elektronik ortamda interaktif vergi dairesi (https://ivd.gib.gov.tr) aracılığıyla tecil-taksitlendirme başvurusu yapılabilir.

Vergi dairesi, adına ceza kesilen kişi tarafından talep edilmesi halinde, 6183 sayılı Kanunun 48. maddesine göre tecil ve taksitlendirme talebinde bulunabilir. Vergi idaresi, idari para cezasını müracaat tarihinden itibaren 36 ayı aşmamak üzere yıllık %15 tecil faiz oranı uygulayarak taksitlendirebilir. İdari para cezaları için pandemi sürecinde vergi dairesine gitmeden internet ortamında interaktif vergi dairesine giriş yapılarak taksitlendirme ve ödeme imkanı bulunmaktadır. İdari para cezasının ödeme süresi karar tutanağının tebliğinden itibaren bir aydır. Süresinde ödenmeyen cezalar 6183 sayılı Kanun hükümüne göre takip ve tahsil edilir. 6183 sayılı Kanunun 51. maddesinde yer alan hükme göre; süresinde ödenmeyen idari para cezalarına gecikme zammı uygulanmamaktadır. Sadece, bir aylık vade verildikten sonra süresinde ödenmemesi durumunda cebri tahsilat süreci başlayacağından, teminat gösterme ve haciz tatbik işlemleri başlayabilir.

Ödeme safhasına gelen ceza tutarı vergi dairesi tarafından tahakkuk fişi düzenlenerek kayıtlara işlenmişse interaktif vergi dairesinde (https://ivd.gib.gov.tr) borç bilgileri arasında gözükmekte olup, banka kartı veya kredi kartı ile ödenebilmektedir. İnteraktif vergi dairesinde borç bilgileri ekranında ceza bedeli gözükmüyorsa, ceza tutarının tahakkuk ettirilmesi için vergi dairesine bizzat başvurulması veya interaktif vergi dairesi aracılığıyla elektronik ortamda dilekçe gönderilmesi gerekmektedir. Ayrıca, 442 seri no.lu Tahsilat Genel Tebliğine göre cezanın taksitlendirilmesi veya indirimli olarak ödenmesi kanun yoluna başvuru hakkını yani dava açma hakkını engellememektedir. Maske takmama sonucunda idari para cezası olarak vatandaşlara kesilecek olan 900 TL cezanın kesinleşmesinden sonra sorgulanması interaktif vergi dairesi üzerinden yapılabilecek ve ödenebilecektir.                                                          

6183 sayılı Kanunun 102. maddesi gereğince; amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlardaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul edilmektedir. 6183 sayılı Kanunda adli ve idari para cezalarının amme borçlusunun ölümü halinde terkin edilip edilmeyeceği hususunda herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 372. maddesine göre, “Ölüm halinde vergi cezası düşer”. Ayrıca, özel kanunlarda hüküm olmasa dahi esas olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (1982 Anayasası) “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesinde yer alan hükme göre, “ceza sorumluluğu şahsidir.”Diğer taraftan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan hükümlere göre, ceza sorumluluğu şahsîdir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz ve sanığın ölümü hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilir.

Buna göre, idari para cezalarının düzenlendiği özel kanunlarda, cezaya muhatap olan kişilerin ölümü halinde idari para cezalarının mirası reddetmemiş mirasçılarından takip edilip edilmeyeceği yönünde ayrıca bir hüküm bulunmaması koşuluyla, Anayasanın 38 inci maddesinde yer verilen "cezaların şahsiliği" ilkesi gereğince, bu idari para cezalarının tahsilinden vazgeçilmesi gerekmektedir. Yani ölüm halinde 900 TL olarak kesilen maske takmama cezası tahakkuk kayıtlarından silinmesi gerekmektedir. Özetlemek gerekirse; salgın sürecinin ülkemizde başladığı mart ayından bu yana kişilere, sokağa çıkma yasağına uymamadan dolayı 3.150 TL, genel itaatsizlikten dolayı 392 TL ve uygulama birliği sağlanması açısından ise son dönemlerde maske takmamadan dolayı ise 900 TL idari para cezaları kolluk kuvvetleri atarafından kesilmektedir. İdari para cezası uygulanan kişiler, karar tutanağının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde bulunduğu yerdeki sulh ceza mahkemesine itiraz edebilir veya bu süre içerisinde cezanın dörtte üçünü (3/4) ödeyebilirler. İndirimli ödeme imkanı büyük bir kolaylık olup 15 günlük sürede ödenmesi halinde 900 TL olan idari para cezasında 225 TL indirim yapılmakta ve kalan 675 TL ödenmektedir.

Cezanın tamamını tek seferde ödeyecek ekonomik durumu olmayan kişiler, bir aylık ödeme süresinde yaptırım kararını veren idareye taksitli ödeme taleplerini iletebilirler. Kesinleştiği halde ödenmeyen idari para cezası için, vergi dairesi tarafından ödeme emrinin tebliği sonrasında taksitlendirme başvurusu yapılabilmektedir. Taksitlendirme taleplerinin kabul edilmesi vergi dairesinin/malmüdürlüğünün inisiyatifinde olacağından, başvurunun geciktirilmemesi başvuru sahibinin lehine olacaktır. Süresinde ödenmeyen idari para cezasına gecikme zammı işlememekte, ancak cebri takip işlemlerinin sonucunda haciz uygulamasıyla karşılaşmamak için ödemenin süresinde yapılması önem taşımaktadır. Koronavirüs salgınının 2020 yılı ve takip eden 2021 yılında da hayatımızı derinden etkilemeye devam edeceği kesinlik kazanmış bulunmaktadır. Tüm dünyayı ve ülkemizi her yönden olumsuz etkileyen Koronavirüs salgınından en az maliyetle çıkabilmek için Devletin yetkili organlarının ortaya koyduğu kurallara uyulması vatandaşlar olarak hepimizin ortak görev ve sorumluluğunda bulunmaktadır.

Adalet Bakanlığı tarafından, bir sağlık kurumu tarafından koronavirüse yakalandığı saptanan kişinin, izole olması gerektiği halde karantina kurallarına uymamasının suç olduğu belirtilmiştir. Vatandaşların sağlığını bu şekilde tehdit eden kişinin, Türk Ceza Kanunu'nun 195. maddesine göre 2 aydan 1 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabileceği ifade edilmiştir. Belirtilen fiiller kapsamında kalmasa bile salgına karşı yetkili kurumların aldığı diğer tedbirlere uymayanlar, fiilin mahiyetine göre 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanun uyarınca idari para cezasına çarptırılabilir. Salgın sürecinin daha az maliyetle atlatılabilmesi için, vatandaşlar olarak hepimiz sorumlu bireyler olarak kendi sağlığımız ve başkalarının sağlığına saygı adına üzerimize düşen görevleri yapmamız gerekmektedir.

(Kasım 2020 Maliye Postası Dergisinde yayınlanmış olup Sn. Türkay’ın özel izni ile yayınlanmaktadır.)

Yorumlar

  • S
    SMMM Memduh ÖZCAN
    Üstad Her zaman olduğu gibi makaleniz çok güzel olmuş.Tebrik ederim Emeğinize sağlık

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor