Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Vergi

İmdat TÜRKAY
01 Kasım 2021İmdat TÜRKAY
2140OKUNMA

Sahte Belge Düzenleme Riski Yüksek Olan Mükelleflere Yeni Radar: “Mükellef Kayıtlarının Silinmesi”

Bilindiği üzere, 7194 sayılı Kanunla, 213 sayılı Vergi Usul Kanununa eklenen 160/A maddesi ile “Mükellefiyet kaydının analiz ve değerlendirme sonuçlarına bağlı olarak terkini” konusunda yasal düzenleme yapılmıştı. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde düzenlemenin temel amacının, sahte belge düzenleme riski yüksek olan mükelleflerin İdare tarafından bir an önce tespit edilerek bu fiillerinin sonlandırılması olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan düzenlemeyle, sahte belge düzenlemek amacıyla açılan vergi mükellefiyetleri, artık vergi inceleme sonucu beklenmeden daha hızlı bir süreçte kapatılabilecektir.

Mükellefiyet kaydının terkin edilmesine ilişkin usul ve esaslar hakkında Gelir İdaresi tarafından 7 Ekim 2020 tarihli Resmi Gazete’de 520 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği yayımlanmıştır. Genel Tebliğde yapılan açıklamalarla, mükellefiyet kaydının analiz ve değerlendirme sonuçlarına bağlı olarak terkini konusunda uygulamaya ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Söz konusu Tebliğde; analiz ve değerlendirme çalışmaları sonucu mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilecek mükellefler ve bu kapsamda gerçekleştirilecek işlemler, mükellefiyet kaydının terkini, mükellefiyetlerinin devamını isteyenlerden teminat istenmesi, vergi incelemesi sonuçları ve teminatların iadesi gibi hususlar yer almaktadır.

Vergi Usul Kanununa eklenen hükümle sahte belge düzenleme riski yüksek olan mükelleflerin, mükellef kayıtlarının İdare tarafından yapılacak analiz ve değerlendirme sonuçlarına göre terkin edilebilmesine yönelik olarak yapılan düzenleme ile Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimleri tarafından yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükellefler vergi incelemesine sevk edilecek ve yapılacak yoklama sonucunda, vergi dairesinin görüşü ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı/defterdar onayıyla mükellefiyet kaydı terkin edilebilecektir. İnceleme neticesine göre mükellefler ile bunlarla ilişkili kişilerin durumu yeniden değerlendirilecek olup mükellefiyet tesisi/devamı için alınan teminat belirli şartlar dâhilinde iade edilebilecektir.

Yapılan düzenlemeyle, sahte belge düzenleme ve kullanma fiilleri ile etkin bir şekilde mücadele edilmesi, vergiye uyum seviyesinin yükseltilmesi ve kayıt dışı ekonomi ile mücadeledeki etkinliğin artırılması amaçlarına yönelik olarak, sahte belge düzenleme riski yüksek olan mükelleflerin bir an önce tespit edilerek bu fiillerin sonlandırılması öngörülmüştür. Bu çalışmada, sahte belge düzenlemek için mükellefiyet kaydı açan veya mevcut mükellefiyetlerinin yanında sahte belge düzenleyenlerle mücadele kapsamında, Vergi İdaresi tarafından bugüne kadar yapılan düzenlemeler noktasında mevcut durum analizinin yapılması sonrasında Vergi İdaresi tarafından 7194 sayılı Kanunla 213 sayılı VUK’da yapılan düzenleme ile kendisine verilen yetkiye göre yayımlanan Genel Tebliğde yapılan düzenlemeler incelenecektir.

1. 2021-2023 Dönemi Orta Vadeli Mali Planda “Risk Analizi Değerlendirme ve Araştırma (RADAR) Sistemi”

Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığınca Hazırlanan Orta Vadeli Mali Plan (2021-2023)’ın Onaylanması Hakkında 3076 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı 8 Ekim 2020 tarihli Resmi Gazete’nin 1. mükerrer sayısında yayımlanmıştır. 2021-2023 dönemi Orta Vadeli Mali Planında; Yeni Ekonomi Programı/Orta Vadeli Program (2021-2023) ile uyumlu olmak üzere 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ilişkin merkezi yönetim bütçesi toplam gelir ve gider tahminleriyle birlikte hedef açık ve borçlanma durumu ile kamu idarelerinin ödenek teklif tavanları belirlenmiştir.

2021-2023 dönemi Orta Vadeli Mali Planın, “Bütçe Gelirlerine İlişkin Temel Politikalar” bölümünde yer alan açıklamalara göre; kayıt dışı ekonomi ile mücadeleye kararlı bir şekilde devam edilecek, vergi kayıp ve kaçağı ile mücadelede bilgi iletişim teknolojilerinin kullanımı yaygınlaştırılacak, elektronik ortamda yapılan ticari faaliyetlerin ve sosyal medya kullanılarak kazanılan gelirlerin vergilendirilmesine yönelik düzenlemeler gözden geçirilecektir. Vergi bilincinin güçlendirilmesi ve vergiye gönüllü uyumun artırılması amacıyla davranışsal kamu politikalarından faydalanılacaktır. Vergi bilincini artırmaya, mükelleflerin hakları ve yükümlülükleri ile vergi uygulamaları konularında etkin bilgilendirilmeleri yoluyla gönüllü uyumlarının artırılmasına yönelik olarak yazılı ve görsel yayınların hazırlanmasına, medya araçlarının kullanılmasına, mükelleflerin işlemlerini hızlı ve güvenli bir şekilde yapabilecekleri interaktif yazılımların hazırlanmasına, iletişim teknolojilerinin kullanıldığı hizmet seçeneklerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara devam edilecektir. Orta Vadeli Mali Planda (2021-2023) konumuzla ilgili olarak yer alan politikaya göre; vergisel işlemlerde uzaktan denetim ve risk bazlı incelemelerin yaygınlaştırılması için Risk Analizi Değerlendirme ve Araştırma (RADAR) Sisteminin kurulması, farklı veri kaynaklarından edinilen bilgilerin bu sistemde toplanması, risk senaryoları oluşturulması ve modelleme yapılması öngörülmektedir.

2. Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Kapsamında Yapılanlar

2.1. Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Eylem Planları

Kayıt dışı ekonomi, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinin önemli bir problemi olduğu kadar son zamanlarda gelişmiş ülke ekonomilerinin de takibinde olan ve mücadele edilen alan olarak ortaya çıkmakta, kayıt dışı ekonominin azaltılması, orta ve uzun dönemde ekonomik istikrar, gelir dağılımı ve istihdam gibi birçok makroekonomik unsurun iyileşmesine, ekonomide verimlilik düzeyi ve rekabet gücünün yükselmesine, ayrıca kamu gelirlerinin artmasına katkıda bulunmaktadır. Kayıtlı ekonomiye geçiş sürecinde başarılı olabilmek için kamu kurum ve kuruluşları, birlikler, sivil toplum kuruluşları ile toplumun tüm kesimlerinin desteği ve tüm kurum ve kuruluşlarımızın etkin bir şekilde işbirliği içinde olması büyük önem taşımaktadır. Türkiye'de kayıt dışı ekonomiyle mücadele kapsamında başarılı adımlar atılmış, sorunun ortadan kaldırılmasına yönelik hedefler; hükümet programları, kalkınma planları, orta vadeli planlar, yıllık programlar ve malî planlarda yer alan öncelikli konulardan biri olmuş, mücadele stratejisi eylem planları hazırlanmış ve olumlu neticeler alınmıştır.

Gelir İdaresi Başkanlığı koordinasyonunda, kamu kurum ve kuruluşlarının sorumluluğu ve işbirliği ile 2008-2010 ve 2011-2013 dönemi Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planları ve 2015-2017 Kayıt Dışı Ekonominin Azaltılması Programı Eylem Planı başarıyla uygulanmıştır. Son olarak, 27/10/2018 tarihli 1 inci mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 256 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programının "Kayıt Dışı Ekonominin Azaltılması Programı" başlığı altında yer alan 239 uncu Tedbirde; Gelir İdaresi Başkanlığı sorumluluğunda, ilgili kamu kurum/kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının katkıları ve önerilerinin değerlendirilmesi ile geniş katılımlı bir Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Eylem Planının (2019-2021) hazırlanarak uygulamaya konulacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda hazırlanan Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı (2019-2021) uygulanmaya konulmuştur.

Diğer taraftan denetim kapasitesinin güçlendirilmesi, ilgili mevzuatın gözden geçirilmesi, ilgili mevzuattaki yasal boşlukların analiz edilmesi, kayıt dışı ekonomiye karşı mücadele stratejilerinin belirlenmesi sektörel denetim ve izleme planlarının geliştirilmesi ve kurumlar arasında etkin veri paylaşımın geliştirilmesi ve veri alt yapısının güçlendirilmesi amacıyla “Kayıt Dışı Ekonominin Azaltılması Kapsamında Denetim Kapasitesinin Güçlendirilmesi ve Kurumlar Arası Veri Paylaşımının Geliştirilmesi" Teknik Yardım Projesi 07/03/2019 tarihinde başlamış ve uygulanma safhasına geçilmiştir.[1]

2.2. GİB 2019 Faaliyet Raporunda Sahte Belge Risk Analiz Programı

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan 2019 Yılı Faaliyet Raporunda yer alan bilgilere göre; Sahte Belge Risk Analiz Programı (SARP), Gelir İdaresi tarafından sahte fatura düzenleme fiilini işleyen mükelleflerin risk durumlarını sayısal olarak ölçme yöntemi ile analiz edebilen bir programdır. Sahte Belge Risk Analiz Programı, denetim bilgi ve tecrübelerinden hareketle oluşturulmuş olan risk kriterlerini ihlal eden mükellefleri, belirli bir algoritma çerçevesinde puanlamaktadır. Böylece tüm KDV mükellefleri, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge (SMİYB) düzenleme riski yönünden değerlendirilmekte ve detaylı bir şekilde analiz edilmektedir. Risk odaklı denetim anlayışı ile ortaya konulan bu yeni sistemde; Program aracılığıyla belirlenen yüksek riskli mükellefler ilgili personel tarafından da değerlendirildikten sonra incelenmek üzere Vergi Denetim Kurulu Başkanlığına gönderilmektedir.

3. Yeni Kurulan Risk Analizi Genel Müdürlüğünün Fonksiyonu

Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde yeni kurulan Risk Analizi Genel Müdürlüğü, 18 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 60 numaralı “Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” ile kurulmuştur. Genel Müdürlüğün görev ve yetkileri aşağıdaki gibidir:

  • Vergi kayıp ve kaçağı ile kayıt dışı ekonomik faaliyetleri araştırmak, bunların önlenmesine yönelik risk analiz ve değerlendirme çalışmalarını gerçekleştirmek,
  • Vergi kayıp ve kaçağı ile kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin önlenmesi amacıyla ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla koordinasyonu sağlamak,
  • Risk analizi ve değerlendirme çalışmalarını, belirlenen plan ve programlar dahilinde tanımlanan risk senaryoları, veri modellemeleri ve elektronik ortamdaki dahil olmak üzere ilgili mevzuatına göre temin edilen her türlü bilgi, belge ve bunlara ilişkin her türlü ortamdaki kayıtlar üzerinden çeşitli analiz araçlarını kullanmak suretiyle gerçekleştirmek,
  • Risk analizi ve değerlendirme çalışmalarına ait sonuçları raporlara bağlayarak gerekli önlemlerin alınmasını teminen bu raporları ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına iletmek ve bu kurumlarca alınan önlemlerin sonuçlarını takip etmek, analiz etmek ve gerek görüldüğünde ilgili kurumlar ile paylaşmak,
  • Risk analizi ve değerlendirme çalışmaları için kanunları veya faaliyet konuları gereğince ekonomik olaylara ilişkin kayıt tutan ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının bilgi işlem sistemlerine Bakanlık ve ilgili Bakanlığın veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yetkili organlarının Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak birlikte belirleyeceği usul ve esaslar dahilinde erişim sistemi kurmak, bu kurumlarla birlikte gerekli çalışmaları yürütmek. 

Kurulan bu yeni birimle, önümüzdeki yıllarda kayıtdışı ekonomiyle daha sistemli ve etkin mücadele edileceği anlaşılmaktadır.

4. Sahte Belge Düzenleyen Mükelleflerin Kayıtlarının Silinmesi Sürecinde Mevcut Durum ve Yeni Düzenleme

Konu hakkında 520 seri no.lu VUK Genel Tebliğinde sahte belge düzenleyen mükelleflerin vergi kayıtlarının nasıl silineceğine ilişkin süreçler ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Türk vergi hukukunda “belge”, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğu ve vergi iadelerinin yerindeliğinin tespiti açısından en önemli araç olup, belgenin gerçekliği ve güvenilirliği vergisel işlemler açısından çok önemlidir. Bu nedenle, başkaca bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı halde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdikleri vergi incelemesine yetkili olanlarca düzenlenen raporlar ile tespit edilen ve mükellefiyet kaydının devamına gerek görülmediği raporda belirtilen mükelleflerin mükellefiyet kayıtları 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 160 ıncı maddesi doğrultusunda vergi dairesince terkin edilmektedir. Bununla birlikte rapora bağlı terkin süreci bazı hallerde uzun zaman alabilmekte, bu esnada mükellefiyet kaydı devam eden bu kapsamdaki mükellefler sahte belge üretmeye, söz konusu belgelerin muhatabı olan mükellefler ise bu belgeleri kullanmaya devam etmektedir. Ayrıca raporlandırma süreçlerinin tamamlanmasından sonra sahte belge kullananların tespit edilerek incelenmesi, süreci uzatmakta ve İdare ile mükellefler açısından uyum maliyetlerinin artmasına sebep olmaktadır.

İdari süreçleri kısaltmak ve etkinleştirmek suretiyle, sahte belge düzenleyen mükelleflerin sahte belge üretimini sonlandırmak ve iktisadi alanda sahte belge sirkülasyonunu azaltarak “belge”ye olan güveni güçlendirmek amacıyla 213 sayılı VUK’a 5/12/2019 tarihli ve 7194 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle, “Mükellefiyet kaydının analiz ve değerlendirme sonuçlarına bağlı olarak terkini” başlığıyla 160/A maddesi eklenmiştir. Maddeye göre mükellefiyet süresi, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar dikkate alınarak mükelleflerin vergisel uyum seviyelerine yönelik olarak Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimleri tarafından yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükellefler vergi incelemesine sevk edilecek, ayrıca bunların mükellefiyetleri yapılacak yoklama sonucunda, vergi dairesinin görüşü ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı/defterdar onayıyla vergi inceleme sonucu beklenmeden terkin edilecektir. İnceleme neticesine göre mükellefler ile bunlarla ilişkili kişilerin durumu yeniden değerlendirilecek olup mükellefiyet tesisi/devamı için alınan teminat belirli şartlar dâhilinde iade edilebilecektir.[2]

5. Sahte Belge Düzenleme Riskinin Yüksek Olduğu Tespit Edilen Mükelleflerin Kapsamı

Sahte belge düzenlenme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükellefler kapsamına; mükellefiyet süresi, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar dikkate alınarak mükelleflerin vergisel uyum seviyelerine yönelik olarak Hazine ve Maliye Bakanlığının ilgili birimleri tarafından yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen ve vergi incelemesine sevk edilen mükellefler girmektedir.

6. Uygulama Kapsamında Yer Alan Teminat ve Vergi Borcunun Kapsamı

Uygulamada bir bileşen olan teminat ifadesinden; 213 sayılı VUK’un 153/A maddesinde yer alan ve her yıl yeniden değerleme oranına göre belirlenen asgari tutardan (2020 yılı için 140.000 TL) az olmamak üzere, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlenen belgelerde yer alan (vergiler dâhil) toplam tutarın %10’u olarak hesaplanan ve 6183 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde sayılan; para, bankalar tarafından verilen süresiz teminat mektupları ve Bakanlıkça ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerini veya bu senetler yerine düzenlenen belgelerin anlaşılması gerekmektedir. Vergi borcundan anlaşılması gereken ise, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince tahsil edilen ve 213 sayılı VUK’un kapsamına giren vergi, resim, harçlar, vergi cezaları ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zamlarıdır.

7. Mükellefiyet Kaydı Re’sen Terkin Edilecek Mükelleflerin Belirlenmesi

7.1. Kayıtları Silinecek Mükelleflerin Belirlenmesine İlişkin Yasal Düzenleme

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 160/A maddesinde; mükellefiyet süresi, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar dikkate alınarak mükelleflerin vergisel uyum seviyelerine yönelik olarak Vergi İdaresince yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükelleflerin vergi incelemesine sevk edileceği ve bunlar nezdinde yoklama yapılacağı hükme bağlanmıştır. Sahte belge düzenleme riski yüksek olan mükelleflerin belirlenmesine yönelik olarak yapılan analiz ve değerlendirme çalışmalarında, esas olarak, mükellefler tarafından verilen beyanname ve bildirimler, sicil, ortaklık, tahakkuk, tahsilat ve mükellefiyete ilişkin diğer bilgiler ile diğer kurum ve kuruluşlardan alınan gümrük beyannameleri, kapasite raporu, yatırım teşvik belgesi gibi bilgi ve belgeler dikkate alınacaktır.

7.2. Mükellefiyet Terkin İşlemlerine Başlanılması İçin Mükellefler Hakkında Yapılan İhbar/Şikayet/Bildirimler

Vergi İdaresinin ilgili birimlerinin re’sen ya da ihbar, şikâyet, diğer kurum ve kuruluşlar veya Başkanlık birimleri tarafından yapılan bildirimler üzerine yapacağı analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükelleflere ilişkin bilgiler, uygulama kapsamında mükellefiyet terkin işlemlerine başlanılması amacıyla Gelir İdaresi aracılığıyla ilgili vergi dairesi başkanlığına/defterdarlığa/vergi dairesi müdürlüğüne aktarılacak ve söz konusu mükellefler vergi incelemesine sevk edilecektir. Analiz ve değerlendirme sonucunun ilgili vergi dairesi başkanlığının/defterdarlığın/vergi dairesi müdürlüğünün bilgisine girmesi sonrasında mükellefin bilinen iş yeri adresinde yoklama yapılacaktır. Yapılan yoklamada; bilinen iş yeri adresinde faal olunup olunmadığı, cari dönem ve tespitin ilgili olduğu dönem itibarıyla faaliyetin bulunup bulunmadığı, üretim ve/veya ticaret/faaliyet kapasitesi, depo, tesis, taşıt, makine, teçhizat, demirbaş vb. varlığı, emtia mevcudu ve çalışan sayısı gibi mükellefin hakikatte faaliyette bulunduğunu veya bulunmadığını ispatlamaya yarayacak hususlar tespit edilecek ve düzenlenen tutanakta bunlara yer verilecektir.

7.3.Vergi Dairesi Nezdinde Komisyon Tarafından Yapılacak Değerlendirme ve Mükellefiyet Kaydının Silinmesi

Yapılan analiz ve değerlendirme sonuçları ile yoklama neticesinde tespit edilen hususlar, vergi dairesi nezdinde oluşturulan bir komisyon tarafından değerlendirilecektir. Komisyon tarafından, söz konusu analiz ve değerlendirme sonuçları ile yapılan yoklama neticesinde tespit edilen hususlarla birlikte mükellefiyete ilişkin Genel Tebliğde belirtilen hususlar ile vergi dairesinde bulunan diğer bilgi ve kayıtlar dikkate alınarak mükellefin, cari dönem ve tespitin ilgili olduğu dönem itibarıyla faaliyetinin bulunup bulunmadığı, bulunması hâlinde işletme kapasitesi ile beyanlarının uyumlu olup olmadığı değerlendirilecektir. Komisyon, gerek görmesi durumunda, mükelleften ilave bilgi, belge ve açıklama isteyebilecektir.

Komisyonca Mükellefiyetin Terkin Edilmesine Kanaat Getirilmesi: Vergi dairesi nezdinde oluşturulan komisyon tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, mükellefin sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğuna ve mükellefiyetin uygulama kapsamında terkin edilmesi gerektiğine kanaat getirilmesi hâlinde komisyon görüşü bir tutanağa bağlanarak, vergi dairesi başkanı veya defterdar onayına sunulacaktır. Vergi dairesi başkanının/defterdarın onayını müteakiben, onay tarihi itibarıyla mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilecek ve bu durum mükellefe tebliğ edilecektir. Vergi dairesi başkanının/defterdarın onay vermemesi durumunda, bu aşamada herhangi bir işlem tesis edilmeyecek ve bu durum, gerekçeleri ile birlikte, analiz ve değerlendirme sonucunu aktaran ilgili birime bildirilecektir.

Komisyonca Mükellefiyetin Terkin Edilmemesine Kanaat Getirilmesi: Vergi dairesi nezdinde oluşturulan komisyon tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, mükellefin sahte belge düzenleme riskinin yüksek olmadığı, dolayısıyla mükellefiyetin bu aşamada uygulama kapsamında terkin edilmesinin gerekmediğine kanaat getirilmesi hâlinde, bu durum gerekçeleri ile birlikte tutanağa bağlanır ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı veya defterdar onayına sunulacaktır. Vergi dairesi başkanının/defterdarın onayı üzerine, mükellefiyet kaydının re’sen terkini hususunda bu aşamada herhangi bir işlem tesis edilmeyecek ve bu durum, gerekçeleri ile birlikte, analiz ve değerlendirme sonucunu aktaran ilgili birime bildirilecektir. Vergi dairesi başkanının/defterdarın onay vermemesi hâlinde, gerekçeleri ile birlikte durum komisyona bildirilecektir. Söz konusu gerekçeler de dikkate alınarak komisyon tarafından yeniden değerlendirme yapılacaktır. Değerlendirme sonucunda komisyon görüşü bir tutanağa bağlanacak ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı veya defterdar onayına sunulacaktır.

7.4. Terkin Edilen Mükellefiyet Kaydının Yeniden Tesisinin Talep Edilmesi

213 sayılı VUK’un 160/A maddesinin ikinci fıkrasında, mükellefiyet kaydının re’sen terkin edildiğine ilişkin bilgilendirme yazısının mükellefe tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde, aynı Kanunun 153/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan asgari teminat tutarından az olmamak üzere, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlenen belgelerde yer alan (vergiler dâhil) toplam tutarın %10’u tutarında aynı maddede belirtilen türde teminat verilmesi ve tüm vergi borçlarının ödenmesi şartıyla mükellefiyetin, terkin tarihi itibarıyla yeniden tesis edileceği hükme bağlanmıştır. Uygulama kapsamında mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilen mükelleflerin talebi üzerine mükellefiyet kaydı, aşağıda yer alan şartların haiz olunması kaydıyla, terkin tarihi itibarıyla yeniden açılacaktır. Mükellefiyet kaydının yeniden tesisi için, en geç mükellefiyet kaydının re’sen terkin edildiğine ilişkin bilgilendirme yazısının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde;

  • Bağlı olunan vergi dairesine başvuruda bulunulması,
  • 213 sayılı Kanunun 153/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan, mükellefiyetin terkin edildiği yıl için geçerli asgari teminat tutarından az olmamak üzere, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlenen belgelerde yer alan toplam tutarın %10’u tutarında teminat verilmesi,
  • Tüm vergi borçlarının ödenmesi,

gerekmektedir.

7.5. Mükellefiyet Kaydı Terkin Edilenler İle Bunlarla İlişkili Olanların İşe Başlama Bildiriminde Bulunması

213 sayılı VUK’un 160/A maddesinin üçüncü fıkrasında, bu madde kapsamında mükellefiyeti terkin edilenler ile aynı Kanunun 153/A maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtildiği şekilde bunlarla ilişkili olan kişilerin işe başlama bildiriminde bulunmaları hâlinde, bu kişiler hakkında mükellefiyet tesis edilebilmesi için, işe başlama bildiriminde bulunanların ve mükellefiyet kaydı bu madde kapsamında terkin edilenlerin tüm vergi borçlarının ödenmiş ve ikinci fıkrada belirtilen şekilde teminat verilmiş olmasının şart olduğu hükme bağlanmıştır. 213 sayılı VUK’un 160/A maddesi kapsamında mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilen mükellefin;

  • Serbest meslek erbabı olması durumunda kendisi,
  • Şahıs işletmesi olması durumunda sahibi,
  • Adi ortaklık olması durumunda ortaklardan her biri,
  • Ticaret şirketi olması durumunda şirketin kendisi, kanuni temsilcileri, yönetim kurulu üyeleri, söz konusu şirketin asgari %10 ve üzeri hissesine sahip olan gerçek veya tüzel kişiler ya da zikredilen tüm bu kişilerin asgari %10 ve üzeri hisseye sahip olduğu veya yönetiminde bulundukları teşebbüsler,
  • Tüzel kişiliği olmayan teşekkül olması durumunda bunları idare edenler,
  • Yukarıda sayılanların; ortağı oldukları adi ortaklıklar, kanuni temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, şirket sermayesinin asgari %10’una sahip oldukları ticaret şirketleri veya idare ettikleri tüzel kişiliği olmayan teşekküller,

tarafından verilen işe başlama bildiriminin alınması üzerine aynı Kanunun 160/A maddesinin üçüncü fıkralarında belirtilen şartlar yerine getirilmeden mükellefiyetleri tesis edilmeyecektir.

7.6. Mükellefiyet Kaydı Terkin Edilenlerin Yeni Bir Mükellefiyet İçin Bildirimde Bulunması

213 sayılı VUK’un 160/A maddesi kapsamında mükellefiyet kaydı terkin edilenlerin, terkin edilen mükellefiyetin yeniden tesisinde başvuru süresi için öngörülen sürenin bitim tarihinden, nezdinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporun ilgili vergi dairesine intikal ettiği tarihe kadar olan süre dâhilinde, yeni bir mükellefiyet tesisine ilişkin olarak işe başlama bildiriminde bulunmaları hâlinde; tüm vergi borçlarını ödemeleri ve 213 sayılı VUK’un 153/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan, işe başlama bildiriminin verildiği yıl için geçerli asgari teminat tutarından az olmamak üzere, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlenen belgelerde yer alan toplam tutarın %10’u tutarında teminat vermiş olmaları kaydıyla, bu kişilerin mükellefiyeti tesis edilecektir.

7.7. Mükellefiyet Kaydı Terkin Edilenlerle İlişkili Olanların İşe Başlama Bildiriminde Bulunması

213 sayılı VUK’un 160/A maddesi kapsamında mükellefiyet kaydı terkin edilenlerle, terkin tarihi itibarıyla veya sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde, aynı Kanunun 153/A maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen mahiyette ilişkili olanların, anılan Kanunun 160/A maddesi kapsamında mükellefiyeti terkin edilenlerin mükellefiyet kaydının re’sen terkin edildiği tarihten, bu mükellefler nezdinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporun ilgili vergi dairesine intikal ettiği tarihe kadar olan süre dâhilinde, işe başlama bildiriminde bulunmaları hâlinde; kendilerinin ve mükellefiyet kaydı 213 sayılı VUK’un 160/A maddesi kapsamında terkin edilenlerin tüm vergi borçlarını ödemeleri ile 213 sayılı VUK’un 153/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan, işe başlama bildiriminin verildiği yıl için geçerli asgari teminat tutarından az olmamak üzere, aynı Kanunun 160/A maddesi kapsamında mükellefiyet kaydı terkin edilenler tarafından sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlenen belgelerde yer alan toplam tutarın %10’u tutarında teminat vermiş olmaları kaydıyla bu kişilerin mükellefiyeti tesis edilecektir.

7.8. Mükellefiyet Kaydı Terkin Edilenlerle İlişkili Olanların Mevcut Mükellefiyetleri

213 sayılı VUK’un 160/A maddesi kapsamında mükellefiyetleri re’sen terkin edilenlerle, mükellefiyetin terkin tarihi itibarıyla veya sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde, aynı Kanunun 153/A maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında belirtilen mahiyette ilişkili olan kişilerin ticari, zirai veya mesleki bir faaliyetten dolayı mevcut bir mükellefiyeti varsa, bu mükellefiyetleri veya bu mükellefiyetlerin başka bir vergi dairesine nakledilmesi nedeniyle bu aşamada kendilerinden bahse konu maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen şartların yerine getirilmesi istenmez. Anılan kişilerin söz konusu mükellefiyetleri herhangi bir nedenle terkin edildikten sonra yeniden mükellefiyet tesis ettirmek için, öngörülen süre dâhilinde işe başlama bildiriminde bulunmaları hâlinde, 213 sayılı VUK’un 160/A maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri gereğince Genel Tebliğde yapılan açıklamalara göre işlem tesis edilecektir.

7.9. Mükellefiyet Tesis Ettirmeksizin Kayıt Dışı Faaliyette Bulunduğu Tespit Edilenler

213 sayılı VUK’un 160/A maddesi kapsamında olup teminat verilmesi veya işe başlama bildiriminde bulunulması gerekirken, faaliyetini vergi dairesinin bilgisi dışında sürdürenlerin bu durumlarının tespiti hâlinde, bu kişiler hakkında teminat istenmeden mükellefiyete ilişkin gerekli işlemler tesis ettirilecektir. Bu durumda mükellefiyet tesis tarihinden itibaren bir ay içinde ilgili vergi dairesi tarafından; otuz gün içerisinde teminat verilmesi ve mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilen mükellefin ve kendilerinin varsa tüm vergi borçlarının ödenmesi, yazılı olarak talep edilecektir. Yazının tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük süre içerisinde bu şartlar yerine getirilmezse istenen teminat tutarı verilen sürenin son günü vade tarihi kabul edilmek suretiyle söz konusu mükellefler adına teminat alacağı olarak tahakkuk ettirilecektir. Teminat alacağı, 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı tatbik edilerek takip ve tahsil edilecektir. Otuz günlük süre sonunda bu şartların yerine getirilmemesi hâlinde, mükelleflerin açılmış olan mükellefiyet kayıtları vergi dairesi tarafından ayrıca terkin edilir. Mükelleflerin faaliyetlerine devam etmek istemeleri durumunda, mükellefiyetin tesis edilebilmesi için mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilen mükellefin ve kendilerinin varsa tüm vergi borçları ile teminat alacağı tutarının ödenmiş olması şarttır. 

8. Vergi İncelemesi Sonucunda Düzenlenen Rapora Göre Yapılacak İşlemler

8.1. Teminat İadesine İlişkin Hükümler

213 sayılı VUK’un 160/A maddesinde yer alan hükümlere göre; mükellef hakkında yapılan inceleme neticesinde, mükellefin başka bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı hâlde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği tespit olunursa, alınan teminat inceleme neticesinde doğan borçlar dâhil vergi borçlarına mahsup edilerek artan tutar iade olunur. Yapılan incelemede mükellefin başka bir ticari, zirai veya mesleki faaliyeti bulunduğu hâlde sahte belge düzenlediği tespit olunursa, mükellef hakkında 153/A maddesinin dördüncü fıkrası hükümleri çerçevesinde işlem tesis edilir. Şu kadar ki, daha önceden alınmış olan teminat sahte belge düzenleme fiili nedeniyle yapılan tarhiyatların ve kesilen cezaların kesinleşmesine kadar mükellefe iade olunmaz. Yapılan inceleme neticesinde mükellefin sahte belge düzenlemediği tespit olunursa, alınan teminat başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla iade edilir.

8.2. Vergi İnceleme Raporunun Münhasıran Sahte Belge Düzenlemek Amacıyla Mükellefiyet Tesis Ettirildiğine İlişkin Olması

Yapılan inceleme neticesinde mükellefin, başka bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı hâlde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği tespit olunursa re’sen terk tarihi olarak raporda farklı bir tarih belirtilmiş olması hâlinde kayıtlar buna göre düzeltilir. Mükellef ve mükellefle 213 sayılı VUK’un 160/A maddesinde yer alan hükümlere 153/A maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen mahiyette ilişkili olanlar hakkında söz konusu fıkralar çerçevesinde işlem tesis edilir. Yapılan inceleme neticesinde mükellefin, başka bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı hâlde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirdiği tespit olunursa mükellefiyet kaydı raporda öngörülen tarih itibarıyla re’sen terkin edilir. Alınan teminat, inceleme neticesinde doğan borçlar dâhil, iade tarihi itibarıyla bulunan vergi borçlarına mahsup edilerek varsa artan teminat tutarı iade olunur. Mükellef ve mükellefle 213 sayılı VUK’un 160/A maddesinde yer alan hükümlere 153/A maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında belirtilen mahiyette ilişkili olanlar hakkında söz konusu fıkralar çerçevesinde işlem tesis edilir.

Öte yandan, 213 sayılı VUK’un 160/A maddesi kapsamında mükellefiyet kaydı terkin edilen mükellef hakkında yapılan vergi incelemesi neticesinde, başka bir ticari, zirai ve mesleki faaliyeti olmadığı hâlde münhasıran sahte belge düzenlemek amacıyla mükellefiyet tesis ettirildiği tespit olunursa teminat verildiği için tesis edilen mükellefiyet kaydına ilişkin olarak herhangi bir işlem tesis edilmez. Teminat verildiği için mükellefiyet kaydı tesis edilenler hakkında, söz konusu tespiti içeren rapora istinaden, 213 sayılı VUK’un 153/A maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında 478 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği çerçevesinde işlem tesis edilir. Bu kapsamda, mezkûr fıkra uygulamasında öngörülen yazının tebliğ edildiği tarihten itibaren otuz gün içinde;

  • Teminat verilmesi ve mükellefiyet kaydı vergi dairesince re’sen terkin edilmiş olan mükellefin varsa tüm vergi borçlarının ödenmesi veya
  • Mevcut mükellefiyetteki statünün sona erdirilmesi,

seçeneklerinden birinin yerine getirilmesi hâlinde alınan teminat, başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla mükellefe iade olunur. Vergi borcu bulunması hâlinde, iade tarihi itibarıyla bulunan vergi borçlarına mahsup edilerek artan teminat tutarı iade olunur.

8.3. Vergi İnceleme Raporunun Mevcut/Gerçek Faaliyet Yanında Sahte Belge Düzenlendiğine Dair Olması

Yapılan inceleme neticesinde mükellefin, başka bir ticari, zirai veya mesleki faaliyeti bulunduğu halde sahte belge düzenlediğinin tespit olunması hâlinde, mükellefe bir yazı yazılarak terkin edilen mükellefiyete ilişkin olarak verilmeyen beyanname ve bildirimlerin yazının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde verilerek tahakkuk eden vergilerin aynı süre içerisinde ödenmesi gerektiği bildirilir. Ayrıca, mükellefiyetin yeniden tesisinin talep edilmesi durumunda mükellefiyet tesis tarihinin bildirilmesi gerektiği, mükellefiyetin tesisinin talep edilmemesi durumunda mükellefiyet kaydının açılmayacağı da söz konusu yazıda belirtilir. Mükellefiyetin açılması hâlinde mükellef hakkında, söz konusu vergi incelemesi neticesinde düzenlenen raporlara istinaden yapılan tarhiyatların ve kesilen cezaların kesinleşmesini müteakiben, 213 sayılı VUK’un 153/A maddesinin dördüncü fıkrası ve 478 seri no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği çerçevesinde işlem tesis edilir. Öte yandan, yapılan inceleme neticesinde mükellefin, başka bir ticari, zirai veya mesleki faaliyeti bulunduğu halde sahte belge düzenlediğinin tespit olunması durumunda, verilen teminatın iadesi için, yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporlara istinaden yapılan tarhiyatların ve kesilen cezaların kesinleşmesi beklenir.

Bu kapsamda teminat istenmesinde; daha önce verilen teminat tutarı iade edilmeksizin, varsa sadece aşan kısım için teminat aranabileceği gibi 213 sayılı VUK’un 153/A maddesi kapsamında teminatın verilmesini müteakiben daha önce aynı Kanunun 160/A maddesi kapsamında verilen teminatın iadesi şeklinde de işlem tesis edilebilir. Bu durumda vergi borcu bulunması hâlinde, iade tarihi itibarıyla bulunan vergi borçlarına mahsup edilerek artan teminat tutarı iade olunur. 213 sayılı VUK’un 160/A maddesi kapsamında terkin edilen mükellefiyete yönelik yapılan vergi incelemesi neticesinde, incelemeye konu mükellefiyete ilişkin olarak başka bir ticari, zirai veya mesleki faaliyeti bulunduğu halde sahte belge düzenlendiğinin tespit olunması hâlinde; mükellefiyet tesisi için alınmış olan teminatın iadesinde, Genel Tebliğde yapılan açıklamalar çerçevesinde işlem tesis edilir. Mükellefiyet kaydının tesisi için alınmış olan teminat, başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla mükellefe iade olunur. Vergi borcu bulunması hâlinde teminat, iade tarihi itibarıyla bulunan vergi borçlarına mahsup edilerek artan teminat tutarı iade olunur.

8.4. Vergi İnceleme Raporunun Mükellefin Sahte Belge Düzenlenmediğine Dair Olması

Yapılan inceleme neticesinde mükellefin, sahte belge düzenlemediğinin tespit edilmesi hâlinde, mükellefe bir yazı yazılarak terkin edilen mükellefiyete ilişkin olarak verilmeyen beyanname ve bildirimlerin yazının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde verilerek tahakkuk eden vergilerin aynı süre içerisinde ödenmesi gerektiği bildirilir. Ayrıca, mükellefiyetin yeniden tesisinin talep edilmesi durumunda mükellefiyet tesis tarihinin bildirilmesi gerektiği, mükellefiyetin tesisinin talep edilmemesi durumunda mükellefiyet kaydının açılmayacağı da söz konusu yazıda belirtilir. Yapılan inceleme neticesinde mükellefin, sahte belge düzenlemediğinin tespit olunması durumunda, mükellefiyet kaydının yeniden tesisi için alınmış olan teminat, başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla mükellefe iade olunur. Vergi borcu bulunması hâlinde teminat, iade tarihi itibarıyla bulunan vergi borçlarına mahsup edilerek artan teminat tutarı iade olunur.

9. Teminat Verilerek Tesis Edilen Mükellefiyetin İnceleme Raporunun Vergi Dairesine İntikal Etmesinden Önce Sonlandırılması

Mükellefiyet kaydı yeniden tesis edilenlerin mükellefiyetlerinin, haklarında düzenlenen rapor vergi dairesine intikal etmeden önce herhangi bir sebeple sonlandırılması hâlinde, alınan teminat inceleme sonucuna kadar iade edilmez. İncelemenin sonucuna göre, Genel Tebliğde yapılan teminat iadesine ilişkin yapılan açıklamalar çerçevesinde işlem tesis edilir. Mükellefiyet kaydı teminat alınarak tesis edilen mükellefiyetin, yapılan vergi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun vergi dairesine intikalinden önce herhangi bir sebeple sonlandırılması hâlinde;

-Mükellefiyet tesisi için alınmış olan teminat, 213 sayılı VUK’un 160/A maddesi kapsamında terkin edilen mükellefiyete yönelik yapılan inceleme sonucuna kadar iade edilmez. İncelemenin sonucuna göre, Genel Tebliğin teminat iadesine ilişkin yapılan açıklamalar çerçevesinde işlem tesis edilir. Ancak, teminatın iadesinde, iade sürecinin başlatılması için 3 yıllık sürenin bitimi beklenmez.

-Mükellefiyet tesisi için alınmış olan teminat, başkaca vergi borcu bulunmaması kaydıyla mükellefe iade olunur. Vergi borcu bulunması hâlinde teminat, iade tarihi itibarıyla bulunan vergi borçlarına mahsup edilerek artan teminat tutarı iade olunur.

10. Vergi Borcu Tutarının Teminat Tutarının %10’unu Aşması

213 sayılı VUK’un 160/A maddesinin beşinci fıkrasında, eksilen teminatların tamamlatılmasında aynı Kanunun 153/A maddesinin dokuzuncu fıkrasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre, kendisinden teminat alınmış olan mükelleflerin, teminatın alındığı tarihten sonra tahakkuk eden ve süresinde ödenmeyen vergi borçlarının tutarının, alınan teminat tutarının %10’unu aşması hâlinde, teminat paraya çevrilerek 6183 sayılı Kanununa göre mükelleflerin vergi borçlarına mahsup edilir. Mahsup işleminin tamamlanmasından itibaren bir ay içerisinde hazırlanacak bir yazı ile mükelleften eksik kalan teminat tutarının otuz gün içerisinde tamamlanması istenecektir. Teminatın tamamlanmaması hâlinde, istenen teminat tutarı verilen sürenin son günü vade tarihi olarak kabul edilmek suretiyle bu mükellefler adına teminat alacağı olarak tahakkuk ettirilecektir. Teminat alacağı, mükelleflerden 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı tatbik edilerek takip ve tahsil edilecektir. 

11. Sonuç ve Uygulamanın Genel Değerlendirmesi

Sahte belge düzenleyen mükelleflerin, mükellefiyet kayıtlarının hızlı bir şekilde silinmesi konusunda getirilen yeni düzenleme, geçmiş dönemlerde uzun süreçler alan idari işlemleri kısaltmış ve Vergi İdaresinin sahte belge düzenleyenlerle daha etkin mücadele etmesinin önünü açmıştır. Sahte belge düzenleme riski yüksek olan mükelleflerin belirlenmesine yönelik olarak Vergi İdaresince yapılan analiz ve değerlendirme çalışmalarında esas olarak, mükellefler tarafından verilen beyanname ve bildirimler, sicil, ortaklık, tahakkuk, tahsilat ve mükellefiyete ilişkin diğer bilgiler ile diğer kurum ve kuruluşlardan alınan gümrük beyannameleri, kapasite raporu, yatırım teşvik belgesi gibi bilgi ve belgeler dikkate alınacaktır. Mükelleflerin aktif ve öz sermaye büyüklükleri, iş yeri, taşıt, makine, teçhizat, demirbaş bilgileri ve çalışan sayıları itibarıyla üretim ve/veya ticaret/faaliyet kapasitesi ile beyan ve bildirimlerinin uyumlu olup olmadığı, haklarında sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ya da kullanma yönünden rapor/tespit bulunup bulunmadığı, alış ve satış yaptıkları mükellefler hakkında düzenlenen/yapılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme/kullanma rapor/olumsuz tespit bilgileri, ortaklık yapısı ile ortaklara ilişkin bilgiler gibi hususlara bağlı olarak analiz ve değerlendirme çalışmaları yapılacaktır.

Yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükelleflere ilişkin bilgiler, mükellefiyet terkin işlemlerine başlanılması amacıyla ilgili vergi dairesi başkanlığına/defterdarlığa/vergi dairesi müdürlüğüne aktarılacak ve söz konusu mükellefler vergi incelemesine sevk edilecektir. Analiz ve değerlendirme sonucunun ilgili vergi dairesi başkanlığına/defterdarlığına/vergi dairesi müdürlüğüne aktarılmasıyla, mükellefin bilinen iş yeri adresinde yoklama yapılacaktır. Yapılan analiz ve değerlendirme sonuçları ile yoklama neticesinde tespit edilen hususlar, vergi dairesi nezdinde oluşturulan bir komisyon tarafından değerlendirilecektir. Komisyonca mükellefiyetin terkin edilmesine kanaat getirilmesi durumunda, Komisyon görüşü bir tutanağa bağlanarak, vergi dairesi başkanı veya defterdar onayına sunulacaktır. Vergi dairesi başkanının/defterdarın onayını müteakiben, onay tarihi itibarıyla mükellefiyet kaydı re’sen terkin edilecek ve bu durum mükellefe tebliğ edilecektir. Vergi dairesi başkanının/defterdarın onay vermemesi durumunda, bu aşamada herhangi bir işlem tesis edilmeyecektir.

Komisyon tarafından mükellefiyetin terkin edilmemesine kanaat getirilmesi durumunda, Komisyon görüşü bir tutanağa bağlanarak, vergi dairesi başkanı veya defterdar onayına sunulacaktır. Vergi dairesi başkanının/defterdarın onayı üzerine, mükellefiyet kaydının re’sen terkini hususunda bu aşamada herhangi bir işlem tesis edilmez ve bu durum, gerekçeleri ile birlikte, analiz ve değerlendirme sonucunu aktaran ilgili birime bildirilecektir. Vergi dairesi başkanının/defterdarın onay vermemesi hâlinde, gerekçeleri ile birlikte durum komisyona bildirilecektir. Söz konusu gerekçeler de dikkate alınarak komisyon tarafından yeniden değerlendirme yapılacak ve sonucunda komisyon görüşü bir tutanağa bağlanarak, vergi dairesi başkanı veya defterdar onayına sunulacaktır. Terkin edilen mükellefiyet kaydının yeniden tesisi için, en geç mükellefiyet kaydının re’sen terkin edildiğine ilişkin bilgilendirme yazısının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde;

  • Bağlı olunan vergi dairesine başvuruda bulunulması,
  • 213 sayılı Kanunun 153/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan, mükellefiyetin terkin edildiği yıl için geçerli asgari teminat tutarından (1.1.2020'dan itibaren 140.000 TL) az olmamak üzere, sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu dönemlerde düzenlenen belgelerde yer alan toplam tutarın %10’u tutarında teminat verilmesi,
  • Tüm vergi borçlarının ödenmesi,
  • Teminat alınarak mükellefiyeti yeniden tesis edilenlerin, mükellefiyetlerinin gereği olarak düzenlemek zorunda oldukları belgelerden,  509 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği kapsamında olup mükellefiyetin yeniden tesis/tesis edildiği tarihi itibarıyla elektronik belge olarak düzenlenebilenler bakımından, bahse konu tarihlerden itibaren 30 gün içinde söz konusu elektronik belge uygulamalarına dahil olunması; mükellefiyetin yeniden tesis/tesis edildiği tarihlerden sonraki bir tarihte elektronik belge olarak düzenlenebilir hale gelenler bakımından ise, elektronik belge olarak düzenlenebilir hale geldikleri tarihi izleyen 30 gün içerisinde bahse konu elektronik belge uygulamalarına dahil olunması ve söz konusu belgelerin elektronik belge olarak düzenlenmesi gerekmektedir.[3]

Konuya ilişkin olarak basına yansıyan yorumlara bakıldığında; mükellefiyet kaydı silinerek sahte fatura engellenemez diyen görüşler olduğu gibi, naylon fatura düzenleyenlere yeni radar sisteminin getirildiğini ifade edenlerde olmuştur. Ancak, kayıt dışı ekonomi kapsamında yer alan sahte belge düzenlemenin önüne geçilmesi konusunda yapılan yeni düzenlemenin sonuçları önümüzdeki yıllarda ortaya çıkacaktır. Çünkü, sahte belge düzenleyenler il il, hatta vergi dairesi vergi dairesi gezip mükellefiyet açtırıp kapamak suretiyle haksız kazanç elde etmektedirler. Genel Tebliğle yapılan düzenlemeyle; piyasaya naylon fatura sürerek haksız kazanç elde edenlerin, önceden merkezden analiz edilmesi planlanıyor. Sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükelleflerin, mükellefiyet kayıtları hızlıca terkin edilerek (silinerek) vergi incelemesine başlanacaktır. Radara takılan mükelleflerin yeniden mükellefiyet kaydı açabilmesi için, belirlenen sürede bağlı olduğu vergi dairesine başvurması, belirlenen tutarda teminat göstermesi ve vergi borçlarını ödemesi gerekmektedir.[4]

Elbette ki kayıt dışı ekonomi ile mücadele uzun soluklu ve zaman alan bir konudur. Bu konuda ülkemizin mesafe alacağı daha çok yol vardır ve halen 2019-2021 dönemine ilişkin Kayıt dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı tüm tarafların desteğiyle uygulanmaktadır. Ülkemizin kayıtlı ekonomiyi tam olarak tesis etmesi ve Vergi İdaresinin sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlemeyi tamamen ortadan kaldırması için söz konusu Genel Tebliğle yapılan düzenleme son derece olumlu olmuştur. Vatandaşların mükellefiyet açtırması ve mükellefiyetlerini sona erdirmeleri de en temel mükellef hakkıdır. Ancak, sadece sahte belge düzenlemek ve bu belgeleri bir maddi çıkar karşılığında piyasaya sürmek suretiyle muhasebe sistemine, katma değer vergisi sistemine ve kazanç ve iratların doğru tespitine büyük zarar veren kötü niyetli mükelleflerinde, Vergi İdaresi tarafından hızlı bir şekilde tespit edilerek kayıtlarının silinmesi, hem İdareye hem de vergiye uyumlu mükelleflere büyük yarar sağlayacaktır.

  1. 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu
  2. 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu
  3. 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu
  4. 3076 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı Eki 2021-2023 Dönemi Orta Vadeli Mali Plan
  5. 60 numaralı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi
  6. Gelir İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Faaliyet Raporu, Şubat 2020, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı, Yayın No:349
  7. 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
  8. 520 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
  9. https://www.verginet.net/dtt/11/Vergi-Sirkuleri-2020-141.aspx.
  10. Ahmet KARABIYIK, Vergi Doktoru, Maliyeden Naylon Faturacılara Yeni Radar, 13.10.2020, https://www.hurriyet.com.tr

(Lebib Yalkın Mevzuat Dergisini Şubat 2021 sayısında yayınlanmış olup Sn. Türkay’ın özel izni ile yayınlanmaktadır.)
[1] Gelir İdaresi Başkanlığı 2019 Yılı Faaliyet Raporu, Şubat 2020, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı, Yayın No:349.
[2] 520 sıra no.lu VUK Genel Tebliği.
[3] https://www.verginet.net/dtt/11/Vergi-Sirkuleri-2020-141.aspx.
[4] Ahmet KARABIYIK, Vergi Doktoru, Maliyeden Naylon Faturacılara Yeni Radar, 13.10.2020, https://www.hurriyet.com.tr

Yorumlar

  • F
    Fatih Sultan Dinç
    Sahte belgenin önüne bu şekilde mi geçilecek. İnsanlar gülüyor böyle haberlere. Vergi numaraları sahte değilki. Belgeler sahte. Aynı seri numaralı faturalar elden ele dolaşıyor. 5.000 TL altında yüzlerce fatura toplanıyor. Bunun tek çözümü barkotlu elektronik e-fatura sistemi. Alt yapı biran önce yapılmalı. Elde kesilen fatura ortadan kalkmalı. Rant sahipleri bunu iyi biliyorda kimsenin işine gelmiyor.

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor