Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Nazmi KARYAĞDI
03 Mayıs 2021Nazmi KARYAĞDI
990OKUNMA

Para Politikasını Konuşuyoruz da ya Maliye Politikası!

TC Merkez Bankası rezervleri, dolambaçlı kapılar arkasında açık piyasa işlemleri, döviz kuru, faiz derken milletçe para politikası uzmanı olduk.

Bunda elbette iktisatçılarımızın ve konuyla ilgili yazarlarımızın yeni medya (sosyal medya, kişisel blog ve yeni internet siteleri) yoluyla topluma doğrudan ve sansürsüz ulaşabilmelerinin de etkisi var.

Öte yandan sanki sadece para politikasıyla enflasyonu da faizi de kuru da yani muhteşem üçlüyü istediğimiz yere çekebileceğimiz yanılsamasına girdik.

Oysaki ekonomiyle, kamu maliyesiyle ilgilenen herkesin bildiği bir gerçek vardır.

Ekonomi yönetimi para ve maliye politikalarının uyumu sayesinde hedeflerine ulaşabilir.

Aksi durum çift motorlu uçağı tek motor ile uçurmaya benziyor.

Maliye politikasının temel araçları ise kamu harcamaları, vergiler ve borçlanmadır.

Bugün yaşananları irdelediğimizde diyebiliriz ki; maliye politikasının geri planda kalmasının nedeni bütüncül bir maliye politikasının olmamasından kaynaklanıyor.

Zira açıklanan programlara, reform listelerine ve eylem planlarına baktığımızda stratejik bakış açısından ziyade genel müdürlükteki bir şube müdürlüğünün, üst makamların talebi üzerine hazırladığı niyetler ya da eylemler kanaatini insanda oluşuyor.

Bir örnek vermek gerekirse 12 Mart 2021 tarihli Ekonomi Reformları arasında yer alan vergisel reformlara bakabiliriz:

  • Tüm mükellefleri kapsayacak şekilde 7/24 hizmet verebilen “Türkiye Dijital Vergi Dairesi” uygulaması hayata geçirilecektir.
  • Teknolojik yeniliklerden yararlanmaya devam edilecek, “Dijital Vergi Asistanı” sistemi oluşturulacaktır.
  • Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları revize edilecektir.
  • Dijital Vergi Denetimi Sistemi geliştirilerek, vergi iade incelemeleri dahil olmak üzere inceleme süreleri kısaltılacaktır.
  • Standartlara dayalı, öngörülebilir ve haksız rekabetin önlenmesini sağlayan denetim modelleri uygulanacaktır.

“Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü”

Yıl ortasında kurumlar vergisi oranını artırmak da tam bizim “Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü” atasözümüzü çağrıştırıyor.

Soğukların en şiddetli olduğu ortamda tiril tiril ince ve beyaz renkli kıyafetle sokağa çıkmak gibi.

Bu nedenle de 2021 yılının ilk çeyreği bitmişken, bu yıla ait kurumlar vergisini artırmak da bir vergi politikası olmadığını açıkça gösteriyor.

Ayrıca finansman gider kısıtlaması, araç kiralama giderlerini ve masraflarının kısıtlanması gibi bir politikanın uygulanmasından ziyade gündelik sorunlara çözüm arayan düzenlemelerin yapılması da bütüncül bir politika olmadığını gösteriyor.

Kamu gelirleri böyle iken kamu harcamalarında da benzer durumu gözlemlemek mümkün.

Nitekim her yıl daha da artan bütçe açıkları sıkı maliye politikasından uzaklaşıldığının en önemli göstergesi durumunda.

Bütçedeki kaynak dağılımı incelendiğinde altyapı harcamalarının önceliklendirildiği, üstyapının, insan sermayesinin ikinci planda yer aldığı görüyoruz. Örneğin 2020’da Sağlık Bakanlığı’nın harcaması 68,5 milyar iken Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 58 milyar lira olması gibi…

Hatta 2020 yılı başlangıcında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçesi 29 milyar lira ödenekle bütçe bağlanmışken yılsonu harcamasının ek ödenekler vasıtasıyla 58 milyar liraya ulaşması da hem bütçenin hazırlanması hem de uygulanması açısından mali disiplinden uzaklaşılması anlamında önemli bir örnek durumunda. 

Önerilerimiz

Bugün gelinen noktada maliye politikasının hem son yılların ekonomik gelişmelerine hem de COVID-19 nedeniyle ortaya çıkan duruma cevap verecek şekilde yeni bir anlayışla dizayn edilmesi gerekiyor.

Güçlü ve şeffaf bir maliye politikasından uzaklaşarak hem kamu harcamaları politikasını hem de vergi politikasını aksiyon bazlı yönetmek sağlıklı bir büyüme ve istihdam artışının önünde bir engel olarak durmaktadır.

Kamu harcamaları, alt yapı harcamaları ağırlığından çıkarılarak sayısal altyapıya (geniş bant fiber) ve üstyapıya yani insana yönelik olmalıdır.

Kamu harcamalarında etkinlik, verimlilik, şeffaflık ve hesap verilebilirlik temin edilmelidir.

COVID-19’dan kaynaklı olarak ortaya çıkan yaşam şartları zorluklarını hafifletmek için daha güçlü toplumsal destekler (Hane halkına, küçük işletmelere ve esnafa…) devreye alınmalıdır.

Vergi politikası tam bir politikasızlık alanı haline dönüşmüştür. Yıl içinde kurumlar vergisi artışı gibi yatırımı ve büyümeyi olumsuz etkileyen düzenlemeler, asgari ücretin vergilenmesi nedeniyle ancak hayatını sürdürebilme imkanı olan kişilerden vergi alınması gibi uygulamalar, toplumun refahı için temel kaynak olan vergilerin toplumun refahını azaltması sonucunu doğuruyor.

Açık bir şekilde söylemek gerekirse;

Vergi sistemimiz, halk için harcanacak paranın halkın zorunlu harcamalarından finanse edilmesi şeklindeki gayri adil yapısından çıkarılarak, ülkenin kaynaklarını kullanarak kazanç elde eden kişi ve kurumlardan toplanan vergilerden oluşan adil bir yapıya dönüştürülmelidir.

Yorumlar

  • K
    Kemal ÇAĞLAR
    Üstad; Kıymetli görüşleriniz, yerindelik ve gerçeklik bağlamında çok oturmuş, kaleminize ve gönlünüze sağlık. Sizi canı gönülden tebrik eder sevgi ve saygılarımı sunarım. Sağlıcakla kalın. 03 Mayıs 2021 Kemal ÇAĞLAR

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor