Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşey

Ekonomi, Maliye

Adnan YILDIRIM
05 Eylül 2021Adnan YILDIRIM
250OKUNMA

Pandeminin Gölgesinde Sanayi İşletmelerinin Finansmana Erişimi

Pandeminin ikinci yılında, virüsün varyantları ve yeni dalgalarıyla etkisini sürdürdüğü bu dönemde, tedbirlere uyum ve aşılamanın düzeyine bağlı olarak oluşan vaka ve vefat sayıları her ülkenin ve ülke ekonomilerinin farklı etkilenmesine neden oluyor. Ekonomilerin normalleşmesinde, Türkiye’de ve dünyada finansmana erişimin kolaylığı ve finansman maliyetleri önemli enstrüman olarak görülüyor. Önlemleri katı uygulayan, hızlı aşılama ile ekonomisini ve günlük yaşamı erken normalleştirebilen ülkelerin piyasaları daha hızlı normalleşiyor. Dünya genelinde merkez bankalarının 2009 sonrasında başlayan ekonomiyi destekleme politikaları ise halen devam etmekte, merkez bankalarının para arzını ve varlık alımlarını sınırlandırma adımları pandeminin geçip ekonomilerin normalleşmesine endekslenmiş durumdadır. Bu nedenle, enflasyondaki gelişmeleri de yakından izleyen merkez bankalarının ve büyük ekonomilerin kararlarına bağlı olarak, önümüzdeki dönemde bazı ülkelerin yada ülke gruplarının finansmana erişimde zorluk ve maliyet artışları yaşanması muhtemeldir.

Küresel boyutta finansmanın bol, maliyetlerin düşük olduğu pandemi dönemi, gelişmekte olan ekonomiler için dalgalı bir süreç olmuştur. Türkiye ekonomisinin pandemi öncesi durumuna da bağlı olarak; 2019 ve 2020’de kredi hacminin artırılması ile TCMB ve bankacılık uygulamaları sonucunda düşük tutulan faiz oranları, artan döviz talebi kaynaklı kur artışına ve yüksek enflasyona neden olunca 2020 son çeyreğinden itibaren tekrar faiz artışı yapmak zorunda kalınmıştır. Güncel durumda, Türk Lirasında kamu finansmanı %19, işletmelerin finansmanı %20, orta&uzun vadeli döviz kredi talepleri ise %7 ve üstü faiz oranlarıyla karşılanabilmektedir. Özellikle sanayi işletmelerinin yatırım ve proje finansmanı talepleri için orta ve uzun vadeli kaynak tedariki gerekir. Yüksek faiz oranları (ve kısalan vadeler) yeni yatırımların ve projelerin hayata geçirilmesine engeldir. Ekonominin büyütülebilmesi ve istihdam artırışı sağlayacak yeni yatırımlar ve projelerin başlatılabilmesi için uygun finansman maliyetleri ile uygun vade yapısının oluşması belirleyicidir.

Türkiye ekonomisinde finansmana erişimi, finansman maliyetlerini ve vadeleri belirleyen önemli konu başlıklarında güncel durumu özetlemek gerekirse,

  • TCMB’nin net döviz rezervi, swaplar sonrasında (Temmuz-2021 sonu itibariyle) eksi (-) $41,4 milyardır.
  • Yurtdışı bankalara net ödeme yapılmaya devam edilmektedir.
  • Yabancı sermaye girişi (gayrimenkul hariç) çok sınırlıdır.
  • Turizm gelirlerinin durumu cari açığın finansmanına sınırlı katkı yapmakta, ithalat önlemlerine bağlı olarak yıllık cari açık $30 milyar seviyesindedir.
  • Toplam dış borcumuz $448,4 milyar, kısa vadeli kısmı $190 milyar; Hazine’nin döviz cinsinden borcu (Haziran sonunda) $135 milyar olup kamu ve özel sektörümüzün rezerv pozisyonumuza ve döviz kurlarına duyarlılığı devam ediyor.
  • Hazine, TL’de %19, dövizde %5’in üzerinde faiz oranlarıyla borçlanıyor.
  • Kredi/mevduat oranı 2020 sonuna göre 5 puan daha düşerek %103 seviyesinde olup Türkiye ekonomisinin %5’in üzerinde istikrarlı büyüdüğü dönemlerdeki %120’lerin epey altındadır.
  • Bireysel kredilerdeki artış, ticari kredilerdeki artışın 15 puan kadar üzerinde seyretmektedir.
  • Ticari krediler içinde KOBİ’lerin payı artırılamamaktadır.
  • Kredilerin yapılandırılması ve takibi konusunda BDDK düzenlemeleri ile hazine destekli KGF garantili kredilerin tazminine ilişkin düzenlemeler nedeniyle tahsili gecikmiş alacakların gerçek durumu anlaşılamamaktadır.
  • Bankalardaki mevduatın %55’i döviz cinsinden, kredilerin %64’ü TL cinsindendir. Diğer bir deyişle, döviz kurlarındaki artış beklentisi kırılamadığı için mevduatta döviz, kredide ise TL tercihi belirgin bir şekilde devam ediyor.
  • Kredilerde artış hızı düşmekte, mevduat artışı ile fark küçülmektedir.
  • 400’ün biraz altındaki ülke CDS’imiz çok yüksektir ve kronik hale gelmiştir.

Yukarıda özetlediğini tablonun doğal sonucu olarak, yatırım kredileri başta olmak üzere reel sektörün finansmana erişimi sınırlıdır; maliyetler yüksek, vadeler kısadır. Mevcut durumun, kredibilitesi yüksek orta vadeli bir programa bağlı olarak nasıl bir takvimde iyileşeceğinin öngörülebilir olmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Önümüzdeki dönemde orta&uzun vadeli yatırımla büyüme projeksiyonu olan işletmelerin, mevcut finansman olanaklarına ek olarak sermaye piyasasında halka arz, yurtdışından uygun maliyetle doğrudan kaynak temini, alacak sigortası, barter vb. alternatifleri kullanmaları doğru olabilir. Finansmana erişimin kolaylaşması, faizlerin düşmesi ve vadelerin uzaması için; TCMB rezervinin artması, Hazine’nin borçlanma ihtiyacının düşürülmesi ile yeniden uygun maliyetli dış kaynak girişinin başlaması konularında olumlu gelişmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaçla, Mart ayında açıklanan hukuk ve ekonomi reform paketleri ile eylem planlarının etkileri henüz anlaşılamamıştır. Başta AB ile gümrük birliğinin güncellenmesi olmak üzere dış politika ve jeopolitik konularda yapılan görüşmelerin ve atılan adımların etkileri yakından takip edilmektedir. Kurumsal yönetim, karar süreçleri, kredibilite, güven ortamı, hukukun üstünlüğü, bağımsız ve tarafsız kurumların etkinliği, uluslararası ilişkilerde mevcut Türkiye algısında belirgin bir iyileşme sağlanması, uygun koşullarda küresel finansmana erişimi de kolaylaştıracaktır.

Pandeminin Gölgesinde Sanayi İşletmelerinin Finansmana ErişimiPandeminin Gölgesinde Sanayi İşletmelerinin Finansmana Erişimi

Yorumlarınızı Bize Yazınız

Soru Sor