Vergi, Maliye, Ekonomi, Sosyal Güvenlik, Ticaret Hukuku Hakkındaki Herşeyyeni e-konomi
Nazmi KARYAĞDI
16 Ağustos 2018Nazmi KARYAĞDI
115OKUNMA

Mükellefin Defterleri Boşsa Vergi Müfettişi İndirim KDV’leri Reddedebilir mi?

1990’lı yılların ortalarıydı.

Şirin bir Anadolu şehrinde yaz aylarında turnedeydim.

Karşıt inceleme için bir avukatın serbest meslek defterini talep etmiştim.

Yasal süre geçmiş olmasına rağmen avukat defterini inceleme için getirmemişti.

Derken avukatın defterini tutan SMMM arkadaşımıza ulaştım o da ertesi gün elinde boş defterle geldi.

Defter kayıtlarının bilgisayardaki muhasebe programında yer aldığını ancak deftere basamadıklarını söyleyerek ek bir süreye ihtiyaçları olduğunu söyledi.

Ben de kendisine 15 güne kadar defteri beklediğimi söyledim.

O arada iki avukatı daha karşıt inceleme için defterlerini ibraz etmeleri için çalışma yerimize davet ettim.

Aradan geçen 15 günün sonunda yine aynı muhasebeci yine elinde boş defterlerle ve yine aynı mazeretle geldi.

Ben de bu kez kendisine istediği ek süreyi verdiğimi söyledim.

Ve kendisine, defterlerini tuttuğu tüm mükelleflerin listesini bana getirmesini söyledim.

2 gün sonra yanıma geldiğinde 100 kişilik bir listeyi bana iletti.

Pek çoğu avukat, doktor ve eczacıdan oluşan bir listeydi.

SMMM arkadaşımıza şunu sordum:

“Bu listedeki mükelleflerin defter kayıtlarını yaptınız mı, defterler basılı mı?”

Bu soruyla birlikte meslektaşımızın gözünden yaşlar akmaya başladı.

“Üstadım, kumar denen illete bulaştım. Hanımım çocukları aldı, evi terk etti gitti. Bu arada da muhasebe işlerimi aksattım. Resmen hayatım allak bullak oldu. Berbat bir vaziyete büründü. Bu arada da görevlerimi yerine getiremedim. Bu çıkmazdan kurtulmak istiyorum” dediğinde bir vergi incelemesi sürecinin değil bir hayat dramının kapağını açtığımı fark etmiştim.

Defterleri tutulan mükelleflerin KDV beyannameleri zamanında verilmiş, çıkan vergiler ödenmişti. Ama defterlerin hepsi boştu.

O yıllarda geçerli olan mevzuatta bu eylemin karşılığı şöyleydi:

KDVK 29/3. İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir.”

Yani lafzen, defterlere kaydı yapılmamış KDV’yi indirmek mümkün değil, deniliyordu.

Bu durumda ya yasaların bekçiliğini yapacaktım ve turnede bulunduğumuz ilin kalburüstü tabir edilen mükelleflerinin tüm indirim KDV’lerini reddedecektim ve daha önce indirdikleri vergileri onlardan cezası ve faiziyle bir kez daha isteyen raporlar düzenleyecektim.

Ya da yasaları çiğnemeden bu kişinin hayata tutunmasına yardımcı olacaktım.

“Falanca bey bak, sana bir ay süre. Bu sürede bu defterlerde eksiklikler varsa tamamlayıp, hepsini yazdırıp bana getireceksin. Eğer defterler bu sürenin sonunda yazılı olarak gelmezlerse raporların düzenlenmesinden başka bir seçeneğin olmayacak maalesef.” dedim.

Meslektaşımız, bir ay bitmeden, koliler içinde defterlerle kan ter içinde çalışma ofisime girdi.

“Üstadım bütün defterler tamam. Eksikliklerini tamamladım, hepsini de noter onaylı defterlere bastırdım”

Şöyle bir kısa bir kontrolden sonra “Tamam, defterleri götürebilirsin.” dedim.

Karşımdaki kişinin gözlerindeki mutluluğu, hayata bir yerinden ve yeniden tutunmuş olmasının ışıltısını farkettim.

O dönemde benden yaşça oldukça büyük olan meslektaşım birden boylu boyunca sarıldı.

“Allah sizden razı olsun. Bana sadece defterleri yazdırmam için değil resmen hayata yeniden tutunmam için bir fırsat verdiniz. Size ne kadar müteşekkirim, tahmin edemezsiniz” dedi.
“Estağfurullah” dedim.

“Bundan sonra işini doğru yap. Zaten kumar illetinden de kurtulmuşsun. İnşallah eşinle ve çocuklarınla da en kısa zamanda bir araya gelirsiniz” diye onu uğurladım.

Sevgili VERGİALGI takipçileri,

Geçen haftalarda internette okuduğum (mevzuatinyeri.com) Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun (VDDK) bir kararı beni Hesap Uzmanlığı mesleğimin ilk yıllarına, yukarıda anlattığım hatırama götürdü.

Karara konu olan hikâye de bir yönüyle bizim yaşadıklarımıza benziyor.

Vergi müfettişi, SMMM meslektaşımızı incelerken onun ofisine gidiyor.

Müfettiş, Sulh Yargıcından alınmış bir arama kararı olmaksızın SMMM’nin defterini tuttuğu müşterilerinin yazdırılmamış defterlerine el koyuyor ve defterler yazdırılmamış olduğu için tüm mükelleflerin KDV’lerinin tamamını reddeden vergi inceleme raporları düzenliyor.

Konu yargıya intikal ediyor ve sonuçta VDDK, defterlerin usule uygun bir şekilde denetim elemanına ibraz edilmediği ve yasadışı delillere dayanarak rapor düzenlendiği gerekçesiyle Vergi Müfettişince düzenlenen ve boş defterler nedeniyle mükellefin KDV indirimini reddeden raporu iptal eden bir karar veriyor. (13.12.2017 tarih ve E: 2017/368, K:2017/626).
İşte aynı yasa ancak iki ayrı hikâye ve iki ayrı sonuç.

Ne mutlu ki hem Hesap Uzmanlığımda hem de Gelir İdaresi Daire Başkanlığımda bu ülkeye ve bu yüce millete hizmet ederken Şeyh Edebâli'nin damadı Osman Beye nasihati olan ''İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın'' ilkesini elimden geldiğince hayata geçirme imkânım oldu.

Unutmayalım ki vergi Devletin, vatandaşın hukukuna doğrudan müdahale ettiği bir alandır.

Bu nedenle de günümüz Türkiye’sinde vergicilik alanında yasallık, hakkaniyet ve adalet duygularını temel ilkeler olarak hayata geçirmek zorundayız.